15 Haziran'02
Sayı: 23 (63)


  Kızıl Bayrak'tan
  AB ve ABD emperyalizminin kıskacında Kıbrıs
  Derinleşen istikrarsızlık tablosu ve düzenin çözümsüzlüğü
  Sahte tartışmaların ardındaki gerçekler
  İSDEMİR işçisi işyeri komitelerini kurdu!
  DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplandı...
  Öncüden yoksunluk işçilerin belini büküyor
  Birleşik Metal-İş Genel Temsilciler Kurulu toplantısı ve devrimci görevler
  Sınavsız üniversite, parasız eğitim hakkı istiyoruz!
  Arafat dayatmalara boyun eğiyor
  Gelişme tarihi içinde ve kapitalizmde futbol
  Kapitalizm ve futbol
  Emperyalist stratejilerin kıskacında Türkiye
  TC, AB ve ortaya çıkan çekişmenin gerçek anlamı...
   TMMOB 37. Genel Kurulu toplandı...
   Almanya'da paralı eğitime ve eğitimde özelleştirmeye karşı kitlesel eylemler...
   Avrupa'da paralı eğitim karşıtı eylemler...
   Sefaköy İşçi Kültür Evi açılmadan kapatıldı...
   "Yurtsever Gençlik"ten zorbalık!..
   Enternasyonalle kurtulur insanlık!..
   Komünist kadın önder Clara Zetkin'in anısına...
   Burada, bu kuytuda bir gün
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Tekel sigara fabrikası işçileriyle konuştuk...

Öncüden yoksunluk işçilerin belini büküyor

- Sigara fabrikasının kapatılma süreci ne zaman başlamıştı?

1. işçi: Yaklaşık bir yıl önce başladı. Amaç bilinçli olarak Tekel’i özelleştirmek. Örneğin sigara olayında K. Samsun çok satıldığı için bir süre piyasadan çekildi. Arkasından U. Samsun olayı oldu. Şu anda gündemde Samsun Eksport var. O da çok tutulan bir sigara. Amaçları bilinçli olarak Tekel’i zarar ettirip, Sabancı ve onun gibi tekelleşmiş büyük firmalara satmak.

-Sigara fabrikası üzerinden nasıl bir hesap yapılıyor?

1. işçi: Burası üzerinden kapatma kararı var. Buradaki arkadaşların bir kısmının kadroları yok. Belli yerlere sürüp sonra iş akitlerini feshedecekler. Zamanla dağıtılacak bu işçiler. Kadroları olmayanlar zaten geçici statüsünde olduğu için de ufak ufak iş hakları ellerinden alınacak.

- Kadrolu işçi ne kadar, sözleşmeli ne kadar?

2 işçi: 250 sözleşmeli 200’ü kadrolu, 450 civarında işçi var.

- Daha önce Sümerbank’ta da yaşanmıştı bu...

2. işçi: Aynı modeli izliyorlar.

1. işçi: Türkiye’nin en kârlı kuruluşu Tekel. Zarar etmesi mümkün değil. Zarar etmiş gibi gösteriliyor veya bilinçli olarak zarar ettiriliyor birileri tarafından. Tekel üzerinde oynanan bir oyun bu.

2. işçi: Amerika’ya resmen peşkeş çekiliyor burası. Sen buradaki fabrikayı kapatıyorsun, Amerika’daki fabrikayla ortak çıkar sağlamaya çalışıyorsun.

1. işçi: Mesela bu yapraklardan artan tütün tozunu biz atıyoruz veya yakıyoruz. Ya da gemilerle Avrupa’ya gönderiliyor. Avrupa’da, Amerika’da veya başka bir ülkede yeniden işlenip bize dolar üzerinden satılıyor. Bunu yapacak makinayı biz alabilecek güçteyiz. Bir işlem yapıldıktan sonra 20-30 dolardan geri alınıyor. Bu bir bilinçli olarak zarar ettirme politikası.

- Peki bunlara karşı bir şeyler yapmak gerekmiyor mu?

