24 Mayıs'03
Sayı: 20 (110)


  Kızıl Bayrak'tan
  Saldırıları püskürtmek için gerici barikatlar aşılmalıdır!
  Sendika ağaları, sermaye sınıfı ve hükümetle kolkola
  Kölelik yasasına karşı mücadelenin yakıcı görev ve sorunları
  Kamu TİS'leri sürüncemede
  Zorunlu tasarrufların gaspı sürüyor!
  Onbinlerce işçi Ankara'da biraraya geldi...
  Türk-İş Ankara mitingi...
  Saldırılar ve kölelik yasası üzerine Deri-İş Genel Başkan Yardımcısı...
  Sermaye hükümeti İMF'den tam not aldı...
  Müşteri değil, öğrenciyiz!
  Filistin direnişini boğma planları...
  Özelleştirme saldırısının son perdesi
  Emperyalist terör ters tepiyor
  Irak'a bahşedilen "demokrasi"den sömürgeci yönetim çıktı
  Fransız burjuvazisinin emeklilik hakkına saldırısı ve emekçilerin büyük tepkisi
  Powell'ın Almanya ziyareti...
  Yaklaşan G8 zirvesi ve emperyalist şeflerin telaşı
  Pişkanlık ve ötesi...
  Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
  Adana Öncü İşçi-Emekçi Platformu kuruldu!
  Hürriyet'in "F tipi mucizesi"
  Beterin de beteri var
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Herkese eşit, parasız, bilimsel, anadilde,
demokratik eğitim!

Müşteri değil öğrenciyiz!..

Kapitalizm eğitimi bütünüyle ticarileştirmek için saldırılarına hız verdi. Düzen yaşadığı krizleri aşabilmek ve bir parça rahat nefes alabilmek için işçi-emekçi ve gençliği her alanda sömürü çarkından geçiriyor. Nüfusun üçte birinin öğrenci olduğu bir ülkede eğitim kapitalizm için geniş bir sömürü alanıdır. Yağmacılar için bu geniş pazar iştah kabartıcı kârlar anlamına gelirken, biz gençler için eğitim kurumlarının kapılarının suratımıza kapatılması anlamına gelmektedir. En temel hakkımız olan ve devletin karşılamakla yükümlü olduğu eğitim, biz işçi-emekçi çocukları için giderek imkansız hale getiriliyor. Yeni göreve gelen AKP hükümeti ise eğitimi paralı hale getirmek, biz öğrencileri müşteri, okları işletmeye dönüştürmek için elinden geleni yapıyor

Daha seçimler öncesinde bir savaş hükümeti olacağı apaçık ortada olan AKP hükümeti her alanda olduğu gibi eğitimde de sözde reformlar adı altında bir dizi saldırı programını hayata geçiriyor. Eğitime kaynak yaratmak amaçlı karnelere reklam alacaklarını açıklayanlar, bu ülkenin bütçesinin %70’ine yakınının silahlanmaya, özel okullara, batık bankalara, hortumculara ayrıldığını gizlemeye çalışıyorlar. Bunun da ötesinde reklam saçmalığı, öğrencileri tam anlamıyla burjuva ideolojisiyle donatmak, düşünmeyen, sorgulamayan bireyler yaratmak çabasından ileri geliyor. Hayatın her alanını özelleştirme hevesinde olan sistem tıpkı KİT’leri, fabrikaları “devletin kamburu” diyerek özelleştirdikleri gibi okulları da satışa çıkarmayı planlıyorlar. Vakıf, karne, diploma vb. gerekçelerle öğrencilerd para toplayarak özelleştirmelerin zeminini hazırlıyorlar. %25 doluluk oranıyla çalışan özel okullara verdikleri kaynaklar yetmiyormuş gibi “yoksul ama çalışkan 10 bin öğrenciyi özel okullarda okutacağız” diyerek bu kurumlara yeni kaynak aktarma çabasındalar. Bu işe gerekçe olarak ise sınıf mevcutlarının 70’e yaklaştığı büyük kentlerin okullarındaki öğrenci sayısını azaltma isteği sunuluyor. Bunnyerine yeni derslik yapılması önerisi, sadece İstanbul’a yeni derslik yapılması maliyetinin 4 katrilyon lira olacağı söylenerek geçiştiriliyor.

Yukarıda söylediklerimizi tekrarlıyoruz; peki neden bu ülkenin bütçesinin büyük bir bölümü silahlanmaya ayrılıyor? Neden silaha kaynak bulunuyor da eğitime bulunamıyor? Yeni okul yapılması gerektiği halde “zaten okulları satacağız” diye cevap verenler aslında gerçek amaçlarını gösteriyorlar. Ayrıca geçen sene gündeme gelen ve öğrenci gençliğin büyük tepkisiyle karşılaşan Yüksek Öğrenim Yasa Tasarısı’nı tekrar gündeme getirerek geçen yıl başaramadıklarını bu yıl gerçekleştirmek istiyorlar.

Bugün biz liselilerin eğitim hakkımıza yönelik saldırılara karşı planlı ve örgütlü bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Salt liselilerin sorunu olmayan bu saldırılar işçi-emekçilerin ve onların çocukları olan bizlerin yürüteceği mücadelelerle geri püskürtülebilir. Örgütlenmek ve geleceğimize sahip çıkmak için liseli gençliği mücadelemize çağırıyoruz.

Müşteri Değil Öğrenciyiz!
Herkese eşit, parasız, bilimsel, anadilde, demokratik eğitim!

