24 Ağustos'02
Sayı: 33 (73)


  Kızıl Bayrak'tan
  Emperyalizme ve işbirlikçi burjuvaziye karşı işçi sınıfının bağımsız çizgisi
  Düzen siyaseti ve sendikal ihanet
  CHP solda değil sağda, işçi ve emekçilerin değil sermayenin safındadır!
  ABD'nin Ortadoğu halklarına yönelik tehdidi ve Arap ülkeleri
  Ebu Nidal'in ölüm haberleri ve "sahibinin sesi" medyanın Filistin düşmanlığı
  Sendika ağaları ihanette sınır tanımıyor
  Emperyalist savaşa ilişkin çatlaklar
  Hacıbektaş şenlikleri ve komünistlerin müdahalesi...
  Hacıbektaş şenliklerine yapılan müdahalenin anlamı, önemi ve sonuçları
  Devrimci basına baskın ve gözaltı terörü...
  Seçim gündemi ve burjuva siyaset arenasına yansıyanlar
  Onbini aşkın kamu emekçisinin coşku ve kararlılık dolu eylemi
  Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
   Mevzi direnişlere devrimci müdahalenin önemi
   Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
   Metal işçilerinin TİS döneminde sorunları ve görevleri
   İspanya'da iç savaş ve Federico Garcia Lorca
   Güney Kürdistan ve devrimci yurtsever görevler
   İş güvencesi yasası seçim malzemesi
   Melek Birsen Hoşver zorla müdahale sonucu şehit düştü
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Metal işçilerinin TİS döneminde
sorunları ve görevleri

Türkiye metal sanayicileri işverenleri sendikası MESS ile üç işçi sendikasının imzalayacağı 2002-2004 grup toplu iş sözleşmesi önümüzdeki Eylül ayında başlıyor. Yaklaşık 100 bin metal işçisini doğrudan ilgilendiren sözleşmelerde Türk Metal 80 bin, Birleşik Metal-İş 15 bin, Öz Çelik-İş 5 bin civarında işçi adına MESS'le masaya oturacak.

Önümüzdeki TİS sürecinin biz metal işçileri için farklı bir özelliği var. Bugün için en belirgin olanı, sözleşme sürecinin işçi sınıfının tarihinin en kapsamlı saldırılarla karşı karşıya olduğu, bu saldırıların diğer emekçileri de hedeflediği, yanı sıra sermaye sınıfının daha örgütlü ve ortak bir iradeyle hareket ettiği bir döneme denk gelmesidir.

Metal işçilerinin karşısında olan MESS bu sürece aylar öncesinden hazırlık yaparak girdi. Örneğin geçtiğimiz ay toplantılar düzenledi. Diğer işkollarında imzalanan TİS'leri ve iş yerlerindeki sendikal gelişmeleri değerlendirdi. Türk Metal'in örgütlü olduğu Bursa’daki büyük fabrikaları dolaşarak işçilerle ve işçi temsilcileriyle toplantılar yaptı. Bu toplantılarda sektörün krizden kurtulmadığı, bunun için işçilerin fedakarlık yapması (ücretlere zam istemeyerek vb.) gerektiği dillendirildi. İki senedir ısıtıp ısıtıp piyasaya sundukları bu masalı usanmadan yinelediler.

Peki metal işçileri olarak bizler süreci nasıl karşılamaya hazırlanıyoruz? İşi, MESS işverenlerinin dayatmalarını şimdiden kabul edeceklerini gösteren sendika bürokratlarına mı bırakacağız? Yoksa artık varlık-yokluk meselesi haline gelen haklarımızı sahiplenip sürece müdahale mi edeceğiz?

İşçiler olarak bugün geldiğimiz durum açıkça gösteriyor ki, biz sahip çıkmadığımız sürece haklarımız bir bir elimizden gidecektir. Kaybedilen haklarımızı tekrar kazanmak, kazanımlarımızı korumak ve güvence altına almak istiyorsak, inisiyatifimizi kullanarak TİS sürecine müdahale etmek ertelenemez görevlerimizden biridir. Metal sektöründe işçi sınıfının direnme ve mücadele düzeyi, bunun sonucu oluşacak kazanım ya da kayıplar önümüzdeki dönem sözleşmeleri açısından da belirleyici olacaktır. Metal işçilerinin kazanım ya da kayıpları, TİS görüşmeleri aynı döneme denk gelen belediye ve tekstil işçilerini de yakından etkileyecektir. Sonucu da bir bütün olarak işçi sınıfının hanesine yazılacaktır. Bu anlamıyla, içinden geçtiğimiz TİS süreci metal işçilerine önemli sorumluluklar yüklüyor.

