|
Eğitim-Seni kapatma girişimi boşa çıkarıldı...
Anadilde eğitim hakkı engellenemez!
Tüzüğünde yeralan Sendika, toplumun tüm bireylerinin kendi anadillerinde eğitim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur maddesi nedeniyle Eğitim-Sen hakkında Genelkurmayın direktifiyle açılan kapatma davası boşa çıktı. Mahkeme kapatma istemini reddetti.
Mahkeme heyeti yaz başında yapılan ilk duruşmada, davanın sendika yöneticilerine değil fakat sendika tüzel kişiliğine açılması gerektiği sonucuna vararak, maddenin tüzükten çıkarılması için Eğitim-Sene 60 gün süre vermişti. Davanın ikinci duruşması ve karar oturumu 15 Eylülde gerçekleşti.
Kapatma davasının başlayacağı saatlerde eğitim emekçileri, KESK Danışma Meclisi üyeleri, DİSK, TMMOB, TÜMTİS, Enerji-Yapı Yol Sen üyeleri, BDSP, Ekim Gençliği, ESP, EHP, EMEP ve DEHAPın katılımıyla Adliye binası önünde toplanmaya başladılar. Eğitim-Sen MYK üyeleri, yurtdışından gelen konuklar ve sendika temsilcileri ise mahkemeyi izlemek üzere duruşma salonuna girdiler. Duruşmanın sonuçlanmasını bekleyen yaklaşık 250 kişilik kitle sık sık Eğitim-Sen kapatılamaz!, Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!, Zafer direnen emekçinin olacak!, Direne direne kazanacağız!, Yaşasın sınıf dayanışması!, Yaşasın halkların kardeşliği/Biji bıratiya gelan!, Anadilde eğitim hakkı engellenemez!, Savaşa değil eğitime bütçe! sloganlarını haykırdı.
Mahkemede Eğitim-Senin avukatları adına Av. Kazım Genç konuştu. Genç konuşmasında, Eğitim-Senin bu dava nedeniyle tüzüğünü değiştirmeyeceğini belirterek davanın derhal düşürülmesi gerektiğini savundu. Savunmanın ardından davayı yeniden değerlendiren mahkeme heyeti, kapatma davasını esastan reddederek, Eğitim-Sen hakkında beraat kararı verdi. 15 gün içerisinde ise savcılığın anadilde öğrenimin savunulamayacağı yolundaki iddiasına yanıt verilip verilmediği belli olacak. Gerekçeli kararın açıklanması ile birlikte savcılık davayı temyiz edebilecek.
Mahkemeden çıkanlar sloganlar ve alkışlarla karşılandı. Mahkeme çıkışında KESK Genel Başkanı Sami Evren, Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi birer konuşma yaptılar. TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı ise, davanın kazanılmasının TÖB-Derden beri yaratılan devrimci mücadele geleneğinin sonucu olduğunu söyledi.
Davanın düşmesiyle birlikte kitle Adliyenin önünden sloganlarla ayrılarak toplu sözleşme kürsüsünü ziyaret etmek için Yüksel Caddesine yürüdü. Burada yapılan basın açıklamasının ardından eylem sona erdi.
Eğitim-Sene yöneltilen bu saldırı gerçekte örgütlülüğe ve anadilde eğitim hakkına yapılan bir saldırıdır. Mahkemenin verdiği karar başta eğitim emekçileri olmak üzere tüm kamu emekçilerinin ve gençliğin geçmişten bu yana kazandıkları mevzilerin bir ürünüdür. Anadilde eğitim hakkını kırıntı olarak değil ama özgürce kullanabilmek için mücadeleyi yükseltmek sorumluluğu gençliğin ve eğitim emekçilerinin omuzlarındadır.
Eğitim-Senli emekçilerle Eğitim-Sen davasını konuştuk...
Örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz!
- Eğitim-Senin kapatılması hakkında düşünceleriniz nelerdir?
