08 Eylül '01
Sayı: 25


  Kızıl Bayrak'tan
 "Küçülen Türkiye" ya da düzenin iflası

  5 Eylül ihanetine geçit yok!

  5 Eylül toplantısı aynasından...

  Türk Lirası'na iade-i itibar komedisi

  Yolsuzluk düzeni ve faşist parti
  Tersane işçilerinin eylemine azgın polis saldırısı
  Emekçilerin hak arama mücadelesi de "terörle mücadele" kapsamında!
  Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Bülteni'nden...
  Hülya Şimşek Ölüm Orucu'nun 286. gününde ölümsüzleşti

  1 Eylül'ün gösterdikleri ve Kürt sorunu

  "Dünya Barış Günü" eylemlerinin anlattıkları...
  Küresel ısınma/4
  İşkenceci devlet gerçeği
  Emperyalizmin "balkanlaştırma" politikası sürüyor

  Güney Afrika'da genel grev

  Dünya Irkçılıkla Mücadele Konferansı ve emperyalizmin ikiyüzlülüğü
  Tehditler devrimci yürüyüşümüzü engelleyemez!
  Ölüm Orucu Direnişi 324. gününde
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Otomobil işçilerinin grevlerinden sonra gerçekleşen eyleme 5,5 milyon işçi ve emekçi katıldı...

Güney Afrika'da genel grev

Son günlerde ırkçılığa karşı gerçekleştirilen konferansa ev sahipliği yapan Güney Afrika'da, uzun süredir kitlelerde alttan alta büyüyen huzursuzluk nihayet yaygın işçi ve emekçi eylemlilikleriyle, tüm ülke genelinde yaşanan genel grevlerle kendisini dışa vuruyor.

Güney Afrika haftalardır tüm sektörleri içine alan, bir kısmı sürmekte olan TİS görüşmeleri süreci içerisinde. Görüşmeler işçilerin kararlı ve yaygın eylemlilikleri ile sürerken, hükümetin özelleştirme planları da milyonlarca işçi ve emekçi tarafından iş bırakma, yürüyüş ve gösterilerle protesto ediliyor.
G. Afrika'da işçiler bu yıl TİS'lerinde sadece ücret artışları değil, görüşmelerin 2 yıl süreli olması gibi talepler de ileri sürüyorlar. En önemlisi de hastalık ve kaza sigortası, mesailerin ödenmesi ve tehlikeli işler için ek ödenek talep ediyorlar. Bunlar G. Afrika için çok yeni talepler. Bu tür yan ödemeler bugüne değin siyah işçiler için hiç sözkonusu olmamıştı. Irkçı Aparthaid döneminde sadece kalifiye eleman olarak çalışan beyazlar özel anlaşmalarla bu haklara sahip olabiliyordu. Dünyanın ağır sanayi devlerinin özellikle Batı Avrupa gibi ülkelerdeki fabrikalarının kapısına kilit vurarak üretimlerini G. Afrika gibi ülkelere kaydırmalarının nedeni de burada, yani bu ülkelerin ucuz işçi cenneti olmasında yatıyor.

Son yıllarda madenler modernleşme ve tekrar yenilenme adı altında rasyonalleştirildi. Bu branşta tüm Afrika'daki maden ocakları da satın alınarak genişletildi. Kalifiye olmadığı gerekçesiyle 200 bin işçinin işine son verildi.

Güney Afrika'da en sert mücadeleler 30 bin işçinin çalıştığı otomobil sektöründe yaşanıyor. Tekeller G. Afrika'daki işletmeleri kapatma tehditlerini her defasında işçilerin direnişini kırmak için silah olarak kullanmakta fakat buna rağmen, 3 hafta önce 21 bin işçi %12 ücret artışı taleplerinin kabul edilmemesi üzerine greve gitti. İşverenin işyerini kapatır üretimi Almanya'ya taşırız tehditleri, işçileri kararlılıklarından alıkoyamadı. Ve 3 hafta süren grev, %9 ücret artışıyla sonuçlandı. Sözleşme 3 yıl süre ile geçerli olacak ve işçileri mesleki geliştirme ve desteklenmesi ve işyerinde korunma ile ilgili konularda çalışma yapılacak bir grup kurulması karara bağlandı.

Otomobil işçilerinin grevi sürerken bu kez lastik endüstrisinde çalışan 6 bin işçinin grevi başladı. %10 ücret artışı ve atılan işçilerin süresiz işe alınması talepleri için başlayan grev devam ediyor.

***

Grevler yaşanırken, 29-30 Ağustos tarihinde 2 milyon üyeli Sendikalar Birliği (COSATU), G. Afrika Komünist Partisi (SACP), 600 bin üyeli muhalefet sendikası (NACTU) ve özelleştirme karşıtı inisiyatiflerin çağrısını yaptığı iki günlük bir genel grev yaşandı. Genel greve 5,5 milyon emekçi katıldı.
Grevdeki işçilerin de aktif destek verdikleri eylemliliklere %65 oranında işçi katılımı gerçekleşti. Bazı sanayi bölgelerinde bu oran %90'a ulaştı.

Genel grev ANC hükümetinin özelleştirme planları çerçevesinde su ve elektrik idaresi, Ulusal transfer birliği, telefon ve devlet silah işletmesinin satılmak istenmesine karşı gerçekleştirildi.

Aralarında 200 kadın örgütü, Borçların Silinmesi Kampanyası İnisiyatifi, topraksızlar gruplarının bulunduğu 500 grup ve örgüt, Özelleştirmeye Karşı Kampanya altında bir araya geldiler. COSATU bu basınç altında, hükümetin yıkım politikalarına ve özelleştirilmeye karşı kitleleri eyleme çağırmak zorunda kaldı.

