İçindekiler:

15 Ocak 2026
Sayı: KB 2026/01

Anti-emperyalist mücadeleyi büyütelim!
2025'in aynasında dünya
ABD'nin Venezuela'ya saldırısı
Emperyalistlerden vasallara yakışan tutum
İran'da yeni protesto dalgası
Trump-Netanyahu buluşması
Sermaye partilerinin ortak söylemi...
Yeni süreç, rejimin tahkimi
Kürtlerin kazanımları hedefte!
HTŞ'den Kürtlere "savaş" ilanı
Emperyalist saldırganlık karşısında susanlar
ABD, Türkiye ve Kürt sorunu
Halklara ölüm, İsrail'e toprak
İran'da kitle eylemleri devam ediyor
ABD'nin Venezuela'ya çökme planı
ABD'nin Latin Amerika stratejisi
Monroe oldu, "Donroe Doktrini"
31. Rosa Luxemburg Konferansı üzerine
Birleşik, kitlesel, siyasal bir sınıf hareketi
2025 yılı ve gençliğin "Mart isyanı"
Kadın işçiler bir adım öne!
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

31. Rosa Luxenburg Konferansı üzerine

 

Berlin’de katledilen unutulmaz devrimciler Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht ile Lenin’in anısına 11 Ocak’ta düzenlenen LLL yürüyüşüne bu yıl da kitlesel bir katılım oldu. Burjuva basın ve haber sitelerinin dahi gizleyemediği ve eylemde en çok dikkat çeken şey gençliğin katılımının yüksek olmasıydı. Gençliğin eyleme katılımı son yıllarda adım adım artıyor. Bu ise yıl özellikle 20 yaş altı gençlerin katılımı dikkat çekiciydi. Almanya Komünist Partisi gençlik örgütünün yaptığı bir araştırmaya göre, okullarda gençlerin yüzde doksanı askerliğin zorunlu hale getirilmesini reddediyor. Bu tepki, bir süre önce askerliğe karşı yapılan okul grevine 50 binin üzerinde gencin katılımıyla da belirgin şekilde kendini göstermişti. 

Gençliğin militarizme karşı biriken tepkisi eyleme de yansıdı. Eylemde “Askerliğe hayır, silahlanmaya hayır, sosyal kesintilere hayır!”, “Para var, onu zenginlerden alalım!”, “Kamulaştırma şimdi!”, “Gençlik, gelecek, gelecek sosyalizm” en çok atılan sloganlardı. Ayrıca “Özgür Filistin!”, “Yaşasın uluslararası dayanışma!” ve “Geleceğimiz çalındığı için buradayız!” söylemleri de dikkat çekiyordu.

***

Alman işçi hareketinin büyük savaş karşıtı mitingine adını veren iki kişiden biri Karl Liebknecht’tir. Liebknecht, 1890’lardan itibaren görünür olmaya başlayan militarizme, 1914’te tüm Avrupa’yı yutacak ve dünyayı girdabına çekecek olan savaş tehlikesine karşı mücadelenin sembolü olmuş; bu yönü ile de halen gençliğe örnek olmaktadır. 1904’te bir SPD parti kongresinde “Die Jugend und der Kampf gegen den Militarismus” (Gençlik ve militarizme karşı mücadele) başlıklı bir konuşma yapan Liebknecht, özellikle gençliği kazanmanın önemine vurgu yapmış ve yaklaşan emperyalist savaşa karşı mücadelede öne çıkmaları için gençlere çağrıda bulunmuştur.

Militarizm karşıtlığının yeniden gündemde olduğu bu süreçte sadece pazar günü yapılan geleneksel yürüyüşte değil, bir gün önce yapılan 31. Rosa Luxemburg Konferansı’nın da katılımcıları arasında 20 yaş altı gençlerin belirgin şekilde yer alması önemliydi. 20-30 yaş aralığındaki gençlerin binlerce katılımcının büyük çoğunluğunu oluşturması da kayda değer bir gelişmeydi.

“Savaşa balıklama dalmaya, silahlanma çılgınlığına ve medyanın seferberlik çağrısına karşı…”

1996’dan bu yana her yıl ocak ayının ikinci cumartesi günü Berlin’de Uluslararası Rosa Luxemburg Konferansı düzenleniyor. Konferans, ülke çapında yayımlanan etkili günlük sol gazete junge Welt tarafından düzenlenmektedir. Bu yılki etkinliğin odağında dünya genelindeki sol hareketlerin ve partilerin deneyimleri, analizleri ve faaliyetlerine ilişkin sunum ve tartışmalar önemli bir yer kapladı. Her yıl olduğu gibi Almanya’daki gelişmeler ve güncel siyasi mücadelelere dair fikir alışverişi de yapıldı.

Konferansın konuşmacıları ve ziyaretçileri farklı siyasi anlayışlardan ya da örgütlü olmayan kişilerden oluşuyor. Hepsini birleştiren, emperyalist savaş tehlikesine karşı mücadelenin olanakları, sosyalist bir çıkış yolunun tartışılması ve benzeri temalar oluyor.