1. eğitim emekçisi: Bu durum, bu ülkede demokrasinin ve örgütlenme hakkının olmadığının da bir göstergesidir. Eğitim-Sen tam da 12 Eylül sürecinde insanların sendika kurulamaz dedikleri bir zamanda, emek sarfedilerek ve bedel ödenerek kurulmuş bir sendikadır. Üye sayısı yüzbini bulmaktadır. Bugün anadilde, çağdaş ve demokratik bir eğitim talep ettiği, insanca çalışma ve yaşama koşulları istediği için kapatılmak isteniyor. Bu dava Türkiyede demokrasinin ne ölçüde olduğunun açık bir göstergesidir. Aynı zamanda bu ülkede hala ırkçı ve gerici bir devlet anlayışının egemen olduğunun bir kanıtıdır.
2. eğitim emekçisi: Bu dava tamamen siyasi bir kararın ürünüdür. Kamu sendikaları içinde en aktif olan bir sendikanın nasıl önüne geçileceği ile ilgili bir karardır. Sözde demokratik olan bir ülkede örgütlenmeye yönelik bir saldırıdır.
- Kapatma davasına açıldığı günden bugüne yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz?
1. eğitim emekçisi: Bu kısa süreç içinde gördüğüm kadarıyla ülkenin en ücra köşesinde dahi bir takım etkinlikler yaptık. Sevk alma, kokart takma, basın açıklaması gibi şeyler yaptık. Tabii önümüze bir iş bırakma eylemi koyabilirdik. Okullar tatil olduğu için olmadı, bundan sonraki gelişmelere göre bu tür eylemler de olur.
2. eğitim emekçisi: Eğitim-Sen kendi gücü oranında bu saldırıya karşı durmaya çalışıyor. Türkiyede öyle kısa veya uzun dönemde hak elde edebilme geleneği olmadığından şu anda yapılanlar pek etkili olamıyor. Gerek bu dava için gerekse diğer taleplerimiz için yapılan mücadele yeterli değil.
- Önümüzde başta Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı olmak üzere bir dizi saldırı var. Personel rejimi, yerel yönetimler vb. Sizce gerek kapatılma davası, gerekse de saldırı yasalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Yapılan eylemlilikler yeterli mi?
1. eğitim emekçisi: Ülkedeki liberal politikaların ve dünyadaki bu tür değişimlerin sonucu olarak ve bir de ABye girmek adına, emekçilere özelleştirme dayatıldı. Özelleştirmenin temel hedefi de toplumu tümden örgütsüzleştirmektir. Örgütsüz bırakılmış kitleleri de istedikleri gibi ezmek ve yönetmek istiyorlar. Bizim örgütümüz bilinçli bir şekilde üyelerini aydınlatıp ciddi bir duruş gösterirse bu saldırılar böyle kolay hayat bulamaz, püskürtülür. Dayatılan daha fazla açlık ve sefalettir. Biz ise buna izin vermeyeceğiz.
Kızıl Bayrak/Küçükçekmece
Eğitim-Sen davasına karşı basın açıklaması...
Hukuki değil siyasi bir dava!
14 Eylül günü KESK tarafından Ankara Ekin Tiyatrosunda Eğitim-Senin kapatılma davasıyla ilgili bir basın toplantısı düzenlendi. DİSK, TTB ve yurtdışından gelen sendika temsilcilerinin de katıldığı basın toplantısında ilk konuşmayı KESK Genel Başkanı Sami Evren yaptı.
Evren konuşmasında, bu davanın uluslararası sözleşmelere, insan haklarına, örgütlenme ve düşünce özgürlüğüne aykırı olduğunu söyleyerek, Türkiyede estirilen demokratikleşme rüzgarının bir aldatmaca olduğunu vurguladı. Bu davanın hukuki değil siyasi olduğunu söyleyen Evren, sadece Eğitim-Senin değil tüm emek ve demokrasi güçlerinin yargılanmak istendiğini belirtti.
Ardından konuşan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi bu baskıların 12 Eylül hukukunun bir ürünü olduğunu söyledi. Türk Tabipler Birliği adına yapılan konuşmada ise, anadilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğu vurgulandı.
