12 Ocak '02
Sayı: 02 (42)


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD gezisi ve "Irak sorunu"
  Sermaye iktidarını sınıfın örgütlü gücü yıkacak!
  Ziyaretin ana ekseni, Irak'a karşı emperyalist savaş
  Yıkıma karşı birleşik mücadele!
  Banka kurtarma operasyonu
  2002 yılı saldırı programı ve bütçe
  Sınıfa saldırıların Adana'daki sonuçları
  Gerçek kazanım sendika bürokratlarını defetmekle mümkün
  Kriz, siyasal gericilik ve savaş...
  Devrimciler ölmez, devrim davası yenilmez!
  Devrimci irade teslim alınamaz!
  Direniş tüm kararlılığıyla sürdü... Direnişte şehit düşen devrimcilerin sayısı 85'e ulaştı...
  Esenyurt İşçi Bülteni'nden...
  Filistin'in kırılamayan direniş geleneği
  Ortadoğu'ya yönelik çirkin hesaplar
  Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye...
  Anıları kapitalist barbarlığa karşı mücadele çağrımızdır!
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Tütünde yıkım, TEKEL’de özelleştirme yasası yürürlükte!

Yıkıma karşı birleşik mücadele!

İMF ile imzalanacak yeni stand-by anlaşmasının gereklerini yerine getirmek için elini çabuk tutan hükümet hiç vakit yitirmeden işe soyundu. Meclis İMF’nin özellikle üzerinde durduğu bir dizi saldırı yasasını Ecevit Amerika’ya gitmeden yetiştirmek için gece gündüz çalışmaya başladı.

Bunlardan Tütün Yasası ve Kamu İhale Yasası geçtiğimiz günlerde meclisten geçti. Bunu zor durumdaki bankalara devlet yardımıyla ilgili yasal düzenleme izledi. Bu yasa da sadece birkaç gün içinde meclisten geçirilerek Cumhurbaşkanı’nın onayına sunuldu.

Emperyalist tekellerin rüyası gerçek oldu:
Tütün Yasası sonunda çıktı

Emperyalist tekeller yıllardan bu yana Türkiye’deki tütün tarımını ve buna dayalı sigara üretimini yıkıma uğratmak için sistemli bir faaliyet içerisindeler. Zira Türkiye pazarı onlar için büyük önem taşıyor. Bu nedenle de son yıllarda Türkiye’ye dayatılan bütün İMF programlarında tarımın yıkımı, özel olarak da tütün tarımının tasfiyesi, özel bir yer tutuyor.

2000 yılı başında uygulamaya sokulan saldırı programının çerçevesini oluşturan niyet mektubunda tütün tarımının yıkımı ve TEKEL’in özelleştirilmesi ile ilgili kapsamlı hükümler vardı. Bunun gereği olarak yeni bir “Tütün Yasası” taslağı hazırlandı. Fakat hazırlanan bu taslak uzun zaman meclisten geçirilemedi. 2001 yılı Şubat krizinin ardından İMF’nin yeni kredilere önkoşul olarak dayattığı “15 günde 15 yasa”nın biri de gene yeni tütün yasasıydı. Bir dizi tartışmanın ardından taslak nihayet mecliste onaylandı. Fakat bu kez Cumhurbaşkanı tarafından veto edildiği için uygulamaya sokulamadı.

Cumhurbaşkanı’nın geçen yıl veto ettiği Tütün Yasası meclis tarafından geçtiğimiz günlerde noktasına dahi dokunulmadan bir kez daha onaylandı. Böylelikle Cumhurbaşkanı’nın ikinci bir kez veto etme olanağı da ortadan kaldırıldı. Nitekim Cumhurbaşkanı yasayı onaylamak zorunda kaldı. Böylece tütün tarımında yıkımın ve TEKEL’in özelleştirilmesinin önü artık tümüyle açılmış durumda.