1. işçi: Biz bunu defalarca söyledik. Fakat sendika eski sendika değil, ‘80 öncesindeki sendikayla ilgisi yok. Sendikacıların hepsi avantacı olmuş, cebini dolduruyor. Sıra işçi haklarına gelince, işçileri pohpohluyor, ortaya bizleri sürüyorlar, ondan sonra kenara çekiliyorlar. Sendikalara devamlı gidiyor, haklarımızı aramaya çalışıyoruz. Ama sendikacılar, işte Ankara’ya gidiyoruz, şu eylemi, bu eylemi yapacağız diyorlar. Bize öncülük yapan kimse yok. Öncülük yapan olsa, biz gerekirse burada yatar, gece gündüz hakkımızı sonuna kadar savunuruz. Ama bize ön ayak olacak sendika maalesef yok.

- Tekel işçisinin bu saldırıya tepkisi nasıl?

1. işçi: Şu anda herkes şaşkın. Çok çabuk gelişti. Söylentiler vardı, ama bunu beklemiyorlardı. Her kurum hakkında zamanla söylentiler yayılıyordu.

- Daha Sümerbank sürecinde sıranın Tekel’e geleceği belli değil miydi?

1. işçi: Aslında belliydi, fakat ön adım atılmadı. Sendikaların pasifliği, bizlerin de pasifliği. Ama tek başımıza eylem yapamayacağımıza göre... Başımızda aidat ödediğimiz bir sendika var. Biz bunlara her ay niçin aidat ödüyoruz? Bizim hakkımızı savunması için. Ama bunlar ceplerini doldurup bizi bir kenara atıyorlar. ‘80 öncesinin sendikaları haklarımızı söke söke alıyordu. Şimdi maalesef sendikalar ticarethane haline dönmüş. Nerden ne para çıkarabiliriz, onun peşindeler. Yoksa bugün işçi sokakta kalmış, aç kalmış, kadrosu gelmemiş, hiç umurlarında değil.

- Tekel’in başka yerlerde işletmeleri var. Saldırı sadece buraya mı dönük?

1. işçi: Buraya dönük değil. Burası ilk adım. İzmir içerisinde 30-40’tan fazla depomuz vardı, teker teker kapatıldı. İşletmeler kapatıldı. Konak vardı, Yeni bakım vardı. Burada üç bin kişiye yakın işçi vardı. Hepsi zamanla dağıtıldı. Depolardan emekli olanların yerine işçi alınmadı. Şimdi bir merkez kaldı, sigara fabrikası kaldı. Balatçık’ta bir fabrikamız var. İşçilerin büyük bir kısmını orada toplayıp, orayı belli bir süre faaliyete geçirip sonra teslim edecekler. Bizim gördüğümüz bu.

- Sümerbank işçilerinin deneyiminden ders çıkarmak gerekmiyor muydu?

1. işçi: Onları örnek almak lazımdı. Ama maalesef hiç örnek aldığmız yok. Dediğim gibi, tek başına bir şey yapamıyorsun. Sendikaların öncülüğünde yapmak lazım. Sendikalar da görevlerini yerine getirmediği için yapamıyorsun. Birilerinin ön ayak olması gerekir. Bugün arkadaşlar tek başına bireysel olarak birşey yapamaz. En azından korku var. Ama toplumsal olarak bir şeyler yaptığınız zaman ses getirirsiniz. Gerekirse burda yatar, çoluk çocuğumuzu da getirirdik.

- Bu aşamadan sonra bir şeyler yapmak mümkün mü?

1. işçi: Biz herşeyi göze aldık. Bugün herşeyi yapabiliriz. Yeter ki sendika bize ön ayak olsun.

- Bu noktada sendikalara basınç uygulamak gerekmiyor mu?

1. işçi: Artık sendikaya güven yok, devlete de güven kalmamış. İnsanlar bir korku, bir telaş içindeler, boşluktalar. Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Aslında biz arkadaşlara, sendikalara baskı yapalım, o zaman mecburen bize ön ayak olacaklar diyoruz. Ama bizim insanlarımız da vurdum duymaz. Kiminin emekliliği gelmiş, “ben nasıl olsa hakkımı alır çekilirim” diyor. Ama geride bir sürü genç arkadaşımız var.

- Öncü bilinçli işçilere çok iş düşüyor...

1. işçi: Bu biraz cehaletten kaynaklanıyor. Hakkın bu senin. Hakkını da mücadeleyle alabilirsin. Mücadele etmeden hiçbir hak alamayacağımıza göre.

