16 Mart '02
Sayı: 10 (50)


  Kızıl Bayrak'tan
  İşgal, katliam ve terör politikasına karşı ölümüne direniş sürüyor!
  Halkların katili Cheney Türkiye'den defol!
  Sahte tartışmalar değil birleşik-militan mücadele!
  Büyüyen öfke ve çözüm arayışı
  Sendikal ihanete karşı tabanın örgütlü sesini yükseltelim!
  "Salonlarda değil, alanlarda mücadele etmek istiyoruz!"
  Türkiye'de 8 Mart eylemleri...
  "Anadilde eğitim hakkı"na tutuklama!..
  8 Mart ve burjuva toplumunda kadın hakları
  Hücresinden sıyrılan kadın...
  Emekçi kadını sınıf mücadelesi saflarına kazanacağız!...
  Yurtdışında 8 Mart etkinlikleri...
  Susurluk ordu ve devlettir!
  Direniş tüm saldırılara rağmen kararlılıkla devam ediyor
  Bültenlerimizden...
  Filistin direnişinin öğrettikleri...
  Kürt halkının dostlarına!..
  Fırtınayla gelenler
  Sınıfı örgütlemede her türlü araç ve yöntemi kullanmalıyız!
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Şanlı Ölüm Orucu Direnişi 500. günleri aştı...

Direniş tüm saldırılara rağmen kararlılıkla devam ediyor

20 Ekim 2000’de başlayan Ölüm Orucu direnişi 500. günü geride bıraktı. F tipi hücrelere, tecrite, izolasyona karşı sürdürülen direnişte bugüne kadar 87 devrimci tutsak şehit düşerken, 300’ün üzerinde tutsak sakat kaldı.

Devletin baskılarına, tehditlerine, her geçen gün ağırlaştırdığı tecrit uygulamalarına karşın, ÖO direnişi 500 günü aşkın bir süredir kararlılıkla devam ediyor.

Bir süre önce 4 baro başkanının formüle ettiği “3 kapı 3 kilit” önerisi DKÖ, aydınlar, sanatçılar ve ilerici muhalefet tarafından desteklenmişti. Devrimci tutsaklar ise, bu talebi çok geri bulmalarına rağmen, tecritin kaldırılması doğrultusunda bir adım olarak gördükleri için ve çözümden yana olduklarını belirtmek amacıyla desteklediklerini açıklamışlardı. Ancak devlet baroların önerisini reddederek, katliamcı kimliğini bir kez daha ortaya koydu.

Adalet Bakanlığı son olarak,“Varolan uygulamaların devam etmesi ve basının ilgi göstermemesi halinde açlık grevi ve ölüm oruçlarının büyük olasılıkla 6 ay içerisinde veya en geç bir yıl içerisinde son bulacağını” iddia ediyor.

Ancak boşuna! Tecrite ve insanlık dışı uygulamalara karşı mücadele ve direniş her koşulda devam edecektir. Devrimci tutsaklar bunu bugüne kadar, en ağır bedelleri ödeyerek, defalarca kanıtlamışlardır.

Bazı Ölüm Orucu direnişçilerinin sağlık durumları...

İzmir Yeşilyurt Hastanesi:

Alaattin Karadağ: Ayaklarda uyuşma, uyku bozukluğu, midede yanma ve ekşime, unutkanlık, sıvı alımında azalma, bitkinlik, yorgunluk, başağrısı, sese ve gürültüye karşı tepkisizlik, yürürken hafif denge bozukluğu var. El, ayak kaslarında uyuşma, en ufak seste okuduğunu anlayamama, günlük olayları unutma, önceki günlere göre ayakta duramama, idrarda zorlanma, çeşitli kokulara karşı alerji.

Haseki Hastanesi:

Aydan Odabaş, Hasan Aydoğdu, Murat Aslan: Durumları ağır

Şişli Etfal Hastanesi:

Yusuf Polat: Bir aydan beri kas ağrıları, ağız içinde yaralar var. Yürümede zorluk çekiyor, tutunarak yürüyebiliyor. Su alımı düşük. Aşırı sinirlilik ve aşırı kilo kaybı var. Kilosu 42-43 civarında.

Ramazan Öktülmüş: Tüm gün yatakta. Sese karşı aşırı duyarlılığı ve görme kaybı var. Aşırı kilo kaybı yaşıyor. Vücudunda, özellikle de sakat olan bacağında yoğun ağrılar var.

Kemal Yarar: İhtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor. Tüm gün yatakta. Durumu ağır.

