6 Nisan'02
Sayı: 13 (53)


  Kızıl Bayrak'tan
  Filistin kazanacak!
  İşgale karşı direniş ve dayanışma!
  Dizginsiz vahşet, kahramanca direniş!
  Filistin halkına destek eylemlerinden...
  Bölge halklarına karşı suç ortaklığı
  KESK Genel Kurulu'na doğru...
  "Zafer bize armağan edilmeyecek..."
  İsrail halkı karşı koymalı
  Siyonist işgal ve vahşet karşısında devletler seyirci halklar öfkeli
  1 Mayıs'ta mücadele alanlarına!
  "Genel grev-genel direniş!"
  İhanete yanıt eylem alanında verilir
  Almanya'da göç yasası kabul edildi
   HADEP ve tasfiye süreci
   "F tipi vahşetine karşı çıkmak bir insanlık sorumluluğudur"
   Öykü...
   Küresel saldırıya, savaşa hayır!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
İsrail halkı karşı koymalı

Sam Bahour

(Batı Şeria)

Ben bunları yazarken, İsrail askerleri kapı kapı dolaşıp 16 yaşından 60 yaşına tüm erkekleri evlerinden çıkartıyor ve hepsini okul binasında topluyor. Gelinim, oraya götürülen onlarca kişinin arasında kocasının (Mohd Yakub) da olduğunu söyledi.

İsrailliler Ramallah’taki yerel televizyon kanalı El-Vatan’a el koydular. Buradan Filistin karşıtı yayınlar yapıyorlar. Yaşadığımız saldırı, sizin CNN ekranlarında gördüğünüz tanklardan daha büyük bir saldırı. Birçok yerde elektrikler kesik. İsrail tankları sürekli olarak devriye geziyorlar.

Şehir tahrip ediliyor, fakat ölüm bizi bu kadar tehdit ederken bu durum geri planda kalıyor.

Saldırıdan, asıl çocuklar etkileniyor. Şaron, uzlaşmanın ne demek olduğunu bilmeyecek ve barış dolu bir beraberlik umut edemeyecek olan yeni bir nesil yarattı.

Mücadele daha da haklı

ABD ve İsrail, terörizm kavramını aylardır istedikleri gibi kullanıyor ve gelecekte de kullanacaklar. Ama 37 yıllık askeri işgal ve İsrail savaş kabinesi tarafından yönlendirilen 18 aylık saldırı göz önüne alındığında şu görülecektir: Gelecek yıllarda Filistin direnişi; silahlı ya da silahsız, daha yasal ve haklı olacak.

Açıkçası, Filistin halkı artık belirli güçlerin kendi mücadelelerine nasıl baktığıyla ilgilenmiyor bile.

Şaron’un, “Saldırıları durduruyorum” diye tüm dünyaya seslenerek bahsettiği intihar saldırılarına gelince... Bunlar daha da artacak. Hem de işgal altında yaşayan bizlerin bile istememesine rağmen. Artık daha fazla Filistinli, ölüm ile yaşamı aynı kefeye koyuyor ve böyle bir durumu yansıtan fiziksel ve piskolojik tavırlar sergiliyorlar.

Umurlarında mı?

Burda kimse Şaron’un yaptıklarına ya da ABD’nin tepkisizliğine şaşırmıyor. Fakat merak ediyoruz, İsrail halkı nerede? Tüm bunlar bittiğinde bizimle, mutlu ya da değil, ama beraber yaşayacaklarını çok iyi bilen İsrail halkı nerede? Sessizliklerinin uzun yıllar ortadan kalkmayacak bir nefrete sebep olduğunu biliyorlar mı? Umurlarında mı? Umutsuzluk içindeki insanları görmüyorlar mı? Bu insanların aşağılanmasına daha ne kadar katılacaklar? Filistin şehirlerine saldıran kendi çocuklarının yaşamlarından da mı endişelenmiyorlar?

Arafat’a gelince... Şaron İsrail’i bir köşeye sıkıştırmış bulunuyor. Eğer Arafat öldürülürse, İsrail çok kötü günler yaşayacak. Eğer hayatta kalırsa, Filistin halkı Şaron’u yenik düşürmüş olacak. (30 Mart 2002)



Firavun’dan Sharon’a; Musa’dan Arafat’a...