Eğitim-Senin de üyesi olduğu Eğitim Enternasyonal üyesi yabancı ülke sendikalarından gelen temsilciler adına açıklama yapıldı. Eğitim-Sene insan hakları konusunda ve Türkiyedeki anti-demokratik yasalara karşı verdiği mücadelede tam destek verdiklerini açıklayan temsilciler, ifade özgürlüğünün ve anadilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu söylediler.
Toplantının sonunda sözalan Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer bu mücadelede yalnız olmadıklarını ifade ederek, destek olan herkesi duruşmanın yapılacağı 15 Eylül günü adliye önünde olmaya çağırdı.
Eğitim-Senli emekçiler
sendikalarına sahip çıktı!
Tüzüğünde anadilde öğrenimi savunduğu için hakkında kapatılma davası açılan Eğitim-Sen üyesi emekçiler hafta içinde, 15 Eylülde görülen kapatma davasına karşı ve parasız eğitim talebiyle birçok ilde eylemler yaptılar.
Bursada Osmangazi Metro İstasyonu önünde bir araya gelen emekçiler parasız eğitim talebini dile getirdiler. Yapılan açıklamada milyonlarca çocuğun ve gencin eğitim hakkından mahrum olmasının sorumlularının halk karşıtı politikalarda ısrar eden siyasi iktidarlar olduğu belirtildi.
Eğitim-Sen Diyarbakır Şube üyeleri şube binası önünde oturma eylemi yaparak sendikaları hakkında açılan kapatma davasını protesto ettiler. Şube Başkanı İhsan Babaoğlu, yargılanması gerekenin Eğitim-Sen olmadığını asıl yargılanması gerekenin Türkiyede egemen olan statükocu anlayışın olduğunu vurguladı.
Samsunda Eğitim-Sen üyeleri sendikalarına sahip çıkacaklarını belirterek Süleymaniye Geçidinde oturma eylemi yaptılar. Eylem takviminin açıklanmasının ardından eğitimciler ağızlarına siyah bant takarak oturma eylemine geçtiler.
Malatyada Merkez Postanesi önünde bir araya gelen emekçiler basın açıklamasının ardından bildiri dağıtarak halkın desteğini istediler.
Eğitim-Sen Erzincan Şubesi eğitim sorunlarına ve sendikalarının kapatılma davasına ilişkin Cumhuriyet Meydanında bir araya geldiler. Şube başkanı yaptığı açıklamada, Eğitim-Sene açılan davayı düşünce özgürlüğünün önünde de ciddi bir engel olduğunu dile getirdi.
Eğitim-Sen Urfa Şubesi de Karakoyun İş Merkezi önünde oturma eylemi ve basın açıklaması yaptılar. Eğitim-Seni kapattırmayacağız! pankartının açıldığı eylemde geleceğimize, parasız eğitim hakkımıza ve sendikamıza sahip çıkacağız denildi.
Mersinde, İskenderunda, Vanda, Bitliste, Antepte olmak üzere daha birçok il ve ilçede de Eğitim-Senli emekçiler eylem yaptılar.
Eğitim-Sen kapatılamaz, onurumuzdur!
KESK üyeleri 11 Eylül günü, Eğitim-Senin kapatılması ile ilgili olarak Antakya Ulus Meydanında bir oturma eylemi düzenlediler. Eyleme yaklaşık 150 kişi katıldı.
Yapılan açıklamada sözde demokratikleşme adı altında Kürtçenin serbest bırakıldığı bir dönemde, Eğitim-Senin tüzüğünde bulunan anadilde öğretim ibaresi yüzünden kapatılmak istenmesinin büyük bir çelişki olduğu dile getirildi.
Yaklaşık bir saat süren eylemde Eğitim-Sen kapatılamaz, onurumuzdur!, Zafer direnen emekçinin olacak!, Kölelik yasalarına hayır!, Direne direne kazanacağız! yazılı dövizler taşındı, sloganlar atıldı. 12 Eylül 1980 askeri faşist cuntanın yıldönümü vesilesiyle Kahrolsun faşist diktatörlük! sloganı da gür bir şekilde atıldı.
|