Doğan Tokmak, Berkant Atabay: Durumları ağı

Bayrampaşa Hastanesi:

Erkut Cebeci: 168. gününde. 45 kilo. Aşırı halsizlik, vücutta ağrılar, konuşmakta güçlük çekiyor. 2 aydır unutkanlık, gözlerde hafif kayma var.

Erol Volkan İldem: Kas ağrısı, halsizlik, başdönmesi, mide bulantısı, kilo kaybı var.

Taylan Balatacı: Kas ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, aşırı kilo kaybı mevcut.

Murat Şahin: Yürümekte ve sıvı alımında zorlanıyor. Vücutta ağrılar var. Sese karşı hassas, görme kaybı var.

İbrahim Ayhan Özgül: Durumu ağır. Ayağa kalkamıyor. Bilinci bulanık.

Erkan Tepeli: Bacaklarında ağrı, vücutta şişme, morartılar, halsizlik, başağrısı var. Ağzında oluşan yaradan dolayı sıvı alımında zorlanıyor.

Cihan Kaplan: Ciğerlerinde sorun var.

Murat Başusta: Diş ağrısı sürüyor. Su alımı düşük ve kas ağrıları devam ediyor.

Kartal Devlet Hastanesi:

Meryem Altun: Durumu ağır

Ankara Numune Hastanesi:

Hakkı Alpan: İhtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor. Tüm gün yatakta, yürüyemiyor. Sıvı alımında zorlanıyor. Sese karşı aşırı hassasiyeti, ağız ve vücut yaraları, his ve görme kaybı var.

Özgür Saltık: Aşırı kilo kaybı, sıvı alımında düşüş, yüksek ateş, terleme var. Kasıklarda ve sırtında ağrılar var. Özellikle sakat olan bacağında aşırı ağrı, ayrıca denge sorunu ve baş ağrısı var.

Önder Mercan: Günün çoğunu yatakta geçiriyor. Yürümekte zorluk çekiyor. Sıvı alımında zorlanıyor. Ağız ve vücut yaraları var.

Mehmet Leylek: Aşırı kilo kaybı ve gerginlik var. Sıvı alımında ve ayağa kalkmada problemleri devam ediyor. Bacaklarında titreme ve ağrı var.

Halil Can Doğan: Kas ve eklem ağrıları, ağızda yaralar ve aşırı yorgunluk hali.

Tanju Mete, Serdar Karabulut, Talat Şanlı: Hastaneye iki gün önce kaldırıldılar. Durumları henüz iyi.

İzmit Devlet Hastanesi:

Tamer Tuncer: Görme bozukluğu, hareketlerde yavaşlama var. Kendi başına ayağa kalkabiliyor. 1-1,5 ay önce bağırsak kanaması geçirdi. Ağız içi ve çevresinde yaralar oluştu.

Şamil Camekan: Gözde kayma ve yürüme zorluğu var. Sıvı alımında zorlanıyor. Aşırı kilo kaybı ve kaslarda ağrı var.

Serdar Güzel: Kas ağrıları devam ediyor. Vücudunda morarma ve şişme var. İshalden dolayı sıvı alımında düşüş ve halsizlik belirtileri var.

Edirne F Tipi Cezaevi:

Mahir Gül: Tüm gün yatakta. Ağız ve vücut yaraları var. Aşırı kilo kaybı. Sıvı alımında zorlanıyor. Sese karşı duyarlılığı var.

Tekirdağ F Tipi Cezaevi:

Mustafa Yaşar: Görme sorunu var. Işığa karşı hassasiyet yaşıyor.

Okan Külekçi: Görme sorunu var.

Mehmet Aslan: Yürümekte zorlanıyor. Sıvı alımında zorlanma, sese karşı duyarlılık var.

İrfan Aslan: Tek gözünü kaybetti. Diğer gözü ancak yarım metre görüyor. Ayağa kalkamıyor.

Gebze Cezaevi:

Banu Bilgiç: Bacaklarda ve ayak tabanlarında ağrı ve uyuşma var. Ayağa kalkmakta zorluk çekiyor.

Ölüm Orucu direnişinde iken 399. maddeye göre tahliye edilen Fikret Lüle ve Deniz Bakır Gazi Mahallesi’nde, Cebrail Gündoğdu ve Tuncay Yıldırım ise İzmir’de direnişe devam ediyorlar.



Yusuf Kutlu’nun ailesine ziyaret...
Onları mücadelemizde yaşatacağız!

SY Kızıl Bayrak okurları olarak ailelerimizle birlikte, Ölüm Orucu Direnişi’nin 86. şehidi Yusuf Kutlu’nun ailesini ziyaret etmek için toplandık ve Ekinci Beldesi’ne doğru hareket ettik. Yusuf Kutlu’nun ailesi sıcak ve içten duygularla bizi karşıladı.

