Emperyalist işgale karşı direnen Iraklıların sayısı günden güne artıyor. Birçok yerleşim yeri halen işgal orduları ve kuklalarının denetimi dışında. Giderek onurlu bir Iraklı olmanın yolu direnişçi olmaktan ya da direnişçilere destek vermekten geçemeye başlıyor.
150 bin emperyalist işgal askerin bulunduğu Irakta işgale giydirilmeye çalışılan kılıflar daha baştan boşa çıkıyor, hükümsüz kalıyor. Sivil yönetim, Geçici Konsey, Geçici Hükümet Konseyi vb. girişimler çıplak emperyalist işgal gerçeğini örtemiyor. Amerikan işbirlikçilerinin ya da ajanlarının bizzat işgalciler tarafından atanmasıyla oluşturulan bu sahte ve kukla kurumlar incir yaprağı işlevi göremiyor. Gündemdeki iddialı adım, 2005 Ocak ayında seçimlerin yapılması ve böylece yönetimin seçilecek bir hükümete devredilmesi olacak. Washingtondaki savaş çetesi ile Iraktaki ajanlarının iddiası bu yönde.
Buna rağmen Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, seçimlerin yapılabilmesinin güvenlik durumuna bağlı olduğunu itiraf ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ise, Iraktaki direnişi Ocak ayında yapılacak seçimlerden önce bitirmeye kararlı olduklarını ve seçimlerin ertelenmeyeceğini iddia ediyor. Oysa bir çok gözlemci buna inanmıyor.
Irakta çatışma günden güne sertleşiyor. Direnişçiler her yolla kararlılıklarını gösteriryorlar ve işgalcilere, özellikle de ABDye önemli kayıplar verdiriyorlar. Direniş yeni alanlara ve kesimlere yayılıyor. İşgalciler ise çözümü hava bombardımanları eşliğinde kitlesel katliamlarda buluyorlar ve böylece gerçekte iyice batağa batıyorlar. Süreç böyle ilerliyorken 4 ay sonra seçimlerin yapılabileceğine inanmak için ortada bir neden kalmıyor. Kaldı ki Irak halkının bu sözde seçimlere itibar edeceğini gösteren hiçbir belirti de yok ortada.
Necefin durulmasından hemen sonra birçok kente saldırı başlatan işgal orduları, F16 savaş uçaklarını, helikopterleri, tank ve zırhlı araçları vahşi bir biçimde kullandıkları halde, direnişi bitirme noktasında bir arpa boyu yol alamadılar. Powellın direnişi Ocak ayına kadar bitireceğiz iddiasının elbette gerçekle bir ilgisi bulunmuyor; ancak bu, emperyalist orduların son zamanlarda neden iyice kudurduğu hakkında bir fikir veriyor.
İşgalci Amerikan askerleri Iraktaki direnişin merkezi konumundaki Felluce kentinde, hoparlörlerden sivil halka seslenerek kenti terketmelerini istiyor, ardından kenti bombalıyor. Irak işgalinin başladığı günden bu yana Felluceyi kontrolü altına alamayan ABD emperyalizmi, kinle hareket edip çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı yapmaksızın katliamını sürdürüyor. Sünni üçgeni diye adlandırılan bölgede bulunan ve direnişin sembolü olan Felluceye karadan giremeyen Amerika, yine havadan bombalayarak katliamlara devam ediyor.
Bağdat ve Felluce dışında Bakuba, Ramadi, Samarra, Musul, Hille, Diyala, Balad, son olarak da Tel Afer kentleri işgal ordularının saldırılarına karşı direniş merkezleri haline geldi. Direnişçiler, çığırından çıkan bu saldırganlığa karşı roketatar, havan topu ve makineli tüfeklerle karşılık veriyor. Direniş karşısında acizleşen işgal orduları toplu insan kıyımına hız veriyor. Gazeteciler önünde haykıran bir Iraklının sözleri, direnişi bastırma histerisine giren emperyalist orduların vahşetini anlatmaya yetiyor: Demokrasi getirdiklerini söylüyorlar, oysa burada her tarafta parçalanmış insan cesetleri var!
