30 Mart '02
Sayı: 12 (52)


  Kızıl Bayrak'tan
  Yaklaşan 1 Mayıs ve görevlerimiz
  Tüm çalışanlara grevli-toplusözleşmeli sendika hakkı!
  İMF istedi diye onbinlerce işçiyi sokağa atacaklar!
  Hain sendika bürokratlarını sırtımızdan atalım!
  Düzen cephesinden "kriz bitti" tartışmaları
  Gençlikten...
  "Sendikalar ne zaman işçinin tam örgütü olacak?"
  Sermayenin saldırılarına karşı durmak...
  Burjuva toplumu ve burjuva kadın hareketi
  Gülsuyu'nde militan Newroz kutlaması
  Newroz kutlamalarını doğru okumak!
  Roma'dan işçiler geçti!..
  Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı...
  1 Mayıs'a hazırlanalım!
  "Teslimiyet asla!.."
  Nazım Hikmet ve emekçi kadınlar
  Bir öykü...
  Baskılar bizi yıldıramaz!..
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
İstanbul Üniversitesi’nde İETT zamları
ve Cheney protesto edildi

Yaklaşık birbuçuk ay önce birkaç öğrenci grubunun bir araya gelerek başlattığı İETT zamları ve ulaşım hakkının gaspını konu alan “40 paralık adamlar” kampanyası, toplanılan imzaların belediyeye verilmesi amacıyla İÜ’de yapılan bir şenlikle bitirildi. Zengin bir sanatçı katılımının olduğu şenlikte konuşmalar genelde ulaşım hakkı ile ilgili olurken, YÖK yasa tasarısına ve savaşa yönelik vurgular hayli zayıf kaldı.

Diğer öğrenci grupları tarafından imzasız olarak hazırlanan ve YÖK yasa tasarısını hedefleyen pankarta müdahale eden “40 paralık adamlar” komitesi, bu davranışıyla bazı öğrencilerin tepkisini çekti. Şenliğin sonuna doğru çalışmaların devam edeceği bildirildi ve kitleyle birlikte belediye binasının önüne gidildi. Fakat mesai saatinin dışında gidildiği için dilekçeyi verebilecek bir yetkili bulunamadı.

“40 paralık adamlar” oluşumu içindeki arkadaşların devrimcilere olan tepkileri ve devrimci çalışmaya engel olmaya çalışmaları, düzenledikleri şenliğin politik bakımdan geriliği ve bunun Kemal Alemdaroğlu tarafından desteklenmesi, göze çarpan önemli noktalardı. Bir diğer nokta ise; daha önce şenlikte verilecek 5 dakikalık arada Cheney ile ilgili basın açıklamasına olanak tanıyacaklarını söyleyenler, devrimciler eylemi başlatır başlatmaz bundan vazgeçtiler. Böylece Cheney protestosunun sesini bastırmak yolunu tuttular.
Şenliğin ortalarına doğru devrimci, demokrat ve yurtseverler, 80 kişilik bir öğrenci kitlesinin katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Rektörlüğün önünden eyleme başlayan öğrenciler kapının önüne geldiler. Eylem boyunca “Yaşasın bağımsız Filistin!”, “Halkların katili ABD!” ,”Kahrolsun savaş, kahrolsun emperyalizm!”, “Katil Cheney defol!”, “Yankee go home!”, “Filistin halkı yalnız değildir!”, “Irak halkı yalnız değildir!” sloganları atan öğrenciler, yaptıkları açıklamada; “Halkların katili ABD’dir, emperyalizm savaş demektir; halklar, işçi ve emekçiler savaşın faturasını ödemeyecekler” dediler.

Ardından okulun içine giren öğrenciler, burada halaylarla birlikte ABD ve İsrail bayraklarını yakarak savaşı lanetlediler. Politik olarak olumlu bir hava yaratan eylemde eksik kalan yan, önceden karar alınmasına rağmen kapının kırılıp çıkılmaması ve kitlenin sloganlara coşkuyla katılmamasıydı. Tüm eksikliklere rağmen katil Cheney protesto edildi. Eyleme Ekim Gençliği, İYO-Der, Partizan Gençlik, Yurtsever Öğrenciler, Özgür Gençlik ve Kaldıraç katıldı.

Ekim Gençliği/İstanbul



YÖK yasa tasarısı üzerine panel

27 Mart günü Eğitim-Sen 6 No’lu Şube tarafından Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde YÖK yasa tasarısı ile ilgili bir panel gerçekleştirildi. Panele 50’ye yakın kişi katıldı.

