8 Haziran'02
Sayı: 22 (62)


  Kızıl Bayrak'tan
  Avrupalı emeryalistlerin sözde demokrasisi
  Düzen politikalarına meşruluk arayışı
  Bahçeli'nin manevraları ve faşist MHP gerçekliği
  AB'ye bağanan umutlar batağa sürüklüyor
  Faşist çete mensupları serbest bırakıldı, devrimci tutsaklar hücrelerde!..
  Belediye işçisi işvereni ve hükümeti uyardı
  Grev hakkı için grev!..
  SASA işçisinin denetiminden uzak grev satışla sonuçlandı!
  Emperyalist sermaye bir ülkeye ne için gelirı
  Grev hakkı ancak grev silahı kullanılarak savunulabilir
  ODTÜ'lüler geleneklerine sahip çıkıyor
  15-16 Haziran Direnişi ve sınıf hareketinin güncel sorunları
  Çukurovo'da öncü-devrimci kamu emekçileri ortak platform kurdu
   Kürdistan devrimi ile Türkiye devrimi arasındaki ilişkiler üzerine düşünceler VI
   Filistin halkı kıskaca alınmaya çalışılıyor!
   Keşmir sorunu ve emperyalist ikiyüzlülük
   İspanya'da genel grev havası
   Ekim Gençliği'nin Haziran sayısından...
   Aşık Mahzuni Şerif
   Sefaköy İşçi Kültür Evi yürüklerimizdeki isyanın bir mevzisi olarak açılıyor!
   Nazım Hikmet'e büyük saygısızlık!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Sendikalar 22-23 Haziran’da Sevilla’da yapılacak AB zirvesinin hemen öncesinde genel greve gitmeye hazırlanıyorlar...

İspanya’da genel grev havası

İspanya’da sendikaların gerici Aznar hükümeti ile başta işten çıkarmaları kolaylaştırma, işsizlik yardımını kısıtlamayı içeren sözde “Reform” paketini geri çekmesi için gerçekleştirdikleri bütün görüşmeler sonuçsuz kaldı. Görüşmelerin başarısız geçmesinin ardından sendikalar, yerel örgütlerine genel grev hazırlığı yapmaları çağrısında bulundu.

Duyurudan sonra Jose Maria Aznar hükümeti görüşmek için sendikalarla tekrar bir araya geldi. Ama görüşme 20 dakika aradan sonra sonuçsuz kaldı ve kesildi. Sendikalar durumu, “Hükümet pazarlığa müsaade etmiyor, yalnızca işten çıkarmaları kolaylaştırmak ve işsizlik yardımlarını kısıtlamak için yardım aramakta” şeklinde ifade ettiler.

Genel greve gidilmesi durumunda tarih, kesin olmasa da, 20 Haziran olacak gibi görünüyor. Bunun nedeni 22-23 Haziran’da Avrupa ülkeleri başkanlarının yapacakları iki günlük zirvedir.

20 Haziran’da genel greve gitme kararı şimdiye kadar resmi olarak açıklanmadıysa da bunun böyle olacağına kesin gözüyle bakmak gerekiyor. Çünkü geçtiğimiz günlerde Aznar hükümeti çıkardığı bir kararnameyle “Reform” paketinin uygulamaya konulması buyruğunu verdi. Bu saldırının genel greve katılımın geniş çaplı olmasını kolaylaştıracağı beklenmektedir.

Birleşik Sol (IU) lideri Gaspar Llamazares, saldırıyı kastederek, bu “Francizm” (İspanya’nın faşist diktatörü General Franconun dönemine anıştırma) kokuyor demekte ve sözlerini şöyle sürdürmektedir: “Aznar aynı zamanda, genel greve gitmek isteyenler çoğunluğu elde edemezler dediği için bir delidir. Birleşik Sol, Aznar’ın bu politik sitilinin, Aznar’ın yandaş olduğu Franko sitilini anımsattığını ifade etmektedir.”

Bu kararname, hükümetin “reform” adı altında uygulamaya koymak istediği saldırı paketlerinin hayata geçirilmesi doğrultusunda kısa sürede çıkardığı ikinci kararnamedir. Hükümet geçen yılın Mart ayında, yine benzeri bir kararla, iş sözleşme görüşme özerkliğini vs de ortada kaldırmıştı. Yine sendikalar karar öncesinde defalarca hükümetle görüşmüşlerdi ve Aznar yine görüşmelerde geri çekilmişti.

