16 Mart '02
Sayı: 10 (50)


  Kızıl Bayrak'tan
  İşgal, katliam ve terör politikasına karşı ölümüne direniş sürüyor!
  Halkların katili Cheney Türkiye'den defol!
  Sahte tartışmalar değil birleşik-militan mücadele!
  Büyüyen öfke ve çözüm arayışı
  Sendikal ihanete karşı tabanın örgütlü sesini yükseltelim!
  "Salonlarda değil, alanlarda mücadele etmek istiyoruz!"
  Türkiye'de 8 Mart eylemleri...
  "Anadilde eğitim hakkı"na tutuklama!..
  8 Mart ve burjuva toplumunda kadın hakları
  Hücresinden sıyrılan kadın...
  Emekçi kadını sınıf mücadelesi saflarına kazanacağız!...
  Yurtdışında 8 Mart etkinlikleri...
  Susurluk ordu ve devlettir!
  Direniş tüm saldırılara rağmen kararlılıkla devam ediyor
  Bültenlerimizden...
  Filistin direnişinin öğrettikleri...
  Kürt halkının dostlarına!..
  Fırtınayla gelenler
  Sınıfı örgütlemede her türlü araç ve yöntemi kullanmalıyız!
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



  Devletin tutuklama terörü devam ediyor...

“Anadilde eğitim hakkı”na tutuklama!..

Eğitim-Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Ahmet Korkmaz, anadilde eğitimle ilgili yaptığı basın açıklamasından dolayı, çalıştığı okuldan gözaltına alınarak TMŞ’ye götürüldü. İki gün sonra DGM’ye çıkarılan Korkmaz tutuklandı. Ahmet Korkmaz’la aynı gün okulundan gözaltına alınan Cafer Polat ise serbest bırakıldı. Medya TV’de yayınlanan bir programa telefonla katılarak anadilde eğitimle ilgili görüşlerini açıklayan Cihan Polat isimli bir kişinin aslında Cafer Polat olduğunu, programa katılırken isim değiştirdiğini iddia eden polis, Cafer Polat’ı iki gün TMŞ’de sorguladı. Korkmaz ise 6 Mart’ta, “delillerin yeterince toplanamadığı” gerekçesiyle tutuklanarak, Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderildi.

4 Mart’ta gözaltına alınan Korkmaz ve Polat’ın ertesi gün DGM’ye çıkarılacağını duyan eğitim emekçileri mahkemeye geldiklerinde, gözaltı süreleri dolmadığı için arkadaşlarının bir gün daha TMŞ’de tutulacağını, mahkemenin 6 Mart’ta yapılacağını öğrendiler. 6 Mart günü sabah saatlerinden itibaren DGM önünde toplanan yaklaşık 60 eğitim emekçisi tutuklama kararını alkışlarla protesto etti.

Olayı protesto etmek için, 7 Mart’ta KESK binası önünde, 60’a yakın emekçinin katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, Eğitim-Sen’in; parasız, demokratik, bilimsel, laik ve anadilde eğitimi yıllardır savunduğuna ve savunmaya devam edeceğine değinilerek şunlar söylendi: “Ahmet Korkmaz’ın tutuklanmasına gerekçe gösterilen düşünce ve görüşler, kamu emekçilerinin oluşturduğu görüşlerdir. Bizler bu görüşleri her zaman, her yerde savunmayı demokrasinin, düşünce özgürlüğünün gereğinin yerine getirilmesi olarak algılıyoruz. Bu uygulamaların insan haklarına, özgürlüklere, demokrasiye ve bilime tahammülsüzlüğün ürünü olduğunun bilinciyle özgürlük, barış, kardeşlik, insan hakları ve demokrasi yürüy&uul;şümüzü daha da yükselteceğimizin bilinmesini istiyoruz.”

Açıklamada ayrıca tutuklamanın keyfi, hukuksuz ve siyasi olduğu belirtildi.

Dün F tipi cezaevleri ile aslında bastırılmak, sindirilmek ve teslim alınmak istenenin işçi ve emekçilerin hak arama mücadelesi ile tüm ezilenler olduğu, devrimci tutsaklar başta olmak üzere DKÖ’ler, aydınlar, odalar, sendikalar tarafından dile getirildi. Bugün anadilde eğitim hakkına yönelik gözaltı ve tutuklama terörü bu tespitin doğrulanmasıdır.

Saldırı bu kadar kapsamlı iken, dün F tipi saldırısında olduğu gibi bugün anadilde eğitim talebini sahiplenmeyen ve bu talep karşısında devletin uyguladığı teröre karşı mücadele etmeyenler, yarın sıranın kendilerine de geleceğinden kuşku duymamalıdırlar.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Bir eğitim emekçisi/İstanbul



Gözaltı ve tutuklama terörü devam ediyor...

Güvensizlik ortamı dilekçelerin geri
çekilmesine neden oldu

Çukurova Üniversitesi’nde Kürtçe’nin seçmeli ders olması talebiyle toplanan 1030 dilekçe nedeniyle rektörlük soruşturma açtı. Finallerin son haftasında 33 kişilik ilk gruba açılan soruşturmalar, tatil döneminde kalan bin kişiyle devam etti.

Polisle işbirliği yapan rektörlük aynı zamanda ailelere de bir metin göndererek onları çocuklarına karşı kullanmaya çalıştı. Aile baskısı ve güvensizlik ortamı, dilekçe veren birçok öğrencinin imzasını geri almak için dilekçe vermesine neden oldu.

Savunmaların alınmasından önceki hafta ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalar gerçekleşti. 1 Mart Cuma günü üniversitede yaklaşık 250 kişinin katılımıyla bir toplantı yapıldı. Toplantıda soruşturmaların üniversitedeki hak ve özgürlüklerin gaspedilmesine yönelik olduğu, bunu YÖK yasa tasarısı gibi yasaların izleyeceği anlatıldı. İmzaların arkasında toplu bir şekilde durabilmenin anlam ve önemi vurgulandı. 4-8 Mart tarihleri arasında alınacak savunmalarda, savunma yapılacak binanın önünde oturma eylemi yapılması kararlaştırıldı. Fakat bu kararın da arkasında tam anlamıyla durulmadı. Eyleme katılanların sayısı 30-40 kişiyi geçmedi. Yapılan eylemler insanlara güven vermedi. Hatta imzalarımızın arkasındayız diyenler dahi ortadan kaybolmuşlardı. İnsanlar tam anlamıyla tek başlarına bırakıldılar.

Okula gelen çevik kuvvet aralarında ağırlıklı olarak devrimcilerin bulunduğu 23 kişiyi gözaltına aldı. Bu olayın arkasından gözaltına alınanlar imzalarını çekmeye başladılar. Şu anda herkes imzalarını çekiyor. YÖK yasa tasarısının gündemde olduğu bir dönemde öğrenci gençlik üzerindeki bu karamsarlık ve güvensizlik bize düşen sorumlulukları daha da artırıyor.

SY Kızıl Bayrak/Adana