Panele Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rıfat Okçabol ile Marmara Üniversitesi’nde Doç. Dr. Fuat Ercan katıldılar.

Okçabol, Türkiye’deki eğitim politikalarının tarihsel gelişimini ele aldı ve Türkiye’de özel okulların kökenine, eğitimin paralılaştırılması sürecinin ilk örneklerine değindi. ‘70’li yılların başından itibaren eğitimin nasıl yeniden tanımlanması sürecine girildiğini, üniversitelerde ve liselerde eğitimin nasıl gericileştirildiğini ortaya koydu. Ve devletin gelinen süreçte açıkça “Yurttaşlar, ben eğitim olanaklarını parası olanın kullanmasını istiyorum” dediğini söyledi.

Fuat Ercan ise, eğitimin yeniden tanımlanması olgusunun dünya çapında yaşandığını, dünyanın dört bir yanındaki saldırıların bir bütünlük taşıdığını dile getirdi. “Yeniden yapılanma” sürecini üç temel olguya bağladı: Avrupa Birliği’ne giriş süreci (finans merkezli bir eğitim yasası); İMF ve Dünya Bankası politikaları ve Türkiye’de ve dünyada sermayenin yapısal krizi. Ardından neo-liberal eğitim politikalarının yeni YÖK yasa tasarısı üzerindeki etkilerini anlattı. Tasarıdaki maddeleri tek tek ele alarak, “torba bütçe”den “işletme hesabı”na kadar tüm uygulamaların eğitimin paralılaştırılmasında birer adım olduğunu vurguladı. Öğrencilerin bu yasa tasarısı ile artık sadece gelir getiren birer muhasebe kalemi olduklarını, akademik personelin piyasalılaştırıldığını, idari personelin de hızla taşerlaştırılacağını vurguladı.

Konuşmaların ardından soru cevap kısmına geçildi. Yıldız Teknik Üniversitesi Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu’ndan bir öğrenci YÖK yasa tasarısında yapılan göstermelik değişikliklerin öğrencilerin tepkisini yatıştırmak için bir araç olarak kullanılacağını söyledi. Ardından Tez Koop-İş’ten bir SSK çalışanı, bu saldırıların dünya ölçeğinde neo-liberal eğitim politikaları ve GATTS’a dayandığını anlatarak, kendilerine de “kalite” vurgusu adı altında bir dizi saldırı yöneltildiğine değindi ve birlikte mücadele etmenin gereğini vurguladı. Söz alan bir başka öğrenci ise, YÖK yasa tasarısı gibi önemli bir gündemin okullardan uzak mekanlarda tartışılmasının fazla anlamlı olmadığını, Eğitim-Sen’in bu tür etkinlikleri okullarda yapmasını önerdi ve Yıldız Tekk Üniversitesi Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu’nun YTÜ’de düzenleyeceği panele çağrı yaptı.

Ekim Gençliği/İstanbul



MKÜ’de yasa tasarısı ve soruşturma terörü protesto edildi

28 Mart günü Antakya Arkeoloji Müzesi önünde, yeni YÖK yasa tasarısı, soruşturma terörü, okuldan atmalara ve uzaklaştırmalara karşı Mustafa Kemal Üniversitesi Öğrenci Derneği (MKÜ-ÖDER) tarafından bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya DKÖ temsilcileri, Hatay Demokratik Liseliler Birliği, Ekim Gençliği ve Eğitim-Sen’e üye bazı öğretmenler katıldı. Yaklaşık 150 kişinin katıldığı açıklamada, “Yaşasın özerk-demokratik üniversite mücadelemiz! YÖK’e hayır!” şiarının yeraldığı MKÜ-ÖDER imzalı bir pankart taşındı. Eylemde ayrıca, “Soruşturma terörüne son!”, “Cezalar geri alınsın!”, “YÖK yasa tasarısına hayır!”, “Anadilde-bilimsel eğitim hakkı!” yazılı dövizler taşındı.

Basın açıklaması yoğun polis ablukası altında gerçekleştirildi. Eylemde sık sık “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!”, “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek!”, “Cezalar, baskılar bizi yıldıramaz!”, “YÖK yasa tasarısına hayır!”, “Çeteler mecliste, öğrenciler hapiste!” sloganları atıldı.