Metal işverenleri (en çok kâr eden sektörde faaliyet göstermelerine rağmen) Kasım ve Şubat krizlerinden bu yana görülmedik biçimde metal işçilerinin haklarını gaspettiler. İşten atmalar, zamsız çalıştırma, esnek üretim, girdi-çıktı yapma, taşeronlaştırma en yaygın uygulanan saldırılar oldu. Büyük fabrikalardan orta, küçük boy fabrikalara kadar işyerleri F tiplerine dönüştürüldü. İşçiler üzerindeki baskı ve denetimler sıklaştırıldı. Kriz de bunun devamlılığını sağlayacak bir bahane olarak sürekli kullanıldı. Geçtiğimiz yıl işveren örgütlerinin 5 Eylül günü üç işçi sendikası ile yaptıkları toplantı sonucu TİS'lerle karara bağlanmış ücret zamları açıktan gaspedildi.

Geçtiğimiz sözleşme döneminden bu yana geçen iki yıllık süre boyunca hak gasplarının ardı arkası kesilmedi. Sözleşmelerin delinmesinden telafi çalışmasına, ücretsiz izinlerden işverenlerin kuralsız bir çalışma ortamını egemen hale getirmesine kadar birçok saldırı gerçekleşti. Yanı sıra birçok fabrikada giyecek, yakacak yardımları ile ikramiyeler keyfi bir tutumla ya verilmedi ya da kaldırıldı. Bir tarafta işsizler ordusu, bir tarafta da dağınık ve örgütlülükten yoksun bir işçi kitlesinin olması, saldırılar karşısında bir tepki ve eylemliliğin olmaması, MESS de dahil tüm sermaye örgütlerinin iştahını olabildiğince kabartmıştır.

Sermaye, işçi sınıfının verili durumundan yola çıkarak, 150 yıllık mücadeleler sonucu elde edilmiş kazanımları bir çırpıda hedef alan tarihsel hak gasplarına yelteniyor. 1475 sayılı iş kanununun değişimine ("Bilim Kurulu"nun hazırladığı iş yasası ön tasarısı) üç işçi konfederasyonu başkanıyla birlikte hazırlanıyor. Esnek üretim yasa tasarısı işçi sınıfına 150 yıl öncesinin ortaçağ koşullarını dayatmak, geleceğini tümden karartmak anlamına geliyor. Tasarının başlıca hedefleri arasında iş yaşamının kuralsızlaştırılması, kıdem tazminatı ve TİS hakkının gaspı vardır.

MESS işverenleri işte bu bilinçle ve ciddiyetle süreci karşılıyorlar. Metal işçileri olarak bizlerin de gelecek süreci yakından etkileyip belirleyecek TİS'lere daha güçlü bir bilinç ve kararlılıkla hazırlanmamız gerekmektedir. Bu, bugünün ertelenemez bir görevidir. Bu görevi layıkıyla yerine getirebilmek için;

- İşyerlerinde seçimlerle oluşacak TİS komitelerinin örgütlenmesi,
- Bölgeler bazında ortak TİS komitelerinin oluşturulması,
- Hangi sendikada örgütlü olursa olsun bu komitelerin tek bir ortak TİS komitesi biçiminde merkezileştirilmesi,
- Diğer işkollarındaki işçilerle (belediye ve tekstil gibi) ortak bir komite kurulup, sermayenin örgütlü saldırılarına karşı işçi sınıfının örgütlü bir birliktelik içinde karşı koyması gerekmektedir.

TİS sürecinde öncelikli taleplerimiz arasında şunlar bulunmalıdır:

* En düşük ücret asgari geçim standartlarına yükseltilmelidir!
* Geçmiş dönem kayıplarını telafi eden ücret artışları sağlanmalıdır!
* Taşeronlaştırma, sözleşmeli işçi vb. uygulamalara son verilmeli, bunlar sermayenin sendikal örgütlülüğe karşı bir silah olarak kullanmasına izin verilmemelidir!
* Esnek üretim, prim, parça başı, akord vb. çalışma sistemleri yasaklanmalıdır!
* Eşit işe eşit ücret ödenmelidir!
* 7 saatlik iş günü, 35 saatlik çalışma haftası uygulanmalıdır!
* Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi sağlanmalıdır!
Bu taleplerle birlikte sahte “iş güvencesi” yasasına karşı işçilerin mücadeleler sonucu elde edecekleri gerçek iş güvencesi için mücadele etmeliyiz.
Mevcut kazanımlarımıza sahip çıkıp saldırılara karşı örgütlü bir iradeyle yanıt vermenin tek yolu sürece bu bilinçle yüklenmektir.

Komünist bir metal işçisi/İstanbul