Uri Avnery

(İsrailli barış aktivisti ve eski general)

“Eğer Ariel Sharon, göründüğü kadarıyla istediği biçimde, Yasir Arafat’ı katletmekte başarıya ulaşırsa, Filistin lideri halkının ve tüm Arap dünyasının hafızasında, tıpkı Musa’nın Yahudi hafızasında kaldığı gibi, kalacak. Musa Mısır baskısına başkaldırmış ve halkını ‘tutsaklık ülkesi’nden çıkarıp, 40 yıl çölde yöneterek, onlardan yeni bir halk yaratmış ve onları Vaadedilmiş Topraklar’ın eşiğine getirmişti. Toprağa kendisi ayak basamamıştı. Allah, toprağı ona uzaktan göstermişti. Şimdi şehit olursa, bunun aynısı Arafat için de anlatılacak. Musa, elbette, bir mitolojik figürdür. Dünyadaki hiçbir ciddi alim, Mısır’dan hicretin gerçekten meydana geldiğine inanmıyor. Ama bunun gerçekten olup olmadığının önemi yok. Mitolojik Musa, Yahudi halkının bilincini, çöldeki bir göçebe aşretin canlı-kanlı herhangi bir reisinin yapabileceğinden çok daha fazla biçimlemiştir.

“... Gözlerimizin önünde yeni bir efsane doğuyor; Sharon Firavun’dur ve biz İsrailliler kadim Mısırlılarız. Exodus’un hikayesinde Kutsal Kitap şöyle der: ‘(Firavun’un) yüreğini ve hizmetçilerinin yüreğini katılaştırdım.’ Üzerine her türlü felaket indikten sonra Firavun, İsrailoğulları’nı hür bırakmak konusundaki sözlerinden vazgeçer. Niçin? Allah’ın amacı neydi? İsrailoğulları’nın, uzun yürüyüşlerine başlamadan önce, zorluklar karşısında katılaşmasını istemiştir. Bugün Filistinliler’e olan, işte budur.

“Öyleyse, şimdi bir İsrail kurşunu Arafat’ı öldürürse ne olacaktır? Musa’dan sonra ikinci bir Musa ortaya çıkmadı... Arafat’ın halefi Abu-şu, Abu-bu olmayacak. Kalaşnikov Kardeş olacak- İngiliz işgaline karşı savaşta, gençliğimizde söylediğimiz ‘Yoldaş Parabellum’a söz verin; Yoldaş Tommy Gun’a söz verin’ şarkısı misali. Parabellem bir tabanca idi. Tommy Gun, bir hafif makinalı tüfek. Hiçbir Filistinli Quisling olmayacak. Eğer bir aday bulunursa, tıpkı Sharon’un Lübnanlı Quisling’i Beşir Cemayel gibi, ertesi gün öldürülecek. Düzinelerce mahalli gerilla lideri onun (Arafat’ın) yerini alacak, ve yıllarca sürecek ve sadece ülkede değil, tüm dünyada sürecek bir intikam kampanyasına girişecekler.

“Her İsrailli’nin hayatı cehennem olacak, dünyanın tümü bir Kudüs stili Ben Yehuda Sokağı’na dönecek (ardarda intihar saldırılarının gerçekleştiği Kudüs’ün merkezindeki ana cadde cç.). Hiçbir İsrail Büyükelçiliği, hiçbir uçak, hiçbir turist güvenli olmayacak.

“Ölü Arafat, yaşayan Arafat’tan çok daha tehlikeli olacak. Yaşayan Arafat barış yapabilir ve yapmaya razı olabilir. Ölü Arafat yapamaz. (Ölü Arafat) ihtilafı ebedileştirecektir...”

(Aktaran Cengiz Çandar, Yeni Şafak, 4 Nisan 2002)



İsrail vahşetinden kesitler

Margarita Kapetenau

Bölgede bir gazeteci olarak bulunmama rağmen, çevrede olup bitenleri gözlemek ve haber yapma olanağımız çok az. İsrail askerleri, tam bir işgal ordusu görünümü çiziyor; önlerine çıkan herkesi vuruyor, öldürüyor, herşeyi yakıp yıkıyorlar. Uzun zamandır burada olmamdan dolayı beni tanıyan birçok Filistinli, telefon ederek çeşitli bölgelerde yaşananları bildiriyor. Ben de ancak böyle haber yapabiliyorum. Herşeyden önce, günlerdir sular kesik ve elektrik yok. Radyo ve televizyon izleyemiyoruz. Çünkü Filistin yayın kuruluşları ya yok edilmiş, ya da işgal edilmiş durumda. Pazartesi günü, en az 100 tankın eşlik ettiği İsrail birlikleri, Halkiliye’ye girdi. Ardından sıra Tulkarem’e geldi. Beytüllahim’de de topyekûn işgal söz konusu. Bütün bölgelerde yiyecek, içecek ve ilaç sıkıntısı var.