Hükümetin işçi sınıfının kazanımlarını hedef aldığı emekçilerin kafasında netlik kazanmış durumda. O dönemden beri süreli iş anlaşmaları, esnek çalışma saatleri vs. artık normal bir uygulama halini almıştır. Gerici Aznar hükümeti bu tutumun benzeri bir tutumu yüksek okul yasasının yürürlüğe konulması sırasında da izlemişti.

Önemli bir gelişme de Bask sendikalarının genel greve ilişkin tutumlarıdır. Bask sendikaları İspanya sendikalarını protesto etmek için, genel grev günü olarak 19 Haziranı belirlediler. Zira Bask sendikaları İspanya sendikalarınca planlama sürecinin dışında tutulmuşlardı. Buna rağmen Bask sendikaları İspanyol sınıf kardeşlerine 19 ile 20 Haziranda iki günlük bir genel greve gitmeyi önerdiler. Daha şimdiden güney İspanya’nın Andaluzya bölgesinde protesto gösterileri başlamış durumda. Binlerce köylü Jean’daki yolu saatlerce trafiğe kapatarak hükümetin kararnamesini protesto etti. Almuradiel’deki diğer bir yolu trafiğe kapatma girişimi, jandarma gücü Guardia Civil’in özel timlerince şiddet kullanarak engellendi. Bu müdahalede onlarca işçi yaralandı. Bu bölgelerde yapılan gösteriler “Bu politikanın Andaluzya’ya girmemesi için” şiarıya gerçekleştirilmişti.



“Emperyalist savaş” konulu konferanslar

Berlin: Savaş karşıtı kampanyamız devam ediyor. BİR-KAR bugüne dek bu çerçevede pek çok şey yaptı. Örneğin emperyalist savaşın niteliğini, amaçlarını ve sonuçlarını teşhir eden birçok bildiri çıkarıldı. Yanısıra Filistin halkına yönelik siyonist vahşeti sergileyen afişler ve çok sayıda pul çıkarıldı. Çeşitli kentlerde aynı amaçlı standlar açıldı. Bu arada savaşa karşı hemen tüm etkinliklere, protesto gösterilerine katıldık, bu tür platformlarla ilişkiler kurmaya çalıştık.

BİR-KAR savaşa karşı ajitasyonunu daha bilinçli ve hedefli hale getirme hedefi çerçevesinde, Avrupa’nın hemen her yerinde bir dizi konferans gerçekleştirme kararı aldı. Konferansların yürütülen çalışmayı güçlendireceği, kendi çeperimizden başlayarak ilerici-devrimci çevrelerde duyarlılığı arttıracağı düşünülmektedir. Amacı, savaş karşıtı çalışmayı güçlendirmek üzere güçlerimizi eğitmek olan bu konferanslardan biri de 2 Haziran’da Berlin’de gerçekleştirildi.

Konferans öncesi yaygın biçimde özellikle ilerici devrimci çevrelere çağrılar yapmamıza karşın arzu ettiğimiz karşılığı alamadık. İlerici, devrimci çevrelere özgü ilgisizlik sürüyor. Sınırlı sayıda insan konferansımıza duyarlı davrandı ve doğal olarak da katılım beklentilerin çok altında kaldı. Emperyalist savaşa karşı bu duyarsızlık sanıldığı gibi önemsiz bir durumu ifade etmemektedir. Tersine ilerici, devrimci çevrelerde yaşanan toplam zaafiyetin ve apolitizmin tipik bir yansımasıdır. Konferans bu ve benzeri olumsuzluklara rağmen anlamlı oldu. Emperyalist savaş ve savaşa karşı komünistlerin tutumuna teorik ve tarihsel bir çerçevede açıklık getirilmeye çalışıldı. Savaşa ve savaşın sonuçlarına karşı güncel görevler ortaya konuldu. Konferans savaş ve devrim kavramlarının aynı anda telefuz edileceği günlerin çok da uzak olmadıcurren;ına dair inancın dile getirlmesiyle sona erdi. (BİR-KAR/Berlin)

Köln: BİR-KAR Avrupa’daki emperyalist savaş karşıtı kampanyasını yeni araç ve etkinliklerle zenginleştirmeye çalışıyor. Bu çerçevede Almanya’nın çeşitli kentlerinde konferanslar da yapılmaktadır. Bunlardan biri de 30 Mayıs’ta Köln’de yapıldı. Fakat konferansa beklenilen düzeyde bir katılım olmadı. Bu tablo Almanya’daki emekçilerin savaşın yıkıcılığını ve önemini henüz hissetmediklerini gösteriyor. Diğer siyasi çevrelerin ilgisizligi de ayrıca dikkat çekicidir.