Tütün üreticisinin kapısındaki büyük yıkım

Türkiye’de şu anda 580 bin aile tütüncülükle uğraşıyor. Şimdiye kadar TEKEL’den aldıkları kotalara göre tütün yetiştiren bu 580 bin ailenin çok büyük bir bölümü yeni yasa uygulamaya girdikten sonra toprağına tütün ekemez olacak. Elindeki tarla tütün ekim alanı olarak belirlenen bölgelerin dışında kalanlar ister istemez tütüncülüğü bırakacaklar. Çok büyük bir olasılıkla topraklarını satacaklar, satamazlarsa terkedip göç edecekler. Çünkü göç etmeyip başka bir ürüne yönelmek çok sorunlu bir iş. Zira tütün çoğunlukla kıraç arazide yetişiyor ve buralarda başka bir bitki yetiştirmek genelde mümkün değil. Kısacası yüzbinlerce tütün üreticisinin bu kışın sonundan itibaren yıllardır ekmek yediği toprakla artık bir bğı kalmayacak.

Bir gazeteci tütün üreticisinin şu an içinde bulunduğu durumu şu sözlerle anlatıyor:

“Kanun destekleme alımlarının 2002 yılında sona ermesini öngörüyor. Önümüzdeki Şubat sonu ve en geç Mart ayı başı devlet son defa olmak üzere 2001 ürünü tütünlerin alım fiyatını açıklayacak. TEKEL son defa olarak 2001 ürünü tütünden ihtiyacı kadar alım yapacak. Şimdilerde fidelenmesi gereken 2002 ürünü tütün için destekleme alımı söz konusu değil. Ama fideler odanın bir köşesinde saklanacak bir şey değil ki... Üretici fideyi ya tarlaya dikecek ya söküp atacak! Fide tarlaya dikilir ise yetişen tütün ne olacak? Eski uygulama terkedildiğinden TEKEL kota vermiyor. Yeni uygulama başlamadığından, tüccar ve TEKEL üretici ile sözleşme yapmıyor.” (Güngör Uras, Milliyet, 5 Ocak 2002)

Çaresiz kalan, yıkıma uğrayan, topraktan sökülüp atılması an meselesi olan yüzbinlerce küçük üretici köylünün yerini ise çoktandır Türkiye’de sigara fabrikaları kuran, sözleşmeli tütün ekimi yaptıran Philip Morris, British American Tobacco gibi büyük emperyalist tekeller alacak. Sonuçta ülke tarımının en önemli alanlarından biri daha ağır bir yıkıma uğrayacak.

Tütün Yasası ve TEKEL’in tasfiyesi

Tütün Yasası’nın çıkmasıyla birlikte TEKEL’in tasfiye planları da somutluk kazanmış oluyor. TEKEL’in dört ayrı işletme halinde yeniden örgütlenmesi, sigara fabrikalarının bir kısmının özelleştirilmesi, yaprak tütün işletmelerinin ise çoğunun tamamen tasfiye edilmesi zaten uzunca bir süredir planlanıyor ve adım atmak için fırsat kollanıyordu. TEKEL Genel Müdürü Eylül ayında, 24 yaprak tütün işletmesinin 30 Eylül’den itibaren kapatılacağını, buralarda çalışan geçici işçilerin iş akitlerinin feshedileceğini açıklamıştı. Birçok sigara fabrikasında üretim bantlarından pek çoğunun kapatıldığı, buralarda sistemli bir işçi azaltma politikasının uygulandığı ise sektördeki bir diğer gerçek.

Sermaye TEKEL’le ilgili planlarını şimdi büyük bir hızla hayata geçirmeye başlayacak. Bunun anlamı başta geçici işçiler olmak üzere binlerce işçinin, tütün eksperinin işini kaybetmesi olacak. Türkiye’nin üçüncü büyük kamu işletmesi böylelikle başında uluslararası sigara tekellerinin oturduğu bir kurtlar sofrasına atılarak yokedilecek.

İşçi sınıfının yıkıma karşı çıkma sorumluluğu

Tütün üretimiyle 580 bin ailenin ilgilenmesi demek, buna yakın sayıda küçük üreticinin yıkımla yüzyüze olması demektir. İlk bakışta bu hayli güçlü bir mücadele potansiyeli anlamına gelmektedir. Fakat bazı yörelerdeki kooperatif ve dernekler dışta tutulursa, tütün üreticileri tümüyle örgütsüzdürler ve toplumsal konumlarından dolayı böyle bir mücadelenin başını çekme olanağından ve yeteneğinden yoksundurlar. Yıkımın sonuçlarının somut olarak görülmeye başladığı bir dönemde belli tepkiler ortaya koymaları ihtimali elbette vardır, fakat bu yukarda altını çizdiğimiz gerçekliği değiştirmiyor.

