10 Ağustos '02
Sayı: 31 (71)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermaye düzeninin aldatıcı manevraları
  Temel demokratik hak ve özgürlükler için mücadeleyi yükseltelim!
  "AB uyum yasaları" ve Kürt sorunu
  Artık devlet adam öldürmeyecek mi?
  Türkiye demokratikleşiyor mu?
  İdam tartışmasının gizledikleri
  Düzen siyasetinde ittifak tartışmaları
  İşçi sınıfına büyük tuzak!
  Sendika ağaları yine işbaşında!
  Paşabahçe direnişi ihanete yenildi!
  "AB uyum yasaları" ve sahte demokrasi hayalleri
  Emperyalizme taşeronluk için kollar sıvandı
  Grev hakkı için grev ve direniş çizgisi!
   Filistin işgali yeni boyutlar kazanırken, BM siyonist katliamlara destek veriyor!
   Hızır Paşalar hak ve özgürlüklerimizin düşmanlarıdır!
   Devrimci basına yönelik davalar üzerine...
   L tipi cezaevleri
   Dersim, barajlar ve kalkınma/2
   "Munzur Kültür ve Doğa Festivali" üzerine...
   Türkiye'nin dış politikası kimin?
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
L tipi cezaevleri...

F tipi tecritle emek sömürüsünü
birleştiren hapishaneler

Sermaye devletinin 20 yıldır hedef tahtasına koyduğu cezaevlerine yönelik yeni bir saldırının startı verildi. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü işbirliğiyle hazırlanan protokolü, Hikmet Sami Türk ve Yaşar Okuyan 24 Temmuz günü bir basın açıklamasıyla birlikte imzaladılar. Böylece zaman zaman gündeme getirilen L tipi cezaevleri resmileşmiş oldu.

L tipi cezaevleri de F tipi hücre cezaevleri gibi sermaye devletinin başta ABD olmak üzere Avrupa’dan ithal ettiği “yeni” bir sistem. Aslında pek yeni de sayılmaz, bunu daha ayrıntılı olarak göreceğiz. Şimdilik şu kadarını ifade etmek yeterli. L tipi cezaevleri, F tipi hücrelerde halen süren tecrit ve izolasyonla yarı açık ve açık cezaevlerinde sürdürülen azgın emek sömürüsünün birleştirilmesidir. H. Sami Türk’ün açıklamalarına bakılırsa, L tipi cezaevleri hem tutuklular ve hem de tüm toplum açısından oldukça faydalı kurumlar! Mimari yapısı da F tiplerinden farklı ve daha çağdaşlaştırılmış! Çağdaşlaştırılmış L tiplerinin mimari yapısı şöyle:

1- L tipi toplam 7 bloktan oluşuyor. Bunlardan 6’sı tutuklulara, 1’i de cezaevi idaresine ait.

2- 61 adet 7’şer kişinin yaşayacağı hücreler vardır. Bu hücreler F tiplerindeki gibi inşa edilmiş ve iki katlı olarak yapılmıştır. 7 kişi 11 m2 alanda yaşayacak. 7 kişinin kaldığı hücrenin avlusu (havalandırma) 65 m2, ortak yaşam alanı (burada ne yapılacağı belli değil) 83 m2’dir.

3- 4 adet 3 kişilik hücre bulunmaktadır. Hücre 11 m2, havalandırma 65 m2, ortak yaşam alanı 48 m2’dir.

4- 40 adet tek kişilik hücre bulunmaktadır ve bu hücreler 5 ayrı bölüme ayrılmıştır. Bu hücreler de 11 m2’dir. Sadece havalandırması vardır. Bu havalandırmalara en fazla 5 kişi çıkabilecek. Tek kişilik hücreler disiplin cezaları ve TCK’nın 70. maddesinden 6 ay ile 3 ay arası hücre cezası alanların cezalarının infazı için kullanılacak. Bunlara 2 adet müşahade ve 2 adet özürlü odası da dahildir.

5- L tipinde 8 adet işlik olacak. Bunların herbiri 50 m2’dir.

6- Herbiri 1285 m2 olan iki adet çim futbol sahası, süs bitkilerinin bulunduğu 315 m2 genişliğinde 2 adet bahçe bulunmaktadır.

7- 45 ile 70 m2 arasında ölçüleri farklılaşan 4 adet dershane L tipi cezaevlerinde kadın ve çocuklara özgü bölümlerde düzenlenmiş bulunuyor. Buna göre kadın ve çocukların ziyaret ve avukat görüş yerleri ayrı olacaktır.