Konferanstan önce "İntifada" filminin gösterimi yapıldı. Daha sonra anlatıma geçildi. Son bölümde ise özellikle Kürt ulusal hareketinin savaş konusundaki tutumu üzerine canlı ve verimli tartışmalar yaşandı. Konferansımız emperyalist savaş ve devrimci tutum konusunda aydınlatıcı bir rol oynadı. (BİR-KAR/Köln)



ZKÜ’de “Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu” kuruldu

“Paralı eğitim saldırısına geçit vermeyeceğiz!”

İkinci dönemin başında faşistlerle yaşanan çatışmalardan dolayı 20 devrimci öğrenci bir ile yedi ay arası değişen sürelerde okuldan uzaklaştırma cezası almıştı. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı vermesiyle son bulan uygulama sonucu öğrenciler okula başladılar. Böylece Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’ndeki kısa süreli durgunluk kırıldı.

Durgunluk ilk olarak 1 Mayıs’ta aşıldı. 1 Mayıs’a yaklaşık 300 öğrenci katıldı. Bu, geçmiş yıllara oranla hayli önemli bir sayı idi. Diğer yıllardan farklı olarak Gençlik İnisiyatifi pankartı açılması kitlenin bölünmesine neden oldu. Oysa 1 Mayıs öncesi böyle bir çalışmanın varlığı dahi yoktu. 1 Mayıs sonrasında da gözle görülür bir faaliyetlerinin olmaması “dostlar pazarda görsün” zihniyetinin bir ürünü olsa gerek.

Herşeye rağmen katılım ve coşku, atılan sloganların içeriği ile de son yılların en güçlü 1 Mayıs’ını kutladık.

1 Mayıs sonrasında yapılan tartışmalar sonucu, oluşturulan birikim ve yakalanan düzeyin korunup geliştirilmesi, politik bir gençlik hareketinin yaratılması için sürekli ve sistemli bir çalışmanın yürütülmesi, gündemde olan YÖK yasa tasarısına karşı güçlü bir tepkinin örgütlenmesi için ZKÜ “Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu” kuruldu. Çeşitli gençlik gruplarının ve örgütsüz öğrencilerin içinde yer aldığı bu platform, öğrenci gençliğin akademik-demokratik sorunları karşısında geniş bir tepkiyi örgütlemenin aracı olarak şekillendi.

Platform, kuruluş toplantısında bir hafta sonra, 18 Mayıs’ta YÖK yasa tasarısına karşı Ankara’da yapılacak olan eyleme katılma kararı aldı. Eyleme kısa bir zaman kalmasına ve sınav haftası olmasına rağmen güçlü bir çalışma örgütlendi. Platformun kuruluşunu, YÖK yasa tasarısını anlatan ve 18 Mayıs’taki Ankara eylemine çağrı yapan bir bildiri hazırlandı. Bildirinin geniş dağıtımı yapıldı. Bu güçlü bir etki yarattı. Diğer ilçelerdeki fakültelerle platform ve eyleme katılım üzerine toplantılar yapıldı ve ortaklaşıldı.

Sonuçta eyleme 45 kişilik bir katılım sağladık. Eyleme gitmek için tuttuğumuz otobüs Ankara girişinde durduruldu ve Ankara’ya alınmadık. Ancak uzun uğraşlar sonucu girebildik. Bu nedenle eyleme yarım saat geç katıldık. Eyleme “Paralı eğitim saldırısına geçit vermeyeceğiz!/ZKÜ Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu” pankartı ile katıldık. Yanı sıra YÖK yasa tasarısını, Filistin’deki savaşı, soruşturmaları, hücre saldırısını konu alan dövizlerimizi açtık. Eylem oldukça coşkulu ve militan geçti. Eylemin olumsuz yanı ise dağınıklığıydı.

Platform olarak katıldığımız ilk eylem olmasına rağmen kendi adımıza iyi bir sınav verdik.

Paralı eğitim saldırısına geçit vermeyeceğiz!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

ZKÜ Paralı Eğitim Karşıtı
Öğrenci Platformu’ndan EG okurları

 
s