Yıkıma karşı verilecek mücadelede asıl sorumluluk işçi sınıfına; tütün ve sigara sektörü söz konusu olduğunda ise özel olarak TEKEL işçisine düşmektedir. Mücadele birikim ve deneyimine sahip onbinlerce işçinin çalıştığı bir işletmede sermaye saldırılarını boşa çıkarmanın muazzam olanakları da mevcuttur. Burada temel sorun bu olanakların harekete geçirilmesidir. Bütün tekel işçilerini kadrolu, geçici, mevsimlik ayırımı yapmadan ortak hareket ettirebilecek bir iradenin ortaya konulmasıdır. Böylesi bir örgütlülük ağı oluşturmak öncü işçilerin sorumluluğu altında bulunmaktadır. Bu yönüyle öncü, ilerici, devrimci işçilerin disiplinli ve kararlı bir çalışma yürütmeleri, TEKEL işçisini bir bütün olarak sermayenin sinsi saldırısına karşı dikmeleri gerekir. Öncülük isyonunun yerine getirilebilmesi durumunda tabanın direneceğinden kuşku duymak için ortada hiçbir neden yoktur.



Sigara şirketleri kazandı

(...)

TBMM’nin (5 Ocak) Cumartesi günkü oturumunda kabul edilen Kamu İhale Yasası’nın ardından dün de (Salı) Cumhurbaşkanı’nın Tütün Yasası’nı onaylaması sadece Bülent Bey’i değil yedi cihanı da rahatlattı. Zira Türkiye, genç ve hızlı artan nüfusu, düşük eğitim düzeyi ve sınıf atlamak için her ödünü vermeye hazır yapısıyla uluslararası sigara şirketleri için kar marjı yüksek sigara pazarlarının başında geliyor!

Ajay Chhibber’in bundan aylar önce “Tütün Yasası’nın çıkarılması sırasında ortaya çıkacak herhangi bir gecikme Dünya Bankası’ndan gelecek desteğin gecikmesine neden olacaktır. Olası bir gecikme, Türkiye’ye pahalıya mal olacaktır” demeci hatırlanırsa; Tütün Yasası’nın onaylanmasında geç bile kalındığı düşünülebilir!..

1984: Sigara ithaline 28 milyon dolar

Ne var ki Türkiye’nin, tütünün kapısını yabancı sigara tekellerine açışı bundan neredeyse 20 sene öncesine dayanıyor. Hatırlarsanız, Turgut Özal Hükümeti 1984’te bir kararname çıkararak sigara ithalatına izin vermiş, 1986’da da tütünde tekeli kaldırmıştı. Böylelikle yılda ortalama 500 milyon dolar tütün ihraç eden Türkiye, sigara ithalatına izin verildiği 1984’de 1.8 milyon kilo sigara ithal edip 28 milyon dolar ödemiş..

Bu meblağ altı yıl içinde 300 milyon doların üstüne çıkmıştı!

Yine hatırlarsanız, Virginia ve Burley tipi tütün ithaline izin veren kararnameden bir kaç yıl sonra da ... 1992’de Türkiye’de üretim yapacak yabancı sigara şirketlerine yılda fiili üretimde 2 bin tona ulaşmaları halinde fiyatlandırma, satış, dağıtım ve ithalat serbestiyeti getirilmişti.

Sigara satışı:
63 milyon kilodan 120 milyon kiloya...

* O yıllarda yani 1980’de 63 milyon kilo olan sigara satışı, 10 yılda yüzde 21 artarak 1990’da 76.6 milyon kiloya çıkmıştı. TEKEL’in üretim tekelinin kalktığı 1993 ile 2000 arasında ise sigara satışı, yüzde 43.8 artarak 120 milyon kiloya yükselmiş... Böylelikle, uluslararası sigara devleri de amacına ulaşmıştı. Bu amaca da tüm azgelişmiş ülkelerde olduğu gibi: o önce, kaçakçılığı yönlendirerek ülke tüketicisinin damak zevkini kendi ürünlerine yönlendirmiş ve alıştırmış;

* Yabancı sigara ithalatının serbest bırakılmasını sağlamış;

* TEKEL 2000 örneğinde olduğu gibi teknoloji vaadiyle kendi fabrikalarını kurmuş,

* Spor, tiyatro, konser gibi etkinliklere sponsorluk yaparak tüketici kitlesini genişletmişti.
(...)

