01 Aralık '01
Sayı: 37


  Kızıl Bayrak'tan
  Reformist solda son durum
  Kurtlar sofrasında bir ada: Kıbrıs
  Taban inisiyatifini güçlendirelim!
  Medyadan yıkım programına boyun eğin çağrısı
  Ordu ve kriz yağmacısı OYAK
  Bir Aymasan direnişçisinin değerlendirmesi... "Her direniş bir okuldur"
  İşçi kültür evleri üzerine
  1 Aralık'a doğru sınıf hareketi: Sorunlar, imkanlar ve görevler
  Afganistan'ın ölüm tarlaları
  Emperyalizm gerici yüzünü ortaya seriyor... "Yeni dönem"de McCarthy'cilik diriltiliyor
  İHD İstanbul Şubesi'nin "2. 'hayata dönüş'" başlıklı açıklaması...
  Yeni YÖK yasası... "Zengin öğrenciden harç alıp, yoksulu okutacağız" yalanı
  Üniversitelerden eylem haberleri...
  27 Kasım, teslimiyet ve ihanete karşı Kürdistan emekçilerinin direniş bayrağıdır!
   Savaş meydanı kadınlar
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Düzen çürüyüp kokuşurken düzen bekçileri dışında kalabilir mi?

Ordu ve kriz yağmacısı OYAK

Kriz bahanesiyle işçi ve emekçilerin cebinden milyarlar, trilyonlar çekiliyor. Çalışanlar kriz yüzünden bitmek tükenmek bilmez fedakarlıklara zorlanırken, onların cebinden çalınan paralarla, ülkenin yağmalanan kaynaklarıyla sermayenin kasaları daha çok doluyor, kârları daha fazla artıyor.

Krizden kimler kârlı çıktı?

Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) geçtiğimiz günlerde 2000 yılı faaliyet raporunu açıklayarak, işçi ve emekçilerden çalınan trilyonların nereye gittiği sorusuna da son derece somut bir şekilde açıklık getirdi.

Faaliyet raporuna göre, tüm üyeleri askerlerden ya da emekli askerlerden oluşan bu kurum 2000 yılında tam 287 trilyon lira kâr elde etmiş. Neredeyse tüm ekonomik dengelerin altüst olduğu Şubat krizinden sonra ise 9 ay içinde 500 trilyon lira kâr elde etmiş. 2001 yılı için kâr beklentisi de tam 600 trilyon lira.

OYAK Genel Başkanı Coşkun Ulusoy kasılarak şunları söylüyor:

“2001 yılı başında ekonomik krizi erken farkettik. Önlemlerimizi aldık. Birçok şirkette yatırımları durdurduk, küçüldük. Bu nedenle de krizden etkilenmedik, kârlarımızı üçe katladık.”

Bu önlemlerin neler olduğunu da açıklıyor OYAK’ın “başarılı” başkanı:

“Değişimin maliyeti ağır oldu. Birçok kişinin işine son verdik. Bu üzücüydü. Ama Atatürk de Conkbayırı’nda insanları cepheye sürdüğü zaman üzülmüştü. Bundan kaçamazsınız.”

Ortadaki sermayenin ikiyüzlülüğünün resmidir. Hani ülkenin selameti için herkes fedakarlık yapmalıydı? Hani ancak işçisi ve işvereniyle birlik ve beraberlik içinde olmak gerekiyordu? Hani sadece kendimizi düşünerek bencillik yapmamamız gerekiyordu? İşçi ve emekçilerin karşısına her geçtiklerinde krizden dem vurup bu türden vaazlar veren sermaye temsilcilerinin söylediklerinin nasıl ucuz birer yalandan ibaret olduğunu gösteriyor OYAK başkanının sözleri.