Ankara Liseli Gençlik Platformu (ALGP)
(Ankara’da çeşitli liselere dağıtılan bildiri...)



Çanakkale’de polis destekli faşist çete terörü...

Faşist saldırılar bizi yıldıramaz!

ÇOMÜ’de bahar şenliklerinde başlayan gerginlik 20 Mayıs’ta doruk noktasına ulaştı. Faşistler polisleri de arkasına alarak devrimci demokrat öğrencilere saldırmaya başladı.

20 Mayıs günü Çanakkale Kordonu’nda bir arkadaşımıza lafla sataşmada bulunan faşistlerle arkadaşımız arasında gerginlik yaşandı. Çıkan kavgada 2 faşist hafif şekilde yaralandı. Daha sonra toplanan faşist grup kordonda kitap satan bir arkadaşımıza sopalarla saldırdı. Faşist saldırganlar kordonda gezen 3 arkadaşımıza daha saldırıp hastanelik etti. Buradan Eğitim Fakültesi’ne geçen saldırgan faşist çete, okul önünde sıkıştırdığı 2 arkadaşımızı daha sopa ve demirlerle feci şekilde dövdü. Arkadaşlarımızın sırtlarında ve kafalarında beyzbol sopaları kıran grup arkadaşlarımızı öldüresiye döverken, olay hemen yanı başlarında gerçekleştiği halde ÖGB’ler hiçbir müdahalede bulunmadı.

Daha sonra bir arkadaşımızın evine giden faşistler apartmanın içinde bekleyerek, kendisini ziyarete gelen annesi ve kız kardeşiyle birlikte eve gelen arkadaşımıza saldırdı. Gözü dönmüş caniler arkadaşımızın annesi ve kızkardeşine de saldırarak sopalarla yaraladı. Faşist çete saldırılarına devam etmek için gezerken bu kez bir arkadaşımızı otogarda sıkıştırdı. Ancak arkadaşımızın olayı önceden farkedip arkadaşlarını araması sonucu, olay net bir şekilde gözler önüne serildi. Olay yerine giden 15 arkadaşımızdan 8’i, polis-faşist dayanışmasının sonucu olarak gözaltına alındı. Aynı gün güvenlikleri gerekçesiyle olsa gerek, 21 faşist de gözaltına alındı. Hastaneden alınarak teşhis için şubeye giden arkadaşımızın söylediklerine göre şubede polisler faşistlerle samimi ilişkiler içinde şakalaşmakta ve onlara “bizim çocuklar” diye hitap ediyorlarmış. Buna şaşırmıyoruz; ne de olsa aynı &ccdil;ürümüş ve kokuşmuş düzene koordineli olarak hizmet ediyorlar.

Gözaltında bulunan arkadaşlarımız önce asayiş şubede tutulurken daha sonra TMŞ’ye götürüldü ve gözaltı süreleri cuma gününe kadar uzatıldı. Halen gözaltında bulunan arkadaşlarımız açlık grevi yapmaktadırlar. Bazı arkadaşlarımız gözaltındaki arkadaşlara şekerli su götürdü, fakat polis tarafından alınmadı.

Olaylardan sonra İHD’ye giden bazı arkadaşlarımız oraya gelen polisler tarafından tehdit edildi. Polisler, arkadaşlarımızın orada bulunduğu sürece saldırı olabileceğini söylemiş; hatta bir arkadaşımızı gözaltına almaya kalkışmış, ama arkadaşların kararlı tutumu sayesinde bunu başaramamışlar.

21 Mayıs günü Fen Edebiyat ve Eğitim Fakülteleri’nde polis ve jandarma, öğrencilerin üzerlerini arayarak içeri almış, üniversitemiz tam anlamıyla kışlaya dönüştürülmüştür.

Saldırılar karşısında tüm devrimci arkadaşlarımızı, faşizme karşı birlikte hareket etmeye ve kavga bayrağını yükseltmeye çağırıyoruz.

Polis, jandarma üniversitelerden defolsun!
Gözaltındaki arkadaşlarımız serbest bırakılsın!

Ekim Gençliği/ÇOMÜ



Denizleri ve İbrahim Kaypakkaya’yı anma etkinliği...

Yarattıkları değerler mücadelemizde yaşıyor!

Türkiye devrimci hareketinin Mayıs ayı içerisinde katledilen önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve İbrahim Kaypakkaya için Sefaköy İşçi Kültür Evi’nde bir anma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe 80 civarında bir katılım oldu.

Anma programı devrim şehitleri için saygı duruşu ile başladı. Ardından o dönemi anlatan bir konuşma yapıldı. Konuşmada ‘68’de dünyada ve Türkiye’de yükselen toplumsal hareketlilik anlatıldı. Türkiye sol hareketine hakim olan reformist gelenekten devrimci kopuşun da bu dönemde yaşandığı vurgulandı. Denizler’in İboların bıraktığı devrimci direniş çizgisi sahiplenildi. Konuşmanın ardından etkinliğe gelen katılımcılara da söz verilerek bir tartışma ortamı oluşturuldu. Söz alanların hemen hepsi Denizler’in, Mahirler’in ve Kaypakkayalar’ın tohumlarını attığı devrimci geleneğe sahip çıkmak gerektiğini dile getirdiler, bugün o dönemi sınıf devrimciliği çizgisinde aşmak için elimizde fazlasıyla imkan olduğuna işaret ettiler.

Etkinlik Grup Asmin’nin söylediği türküler ve halaylarla bitirildi.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul