6 Nisan'02
Sayı: 13 (53)


  Kızıl Bayrak'tan
  Filistin kazanacak!
  İşgale karşı direniş ve dayanışma!
  Dizginsiz vahşet, kahramanca direniş!
  Filistin halkına destek eylemlerinden...
  Bölge halklarına karşı suç ortaklığı
  KESK Genel Kurulu'na doğru...
  "Zafer bize armağan edilmeyecek..."
  İsrail halkı karşı koymalı
  Siyonist işgal ve vahşet karşısında devletler seyirci halklar öfkeli
  1 Mayıs'ta mücadele alanlarına!
  "Genel grev-genel direniş!"
  İhanete yanıt eylem alanında verilir
  Almanya'da göç yasası kabul edildi
   HADEP ve tasfiye süreci
   "F tipi vahşetine karşı çıkmak bir insanlık sorumluluğudur"
   Öykü...
   Küresel saldırıya, savaşa hayır!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Türk-İş’in İzmir toplantısında 3 bini aşkın işçi haykırdı:

“Genel grev-genel direniş!”

Türk-İş’in, sınıfın yoğunlaşan tepkilerini biraz olsun dizginlemek ve işçiler üzerindeki denetimini sürdürebilmek için başlattığı salon toplantıları sürüyor. Son toplantı 10 Mart’ta İzmir-Alsancak Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi.

Toplantıda önce şube yöneticileri kısa birer konuşma yaptılar. İşçi ve emekçilere yönelik saldırıların son dönemde yoğunlaştığını, başta tensikatlar olmak üzere İMF paketindeki diğer saldırıların hayata geçirilmeye çalışıldığını, toplantının da bu amaçla düzenlendiğini belirttiler.

3 bini aşkın işçinin pankart ve dövizlerle katıldığı toplantıda en çok “Genel grev-genel direniş” sloganı atıldı. Özellikle yol işçilerinin katılımı yoğundu. Özelleştirme saldırısı ile yüzyüze olan Tekel ve Telekom işçileri de, gerek pankart ve dövizleri, gerek sloganları ile salona apayrı bir canlılık kattılar.

TÜMTİS ve Hava-İş’e bağlı işçiler de pankartlarıyla toplantıya katıldılar. Coşkulu sloganlarıyla salona canlılık kattılar. “Türk-İş uyuma, kurda kuşa yem olma!”, “Genel grev-genel direniş!”, “İş ekmek yoksa barış da yok!”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”, “Kahrolsun sendika ağaları!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” en sık atılan sloganlardı.

Türk-Metal’e bağlı işçiler, sendika bürokrasisinin etkisinde kaldıkları için, Türk-İş ve Bayram Meral lehinde slogan attılar. Yol işçileri de benzer bir durumda oldukları için kürsüden sendika bürokratlarının attırdığı sloganlara katıldılar. Fakat “Türk-İş uyuma, kurda kuşa yem olma!”, “Direne direne kazanacağız!”, “İMF defol, bağımsız Türkiye!” vb. sloganlara da coşkulu bir şekilde katıldılar.

Bayram Meral kürsüye geldiğinde ıslıklar ve yuhlamalarla karşılaştı. Protestolar üzerine Meral bir süre konuşmasını yapamadı. Kürsüden “Direne direne kazanacağız!”, “İşçi memur el ele, genel greve!”, “Genel grev genel direniş!” sloganları tekrar edilerek, kitlenin tepkisi bir ölçüde yatıştırıldı.

Bayram Meral konuşmasında şunları söyledi: “Evet Türk-İş uyuma kurda kuşa yem olma diyorsunuz, haklısınız, şimdiye kadar birçok eksiğimiz oldu. Burada toplanmamız, eksikliklerimizi gidermek ve taleplerimizi kabul ettirmek için. Eğer taleplerimiz kabul edilmezse yarından tezi yok Kızılay meydanında olacağız. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Fakat bazı kışkırtıcıları, bölücüleri görüyorum. Onlar bizlerin yoluna taş koymaya çalışıyorlar. Fakat başaramayacaklar. Bugün Tiğem’de, Tekel’de binlerce işçinin sokağa atılması sözkonusu. Diğer taraftan KİT’lere bağlı işletmeler kapatılmak istenmektedir. Bu şu anlama gelmektedir. Binlerce insanımızın ekmeğinin elinden alınması demektir. İzin vermeyeceğiz. Burada toplanmamızın amacı sendikacı arkadaşlarla durum değerlendirmesi yapıp güçlü bir şekilde Ankara’da taleplerimizi hüküete iletmek ve kabul ettirmektir.”

Bayram Meral’in konuşması sık sık kesilerek, “Suskun Türk-İş istemiyoruz!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Ankara Ankara duy sesimizi, bu gelen emekçinin ayak sesleri!” sloganları atıldı. Hemen hemen tüm kitle bu sloganlara katıldı.

Daha sonra kürsüye gelen Türk-İş Genel Sekreteri’nin yaptığı konuşmayla Türk-İş’in salon toplantılarının İzmir ayağı tamamlanmış oldu. Davullu zurnalı halaylar çekilirken, salon tamamen boşaldı. İşçiler bir kez daha tepki ve öfkelerini boşaltamadan evlerinin yolunu tuttular. Her ne kadar sendika bürokratlarına karşı tepki ve güvensizlik olsa da, bu sınıfın mücadeleden uzak durması anlamına gelmiyor. İşçiler sendikal barikatı aşarak tepkilerini eyleme dönüştürmek istiyorlar.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



Türk-İş bölge toplantısında Telekom işçisiyle konuştuk...

“Emekçi insanın gerçek yeri alanlardır”

- Toplantı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bana göre olumlu bir hava değil bu. Her zamanki olumsuzluk yaşanıyor. Düzenin ayak oyunlarına benziyor. İşçi hareketi bu şekilde kısıtlanmamalıydı. Bunlar bu havaya uygun olarak, kendi istekleri doğrultusunda işçi ve emekçileri bu dar çerçeveye koydular.

Emekçi insanın gerçek yeri alanlardır. Özelleştirme adı altında birçok saldırı yapıldı. Sümerbank’ı, Tekel’i biliyorsunuz. Bundan on yıl önce Sümerbank’ın özelleştirilmesine karşı olmayan şube başkanları bugün özelleştirmeye hayır diye slogan atıyorlar. Yani çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Bana göre buradaki işçiler de biraz olumsuz bir hava içerisindeler. İşçiler ikiye bölünmüş durumdalar. Sadece Yol-İş sendikası bu durumdan çok memnun gibi görünüyor ya da hareket ettiriliyor. Bu olaydan rahatsız olan kitle ise geride bırakılıyor. Düzenin bir oyunu bu.

- Bayram Meral’in Ankara’ya gideceğiz, isteklerimiz kabul edilmezse orada eylem yapacağız demesi...

Zaten B. Meral her süreçte Ankara’da. Eylemin Ankara’sı, İzmir’i olmaz. Eylem eylemdir. Karar aldığın zaman eylemi koyarsın. Kazanıncaya kadar da savaşırsın. Örneğin bundan bir-iki hafta önce Kore’de özelleştirmede geri adım atıldı. Türkiye’de ise tam tersi bir süreç yaşanıyor. Devlet ve sendikalar bir dayanışma içinde çalıştıkları için, B. Meral insanları kandırma, zaman kazanma amacındadır. Gerçekte bu savaş mücadeleyle olur, kavgayla olur. Ankara’ya gidip plan yapmakla, zaman kazanmakla kavga verilemeyeceği açık.

Şu anda devlet zorunlu emeklilikle ilgili birçok çalışma yapıyor. Artı, şu anda yıpranma tazminatlarının %50 oranında düşürülmesi için çalışma yapılıyor. Meral bunla ilgili hiçbir açıklama yapmıyor. Örneğin 30 gün çalışıp 30 milyon alınıyorsa, işçi ya da memurun alacağı ücretin yarıya kadar düşürülmesinin hesabı yapılıyor. Fakat bundan hiç kimsenin haberi yok. Bayram Meral bununla ilgili hiçbir konuşma yapmıyor, bu konuda hiçbir bilgi vermiyor.

SY Kızıl Bayrak/İzmir



Kayseri’de KESK eylemleri...

Eşit işe eşit ücret...

Kayseri Eğitim-Sen Şubesi 1 Nisan günü üyeleriyle birlikte Kayseri Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.

Müracaat savcılığına yapılan suç duyurusunda, “yoğun ekonomik bunalım geçiren, yoksulluğun had safhasında bulunan ülkemizde kimileri 160 milyon sefalet ücreti ile geçinmeye çalışırken, 750-800 milyon gibi maaş alanlar arasında nasıl eşitlik olur düşününcesiyle Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nu davet ediyoruz” denildi.

Adliye binası’nda yapılmak istenen basın açıklamasına ise, kamu düzenini bozdukları gerekçesiyle Kayseri Emniyeti tarafından izin verilmedi. Açıklama Eğitim-Sen binasında gerçekleştirildi. Eyleme çoğunluğunu emekli eğitimcilerin oluşturduğu yaklaşık 50 kişi katıldı.

Doğum izni talebi...

Geçtiğimiz hafta içinde KESK Şubeler Platformu, “Ayrımcılığa Karşı Eşitlik İçin Örgütlenme Kampanyası” çerçevesinde Mimar Sinan Parkı’nda yaklaşık 50 kişinin katılımıyla bir basın açıklaması düzenledi.

Yapılan açıklamada, “Çalışma koşulları, hamilelik dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Hamile kadınların gece işlerinde çalışmaları yasaklanmalıdır. Kadınların yaşamını doğrudan ilgilendiren yasa tasarılarında görüşlerimizin alınarak gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz” denildi.

Basın açıklamasını okuyan BES Şube Başkanı Dursun Şimşek eylemden sonra gözaltına alındı, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

SY Kızıl Bayrak/Kayseri