8- L tipi cezaevlerinde 54 kabinli 6 adet kapalı görüş yeri, herbiri 260 m2 olan 4 adet açık görüş yeri ve 20 adet avukat görüş yeri olacak.

9- 1 adet kreş 386 m2 genişliğinde, 1 adet kütüphane de 158 m2 genişliğinde olacak.

Ayrıca hücre kapıları gün içinde tutuklular tarafından açılıp kapatılabilecek. Aynı zamanda intihar vb. olayları önlemek için idare tarafından da açılabilecek. Her bölümün ortak yaşam alanında bir adet televizyon ve çok kanallı radyo bulunacak. Çay ve pişirmeden yenilebilecek sebze ve meyvelerin yıkanabileceği küçük bir mutfak, acil durumlarda personelin çağrılması için bir buton bulunacak, her bloka ankesörlü telefon koyulacak.

İşte yeni uygulamaya girecek olan L tipi cezaevleri bu şekilde düzenlenecek. Bu uygulamalar öyle bir anlatılıyor ki, insanın otel diyesi geliyor! Fakat böyle olmadığını göreceğiz.

Bu uygulamaya önümüzdeki günlerde ilk olarak 250 kişilik Rize Cezaevi’nde başlanacak. L tiplerinde 8 adet bulunan atölyelerde şu anda ne üretileceği, kaç kişinin buralarda çalışacağı açıklanmadıysa da bunun bir önemi yok. Okuyan ve Türk protokolü imzaladıkları gün bir dizi açıklama yaptılar. Bunlardan ilki tüm tutuklu ve hükümlülerin bu uygulamalara dahil olacağıdır.

Bu demek oluyor ki, L tiplerinde bulunan herkes o atölyelerde çalışacaktır. Açıklamada tutukluların atölyelerde zorunlu çalıştırılmasına, “tahliye sonrası iş bulma imkanının kolaylaşması için meslek edindirme kursları uygulanacaktır” denilerek kılıf uyduruluyor. Tutukluları bu kurslara özendirmek için cep harçlığı verileceği ifade ediliyor. Bu da, azgın sömürü karşısında verilecek düşük ücretin meşrulaştırılmasından başka bir anlama gelmiyor. Aslında niyetleri hiç vermemek, fakat ilk elden bunu göze alamıyorlar. Bugün açık ve yarı açık cezaevlerinde uygulanan bu sistemde çalışan tutuklulara 2 milyon 750 bin lira cep harçlığı veriliyor. Örneğin Sivas Yarı Açık Cezaevi’nde ekmek fırınları bulunuyor ve bilindiği kadarıyla cezaevi dışına da ekmek satılıyor. Ya da Edirne Açık Cezaevi’nde sera ve tarlalarda bir¸ok sebze üretimi yapılıyor. Üretimin tüm aşamalarında tutuklular çalıştırılıyor.

Mimari olarak L tipinin F tipinden tek farkı, F tipinde en fazla 3 kişi biraraya gelebilirken L tipinde bir araya gelenlerin sayısı 7’dir. Türk’ün göstermelik olarak “çağdaşlık” diye sunduğu futbol sahası, çiçek bahçeleri, ortak yaşam alanları, telefon kullanımı, radyo, televizyon vb., tredman denilen teslim alma koşullarına uyulduğu oranda kullanılabilecek. Kapının açılıp kapatılması tutuklunun isteğine bırakılmış gibi gösteriliyor. Fakat tredmana uyulmadığında kapının hiç açılmayacağı ya da işkence için açılacağı söylenmiyor. Öte yandan, “meslek edindirme kurslarında” günün belli saatlerinde kurs görülecek. Peki bu kurslar bittiğinde nasıl olacak? Kapı sabah atölyeye giderken açılacak, akşam dönüşte kapanacak. Faşist devletin çağdaşlığı bu işte! Ayrıca Türk, verileek kurslarla cezaevinden çıkıldığında kolay iş bulunacağını da söylüyor. Sanki bu ülkede dolaşan milyonlarca işsizden bihaber.

Yapılan açıklamalar üzerine daha çok şey söylenebilir. Fakat önemle üzerinde durulması ve bilince çıkarılması gereken asıl iki nokta var.

Bunlardan ilki, L tipi cezaevleri birer fabrika gibi kullanılarak üretim alanları haline getirilecek. Protokolde L tiplerinde AB normlarının gözetileceği ibaresi yer alıyor. Faşist sermaye devletinin uygulamaya çalıştığı bu sistem ABD’de ve birçok Avrupa ülkesinde yaygın. Özellikle tekstil sektöründe üretim gösteriyor bu tip cezaevleri. Bugün gençlik kitleleri arasında dünyaca popülaritesi olan pahalı giysilerin birçoğu ABD cezaevlerinde üretiliyor. Bu üretimde yoğun olarak çocuk emeği kullanılıyor. Dünyaca tanınmış birçok firma bu yolla tekelleşmiş bulunuyor. Çünkü cezaevlerinde yapılan üretimde işgücü son derece ucuz.