Krizin yükü tümüyle işçi ve emekçilerin sırtına yüklenirken, OYAK gibi, Koç ve Sabancı gibi büyük tekeller hiçbir sıkıntıya girmediler. Binlerce işçinin işten atılmasının, ücretsiz izin uygulamalarının, hakların budanmasının nedeni kriz yüzünden içine düşülen sıkıntı değildi. Tersine onlar dumanlı havadan yararlanarak yağma ve talandan kaptıkları payları büyütme peşindeydiler. Ağlayıp sızlamalarının, fedakarlık nutukları atmalarının gerisinde sadece bu vardı. Nitekim istedikleri gibi de oldu. Hepsi kârlarını ikiye-üçe katladılar.

Özelleştirme destekçisi OYAK

Buraya kadar söylenenlerden hareketle OYAK’ın (dolayısıyla askerlerin) sadece krizden yararlanarak tatlı vurgunlar vurdukları düşünülebilir. Oysa durum bundan ibaret değildir. OYAK’ın geleceğe dönük yatırım planlarına baktığımızda, askerlerin işçi ve emekçilere dönük saldırı politikalarının nasıl birinci dereceden destekçileri olduğu yeniden kanıtlanmaktadır. Nitekim geçtiğimiz yıllarda özelleştirilen, içi boşaltıldıktan sonra yeniden devletleştirilen Sümerbank en sonunda son derece ucuz bir fiyata OYAK’a devredilmiştir. OYAK Başkanı Sümerbank’ı almanın “akıllı bir yatırım” olduğunu söylemektedir. “Elimizde büyük nakit var. Bir lira borcumuz yok. Sümerbank ile Oyakbank’ı Ocak ayının ilk haftasında birleştireceğiz. Gelecek yıl, Sümerbank’tan kârımız üç haneli trilyonlar seviyesine çıkacak. Etibank’ı alırsak onu da birleştireceğiz.” Ulusoy, THY’nin özelleştirilmesi ile ilgili olarak da, “Gündeme gelirse bakarız. Fiyatları, vadeleri bize uygun olursa niye ilgilenmeyelim” demekte ve telekom, enerji gibi alanlarda yatırımlar yapmak istediklerini de buna eklemektedir. Demek ki OYAK, eğer özelleştirmeler planlandığı gibi gidecek olursa, bu işten en fazla pay kapacak tekellerin başında gelmektedir. Dolayısıyla ateşli bir özelleştirme taraftarıdır.

Ulusoy gazetecilerin bir başka sorusuna verdiği yanıtta da, ellerindeki nakit sermayeyi “özel emeklilik fonları” kurarak değerlendirme yönünde planları olduğunu ifade etmektedir. Özel emeklilik fonları bilindiği gibi tasfiye edilen sosyal güvenlik kuruluşlarının yerine getirilmek istenen bir sistemdir. Sosyal güvenlik hizmetlerinin özelleştirilmesi, tekellere bu alanda kârlı yatırım alanları açılması anlamına gelmektedir. Göründüğü kadarıyla OYAK da bu pazara gözünü dikmiş bulunmakta, sosyal güvenliğin tasfiyesi saldırısı da OYAK’ın tam desteğiyle yürütülmektedir.

Ordu, sermaye sınıfı ve OYAK

Kriz koşullarında vurgun vuran, sınıfa dönük saldırı politikalarından beklentisi olan eğer başka bir holding ya da tekel olsaydı bu çok da üzerinde durulacak bir şey olmazdı. Bu sistem kapitalist sistemdir. Temelinde de sermayenin azami kâr elde etme isteği vardır; vurgun, soygun, sömürü, kokuşmuşluk bu sistemin doğasının gereğidir denilip geçilebilirdi.

OYAK sözkonusu olduğunda da işin özü değişmemektedir. Bir farkla ki, OYAK sermaye ordusunun mensuplarına aittir. 180 bin ordu mensubunun ortağı olduğu bir kuruluştur. OYAK demek ordu demektir. OYAK vatanseverliği, dürüstlüğü kimselere bırakmayan subayların, subay emeklilerinin maddi çıkarlarını korumaktadır. OYAK’ın politikaları, ordunun düşünce ve eğilimlerinin yansımasıdır.