ANC giderek halkın ihtiyaçlarına, beklentilerine cevap veremez oldu. Özelleştirmeleri haklı göstermek için bunun ileride yeni iş olanakları yaratacağı yalanına karşın, hizmet sektöründeki özelleştirmelerle 200 bin işyeri bir çırpıda kapandı. Milyarlarca dolarlık silah ihalelerinin büyük tekellere verilmesi ANC politikacılarına verilen rüşvetlerle oluyor.

İktidara geldiğinden beri savunduğu "herkese ev" sözünü tutmaması, kitlelerde ANC'ye güvensizliğe neden olmuştu. Son seçimlerde yoksulların elektrik ve su taleplerini çözeceğini söylemesi, ardından özellikle elektirik kurumunu satışa çıkarması, ANC'ye güvensizliği perçinledi. Yaşamak için en temel ihtiyaç olan elektirik ve su parasını ödeyemeyecek durumdaki yoksul halkın elektriğini suyunu kesiyor hükümet. Tüm bunlar G. Afrika halkında ANC hükümetine karşı güvensizliği, huzursuzluğu alttan alta büyüttü.

G. Afrika'da uzunca bir süreden beri özelleştirmelere karşı eylemler yapılıyor. 1 yıl önce Kamu Çalışanları Sendikası, Borçların Silinmesi İnsiyatifi, Komünist Partisi (SACP) ve diğer sol örgüt ve partiler, Özelleştiremye Karşı Forum çatısı altında bir örgütlenmeye gitmişlerdi. Bu forum özellikle büyük kentlerin yoksul gecekondu semtlerinde faaliyetlerini sürdürüyor. Özelleştirmelere karşı gösteriler, toplantılar düzenliyor; bazen ailenin toplam gelirinin yarısı kadar artan fazla ödemeleri ödemeyen gecekondu halkının kesilen elektrik ve suyunu illegal olarak yeniden bağlıyor, evden atılanları yeniden gizlice eve yerleştiriyordu.

G. Afrika'da COSATU'nun yeni bir işçi partisi için temel oluşturduğu düşüncesi yaygındı. Ama bugün aynı çevreler, ANC'nin tüm politikalarını eleştirmesine rağmen halen hükümetle oluşturduğu birliğe koşulsuz bağlı kalan COSATU'nun, sadece ANC içinde reform yapmak istediğini, sonuçta ANC gibi COSATU'nun da yabancı sermayeyi savunduğunu vurguluyorlar.

Özelleştirme Karşıtları, "insanları artık eski sömürgecilerin politikaları değil yeni sömürgecilerin politikaları ilgilendiriyor" diyerek seçimlerde, ANC'ye ve Demokratik Birlik'e karşı aday gösterdiler. Seçimleri kazanan aday Durban metropolünde tek bağımsız üye. G. Afrika'nın 3. büyük metropolü Durban'daki bu başarı, çeşitli insiyatiflerin ulusal planda beraber çalışmasının da kıvılcımı oldu. Kendi içlerinde ANC'ye karşı solcu bir alternatif partinin kurulması üzerine bir tartışma başlattılar. Ve yeni kurulacak bir partinin kesinlikle işçi partisi olması gerektiğini vurguluyorlar.

 


 

NATO ve kukla hükümete karşı
Makedon halkının protestoları büyüyor

Makedon halkı emperyalistler tarafından kendisine dayatılan aşağılık barışa ve kendi kukla hükümetine karşı tepkisini eylemlerle ortaya koyuyor.
Daha "müzelik hasat" toplanmaya başlanmadan bir NATO askeri Makedon gençlerin taşlaması sonucu ölümcül yaralandı. Bu olay NATO'yu sevmeyen üç-beş gencin işi olarak geçiştirilmeye çalışıldı.

Operasyonun başladığı günlerde Üsküp'e giden ana yola canlı barikatlar kuruldu. Kosova sınırı traktörlerle kapatıldı. Makedon halkı Alman işgalci güçlerinin girmesini engelleyemediyse de, en azından saatlerce geciktirdi.
27 Ağustos'ta Tetovo'ya yakın köylerde yaşanlar NATO ile varılan anlaşma nedeniyle Makedonya ordusunun kışlalarına çekilmesini protesto etmek için saatlerce yolları kapattılar.

30 Ağustos'ta bu kez binlerce kişi Üsküp'e giden yolları kapatarak NATO'nun Makedonya'ya müdahalesini ve hükümetin NATO ile yaptığı anlaşmayı protesto ettiler. Hükümeti istifaya çağıran sloganlar attılar.

NATO'nun dayattığı barış planına ilişkin yasa değişikliği için mecliste tartışmaların başladığı 31 Ağustos günü, meclis binasının önüne barikatlar kurularak parlamenterlerin içeri girişi engellenmeye çalışıldı. Protestocular ancak polisin saldırıları ile dağıtılabildi, toplantı saatler sonra başlatılabildi.

Makedon halkının protestoları nedeniyle zor durumda kalan meclis, halkın köylerine dönmesinin Arnavutlarca engellendiğinin duyulması üzerine, barış planının oylamasını ertelediğini duyurdu. Makedon meclisinin bu tutumu NATO ve Avrupa Birliği'ni öfkelendirdi. 13 Ağustos'ta imzalanan barış anlaşmasına koşul getirilemeyeceği hatırlatılarak, meclisin çalışmalarını acilen sonuçlandırması için baskıyı artırdılar. Öte yandan, Makedonya'ya silahların gölgesinde bir anayasal değişikliği dayatılmasına karşı çıkan Başbakan Georgievski'yi istifaya zorluyorlar.

Makedon halkı meclisten barış planına "hayır" çıkmasını istiyor, protestolarını sürdürüyor.