08 Eylül '01
Sayı: 25


  Kızıl Bayrak'tan
 "Küçülen Türkiye" ya da düzenin iflası

  5 Eylül ihanetine geçit yok!

  5 Eylül toplantısı aynasından...

  Türk Lirası'na iade-i itibar komedisi

  Yolsuzluk düzeni ve faşist parti
  Tersane işçilerinin eylemine azgın polis saldırısı
  Emekçilerin hak arama mücadelesi de "terörle mücadele" kapsamında!
  Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Bülteni'nden...
  Hülya Şimşek Ölüm Orucu'nun 286. gününde ölümsüzleşti

  1 Eylül'ün gösterdikleri ve Kürt sorunu

  "Dünya Barış Günü" eylemlerinin anlattıkları...
  Küresel ısınma/4
  İşkenceci devlet gerçeği
  Emperyalizmin "balkanlaştırma" politikası sürüyor

  Güney Afrika'da genel grev

  Dünya Irkçılıkla Mücadele Konferansı ve emperyalizmin ikiyüzlülüğü
  Tehditler devrimci yürüyüşümüzü engelleyemez!
  Ölüm Orucu Direnişi 324. gününde
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Bosna'dan Makedonya'ya adım adım...

Emperyalizmin "balkanlaştırma"
politikası sürüyor

Böl, parçala, birbirine kırdırt, birbirine boğazlat ve sonra da zayıf düşmüş halkları teslim alarak yönet politikasının tarihsel uygulama alanı haline gelen Balkanlar, 1989'daki çöküşten sonra bir kez daha balkanlaştırıldı. Halklar etnik ayrımlara, hatta dini ayrımlara göre parçalandı, birbirine düşman edildi, kanlı boğazlaşmalarla kırdırtıldı. Böylece emperyalizme ve onun hakemliğine, sözde koruyuculuğuna muhtaç hale getirildi. Ülkenin çok milliyetli yapısı ve burjuvazileri arasındaki gerici çelişkiler bunu ayrıca besledi.

1990'lardan sonra Dünya Bankası ve İMF tarafından ekonomik olarak istila edilen Yugoslavya'da istikrarsızlık sürekli büyüdü. Ülkenin en zengin cumhuriyetleri Slovenya ve Hırvatistan, emperyalist Almanya'nın da kışkırtıcı ve cesaretlendirici desteği ile, federal yapıdan çok erken bir dönemde ayrıldılar. Başta Almanya olmak üzere Avrupalı emperyalistlerce hemen tanındılar. Bu Yugoslavya'da sergilenecek emperyalist oyunun ilk perdesiydi.

Sıra nihayet Makedonya'ya geldi

Gizli örgüt ve gizli ordularla sürdürülen Bosna-Hersek savaşında sahnelenen trajedi ikinci perdeydi. Şimdilerde artık delinen Dayton Barış Anlaşması ile Bosna, dünya jandarmalığına soyunan NATO'nun dolaysız bir müdahale ve işgal alanı haline getirildi. Halklar arası düşmanlık körüklenmekle, birbirine kırdırılmakla kalınmadı, emperyalistlerin müdahalesi ve bu halkların fiilen yönetilmesi sorunu gündeme getirildi.

Aynı oyun, gerçek dışı olgularla, Sırbistan'ın bombalanması ve böylece NATO mandası Kosova'nın oluşması ile sürdü. Burada ABD baştan itibaren gizli örgütler ve UÇK ile birlikte çalıştı. NATO üzerinden ABD emperyalizmi politik ve askeri olarak Balkanlar'a yerleşti ve böylece Avrupalı emperyalistlerin arka bahçesini denetim altına aldı.

Ardından bu kez, Batılı emperyalistlerin bir yıl öncesine kadar Arnavut ve Slav-Makedon halkları için "savaş ve kan denizinde bir barış adası" olduğunu ifade ettikleri Makedonya savaşa sürüklendi. ABD, bu ülkeye de hakim olabilmek için lojistik desteği altındaki UÇK tarafından bilinçli olarak yeni kanlı bir savaşı kışkırttı, müdahaleyi yapmak için gelişmeleri yönlendirdi. Fiili olarak başarılı da oldu.