Babası bize Yusuf’la geçirdiği son birkaç günü anlattı. Düzene karşı öfkesini açığa vuruyor ve tabii ki duygulanıyordu. Yusuf'un son günlerinde dahi gösterdiği devrimci irade ve kararlılıktan söz etti. Ailenin diğer fertleri de sohbete ortak oluyorlar, döne döne yaşadıklarını anlatarak, Ölüm Orucu direnişçilerinin gösterdikleri inanç, irade ve kararlılığı ifade ediyorlardı. Yusuf’un pencerede asılı isyan yüklü resmine bakarak, şehitlerimizin hesabının mutlaka sorulacağı sözüyle ayrılıyoruz oradan.

Yusuf'un mezarı başında yapılacak 7. gün anmasına da katılacağız.

Böylelikle, Ölüm Orucu direnişi sürecinde 19 Aralık katliamında şehit düşen Yazgülü Güder Öztürk, İstanbul Vatan işkencehanesinde işkenceyle katledilen Yunus Güzel’den sonra Antakya 3. şehidini vermiş oldu. Onları, mücadeledeki kararlılıklarını yüreğimizde taşıyarak, kavgamızda yaşatacağız.

Antakya’dan SY Kızıl Bayrak okurları



Faşist kuşatma altında Gazi anması

Gazi katliamında ölenleri anmak amacıyla 12 Mart günü bir anma gerçekleştirildi. Gazi Mahallesi anmadan bir gün önce devletin terör güçlerince sıkı bir abluka altına alındı. Anmaya katılmak isteyen çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ayrıca İstanbul’un çeşitli ilçelerinden anma yürüyüşüne katılımı engellemek için çok sayıda arama noktası oluşturuldu. Gazi’de ara sokakları dahi kontrol altına alan polis kuvvetlerinin yanı sıra helikopter, panzer, zırhlı araçlar, keskin nişancılar ve binlerce çevik kuvvet polisi Gazi’ye yığıldı.

Bütün bunlara rağmen 12 Mart günü Gazi Cemevi önünde yaklaşık 1000 kişi anma için toplandı. Saat 09:00’da Alibeyköy Mezarlığı’na gidildi. Ardından tekrar Gazi Cemevi’ne dönen kitle, katledilenlerin katledikleri yerlere zılgıt çekerek karanfiller bıraktı. Kitle daha sonra saat 13:00’te Gazi Mezarlığı’na doğru yürüyüşe geçti. Mezarlıkta ölenler anısına saygı duruşu yapıldı.

Katledilen Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz yaptığı konuşmada “Kahvehaneleri taradılar. İnsanlarımızı öldürdüler. Mezar taşları gözaltına alındı, yetmedi; Gazi halkını potansiyel suçlu ilan ettiler. Bugün de evlatlarımızı anmamızı engellemeye çalışıyorlar” dedi. Kartal Cemevi Vakfı Başkanı Mehmet Boy, yaptığı konuşmada 7. yıldönümü nedeniyle Gazi Mahallesi’nde gençleri öldüren katilleri nefretle kınadıklarını söyledi.

SY Kızıl Bayrak /İstanbul



Gülsuyu’nda Gazi anması

Gülsuyu’ndaki genç komünistler, Gazi direnişinin yıldönümü vesilesiyle bir eylem gerçekleştirdiler. Lastiklerin yakıldığı eylemde “Gazi’de ölenler kavgamızda yaşıyor!”, “Yaşasın Gazi direnişimiz!”, “Sokağa, eyleme mücadeleye!”, “Yaşasın ÖO Direnişimiz!”, “Sokağa çık, hesap sor!” sloganları atıldı. Kitle Newroz’da buluşmak üzere alkışlarla dağıldı. Polisin yoğun ablukasına rağmen yapılan bu eylem, böylece uzun süren sessizliği de bozmuş oldu.

Gülsuyu’ndan genç komünistler



Ölüm Orucu Direnişi yeni şehitlerle sürüyor!

Yusuf Kutlu (DHKP/C)

Arap milliyetinden olan Yusuf Kutlu 1973’te Hatay’ın Ekinci Beldesi’nde doğmuştur. Otoboyacılığı yapan bir emekçidir. Fakat onun düzenle tek problemi bir emekçi olarak sömürülmesi değildir. Bir Arap olarak ulusal baskı altındadır; kendi anadilinde okuyup yazmak bile yasaktır ona. Baskı ve sömürüye karşı devrimci mücadeleyi seçmiştir.

