01 Aralık '01
Sayı: 37


  Kızıl Bayrak'tan
  Reformist solda son durum
  Kurtlar sofrasında bir ada: Kıbrıs
  Taban inisiyatifini güçlendirelim!
  Medyadan yıkım programına boyun eğin çağrısı
  Ordu ve kriz yağmacısı OYAK
  Bir Aymasan direnişçisinin değerlendirmesi... "Her direniş bir okuldur"
  İşçi kültür evleri üzerine
  1 Aralık'a doğru sınıf hareketi: Sorunlar, imkanlar ve görevler
  Afganistan'ın ölüm tarlaları
  Emperyalizm gerici yüzünü ortaya seriyor... "Yeni dönem"de McCarthy'cilik diriltiliyor
  İHD İstanbul Şubesi'nin "2. 'hayata dönüş'" başlıklı açıklaması...
  Yeni YÖK yasası... "Zengin öğrenciden harç alıp, yoksulu okutacağız" yalanı
  Üniversitelerden eylem haberleri...
  27 Kasım, teslimiyet ve ihanete karşı Kürdistan emekçilerinin direniş bayrağıdır!
   Savaş meydanı kadınlar
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Emperyalist savaşa, hücre duvarlarına,
paralı eğitime hayır!

Özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadeleye!

Merhaba arkadaş!

Yaşadığımız her gün onurumuz ayaklar altına alınıp, geleceğimiz çalınıyor. Emperyalizm dört bir yanımızı kuşatıyor. Dünya emekçi halkları savaş, açlık, katliamlar, sefalet içinde bir yaşama mahkum ediliyor. ABD ise, Afganistan’ın ve tüm dünya halklarının üzerine ölüm kusan bir makina gibi, tüm dünyanın geleceğini karanlıklara boğuyor. Çocuk, kadın tanımadan katlediyor, yakıyor, yıkıyor, sömürüyor. Hiroşima’da, Nagazaki’de atom bombasıyla yazdığı katliamlar tarihine yenilerini ekliyor.

Sömürü üzerine kurulu bu düzen, bu ülkenin işçi-emekçileri ve gençliği için işsizlik, düşük ücretler, açlık, yoksulluk, ücretli köle olmak, bugün için ise doğrudan Amerikan askeri olmak anlamına geliyor. Ve bu ülkede eğitime, sağlığa ayrılan bütçenin kat be kat fazlası savaşa ayrılıyor.

Evet arkadaş!
Savaşın gün be gün kulakları sağır eden gümbürtülerle bizim yaşamımızı da tehdit ettiğini, emperyalizmin kölesi olduğumuzu, İMF-Dünya Bankası’nın paketlediği bir yaşam yaşadığımızı farketmiyor musun? İşçi-emekçi çocukları olan bizlerin okuduğu liseler adım adım paralı hale getirilip, ödediğimiz katkı paylarıyla bunun zemini döşeniyor. Üniversiteyi kazanabilmek, AOBP duvarını aşabilmek, eşitsiz koşullarda yapılan sınavda başarılı olabilmek için (tabii anne babamız dişinden tırnağından arttırabileceği para bulabilirse) dersane tuzağına milyarı aşan para verebilmekten geçiyor. Bunu başaran “şanslı” azınlığın içine girdiğimizde de ancak diplomalı işsiz olabiliyor, ya da paralı olan eğitim yüzünden okuyamıyoruz. Her yıl sürekli artan haraçların 3 katına çıkarılacak olması ve öğreci olmanın yığınla masrafı ise cabası. Böylece eğitimin özelleştirilmesi ile sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen okullar tamamen bizlere kapatılmış oluyor. Taa ilkokul kapılarından önümüze konan bu engelleri aşmanın artık zamanı geldi. Bizler paralı eğitim, işsizlik, savaş, hücre saldırılarıyla geleceksizliğe mahkum ediliyoruz.