Evet, emperyalist işgalin Irak halklarına getirdiği yıkım, işsizlik, yoksulluk, açlık, işkence ve parçalanmış insan cesetleridir. Emperyalist haydutlar hangi ülkeyi işgal ettilerse, yarattıkları tablo buna benzer olmuştur. Ama tüm bu kıyımlara rağmen halklar yokedilememiş ve direnerek, batı uygarlığının en vahşilerine hakettikleri dersi, ağır bedeller pahasına da olsa, vermişlerdir. Direnen halkların sembolü haline gelen Vietnamda 3 milyon insanı katlettiler. Napalm bombalarıyla ormanları, köyleri yaktılar, insanları toplu olarak sürdüler, kamplara kapattılar. İkinci Dünya Savaşında kullanılan toplam bombaların 6 katını Vietnam halkına karşı kullandılar. Ama yine de sonunda Vietnamdan defolup gitmekten kurtulamadılar. Hem de hiçbir zaman unutamayacakları bir ders alarak, kuşaklar boyu yaşayacakları bir Vietnam sendromu ile birlikte.
Clinton döneminin ünlü diplomatlarından Richarda Holbrooke, Irak Vietnamdan beter demiş. Yenilgilerinin de beter olacağını ve daha beter sonuçlar yaratacağını ise biz söyleyelim.
Yenilginiz de daha beter olacak!..
ABD eski Başkanı Bill Clinton döneminin yıldız diplomatlarından Bosna barışının mimarı, eski ABD BM Daimi Temsilcisi ve Demokrat Parti başkan adayı John F. Kerrynin dış politika danışmanı Richard Holbrooke, politik ve stratejik açıdan Iraktaki mevcut durumun Vietnamdan beter olduğunu söyledi. Holbrook, Irakta seçimlerin Ocak ayında yapılabileceğini sanmadığını da kaydetti.
Fox News televizyonunda bir söyleşisi yayınlanan Holbrooke, Afganistanda duruma hakim olunmadan Irakta savaşa gidilmesinin büyük bir hata olduğunu söyleyerek, Usame Bin Ladin hala yakalanamadı. El Kaide hala alanda. Yönetim bir taraftan daha güvenlikte olduğumuzu söylüyor, öte yandan yıl sonuna doğru yeni terörist saldırılar yapılacağı öngörüsünde bulunuyor. Afganistanda durum her geçen gün kötüleşiyor ve Taliban güç kazanıyor dedi.
ABDnin Irak konusunda bir planının olmadığını da söyleyen Holbrooke, Başkan Bushun Cumhuriyetçi Parti Kongresi konuşmasında, Irakta bir başarı ve çıkış stratejisinden bahsetmediğini ve Irak probleminin sonunun görünürde olmadığını kaydetti.
Irakta bugün üç önemli bölgeye ABD ve koalisyon askerlerinin giremediğini ifade eden Holbrooke, Özgürlüğüne kavuşturduğumuz bölgeler şimdi bize karşı özgürlüklerini elde ettiler. Şu an milyonlarca insan teröristlerin cirit attığı bölgelerde yaşıyor. El Kaide benzeri gruplar Amerikalıları öldürmeye çalışıyor dedi.
Ölen asker rakamları açısından Irak (1000 civarında) ile Vietnam (55 bin) birbirine benzeşmese de Irakın mevcut durumunun politik ve stratejik açıdan Vietnamdan çok daha kötü olduğunun altını çizen Holbrooke, Savaş sırasında Vietnamın sokaklarında yürümek mümkünken, bugün Irakta bu mümkün değil. Ayrıca Irakın sebep olduğu bölgesel tehlike çok daha büyük diye konuştu.
Irakta ABDye destek veren ülkelerin, ABD baskıları sonucu bu desteği isteksizce verdiğini de ifade eden Holbrooke, Iraktan çekilme konusunda kamuoyunun baskısı altında bulunan Polonya Devlet Başkanı Kwasniewskinin ABD baskıları sonucu Iraktan çekilemediğini ileri sürdü. Benzer şekilde, Güney Koreli yetkililerin de kendisine ABD baskıları yüzünden koalisyona katılmaya mecbur kaldıklarını söylediklerini ifade etti.
Geçen hafta koalisyondan çekildiğini açıklayan Kosta Rikanın askerinin bile bulunmadığını ifade eden Holbrooke, koalisyon üyesi ülke olarak gösterilen ada ülkesi Palaununsa toplam nüfusunun 10 bin civarında olduğunu belirtti.
Durumun her geçen gün karıştığını vurgulayan Holbrook, Irakta Ocak 2005 tarihinde seçimlerin yapılabileceğine de inanmadığını kaydetti. (aa) (Hürriyet/13.09.2004)