1994’te tutuklanan Yusuf yargılandığı davadan 12 yıl ceza almıştır, tam 8 yıldır cezaevinde yatmaktadır. Önce Malatya, daha sonra Bartın cezaevlerinde yatmıştır. 19 Aralık katliam operasyonundan sonra Sincan hücrelerine götürülen devrimcilerden biridir.

Yusuf, 5. ekip savaşçısı olarak yeraldığı Ölüm Orucu direnişinin 279. gününde şehit düştü. 500. günleri geride bırakan büyük direnişin 86. şehidi oldu.

(Bilgiler parti ve yoldaşlarının açıklamalarından alınmıştır...)

Yusuf Kutlu ölümsüzlüğe uğurlandı!

Ölüm orucu direnişinin 86. şehidi Yusuf Kutlu, direnişinin 244. gününde 8 Mart günü Ankara Numune Hastanesi’nde ölümsüzler kervanına katıldı. 10 Mart günü memleketi olan Antakya'da toprağa verildi.

10 Mart günü sabah saatlerinde Antakya Ekinci beldesine getirilen cenaze, mücadele arkadaşları ve belde halkının katılımıyla sonsuzluğa uğurlandı. Cenazeye yaklaşık 350 kişi katıldı. Cenazeye Ankara'dan bir grup, İstanbul’dan TAYAD'lı Aile, ölüm orucu direnişi gazisi Yıldız Bagüç, ölüm orucu şehidi Osman Osmanağaoğlu'nun ağabeyi, 5 Ekim 1999'da Adana’da katledilen devrimci Erdinç Aslan'ın ailesi, Vatan okurları, SY Kızıl Bayrak okurları, Antakya İHD, Antakya Eğitim-Sen yöneticileri katıldı.

Cenaze evden alınmadan önce Türkçe-Arapça ağıtlar yakıldı, türküler söylendi. Yusuf Kutlu'nun son mektubu okundu. Cenaze evden zılgıtlarla çıkarıldı. Cenazede “Kahramanlar ölmez halk yenilmez” ve “Üç kapı üç kilit açılsın ölümler durdurulsun/Yusuf Kutlu ölümsüzdür” yazılı iki ayrı pankart açıldı. Kortej oluşturularak yürüyüşe geçildi. Yürüyüş boyunca sık sık "Yaşasın ÖO direnişimiz!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Bedel ödedik bedel ödeteceğiz!”, “Ölüm orucu şehitleri ölümsüzdür!” sloganları atıldı. Yusuf Kutlu uğrunda şehit düştüğü bayrağıyla gömüldü.

Beldede yoğun jandarma ablukası vardı. Cenazeden sonra Yıldız Bagüç'ün de aralarında bulunduğu 2 kişi gözaltına alındı.

Devrim şehitleri ölümsüzdür!
Yaşasın ÖO direnişimiz!

SY Kızıl Bayrak/Antakya

Yeter Güzel (TKP/ML)

Dersim, Nazimiye doğumlu olan Yeter Güzel, devrimcilerle ve devrimci düşüncelerle küçük yaşlarda tanıştı. Değişik nedenlerle birçok kez gözaltına alındı, ağır işkencelerden geçirildi.

Yeter yaşamını insanlara adamış bir sağlık emekçisiydi. Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) üyesiydi. Hemşire olarak Esenyalı Sağlık Ocağı’nda görev yapıyordu. ‘99 yılında evine yapılan bir baskın sonucu gözaltına alındı, tutuklandı, Gebze Cezaevi’ne konuldu.

Direniş süreci başladığında Ölüm Orucu savaşçısı olmak istedi. Fakat sağlık problemlerinden dolayı Ölüm Orucu’na sokulmadı. Israrları sonucu nihayet 7. Ölüm Orucu ekibinde yer aldı. Fakat direnişinin 26. gününde tahliye edildi.

Yeter Güzel direnişini tahliye edildikten sonra Alibeyköy Direniş Evi’nde sürdürdü. Direniş evinin 13 Kasım’da basılması sonucu gözaltına alındı. DGM tarafından yeniden tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi Hastanesi’ne konuldu. Direnişinin 170. gününde ölümsüzleşen Yeter Güzel, büyük direnişin 87. şehidi oldu.

(Bilgiler parti ve yoldaşlarının açıklamalarından alınmıştır...)

Yeter Güzel sonsuzluğa uğurlandı!

11 Mart’ta İstanbul Adli Tıp’tan “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!”, “Yeter yoldaş ölümsüzdür!”, “Katil devlet hesap verecek!” sloganları ile alınan ÖO direnişçisi Yeter Güzel memleketi olan Dersim’in Nazimiye ilçesine uğurlandı. Güzel, Nazimiye’de 300 kişilik bir kitlenin katılımı ile sonsuzluğa uğurlandı.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul



Eylemlerden kısa kısa...