31. Rosa Luxemburg Konferansı’nda yapılan sunumlarda, emperyalist burjuvazinin kapsamlı ekonomik, sosyal, siyasal saldırılarının çeşitli ülkelerde ne anlama geldiği çarpıcı biçimde dile getirildi. Ayrıca bu saldırı furyasına karşı nasıl bir mücadelenin örgütlenmesi gerektiği de tartışılan başlıklar arasında yer aldı. Konferans tartışmalarında “İşler egemenler için pürüzsüz gitmiyor…. Askerî maceralarında, onların önüne set çekelim – üçüncü dünya savaşı için ne bir insan ne bir kuruş!” vurguları farklı konuşmacılar tarafından dile getirildi. Öne çıkan vurgu ve başlıkların bir kısmı şöyleydi:

Manuel Pineda (İspanya KP), Trump’ın Küba’yı “terör devleti” olarak sınıflandırmasını, “devrimi boğma girişiminde yeni bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi.

İktisatçı Jörg Goldberg, uluslararası ilişkilerde kriz ile genel olarak şiddetin yaygınlaştırılması arasındaki ilişki üzerine sunum yaptı.

Rejisör Dror Dayan, Gazze ve Batı Şeria’ya dair raporlarıyla emperyalist/siyonist saldırganlığın yarattığı insani dramı anlattı.

Pablo Iglesias ve Irene Zugasti Hervas (İspanya’dan), video aracılığıyla savaş medyası üzerine önemli sunumlar yaptı. 

Sendikacı Cinzia Della Porta (İtalya), liman işçilerinin İsrail’e ya da Ukrayna’ya silah sevkiyatlarını nasıl engelleyebildiklerini anlattı. 

Canlı video bağlantısıyla konferansa katılan BM Özel Raportörü Francesca Albanese ise, İsrail’in Filistin halkına karşı yürüttüğü savaşı sert ifadelerle kınadı.

Sunumlar emperyalist saldırganlığın vardığı boyutu göstermesi ve buna karşı mücadelenin önemine çubuk bükmesi bakımında oldukça anlamlıydı. 

 

 

Berlin LLL yürüyüşünden gözlemler

 

Rosa Lüksemburg ve Karl Liebknecht katledilişlerinin 107. Yılında, Berlin’de 10-11 Ocak’ta düzenlenen konferans ve yürüyüş etkinlikleri ile anıldı.

Etkinlikler, cumartesi günü düzenlenen 31. Rosa Luxemburg konferansı ile başladı. Almanya olmak üzere Küba, Amerika, Türkiye, İspanya ve İtalya’dan yazarlar, akademisyenler, insan hakları savunucuları, gazeteciler katıldı. 

Yürüyüşün yapıldığı gün dondurucu soğuğa, hava koşullarından dolayı başka şehirlerden Berlin’e ulaşmanın neredeyse imkansız olmasına rağmen binlerce kişi sabah saatlerinden itibaren Frankfurt Tor’da toplanmaya başladı. Saat 10 sularında başlayan yürüyüşte dikkat çeken belli başlı noktalar şöyleydi:

1-Yürüyüşe en kitlesel katılımı gençliğin sağladığı açık bir şekilde görünüyordu. 

2-Emperyalist haydutluk (ABD’nin Venezuela’ya saldırısı) hem atılan sloganlarla hem taşınan döviz ve pankartlara yazılan şiarlarla protesto edildi.

3-Gençliğin yoğun katılımı gibi, Almanya’da adım adım askerliğin zorunlu hale getirilmesine olan tepki de belirgindi.

4-Emperyalist devletlerin artan silahlanma ve militarizm politikalarına duyulan tepki dikkat çekiciydi. Suriye, Filistin, Yemen ve Latin Amerika’ya yönelik saldırılara da tepki büyüktü. Bu, neredeyse tüm kortejlerin hem bayrak ve flamalarından hem hem dağıtılan bildirilerden yansıyordu.  

5-Binlerce kişinin dondurucu soğukta Rosa ve Karl’ın anısına bağlılığının örneği olan bu eyleme katılması, bu yılki eylemi her zamankinden daha anlamlı kıldı. 

6-Alman komünist Partisi’nin (DKP) kortejinin kitlesel olması dikkat çekerken, son gelişmelerle ilgili yaptıkları politik konuşmalar da dikkat çekiciydi. DKP’nin gençlik örgütü SDAJ’ın hem kitlesel katılımı hem zorunlu askerliği boykot çağrısı yapması anlamlıydı. 

7-Sınıf devrimcilerinin bu yıl Trozt ALLEDEM ile cumartesi günü “Bugünün dünyası, emperyalist savaş ve görevlerimiz” başlıklı ortak bir etkinlik yapmaları çok anlamlı oldu.     

BİR-KAR’lı bir işçi