26 Eylül 99... Ulucanlar katliamınının 5. yılını geride bırakıyoruz. Sermeye devletinin katliamcı kimliği yüzlerce kez ispatlanmıştır. Bu katliamci kimlik her önemli toplumsal ve siyasal gelişmede yeniden yeniden karşımıza çıkmaktadır.
5. yıl önce hücrelere geçişin startını veren Ulucanlar katliamı ölümüne bir direnişle karşılanmış, devrimci iradenin teslim alınamayacağını dosta-düşmana göstermiştir.
Devrimci tutsaklar, Cesaretiniz varsa gelin! dediler. Düşmanın ateş ve yıkım saçan silahlarına çıplak bedenlerini siper ederek direndiler.
Ulucanlar katliamının 5. yıldönümünde sermaye devleti devrimci tutsaklara karşı yeni bir saldırı hazırlığı içerisinde. Devrimci tutsakları hücrelere kapatan ancak teslim alamayan sermeye devleti, yeni ve kapsamlı bir saldırıyla bu kez sonuca ulaşmayı amaçlıyor. Ancak bu kolay olmayacaktır. Devrimci tutsaklar bu saldırıyı da cepheden karşılayacaklardır. Değişik zamanlarda yaptıkları açıklamalar bu kararlılığın dile getirilmesidir.
Devrimci tutsaklar son 25 yıldır zindanlarda büyük bedeller ödediler. Bugün de ödemeye devam ediyorlar. Ve hiçbir zaman da bundan kaçınmadılar. Ancak bu ağır bedelin ödenmesinin önüne geçilmelidir. Zira bu bedeli her ne kadar devrimci tutsaklarşahsında ödense de, ödenen bedel tüm işçi ve emekçilere aittir.
Ulucanlar katliamının yıldönümünde tecride, tek tip elbiseye, zorunlu çalıştırmaya, ağırlaştırılmış disiplin cezalarına, tüm baskı ve terör uygulamalarına karşı mücadeleyi dışarda yükseltmek devrimci bir görev ve sorumluluktur.
İstanbul, Adana, İzmir ve Diyarbakırda oluşturulan Tecrit ve Yeni İnfaz Yasa Tarası Karşıtı Birlikler bu saldırıyı dışardan göğüslemenin bir mevzisi olmalıdır. Bu birlikler tüm kentlerde ve en geniş güçleri kucaklayacak bir esnekliğe sahip olmalıdır. Komünistler bu birliklerin her alanda oluşturulması ve amaca uygun bir çalışmaya sevkedilmesi için üzerilerine düşen sorumluluklara sıkı birşekilde sahip çıkmalıdır.
İşçi ve emekçilerin dikkati yeniden hücrelere ve yeni saldırı yasalarına çekilmelidir. Bu konuda her türlü araç ve yöntem kullanılarak işçi ve emekçiler bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır. Bu açıdan elde edilecek başarı içerde ve dışarda artan saldırıların önünü kesmek bakımından hayati bir öneme sahiptir.