24 Ağustos'02
Sayı: 33 (73)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalizme ve işbirlikçi burjuvaziye karşı işçi sınıfının bağımsız çizgisi
  Düzen siyaseti ve sendikal ihanet
  CHP solda değil sağda, işçi ve emekçilerin değil sermayenin safındadır!
  ABD'nin Ortadoğu halklarına yönelik tehdidi ve Arap ülkeleri
  Ebu Nidal'in ölüm haberleri ve "sahibinin sesi" medyanın Filistin düşmanlığı
  Sendika ağaları ihanette sınır tanımıyor
  Emperyalist savaşa ilişkin çatlaklar
  Hacıbektaş şenlikleri ve komünistlerin müdahalesi...
  Hacıbektaş şenliklerine yapılan müdahalenin anlamı, önemi ve sonuçları
  Devrimci basına baskın ve gözaltı terörü...
  Seçim gündemi ve burjuva siyaset arenasına yansıyanlar
  Onbini aşkın kamu emekçisinin coşku ve kararlılık dolu eylemi
  Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
   Mevzi direnişlere devrimci müdahalenin önemi
   Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
   Metal işçilerinin TİS döneminde sorunları ve görevleri
   İspanya'da iç savaş ve Federico Garcia Lorca
   Güney Kürdistan ve devrimci yurtsever görevler
   İş güvencesi yasası seçim malzemesi
   Melek Birsen Hoşver zorla müdahale sonucu şehit düştü
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Güney Kürdistan ve
devrimci yurtsever görevler

TC’nin Güney Kürdistan ile ilgili stratejisi biliniyor ve bu, son dönemde yeniden gündemin ilk sıralarına tırmandırıldı. TC’nin Güney üzerinde bu kadar gürültü çıkarması, baskı, tehdit ve şantajlarını bu kadar şiddetlendirmesi elbette boşuna değildir. ABD’nin Irak’a karşı geliştireceği savaşın Kürt sorununda yeni boşluklar doğurabileceğinden çok korkuyorlar. Sürekli vurguladıkları şu:

"Bir: Bağımsız bir Kürt devleti kurulmamalı, kurulması durumda veya bu yönlü girişimler bizim için savaş nedenidir. İki: Kürtler Musul ve Kerkük üzerinde hak iddia etmemelidir. Üç: Kürtler’in federe bir devlet olarak federal bir Irak devletinde söz ve hak sahibi olmasına da karşıyız, bu, genelde Kürt sorununu tetikleyen bir gelişme olur. Dört: Türkmenler Irak’ın yeniden yapılandırılmasında söz sahibi olmalı ve hakları kendilerine teslim edilmelidir."

TC, ABD ile pazarlıklarında da bu temel noktaları dayatmış ve isteklerini önemli ölçüde kabul ettirmiştir. Ancak yine de ABD’nin Irak’ı yeniden biçimlendirme planlarından kuşku duymaktadır. ABD, her açıdan kendi politikalarına hizmet edecek, kendisinin belirlediği dengelere oturan bir Irak planlamaktadır. Buna göre Araplar, Kürtler ve Şiileri dengede tutacak bir federal Irak, ABD’nin planına denk geliyor. Saddam türü veya her zaman ona yönelebilecek salt merkezi bir Arap yönetimini uzun vadeli planlarına uygun görmemektedirler. Çünkü ABD’nin temel sorunu, uzun süre Irak petrollerini tek başına kontrol etmek, zayıf bir Irak’ı İsrail ve kendi egemenliği için tehdit unsuru olmaktan çıkarmaktır. Kendi içinde çelişkili ve birbirlerine üstünlük sağlayamayacak Arap, Kürt ve Şii dengelere dayalı bir Irak’ı bu planlarına uygun g¨rmektedirler. İşte TC’nin kendisi açısından tehlikeli gördüğü, savaş koşullarında kontrol edilmesini çok zor gördüğü olası gelişme budur.

Bu nedenle TC, şimdiden Güney ile ilgili yeni ve yoğun hazırlıklar yapmaktadır. Bir kez emperyalist bir hegemonya savaşının başlaması durumunda Güney’i işgal etmek için tetikte beklemekte, askeri güçleri buna göre konumlandırmakta, Güney’de tuttuğu mevzileri güçlendirmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte propaganda ve psikolojik savaşla Güney güçlerini ve halkını teslim almak istediği ve tam anlamıyla kendi çizgilerinde yürümelerini sağlamak için her gün dozu artarak devam eden dayatmalarını yoğunlaştırdığı diğer bir olgudur.

