Türk sermaye devletinin emperyalist işgale katılma hevesinin gerisinde iki temel neden vardı. Güney Kürdistandaki gelişmeleri engellemek ve emperyalist efendinin kanatları altında Irakta, özellikle de Türkmenler üzerinden nüfuz alanı kazanmak. Bu sonuncusu, Irak Türkmenlerini koruyabilmemiz için orada olmamız gerek türünden bir gerekçeye dayandırılıyordu. 80 yıldır Irak Türkmenlerini hatırlamayan bu Amerikan uşakları, ABDnin Irak işgali sözkonusu olunca birden soydaşlarına karşı yükümlülüklerini hatırladılar.
Türkmen soydaşlara gösterilen bu yakın ilginin gerçek anlamını ve sınırlarını görmek için de fazla bekleyeme gerek kalmadı. Emperyalist işgalcilerin Tel Afer saldırısı ve katliamı, Amerikan işbirlikçilerinin Türkmenlere karşı yükümlülüklerinin her koşulda geçerli olmadığını tüm açıklığı ile ortaya koydu. Kürt düşmanlığı ve Irakın içişlerine karışmak için bu sorunu kullananlar, sözkonusu olan ABD olunca günler boyu bir katliamı sessizce izlediler. Amerikancı basın da bu katliama ve yakıma karşı günlerce tek kelime söz etmedi. Ta ki bölgedeki Türkmenlerin bu sessizliğe karşı tepki göstermelerine kadar.
İşgal ordularının Tel Aferde Saddam döneminden kalma bir karargaha yerleşmesi halkın tepkisini çekmişti. ABD güçlerine zaman zaman saldırılar düzenlenerek Tel Aferi terketmesi istenmiş, işgalci Amerikan güçlerinin büyük kısmı dört ay önce kenti terketmişti. Ancak iki hafta kadar önce kentten geçen bir askeri konvoya ateş açılması, direniş güçlerine tüm vahşetiyle saldıran emperyalist orduların namlularını Tel Afere çevirmesine yetti. Savaş kundakçılarına göre kent Suriyeden sızan yabancı savaşçıların geçiş noktasıdır. Bu da işgalci zihniyet için kente bomba ve füze yağdırmak için yeterli bir gerekçe.
Sonrası biliniyor. Amerikan 2. Zırhlı Tümeni ile Irak Ulusal Muhafızlarından 2 bin asker, F-16 jetleri, tank ve zırhlı araçlar eşliğinde sabaha karşı Tel Afer kentine saldırdı. Sonrası Irakın başka kentlerinde her gün yaşananlara bir yenisinin eklenmesi oldu. Yüzü aşkın ölü, yüzlerce yaralı, enkaza çevrilen bir kent, evlerini terkeden onbinler.
Ankaradaki Amerikan uşakları Irak halklarının katledilmesine ilk günden beri her yolla destek verdiler. Son günlere kadar işgale karşı direnenlerin terörist olduğunu iddia ettiler. Sıra Türkmenlerin katledilmesine geldiğinde ise sessiz onay vermek onursuzluğu dışında bir tavır gösteremediler. Nihayet yapmak zorunda kaldıkları açıklamalarda ise Tel Afere saldırıyı yine onaylaydılar, ama bu iş sivillere zarar verilmeksizin yapılmalı dileğinde bulundular.
İşgalciler yapacağını yaptıktan sonra yapılan bu açıklamalarda sivil halka verilen zararlar üzerine edilen laflar her türlü samimiyetten yoksundur. İlkin terörle mücadele adına sivil katliamı yapanlar düne kadar aynı zamanda kendileriydi. Onlar yıllarca Kürdistandaki kirli savaşı çok bilinen bu Amerikan yöntemleriyle sürdürmüşlerdi. Bu zorbalık sonucu yakılan binlerce köy, zorunlu göçe mahkum edilen milyonlarca Kürt emekçisi halen orta yerde duruyor.
Samimiyetsizliğin ikinci boyutu ise ABD Ankara Büyükelçisinin katliamı savunan küstah sözlerinden yansıyor. Dışişlerine gelen ABDnin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Türkiyeden gizli bir şey yapılmadığını ve operasyondan da geri dönüş olmadığını söyledi ve ekledi: Hedefimiz siviller değil, direnişçiler. Sivil kayıpları en aza indirmeye çalışıyoruz ama operasyonlarda bunu tam ortadan kaldıramıyoruz.
Demek ki Tel Afere yapılan saldırı Ankaradaki Amerikan uşakları tarafından daha baştan biliniyormuş ve onaylanmış. Bir hafta boyunca suskun kalmalarının ve basını da el altından konuya ilişkin olarak susturmalarının nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. Tel Aferi bombalayan uçakların İncirlik Üssünden kalkmış olma olasılığı da bunun tuzu biberi.
Gerçek durum ve tablo buyken, Abdullah Gülün böyle devam ederse Irakta yaptığımız işbirliğinin çok zor olacağını söyledim türünden efelenmelerinin hiçbir kıymeti harbiyesi yok.
Gerici ve faşist çevrelerin Tel Aferdeki katliamdan Amerikan emperyalizmini değil de Güney Kürtlerini sorumlu gösterme çabaları ise ayrıca dikkate değer. Emperyalist efendiye söz söyleyemeyenler, Kürt düşmanlığı yaparak hedef saptırmaya ve bu arada durumu kurtarmaya çalışıyorlar.
Tel Afer katliamı, Türkmen halk arasında işgalcilere karşı büyüyen tepkiyi açığa çıkarmış ve daha da büyütmüştür. Aynı katliam Türk devleti payına da kötü bir sınav olmuştur. Türkmenler kendilerini kullanarak Irak halklarından koparan ve hedef haline getiren Türk devletinin kendilerini ABD katliamı ile başbaşa bıraktığını yaşayarak görmüş oldular.
Türkmenler için tek çıkar yol diğer halklarla birlikte emperyalizme karşı direnmekten geçiyor. Olayların seyri Türkmenlerin bunu görmelerini kolaylaştıracaktır.