İşte faşist devletin yapmak istediği tam da budur. Asıl hedef bu olduğu ölçüde, tutukluların tahliye sonrası iş bulmasının kolaylaştırılması, fiziki ve ruhsal sağlığının korunması iddiasının hiçbir inandırıcılığı yok. 7 kişilik ortak yaşam alanları, futbol sahaları, kütüphaneleri, derslikler, kreşler vb.’nin fiiliyatta olup olmayacağı meçhuldür. Devlet cephesinden duyulan kaygı, köle kampı ve sömürü cehennemi anlamına gelen L tiplerinin toplum nezdinde meşrulaştırılabilmesidir.

Sıraladığımız uygulamaların propagandasıyla üstü kapalı da olsa L tipleri F tiplerinden farklı gösterilmeye çalışılıyor. Hücre ölümdür! F tipleri tecrit, izolasyon ve işkencedir! F tipi tabutluktur! Hücre insanın kendine yabancılaşmasıdır, kişiliğinin yokedilmesidir! Toplumun ilerici kesimlerinin bilincine kazınmış bu sloganlar unutturulmaya çalışılıyor. L tiplerinin daha insani, daha çağdaş olduğu yutturulmaya çalışılıyor.

Üzerinde durulması gereken ikinci nokta ise şudur. L tipi cezaevleri devletin devrimci tutsakları teslim alabilmesinin ikinci bir aracıdır. L tipi uygulaması ilk olarak sayıları 50 bine yaklaşan adli tutuklularla başlayacak. Önce bu 50 bin kişi hem yoğun bir sömürünün içine sokulacak ve hem de tecrit ve tredman politikalarıyla kişilikler yokedilip, yönetilmeye hazır robotlar yaratılacak. Adli tutuklular ciddi bir karşı koyuş sergilemediği ölçüde, devlet kısa vadede L tipi uygulamasını başlatabilecek. Orta vadeli hedef ise L tiplerinin kurumlaşması, kitleler nezdinde meşruluk kazanmasıdır. Devlet bunu başarabildiği ölçüde devrimci tutsakları da buralara kapatma imkanı bulacak demektir.

Fakat bu plan devlet cephesinden orta vadeli bir hesaptır. Öncelikle şimdiki sorunu çözmek amacındadır. Faşist katliamlara, iki yıla yakındır uygulanan tecrite ve günübirlik işkencelerine rağmen devletin hesapları tutmamıştır. Cezaevleri dikensiz gülbahçesi haline getirilememiştir. L tipleri daha köklü bir saldırı olmakla birlikte, devrimci tutsakların işlik ya da atölyelerde çalıştırılması saldırısı bugün için de geçerlidir. F tiplerinde üst katlar atölyelerle doludur. Bugün elle sayılacak sayıda insan oralarda çalıştırılabildiği için büyük ölçüde işlevsiz durumdadır. Elbette bugünkü haliyle L tiplerindeki gibi bir hedef yok, daha çok tredmana uymalarını sağlamak için verilen bir rüşvettir.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. L tipi cezaevi uygulaması özü itibarıyla F tipi cezaevleri saldırısının devamıdır. Saldırının hem emeğe hem de kişiliğe yönelik olması, devletin bu saldırısı karşısında örgütlenecek muhalefete geniş bir toplumsal taban kazandırıyor. F tipi tüm topluma yönelik bir saldırı diyorduk; şimdi L tipi emeğe ve insanlığa yönelik bir saldırıdır diyeceğiz. Artık F tipi karşıtı mücadele L tipi karşıtlığıyla da birleşmek zorundadır. Bu sorunun muhatapları arasında sayıları 50 bini bulan adli tutuklular ve aileleri de bulunmaktadır. Politik bir bilinçten, bununla birleşen bir direnç ve iradeden yoksun oldukları yerde, onlar için daha ciddi bir sorundur.

Bu saldırıya karşı verilecek mücadelede tüm devrimcilere düşen sorumluluğu belirtmek gereksizdir. Şimdi büyük ölçüde unutturulan F tipi sorununu toplumun gündemine tekrar taşıyabilmenin yeni bir imkanına sahibiz. Bu imkanı en iyi bir biçimde değerlendirmeliyiz.