Açık ki TC, ABD’nin Irak savaşında Güney’i işgal etmeyi, Musul ve Kerkük’ü askeri denetim altına almayı, Kürtlerin yıllardır kazandıkları ve fiili olarak devletleşme düzeyine ulaşan örgütlenme ve kurumlaşmalarını dağıtmayı, Kürtleri her açıdan silahsızlandırmayı planlamaktadır. Örgütlülükleri dağıtılmış, silahsızlandırılmış, kazanımları yok edilmiş bir Güney Kürdistan’ın kurulacak bir federasyonda herhangi bir etkilerinin kalmayacağını çok iyi biliyorlar. Kuşkusuz bu, Kürtler açısından çok ciddi ve somut bir tehlikedir, bunu bugünden görmek ve ona göre sonuç doğurucu bir duruş içinde olmak gerekmektedir.

Son dönemde KDP üzerinde kurdukları baskılar ve süreklileştirdikleri tehditler, YNK ile varolan çelişkilerin kaşınması ve Kürtler arası çatışmaları körükleme çabaları, yukarda kısaca özetlemeye çalıştığımız stratejik planın taktik adımları niteliğindedir.

Bu noktada İmralı Partisi KADEK’e oynatmak istedikleri bir rol vardır. Bir kez Güney’de eski gerilla güçlerinin varlığını kendi işgal hareketlerinde bir bahane olarak kullanacakları açık. Zaten son günlerde "KADEK güçleri Türkiye sınırları içine girmeye hazırlanıyor" biçimindeki açıklamaları Güney’e saldırının alt yapısını, "yasal" zeminini oluşturmaya dönük bir çaba olarak algılanmalıdır. Ayrıca KADEK’in Güney güçlerine, KDP ve YNK’ye yönelik saldırgan üslupları dikkat çekicidir, en yumuşak deyimle TC planlarına hizmet etmektedir. Daha doğru bir ifadeyle İmralı Partisi tam da bu plana oturmaktadır.

Öncelikle devrimci yurtsever tabanın, eski gerilla güçlerinin bu uğursuz rolü görmeleri ve pratikte buna alet olmamaları gerekmektedir. Bu çok önemli, çünkü TC’nin planında KADEK’i Güney güçlerine karşı kullanırken aynı zamanda işini tümden bitirme hedefi de vardır. İmralı Partisi yöneticileri, hatırlanırsa, ABD planına yatmışlardı ve bunu utanç verici bir biçimde alkışlamış, "statükoyu aşma hareketi" olarak teorileştirmeye çalışmışlardı. Ancak kendilerine herhangi bir rol verilmeyeceğini anlayınca ve TC’nin Güney politikalarının sınır bekçileri olduklarını (Öcalan’ın sayısız kez yaptığı açıklamalarda benzer ifadeleri bulmak mümkün) anlayınca değerlendirmelerini ve duruşlarını değiştirmeye başladılar. Ama bu Güney ve genel Kürt halkının çıkarları doğrultusunda değil, TC’nin geleneksel sömürgeci politikalarına hizmet temelindedir.

Açık ki tehlike ortadır. Güneydeki kazanımları, yakalanan devletleşme düzeyini korumak önemli ve devrimci yurtseverlerin önünde duran en acil görevlerden biridir. Emperyalist savaşa karşı durmak, TC’nin Güney planlarına karşı etkin bir baraj oluşturmak ve Güney’deki kazanımları korumak ile olası bir savaş durumunda ortaya çıkabilecek taktik boşluklardan bağımsızlık ve özgürlük için yararlanmak, bütün bunları özgücü ve bağımsız duruşu esas alan, halklara dayanmayı şaşmaz ilke edinen devrimci yurtsever bir strateji bağlamında ele almak çok önemli ve Kürtlere ve Ortadoğu halklarına kazandıracak da budur!

Bu stratejik yaklaşımı pratikte geliştirmek için devrimci yurtsever güçlerin öncelikle Kuzeyde politik bir güç olma, İmralı Partisi karşısında etkili bir hareket geliştirme görev ve sorumlulukları var. Bu yapılmadan yapılacak değerlendirmelerin ve çağrıların, belirlenen doğru taktik ve stratejilerin hayata geçme şansı olmaz, güzel sözler söz olmanın ötesinde bir değer kazanmaz. Bu nedenle doğru değerlendirmeler ve çağrılar gereklidir, ama yetersizdir. Doğru sözü doğru örgüt gücüne ve doğru eyleme dönüştürmeliyiz, bütün çabalarımız bu temel hedefe kilitlenmelidir.

Öncelikli ve ertelenmez görev budur!

PKK-Devrimci Çizgi Savaşçıları