Tüm bunlar nasıl gerçekleşti?

NATO, Kosova'ya yerleşirken 20 bin adamı olan UÇK'nın silahsızlandırıldığını, tasfiye edildiğini açıklamıştı. Ardından Birleşmiş Milletler, ABD ve Almanya tarafından ödenen paralarla 5 bin kişilik Kosova Koruma Gücü (KPC) oluşturuldu. Bu besleme ordu eski UÇK komutanlarının emrine verildi. Tasfiye edildiğinin açıklanmasından yalnızca birkaç ay sonra, 800 KPC militanının da aralarında bulunduğu UÇK, Kosova'daki ABD işgal alanından geçerek Makedonya'ya saldırılarını başlattı.

6 ay süren saldırılarda kullandıkları silahları nereden almışlardı? 40 bin KFOR askerinin bulunduğu bölgeden geçerek saldırılarını nasıl gerçekleştiriyorlardı? NATO ve KFOR bu saldırıları durdurabilecek güce yeterince sahipken bu neden olmuyordu?

NATO Makedonya'ya teslimiyet
antlaşmasını dayatıyor

8 Ağustos'ta ABD ve AB emperyalistlerinin dayatmasıyla başlayan Ohri Barış Anlaşması karar aşamasına gelmişti ki; UÇK saldırılarını arttırdı. Makedonya askerleri Arnavut Ulusal Ordusu ve KPC üyelerince pusu kurularak öldürülüyor, BM-KPC gücüne bağlı yüzlerce kişi Kosova sınırından geçerek Makedon kuvvetlerine saldırı düzenliyordu.

Bu, BM destekli bir askeri gücün, BM ekipleri ve kaynaklarını kullanarak, BM üyesi bir ülkeyi işgal ettiğinin açık bir göstergesidir. Diğer önemli nokta ise, UÇK'nın saldırılarının genel yönelimini ABD ve İngiltere'nin belirlediğidir. Washington ateşkes çağrısı yaparken ne zaman delineceğini ve ne zaman uygulanacağını biliyor. Yani Washington, barış görüşmeleri sürerken UÇK'nın saldırılarını artırmasına izin vererek, kendi sahte barış inisiyatifini bilinçli olarak sekteye uğrattı ve bu arada ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi.

13 Ağustos'ta Makedonya hükümeti ekonomik ve politik basınç altında anlaşmayı imzaladı, Arnavut tarafı amaçlarını dayatarak kabul ettirdi. Asıl önemlisi; NATO, Makedonya'ya kuvvet yerleştirme yetkisi aldı. Bu anlaşma özünde Makedonya'nın NATO'ya teslim olması anlamına geliyor. ABD ve Avrupalı emperyalistler ise sözde barışa yardım edenler olarak gösterilmeye çalışılıyor.

NATO, 14 Ağustos'ta UÇK ile silahsızlanma konusunda anlaşmaya vardı. 1 gün sonra UÇK'nın silahsızlandırılmasını denetlemek için "Hasat" operasyonunu başlatmaya ve asker göndermeye karar verdi.

"Hasat" operasyonu kapsamında 500 kişilik İngiliz paraşütçü taburu Üsküp'e inerek karargah kurdular. Haziran '99'da Kosova işgalinde de öncülüğü aynı tabur yapmıştı. Arnavut saldırılarını yöneten iki komutanın bu İngiliz paraşütçü taburu yetkililerince kamplarında gizlice eğitildiği gazetelere yansımıştı.

Aynı günlerde NATO Avrupa Birleşik Kuvvetler Komutanı da Üsküp'ü ziyaret etti. Ardından Makedonya'nın "NATO'nun misyonundan beklentilerimiz büyük" diyen kukla cumhurbaşkanı ise Makedon ordusunun barakalardan çıkmamasını emretti. Diğer bir ifadeyle, işgalci ordu tek taraflı bir ateşkes dayatıyordu.