2. işçi: Sendikaların tutumu çok kötü. Ama öyle, ama böyle, sendikalar yönlendirmeli.

3. işçi: Geçen gün şurada bir eylem yaptık. Adam, sizin yaptığınız eylem yasalara aykırı dedi. Zorlayarak şurdan şuraya kadar yürüdük. Ancak dürttüğün zaman yapıyorlar, sendikacılar böyle vurdum duymazlar. Dürtüyorsun, yasalara aykırı diyorlar. Yani ileri itemiyorsun.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



İzmir Tekel’de sendika işçileri oyalıyor

Görev öncü işçilerin omuzlarında

Tekel sigara fabrikasında üretimin 18 Haziran’da durdurulmasına karar verilmesi üzerine Tekel işçileri tarafından sigara fabrikası önünde 5-6 Haziran günlerinde eylemler yapılmıştı. Bu eylemler sonrası açıklama yapan Tek Gıda-İş Şube Başkanı Sedat Erdinç, 10 Haziran’a kadar bir sonuç alınamadığı taktirde tüm ülkede eyleme geçileceğini söylemişti. Fakat aradan geçen zaman içinde sürece eylemlilik değil bekleyiş hakim oldu. Beklemenin nedeni olarak ise halen sürmekte olan görüşmeler gösteriliyor.

Tekel işletmelerinin geçmişi, tıpkı daha önce tasfiye edilen Sümerbank gibi çok eski yıllara dayanmaktadır. Tekel yakın döneme kadar ülkenin en karlı kuruluşları arasında yer almaktaydı. Bu işletmeyi tasfiye etmeyi çok önceden planlayan sermaye iktidarı, adım adım süreci hızlandırdı ve nihayet şimdi son darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Oldukça sağlıksız ve kötü koşullarda üretimin yapıldığı sigara fabrikasında çalışan işçiler bu çıplak gerçeği, bir yıl kadar önce desteğe gittikleri Sümerbank’ta görmüşlerdi. Orada sermaye devletinin de, sendikaların da ilgisizliğine tanık olmuşlardı. Şimdi aynı şeyi bizzat yaşamaktalar.

İşçilerdeki umutsuzluğu ortadan kaldırmanın ve sendikaları direnişe sahip çıkmaya zorlamanın yolu öncü işçilerin ve devrimcilerin bu konuda inisiyatif kullanmalarından geçiyor. Tekel’deki öncü işçiler bir an önce ve sendikayı beklemeksizin kapatma saldırısına karşı direnişi örgütlemek için harekete geçmelidirler. Ayak sürümekten başka bir marifetleri olmayan sendikacıların şu an Tekel işçisine verebileceği hiçbir şey yoktur. Tekel işçisi devrimcilerden ve başka fabrikalardaki sınıf kardeşlerinden gelecek desteğe ve en başta da kendi gücüne güvenerek ilk adımları atmalıdır. İzmirli devrimcilerin ve öncü işçilerin ise Tekel işçisini yalnız bırakmama, direnişin yükünü onlarla birlikte omuzlama sorumluluğu vardır. Herkes sorumluluklarına uygun davrandığı takdirde Tekel’e dönük saldırının p&uum;skürtülmesinde ilk önemli aşama başarıyla geçilmiş olacaktır.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



“Toros Gübre grevi SASA grevine benzemeyecek!”

Toros Gübre’de devam eden TİS görüşmelerinde bir sonuç alınamaması üzerine 6 Haziran’da grev kararı asıldı. Temmuz’a kadar herhangi bir anlaşma sağlanamazsa greve çıkılacak.

Görüştüğümüz işyeri temsilcisi şunları söyledi: “Enflasyon oranının altında bir ücrete hiçbir işçi onay vermiyor. Bizim için %52 makul bir rakam, bundan taviz vermeyeceğiz. SASA işçisinin yaptığını yapmayacağız. Toros Gübre işçileri olarak bizler kararlıyız. Toros Gübre grevi SASA grevine benzemeyecektir. Onlar direnmedi ama biz direneceğiz, hakkımızı alacağız. Yaklaşık 2 ay önce 75 işçi ücretsiz izine ayrıldı. %52 alırsak bu arkadaşların mağduriyeti karşılanacak.”

SY Kızıl Bayrak/Adana