23 Nisan 2005
Sayı: 2005/16 (16)


  Kızıl Bayrak'tan
  Hükümet krizinden kriz hükümetine
  1 Mayıs’ta Kadıköy’deyiz!
  TKiP İstanbul İl Komitesi’nden 1 Mayıs çağrısı
  BDSP’den 1 Mayıs için çağrı
  Sendika bürokratlarının 1 Mayıs’ı
devrimci özünden arındırma çabası
sürüyor
  Faşist saldırılara karşı
1 Mayıs’ta alanlardayız!
  “İşçiler birlik, halklar kardeş olmalı!”
  Sağlık emekçileri iş bıraktı
  “Maliye emekçileri bu yasayı uygulamayacak!”
  Kıbrıs sorunu, Ermeni soykırımı, Öcalan’ın yeniden yargılanması
ve AB
  Erdoğan kasap Şaron'un huzuruna
çıkmaya hazır!
  Emekçilere düşmanlığın sembolü: Turgut Özal
  Ulusal sorun ve Kürt hareketi/11 : “Tarihi Ortadoğu sentezi”: BOP ekseninde “karma demokrasi”
 Ekvadorlu emekçiler rejime geri adım
attırdı
Emperyalist güçler arası çatışma BM
üzerinden dışa vuruyor

 İstanbul Liseli Gençlik Platformu 1 Mayıs pikniğinde buluştu

 Geleceğimiz ve özgürlüğümüz için
1 Mayıs’a!
 Ankara BDSP’nin 1 Mayıs çalışmalarından
İzmir BDSP’nin “1 Mayıs’a Doğru Birlik
ve Dayanışma Pikniği”
Adana BDSP’nin 1 Mayıs çalışmaları
Özerk demokratik üniversite için
1 Mayıs’ta alanlara!
ODTܒde eylem ve etkinlikler
Basından
  Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın


 

Ege Üniversitesi Öğrencileri'nin Öğrenci Şenliği'ni provoke eden rektöre yanıtı:

“Polis-idare işbirliğine son!”

İzmir Öğrenci Koordinasyonu'nun YÖK disiplin yönetmeliği ile ilgili başlatmış olduğu kampanyanın bir parçası olarak 18 Nisan günü örgütledikleri öğrenci şenliği rektörlük tarafından provoke edildi. Neredeyse tüm siyasetlerin destek verdiği etkinliğin başlama saati 15:00 iken, rektörlük şenlik alanı ve civardaki tüm kantin/kafelerin elektriğini saat 18:00'a kadar kesti.

Elektriğin olmadığı bölümde okulun müzik grubu olan Luisnika çıplak sesle de olsa öğrencilerin öfkesinin sesi oldu. Şarkı aralarında “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir!” sloganlarının alandaki herkes tarafından atılması etkinliği engellemek isteyen rektörlüğe anlamlı bir yanıt oldu. Elektrik geldikten sonra sahneye çıkan sanatçılar durumla ilgili tepkilerini ifade ettiler. Gelen sanatçılardan birisi de Ali Asker'di. Ali Asker'in sahneye çıkmasına az bir zaman kala elektrik aniden kesildi. Öğrenciler saatlerdir beklemiş olmanın öfkesiyle elektriğin verildiği kantine doğru koşmaya başladılar. Kafenin hemen arkasından bir toros marka otomobilin uzaklaştığını gören öğrenciler arabayı taşlamaya başladılar. Otomobille kaçanlar elektriği kesen sivil polislerdi. Ancak korkudan bir arkadaşlarını almayı unutmuşlardı. O da kafenin arka kapısından kaçmaya çalışırken yakalandı. Alana getirilen polis kızgın kalabalık tarafından tartaklandı. Daha sonra ise şenlik alanından kovuldu.

Ardından siyasetlerin biraraya gelmesiyle bu olayın sivil polise karşı duyulan bir tepki olmaktan çıkartılıp, polis-idare işbirliğinin hedeflenmesi konusunda ortaklaşıldı. 20 Nisan günü Ekim Gençliği, Öğrenci Koordinasyonu, SDG, Öğrenci Muhalefeti, SGD, Emek Gençliği, DGD ve İzmir Gençlik Derneği tarafından rektörlük önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Rektör açıklama yapması için kapıya çağrıldı. Rektörün kapıya gelmemesi üzerine rektörle görüşmek üzere iki arkadaşımız içeriye girdi. Basının ve bir İHD'linin de içeri girmesini isteyen öğrencilerin bu talebi reddedilince ÖGB ile kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Arkadaşlarımızın rektörle görüşmesinin ardından basına rektörün cevapları aktarıldı. Polislerin okul içinde olduklarından haberi olmadığını söyleyen rektör, “yaptığınız herşeyden haberim var” diyerek kendi kendini yalanladı. Konu Serkan Eroğlu'na geldiğinde ise “çok ileri gidiyorsunuz, yine de size soruşturma açmayacağım” tehdidini savurma arsızlığında bulundu. Yapılan açıklamada “hangi baskı ile karşılaşırsak karşılaşalım Serkan Eroğlu'nun katliyle sonuçlanan polis-idare işbirliğini bozacağız” denildi.

“Polis, idare işbirliğine son!” pankartının açıldığı eylemde “Polis, idare işbirliğine son!”, “Katil polis üniversiteden defol!”, “Soruşturmalar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz!”, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir!”, “YÖK- polis-medya bu abluka dağıtılacak!” sloganları atıldı.

