TOBB Başkanı R. Hisarcıklıoğlu yaptığı açıklamada Erdoğana veryansın etti. Başbakan Erdogan uluslararası dev şirketlerin başkan ve CEOlarına uygun yatırım ortamı sözü verdi, ancak bu sözlerini şimdiye kadar yerine getirmedi. Şimdi bu CEOlar Türkiyeye geldiklerinde ne diyeceğiz? Sanayicilere ucuz elektrik ve vergi indirimi sağlanması sözünüz de önünüzde duruyor dedikten sonra, 3 Kasım genel seçimleri öncesi Erdoğanın kendisiyle yaptığı müzakereleri ve taahhütleri hatırlattı.
İkinci açıklama geçen hafta Ankaraya çıkarma yapan TÜSİADdan geldi. TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, Cari açık ve dış denge iyi yönetilemezse ciddi risk oluşturur. Ayak bağı olan eski yapı köklü bir biçimde değişime tabi tutulmalı. Başarı artık kriz çıkarmadan ekonominin yönetilmesiyle tarif edilemez. Bize göre başarı, sorunun kaynağını kurutarak kalıcı değişimdir. Hükümet henüz ekonomideki istikrarsızlığın kaynaklarını ortadan kaldırmayı başaramamıştır. dedi ve ardından AKPnin sırtını sıvazlamayı da ihmal etmedi. Parlamentoda ciddi bir çoğunluğu olan bir hükümet var. İşte bu yapısal reformlarda bizim söylediğimiz hızlı ve cesur adımların atılması. Bunlar Türkiyenin geleceği için çok önemli. Bu hükümet bunları yapabilecek kapasitede, bunların yapılmasını bekliyoruz.
Büyük kapitalistlerin bu açıklamaları, son dönemde AKPnin estirdiği sanayi üretimi zirveye çıktı, enflasyon düştü, Türkiye düze çıktı iyimser havasının kof olduğunun da bir itirafı sayılmalıdır. Türkiyenin genç, dinamik bir nüfusu ve iş ihtiyacı var. Sermaye kodamanlarına göre bunun karşılanması, bu istikrarın 3 yıl daha aynı şekilde götürülmesine bağlı. Bu istikrar ve reform uygulamaları 3 yıl daha aynı hızda yürütülürse yavaş yavaş yabancı sermayenin geldiğini, yatırımların arttığını ve işsizliğin azaldığını görecekmişiz!
Bütün kamu kurum ve kuruluşlarını özelleştir, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığını tek çatı altında toplayacağım diye tasfiye et, kamu hizmetlerini paralı hale getir, memlekette ne varsa parsel parsel yerli ve yabancı sermayeye sat, sonra da bunun adına istikrar de! Utanmazlığın da bu kadarı olur!
Bütün bunlar sermaye kodamanlarına yetmiyor, onlar daha da fazlasını istiyorlar. AKPnin takıyyelerine de artık tahammülleri yok. Bir an önce istikrar programının tüm kapsamıyla hayata geçirilmesini istiyorlar.
300 milyar dolara dayanan bir borç stoku, sürekli büyüyen bir işsizler ordusu, resmi olmayan rakamlara göre sayıları 10 milyonu aşan kayıt dışı çalışan, gelir uçurumunun derinleştiği ve sosyal yıkımın her geçen gün daha da büyüdüğü bir Türkiye gerçekliğinde istikrar, imkansızdır. Çünkü tüm bu sorunlar kapitalist sistemin yapısından kaynaklanıyor. Patronların istikrar ve reform dedikleri şey, biz işçi-emekçilerin yaşamsal kazanımlarının yokedilmesi, bizim açlığa ve safalete mahkum edilmemizdir.
Sefalet içinde yaşamak, açlıktan ve hastalıktan kırılmak! İşçi ve emekçilerin yaşamı bu kan emeci asalakların umurlarında bile değildir. Artık ayağa kalkmak ve kan emici asalaklardan hesap sormak zamanıdır.