Türkel Minibaş

09 Ocak 2002

(Bianet sitesinden alınmıştır...)



Tarımda yıkımın yeni adımı:

“Tütün Yasası”

(...) Hazırlanan “Tütün Yasası” hem tütün üreticisinin elini kolunu bağlayacak, onu topraktan koparıp atacak düzenlemeler içeriyor. Hem de TEKEL’in özelleştirilmesinin yasal altyapısını döşüyor. Buna karşılık ise, uluslararası sigara tekellerine ve onların ortağı yerli sermaye gruplarına sınırsız sömürü ve vurgun alanları açıyor.

Yasa TEKEL tarafından yerine getirilen tüm işlerin bundan sonra kurulacak “Tütün Kurulu” tarafından yerine getirilmesini öngörüyor. 7 kişiden oluşan bu kurul TEKEL’in tüm yetkilerini devralacak. Hiçbir işi ve işlevi kalmamış olan TEKEL ise böylelikle özelleştirmeye hazır hale gelecek. Sigara fabrikaları, yaprak tütün işleme tesisleri ve diğer TEKEL işletmeleri kapanın elinde kalacak.

Yasaya göre:

* Tütün ekim alanları neredeyse yarı yarıya azaltılacak. Sadece 42 ekim bölgesinde tütün üretimine izin verilecek. Ayrıca tütün ekimi karneye bağlanacak.

* Ekim izni alanlar bu işi ancak çok sıkı kurallar ve yoğun bir denetim altında yapabilecekler. Örneğin izin belgesinde hangi türden kaç kilo tütün üretileceği belirlenmişse o kadar tütün teslimatı zorunlu olacak. Karnede yazılandan az ya da çok üreten üreticiler para cezası ödemek zorunda kalacak.

* Belirlenen bölgelerin dışında tütün ekimi yapmak ise suç sayılıyor. Bu tür durumlarda hem tespit edilen üreticinin fideleri jandarma tarafından sökülüp imha edilecek, hem de üreticiye ağır para cezası ve hapis cezası verilecek.

* Tütün üretiminin bu kurallara uygun yapılıp yapılmadığını denetleme işi ise jandarmaya ve köy muhtarlarına veriliyor. Üstelik bu iş gereken ciddiyetle yapılmayacak olursa, jandarma ve muhtarlara da para cezası verilebilecek.

Yasa yalnızca tütün ekimindeki sıkı kuralları belirlemiyor. Sigara ve diğer tütün mamüllerini kimlerin üretebileceği ve kimlerin ithal edebileceği de yasada ayrıntılı olarak tarif ediliyor. Bunlarla ilgili hükümler aynen şöyle:

“Türkiye’de tütün mamülleri üretmek isteyenler, yıllık üretim kapasitesi, tek vardiyada sigara için 2 milyar adet, diğer tütün mamülleri için ise 1 milyon adetten az olmamak kaydıyla, tütün hazırlama bölümleri olan tam ve yeni teknolojili tesisler kuracak. Bu şartları yerine getirenler, ürettikleri tütün mamüllerini serbestçe satabilecek, fiyatlandırabilecek, dağıtabilecek ve ihraç edebilecek.”

Sigara ithalatı konusundaki hüküm ise şöyle; “Türkiye’de marka bazında sigara için en az iki milyar adet, diğer tütün mamülleri için en az bir milyon adet üreten ve satanlar aynı markadan olmak üzere serbestçe ithalat yapabilirler, fiyatlandırabilirler ve satabilirler.”

(SY Kızıl Bayrak, Sayı: 2001/12)

Türkiye’de 580 bin aile tütünden geçiniyor

Bölge Üretim Ekici sayısı Oranı(%)
Ege 114.009 307.244 52.9
Karadeniz 31.852 93.309 16.1
Doğu Anadolu 6.907 25.756 4.4
Güneydoğu A. 51.904 144.000 24.8
Toplam 208.350 580.858 100.0