Basın açıklaması metninde şunlar söylendi: “Kurulduğu günden bugüne kadar üniversite gençliğini sürekli baskı altında tutan YÖK, meclise sunulan yeni yasa tasarısıyla ezilen emekçi halk çocuklarına üniversite kapılarını kapatmak istemektedir. ... Bu yeni tasarıyla üniversitelerin birer ticarethaneye dönüştürülmesi, öğrencilerin de birer müşteri yerine konulması söz konusudur. Yani YÖK bu tasarıyla parası olana eğitim anlayışını dayatmaktadır. Bu tasarıyla birlikte öğrencilere burs verilmesi, öğretim görevlilerinin maaşlarının ödenmesi, harç ücretlerinin belirlenmesi, yurt ve sağlık giderleri gibi konularda YÖK bütün yetkiyi üniversite rektörlüğüne vermiştir. Bu uygulamayla okuldaki öğrencilere sunulan tüm hizmetlere harcanan paranın yarısının öğrencerden alınması planlanmaktadır. Ayrıca okuldan atma ve uzaklaştırma cezalarının verilmesi daha da keyfileşecektir...”

Ekim Gençliği/Antakya



16 Mart anması:

Beyazıt’ta anlamlı birliktelik...

16 Mart’ta katledilen 8 öğrencinin anması büyük bir coşkuyla gerçekleşti. Eylem iki koldan hareket eden öğrenci kitlesinin Eczacılık Fakültesi önünde biraraya gelmesiyle, yaklaşık 1200 kişilik bir kitle ile yapıldı.

Beyazıt tramvay durağından eyleme başlayan İÜ öğrencileri haricindeki üniversitelerin oluşturduğu kitle meydana doğru yürüyüşe geçti. Polisin önüne kesmeye çalıştığı kitle kararlı ve militan duruşu ile birinci ablukayı atlatarak meydanın girişine geldi. Öğrencileri meydana almayacağını söyleyen polis daha sonra arama noktalarından geçilmesi koşuluyla müdahale etmedi.

Beyazıt Meydanı’na giren 900 kadar öğrenci, Merkez Kampüs’ten çıkan yaklaşık 300 kişilik öğrenci kitlesiyle Eczacılık Fakültesi önünde buluştu. Yapılan açıklamada; 16 Mart katliamcılarının bugün aynı mantıkla hareket ettiğinden, tüm demokratik haklara saldırdığından, bu saldırıların artık fiziki şiddetin yanısıra soruşturmalarla, YÖK yasa tasarılarıyla, tutuklamalarla sürdürdüğünden sözedildi. Anadilde eğitimden YÖK yasa tasarısına ve savaşa kadar bir dizi konuda sloganlar haykırıldı.

Ardından Merkez Kampüs’e giren öğrenciler eylemlerini halaylar çekerek bitirdiler. 6 Kasım’da yaşanan parçalı görüntü bu eylemde yerini anlamlı bir birlikteliğe bıraktı.

Kararlı ve militan duruş eylemin en önemli yönüydü. Eylemde, “Soruşturmalara karşı mücadele edeceğiz, YÖK yasa tasarısı geri çekilsin” ve “Beyazıt ve Halepçe katliamlarına karşı vardık, varız, varolacağız!” şiarlarının yazılı olduğu iki pankart açıldı.

Ekim Gençliği/İstanbul



ALGP’liler olarak
1 Mayıs çalışmalarına başladık...

1 Mayıs çalışmasına hazırlık olarak Ertuğrulgazi Lisesi’nde bir film gösterisi yapıldı. İDLB, ALGP ve Ülkemizde Gençlik’in yaptığı ortak etkinliğe 22 kişi katıldı.

Film gösterimine başlamadan önce devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. 30 dakika süren filmden sonra kısa bir konuşma yapmayı planlamıştık, ancak zaman sorunu olduğu için bu gerçekleşmedi.

Film gösterimine katılanların sınırlı sayıda olması, bizlere daha sıkı ve planlı bir çalışma yapılması gerektiğini gösterdi. İnsanlara “film gösterimi var” demekten başka bir şey yapılmaması, doğal olarak katılımcı sayısını düşürdü.

Bu deneyim sayesinde, bundan sonra yapacağımız etkinlikleri ciddi bir siyasal çalışmanın konusu yapmamız gerektiğini bir kez daha gördük.

Gençlik gelecek, gelecek sosyalizmdir!

Ertuğrulgazi’den ALGP’liler