Kamu emekçilerinden “Eşit işe eşit ücret” eylemi

“Eşit işe eşit ücret” olarak adlandırılan ve kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarında düzenleme yapmak iddiasıyla hazırlanan, meclis tarafından onaylandıktan sonra Cumhurbaşkanlığı’na sunulan kararnameyi protesto etmek için İzmir’de KESK, Tabipler Odası ve TMMOB tarafından eylem yapıldı. Konak Sümerbank önünde yapılan eyleme yaklaşık 500 kişi katıldı. Yapılan konuşmalarda, kararnamenin ücret dağılımında yeni dengesizlikler yaratacağı ve ücret adaletsizliğini daha da artıracağı ifade edildi. Eylemde “Eşit işe eşit ücret!”, “İMF defol bu memleket bizim!”, “Sadaka değil toplusözleşme!”, “Savaşa değil emekçiye bütçe!”, “Sefalet ücreti istemiyoruz!”, “Çeteler halka hesap verecek!” sloganları atıldı.

Ankara İHD’den kart atma eylemi

İHD Ankara Şube'nin her cumartesi gerçekleştirdiği Adalet Bakanı’na kart atma eylemi devam ediyor. Bu hafta (9 Mart ‘02) Sincan F Tipi Cezaevi’nden durumu ağırlaştığı için Numune Hastanesi'ne kaldırılan ve 8 Mart'ta ölümsüzleşen Ölüm Orucu direnişçisi Yusuf Kutlu gündemi oluşturuyordu. Eylemde tecritin kaldırılması, ölümlerin durması için “3 kapı 3 kilit” önerisi üzerine Adalet Bakanı'nın adım atması gerektiği vurgulandı. Kartların atılmasının ardından eylem sona erdi.

İzmir’de “3 kapı 3 kilit” paneli

9 Mart günü ÇHD İzmir Şubesi “3 kapı 3 kilit” ile ilgili bir panel düzenledi. Yaklaşık üç saat süren panele 200 kişi katıldı. Katılımcılar (ÇHD Şube Başkanı Av. Mustafa Ufacık, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Av. Sevaral Demir, İzmir Barosu Cezaevi Komisyonu’ndan Av. Özlem Durmaz, Av. Zeki Rüzgar ve gazeteci Oral Çalışlar) gelinen süreç ve F tipi cezaevlerinin teknik-mimari durumu hakkında bilgi verdiler.

Panelistlerin konuşmalarının ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Özellikle bundan sonra neler yapılabileceği üzerinde yoğunlaşıldı. Sevaral Demir, “Eğer ‘3 kapı 3 kilit’e kadar gelmiş isek bunda herkesin payı var. Bundan sonrası yok. Toplumsal muhalefeti canlandırabilirsek bizler de örgütlenmesinde yer alırız” dedi.

İzmir İHD’den basın açıklaması

İHD İzmir Şube yönetimi tarafından 12 Mart günü Konak Sümerbank Meydanı’nda 12 Mart askeri darbesi ve 16 Mart katliamlarının yıldönümleri vesilesiyle idam karşıtlığı üzerine bir basın açıklaması yapıldı. “İdama hayır barış hemen şimdi!”, “Yargılı, yargısız infazlara son!”, “Faşizme karşı omuz omuza!” sloganlarının atıldığı eyleme yaklaşık 50 kişi katıldı.

12 Mart Gazi katliamı protesto edildi

Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaş Kültür ernekleri, 12 Mart Gazi katliamını protesto etmek için Yüksel Caddesi’nde 30 kişinin katıldığı bir basın açıklaması düzenlediler. Açıklamada şunlar söylendi: “12 Mart faili meçhul cinayetlerin, gözaltında kayıpların, ‘terörle mücadele’ adı altında, uyuşturucu ticaretinin ve gayri meşru ilişkilerin ‘devlet-mafya-siyaset’ üçgeninde örgütlendiği, Susurluk’ta açığa çıkan çeteleşmenin ülkemizde hayata geçirdiği senaryolardan biridir. ... Ülkemizde son on yıllık dönemde yapılmış olan Sivas, Gazi, Ümraniye, Diyarbakır, Ulucanlar, ‘Hayata Dönüş’ adıyla dillendirilen ancak hayatlar söndüren 19 Aralık katliamı ve tüm katliamların sorumluları adalet önünde hesap vermeden, demokrasi tarihinde birer utanç abidesi olarak kalacaktır...0