Yaşadığımız tüm bu sorunların sorumlularına karşı dur demeliyiz. Geleceğimizi emperyalist haydutların ellerine teslim mi edeceğiz?

Gel 1 Aralık’ta işçi-emekçi-gençlik alanlarda sermaye iktidarına karşı birleşelim!

1 Aralık’ta sokağa, eyleme!

Paralı eğitime hayır!

Her düzeyde parasız eğitim!

Emperyalist savaşa son!

Amerikan askeri olmayacağız!

Ankara Liseli Gençlik Platformu



Çukurova Üniversitesi’nde otobüs zamlarına karşı eylem

“Krizin ve savaşın faturasını ödemeyeceğiz!”

Otobüslere yapılan yüzde yüze yakın zamdan sonra biz de Adana’da kendi yerelimizde bir çalışma başlattık. Çalışmayı Ekim Gençliği, TÖDEF ve bağımsız demokrat öğrenciler olarak organize ettik. Çalışmamızı en geniş kitle üzerinden planladık.

Çalışma on gün süren bir imza kampanyasıyla başladı. İmza kampanyasının ardından yapılacak yürüyüş için “Otobüs zamları geri alınsın!” yazılı bir pankart ve “Krizi ve savaşı biz yaratmadık faturasını da biz ödemeyeceğiz!” vb. yazılı dövizler hazırlandı. Daha sonra yemekhane ve çeşitli fakültelerin önüne açılan imza standlarına bunlar asıldı. Yaptığımız çalışma sonucunda çok sayıda imza topladık, kriz ve savaş üzerine politikalarımızı insanlara ulaştırdık.

3 bine yakın imza topladık ve bu yakaladığımız duyarlılığı harekete geçirmek için Kasım’ın 28’inde planladığımız yürüyüşü gerçekleştirdik. Yürüyüşe yaygın olarak yaptığımız afiş ve bildirilerle hazırlandık. Ayrıca standlara gelenlerle birebir sohbet ederek, yürüyüşe katılmaları için çağrıda bulunduk.

Çalışmaya katılmayan yapılar ise sürecin dışında kalmamak için alelacele bir şeyler örgütlemeye çalıştılar. Ayrı bir imza kampanyası başlatıp iki gün sonrasına da yürüyüş koydular. Yağmur nedeniyle yürüyüşü başaramadılar, fakat asıl nedeni ciddi bir çalışma yürütmemeleriydi. Böylece yine dar grupçu zihniyetlerini ortaya koydular. Bu yapılanlara rağmen çalışmamızı yoğunlaştırarak sürdürdük. Kaygımız bu yapılanların kitleyi nasıl etkileyeceği idi.

Yürüyüş gününe “Otobüs zamları geri alınsın! Krizin ve savaşın faturasını ödemeyeceğiz!” yazılı büyük bir pankart hazırladık. Yürüyüş öğlen Fen-Edebiyat Fakültesi önünde kitlenin toplanmasıyla başladı. Yaptığımız yoğun hazırlığa rağmen katılım beklediğimizin çok altında kaldı, katılım 70 kişiyi geçmedi. Önceki platformun etkisi kendini göstermişti. Fakat asıl etken genelde kitlenin durgunluğu aşamamasıydı.

Yürüyüş sırasında “Otobüs zamları geri alınsın!”, “Susma sustukça yeni zamlar gelecek!”, “Parasız eğitim, parasız ulaşım!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Öğrenciyiz haklıyız kazanacağız!” vb. sloganları atıldı. Hastanenin önüne kadar yüründü. Önce basın açıklaması okundu, daha sonra yol kesilerek 5 dakika boyunca trafiğe kapatıldı. Eylem Eğitim Fakültesi önüne yapılan yürüyüşle sona erdi.