Hastanede yaşananlar

İsrail’in insanlık dışı saldırılarına en iyi örnek, Ramallah Hastanesi’nden Doktor Musa Mehmet’in açıklamaları. Mehmet, sadece pazartesi günü hastaneye ulaştırılan ölü sayısının 19 olduğunu söyledi. Bu rakam, sadece Ramallah için. Şehrin bütün mahallelerinden hastaneye telefon eden halk sokaklarda, caddelerde, evlerin bahçelerinde ölü ve yaralılar olduğunu bildiriyor. Ama hastane ne ambulans gönderebiliyor, ne de tıbbi yardım ulaştırılabiliyor. Çünkü İsrail askerleri, ambulanslara bile izin vermiyorlar.

Mehmet, bana, hastane morglarının dolduğunu ve ölülerin morgun dışında bekletildiğini anlattı. Bu açıklamanın ardından, ölüler, çaresizlik nedeniyle hastane bahçesine gömülmeye başlandılar.

Kısacası, ölü ve yaralı sayısı çok fazla, ama hiç kimse kesin bir rakam veremiyor. Bir ara, Yaser Arafat’ın yanında bulunan korumalardan biriyle ilişki kurmayı başardık. Bize içeride yaralılar olduğunu, İsrailliler ile, bunların hastaneye götürülmesi için üç kez anlaşma sağlandığını, ancak bu anlaşmalara hiç uyulmadığını anlattı. Bu arada, İsrailliler, herşeyi göze alarak yaralıları almak üzere yola çıkan bazı ambulansları, içindeki sağlıkçılarla beraber siper olarak kullanmaya başladılar. Doktor Mehmet, bu ambulanslar kullanılarak, birliklerin Filistinlilerin kurdukları barikatları ele geçirdiğini söyledi.

Kurşuna dizilenler hastaneden

Ramallah’ta, halen ev ev aramalar yapılıyor ve erkekler gözaltına alınıyor. Daha önce aldıkları yaşlıların bir bölümünü serbest bıraktılar, ancak yüzlerce insandan haber alamıyoruz. Kurşuna dizilen 30 kişinin, hastanelerden gözaltına alınanlar olduğu ise kesinleşti. Bunların bazıları hastanede yatan yaralılarmış, diğerleri ise işgal başladıktan sonra hastaneye sığınanlar.

İsrail askerleri, birçok ana cadde ve sokağı iş makinalarıyla kapatmış durumda. Buralara beton dökülerek duvarlar örülüyor. Amaçları, araç geçişini engellemek.

Filistinli yetkililer, İsrail askerlerinin daha önce yapmadıkları bir vahşete imza atarak, savaş esiri olarak çatışmalarda yakalananların hemen kurşuna dizildiğini de aktardılar.



Atina’da Filistin halkıyla dayanışma eylemi

Yunanistan’da işçi ve emekçiler, yüreklerinin Filistin ile birlikte attığını, sokaklarda gösteriyorlar. Pazartesi günü başkent Atina’da düzenlenen büyük Filistin yürüyüşüne 10 binden fazla emekçi katıldı. Yürüyüşte İsrail katliamları ve işgali kınandı ve Filistin halkının yalnız olmadığı mesajı verildi. Atina Merkezi İşçi Konfederasyonu (EKA) ve barış örgütleri tarafından düzenlenen eyleme, sendikaların yanı sıra meslek örgütleri ve gençlik kuruluşları yoğun bir biçimde katıldı. Başkentteki Propilya Meydanı’nda akşam saat 19.00 sıralarında başlayan mitingde, İsrail ve onun arkasındaki ABD, yüzlerce pankart ve dövizle lanetlendi. Miting alanında binlerce emekçi, “Şaron’un Oluşturmak İstediği Mezbahaya Hayır”, “Bush, Şaron, Faşist Katiller”, “Kahrolsun Emperyalizm”, “Yaşasın Halların Dayanışması” ve “Yaşasın İntifada” gibi sloganlar attı. (Evrensel/4 Nisan 02)