Yukardan beri sıraladıklarımızı birleştirirsek diyebiliriz ki; ordu mensuplarının çıkarları kriz vurgunculuğundan yanadır. Ordu özelleştirmenin, sömürü ve soygun saldırılarının yılmaz savunucusu olmak zorundadır. Sadece sermaye düzeninin emrindeki silahlı insanlar oldukları için değil, elde edilen yağmadan fazlasıyla pay aldıkları için de sermaye düzenini korumaları gerekmektedir. Dahası yağmadan aslan payı kapan omuzu kalabalık subaylar şahsında sermaye sınıfının organik bir parçasıdır ordu. Bu yüzdendir ki, ordunun emperyalizmin dayatmalarına, İMF politikalarına vb. karşı ciddi bir tutum geliştirmesi, onlara karşı koyması mümkün değildir.

Sermaye ordusu bu sömürü ve soygun düzeninin bir parçasıdır. Ordunun başındaki yüksek rütbeli subaylar sürüsü değişik biçimlerde bu düzenin nimetlerinden yararlanmaktadır. OYAK, askerlerin sömürü ve yağmadan pay almasının araçlarından yalnızca biridir.

Bu da gösteriyor ki, işçi ve emekçilerin sermayeye karşı mücadelesi sermaye ordusunu da hedefine almak durumundadır. Ordunun başındaki subaylardan hiçbir koşulda ne hak ve hukuka bağlılık, ne de vatanseverlik bekleyebiliriz. Onlar kurulu düzenin bir parçası, dahası belirleyici konumdaki bekçileridir. Bu düzen onlar sayesinde ayakta duruyor. Bu düzenin yaşamakta olduğu çürüme ve kokuşmuşluk, hırsızlık ve yoksulluk, rüşvet ve hortumlama, onun organik bir parçası olan orduyu da kapsamaktadır. OYAK gerçeği bunun gözler önündeki örneklerinden biridir. Yapısı gereği denetime kapalı olan, herşeyi gibi hesap işlerini de perde arkasında yürüten ordu bünyesinde nelerin yaşandığını tam olarak bilmek kolay olmasa da, kestirmek hiç de zor değildir.



Türkiye kapitalizminin
“kırk haramiler”inden biri: OYAK

1961 yılında kurulan OYAK’ın yaklaşık 180 bin üyesi bulunuyor. Üyelerinin tamamı asker ya da asker emeklisi. Yönetiminde de emekli generaller görev yapıyor. OYAK şu anda tam 25 ayrı şirkette pay sahibi. Bunlardan bazılarının tek sahibi. 2000 yılı kârı 287 trilyon olan OYAK 2001 yılında 600 trilyon kâr elde etmeyi hedefliyor.

Kuruma bağlı fabrika ve işletmelerde şu an yaklaşık 12 bin 500 kişi çalışıyor.

OYAK’ın sahibi ya da ortağı olduğu kuruluşlar:

Otomotiv Sektörü

- OYAK Renault
- Mais
- Omsan
- Omsan France
- Omsan GMBH
- Selyak
- Goodyear

Hizmet Sektörü

- OYAK İnşaat
- Oytur
- Oytaş
- Oycan
- Oypa
- Oyak Güvenlik

Gıda-Kimya Sektörü

- Tektaş
- Tukaş
- Tan Gıda
- Eti Pazarlama

Finans sektörü

- OYAK Holding
- OYAK Sigorta
- OYAK Hayat Sigorta
- OYAK Menkul Değerler
- OYAK Bank
- OYAK Bankerbank
- Europen Finance
- O/B Yatırım
- OYAK Portföy Yönetimi
- OYAK Leasing

Çimento Sektörü

- Adana Çimento
- Adana Kağıt Torba A.Ş.
- Çimsa
- Bolu Çimento
- Ünye Çimento
- Mardin Çimento
- Elazığ Çimento
- Niğde Çimento
- İskenderun Çimento