Ekim Gençliği/Çukurova Üniversitesi



Paralı eğitime, polis-idare işbirliğine, faşist disiplin yönetmeliklerine ve savaşa karşı

1 Aralık’ta alanlara!..

Yaşamımızın her geçen gün biraz daha yoksullaştırıldığı ülkemizde, emperyalizmin uşağı-TÜSİAD sözcüsü hükümet ekonomik siyasal saldırılarına her geçen gün bir yenisini daha ekliyor. Yaşanan son krizle birlikte iyice beli bükülen işçi ve emekçilerin kırıntı düzeyinde olan hakları her gün bir yenisi çıkarılan saldırı yasalarıyla tek tek ellerinden alınıyor. Amerika’nın çıkarları uğruna ülkeyi savaşa sokmak için kanat çırpan, gençliğin kanı üzerinden pazarlık yapan emperyalizmin kuklası hükümet, savaşı fırsat bilip insanları tam anlamıyla açlığa ve derin bir sefalete sürüklüyor.

Tüm bunlar yapılırken gençliğe yönelik saldırılar da unutulmuş değil. Özellikle lise ve üniversite gençliği bu pervasız saldırılardan nasiplerini fazlasıyla alıyorlar. Hükümetin açıkladığı 2002 bütçesinde üniversitelerde dönemlik harçlara %50 zam yapılacak. Bazı üniversitelerin harçları yeni gelen zamla üç milyarı buluyor. Liselerde ise 2002 yılından itibaren harç sistemine geçilecek. Bu saldırılarla liseler de tıpkı üniversiteler gibi paralılaştırılacak, eğitim açık açık pazardaki bir eşya gibi satılığa çıkarılacak. Saldırının en kritik tarafı, devletin yıllardan beri hayalini kurduğu eğitimin özelleştirilmesi sürecinin de önü düzlenmiş olacak.

Sermaye devletinin saldırılarına geçit verilirse eğer, üniversitelerin yanısıra liselerin de kapıları işçi ve emekçi çocuklarına büyük ölçüde kapatılmış olacak. Asgari ücretle kıt kanaat geçinebilen emekçi ailelerinin aldıkları maaşlar kira, elektrik, su, odun, kömür, çocukların okul masrafları derken zaten sıfırlanıyordu. Üniversitelere gelen harç zamları ve liselerde uygulanacak olan harç sistemiyle çocuğunu okutmak isteyen emekçilerin eli kolu iyicene bağlanmış olacak. Sıradan taşra üniversitelerinde okuyan öğrenciler bile bu zamlar uygulanırsa okulu bırakmaktan başka çaresinin olmadığını söylüyor. Aileler ise çocuklarını okullara gönderemeyeceklerini söylüyorlar.

Sermaye devleti tüm alanlarda işçi, öğrenci demeden bizleri iliklerimize kadar sömürüyor. İşçi ve emekçilere açlık ve sefalet, gençliğe ise tam anlamıyla geleceksizlik dayatılıyor. Dayatılan yoksulluğa ve zulme başkaldıranlar ise F tipi hücrelere atılıyorlar. Bugün devrimci tutsaklar hücrelere kapatılarak inançları ve iradelerinin teslim alınmasına karşı başlattıkları Ölüm Orucu’nun birinci yılını doldurdular. Direniş dört yüzlü günlerinde devam ediyor. Devletse tutsakların taleplerini görmezden geliyor.

Emekçiler bir süredir yürüyüşler ve mitinglerle saldırıları püskürtmeye çalışıyorlar. 1 Aralık’ta ise kitlesel bir miting düzenlenecek. Bu mitingde bizler de emperyalist savaşa, harç sistemine ve zammına, işsizliğe ve yoksulluğa, F tipi hücrelere karşı mücadeleyi ve direnişi büyütmek için 1 Aralık’ta alanlarda olacağız. Harç sistemi ve zammı seni de vuracak, bir gün sen de hücreye tıkılabilirsin, geç kalmadan sen de bir şeyler yapmalısın. Başlangıcın 1 Aralık’ta alana çıkmak olsun.

Anadolu Yakası Liseli Gençlik Platformu
(ALGP)