Ege Üniversitesi/ Ekim Gençliği

--------------------------------------------------------------------------------

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde anlamlı dayanışma

Dokuz Eylül Üniversitesi polis-idare işbirliğinin, faşist baskıların, soruşturma ve ÖGB terörünün yoğun olarak yaşandığı bir üniversitedir. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 30 Mart etkinliği göstermiştir ki, tüm bu baskılar omuz omuza verilecek bir mücadele ile püskürtülebilir. 1 Mayıs öncesi çalışmaların yoğunluğuyla da bağlantılı olarak muhtemel bir saldırının parça parça püskürtülemeyeceğinde, ancak çalışmalar ortaklaşırsa her türlü saldırıya karşı konulabileceğinde ortaklaşan siyasetler biraraya gelerek her siyasetin afişini ortak yapma kararı aldı. 20 Nisan günü İktisat Kampüsü'nün her tarafı tüm siyasetlerin afişleriyle dolduruldu. Bu birliktelik dayanışma örneği olarak açılan ortak masalarla ve örgütlenmesi düşünülen alternatif şenlikle devam ettirilecek.

Yaşasın devrimci dayanışma!

Dokuz Eylül Üniversitesi/Ekim Gençliği

-----------------------------------------------------------------------------------------

Özerk demokratik üniversite için 1 Mayıs'ta alanlara!

İstanbul Üniversitesi'nde “Üniversite nedir?” kampanyası yaygın bir biçimde devam ediyor. Bu hafta üzerinde “Üniversite nedir?” yazan afişlerle başlattığımız kampanyamız fazlasıyla ilgi çekti. Üniversite tanımı üzerinden başlattığımız çalışmayla, öğrencileri üniversitenin sorunlarını tartıştırmaya ve çözüm arayışına itmeye çalışıyoruz. 1 Mayıs'ta üniversite öğrencilerinin taleplerini kitlesel bir biçimde alana taşıyabilmeleri hedefiyle başladığımız çalışma harcanan yoğun emeğe paralel bir verimlilikle sürüyor.

400 afiş yaparak başlattığımız kampanyamız ekseninde bu hafta anket ve referandum çalışmalarını bir arada yürüttük. Fen Edebiyat Fakültesi'nde 300 anket yaptık. Anketlerimize katılan arkadaşlarla hem okulun sorunlarına ilişkin sohbet etmek, hem de onları 1 Mayıs'a davet etmek imkanına sahip olduk.

Anketle beraber başlattığımız referandumumuza ise, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü genelinde bine yakın öğrenci arkadaş katıldı. Referanduma katılan öğrencilerin 900'e yakını “Özerk demokratik üniversite istiyorum” dedi.

Hafta ortasında yapacağımız açık toplantıda, anket ve referandum sonuçlarını bir bültenle duyuracak ve 1 Mayıs'tan önceki hafta bir şenlik düzenleyerek 1 Mayıs'a çağrı yapacağız.

Anketlere ve referanduma bu hafta sonuna dek devam edeceğiz. Üniversitemizde yürütülen tek olması açısından ciddi bir etki yaratan çalışmamızın sonuçlarını 1 Mayıs alanına taşıyabilmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

“Üniversite nedir?” kampanyası çalışanları

-------------------------------------------------------------------------------------------

Kışla değil üniversite istiyoruz!

Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü'nde geçen hafta başlattığımız “Üniversite nedir?” kampanyası bu hafta da yoğun ve ısrarlı bir çalışma olarak devam ediyor. Geçen hafta 200 anketle birlikte başlayan kampanya yaygın bir şekilde kullandığımız “Üniversite Nedir?” afişleriyle bir etki yaratmış ve ilgi uyandırmıştı. Anketlerden yansıyan sonuçlara göre, üniversite kavramının beklenilen karşılığını üretememiş olmasının ve paralı eğitimin meşrulaştırılmaya çalışılarak öğrencilere dayatılmasının rahatsızlık uyandırdığı oldukça açık görülüyor.

20 Nisan gününden itibaren başlayan referandumla da ilk günden 250 öğrenciye ulaşmış olduk. YTÜ'nün öğrencilerinin nasıl değerlendirildiğine dair sonuçları ortaya koyacak olan referandumu önümüzdeki hafta 1 Mayıs'a çağrı yapan bir etkinlikle birlikte bitirmeyi düşünüyoruz.

Bu hafta başından itibaren duyurusunu yaptığımız ve 21 Nisan günü gerçekleştirdiğimiz panelimize ilgi beklediğimizden az oldu. 24 kişinin katıldığı panelimizin bir söyleşi atmosferinde geçmiş olması olumluydu. Prof. Dr. İzzettin Önder'in katıldığı panelde üniversitenin koşullarını, öğrencilere dayatılmak istenen kimlikleri ve kapitalizmin oluşturmaya çalıştığı insan profilinde üniversitelerin payını konuştuk. Üniversitenin öğrenci-öğretim üyeleri-emekçileriyle bir bütünlüğü olduğu ve birlikte mücadele edilmesi gerekliliği üzerine vurgu yapan İzzettin Önder, öğrencileri “farkında olmaya” çağırdı.

1 Mayıs'a YTÜ öğrencilerinin kendi talepleriyle çıkmaları amacıyla başlatılan çalışma halihazırda bir ilgi uyandırdı. Ancak harcanan emek ile elde edilen sonuç arasında hala ciddi bir mesafe var. Israrlı ve yaygın bir çalışmayla hedeflediğimiz sonucu elde edeceğimize inanıyoruz.

YTÜ Hazırlık Kampüsü'nde çalışmalarımız idarenin sınırlamaları ve sürekli müdaheleleriyle karşı karşıya kalıyor. Astığımız afişlerin sayısına kadar gelip müdahale etmeye çalışıyorlar. Ancak çalışmalarımızı hiçbir engellemeye takılmadan tok ve ısrarlı bir tutumla sürdürüyoruz.

“Üniversite nedir?” kampanyası çalışanları/YTÜ