UÇK'nın vaftiz babası ABD

Makedonya'daki durumun tırmanmasının baş aktörü, UÇK'nın vaftiz babası olan ABD emperyalizmidir. Eski UÇK'dan oluşan BM destekli Kosova Koruma Gücü (KPC) himayesinde hareket eden UÇK, NATO'nun desteği ile Arnavutluk, Kosova ve Makedonya'da yaşam alanı kazandı. İngiliz ve ABD tarafından Balkanlar'ın en iyi silahlı çeteleri olarak eğitildi, ABD'den en yüksek teknik ile donatıldı.

BBC, 28 Haziran tarihli haberinde, Aravinoca'da, Makedon birliklerince kıstırılan 400 UÇK militanının 80 kişilik Amerikan koruması altında KFOR yazılı otobüslerle transfer edildiğini bildirdi. Aynı haber, UÇK militanlarının ABD yapımı en yüksek teknolojiye sahip silahlarla donatılmış olduğunu ve yanlarında 17 Amerikan "sivil"in bulunduğunu da kaydediyordu. Bunlar UÇK karargahında eğitmen olarak bulunan Amerikan subayları ve uzmanlarıydı. UÇK'nın kumanda merkezinde ayrıca Pentagon'la direk uydu bağlantılı telefon, Makedonya üslerine ait KFOR helikopterlerinden çekilmiş görüntülerin bulunduğu (büyük olasılıkla ABD kanalıyla ulaştırılmış) video kasetleri de ele geçirilmişti.

Dolayısıyla, milisleri silahsızlandırma tümüyle yapay bir senaryo. NATO düne kadar ABD yapımı silahlarla donattığı ve uzmanlarıyla eğittiği bu besleme çeteyi neden silahsızlandırma ihtiyacı duysun ki? Nitekim gerçek amacın silahlarını teslim alınması olmadığı da bir biçimde ifade ediliyor. Hasat operasyonunu yürüten generaller "silahların toplanması süreci, silahların sayısından çok daha önemli" diyerek, UÇK çetelerinin her zaman yeniden silahlandırılabileceğini sıkça vurguluyorlar.

UÇK 2500 silahı teslim edeceğini bildirmişti. NATO ise UÇK'nın elindeki silahları 3500 olarak açıklıyordu. Oysa yalnızca birkaç baskında ele geçen silah sayısı bu kadar. Makedonya yetkilileri UÇK'nın elinde 85 bin silah bulunduğunu söylüyorlar.

UÇK'nın silahsızlandırılması ile ilgili tüm pazarlıklara Makedonya adına NATO katıldı. Dünkü "terörist çete" artık masa başında politik pazarlıkların muhatabı. Makedonya ise fiilen devre dışı bırakılmış bulunuyor.

17 Ağustos'ta 3300 silahın tesliminde anlaşıldı. Silahsızlandırma koşulları UÇK ile görüşüldü ve Makedonya hükümetine bunlara uyması dayatıldı. Slav-Makedon halkı bu utanç verici emperyalist barışa mecbur edildi.

Teslim işlemi tamamen gönüllü olacak, UÇK kendi silahlarını toplayarak önceden belirlenen noktalara bırakacak, NATO birlikleri bölgeyi mühürleyecek. "Peki o zaman İngiliz askeri nakliye uçaklarıyla getirilen çok miktarda ağır silaha ve bu kadar masrafa ne lüzum vardı?" sorusunu sormak gerekmiyor mu? Gerçekte amaçlananın Makedonya'ya işgal güçleri olarak yerleşmek olduğu gerçeği bir kez daha kendisini ortaya koyuyor.

Bu işlemler tamamlandıktan sonra OSZE ve AB Gözlem Komisyonu bölgeye gelerek, Makedonya polisi bölgeye gelmeden önce güvenlik önlemleri alacak.

Çoğu müzelik olan silahların üçte biri bir hafta içinde teslim edilince, Makedonya hükümeti azınlık hakları ile ilgili anayasal değişiklikleri tartışmaya başladı.

Böylece Makedonya'nın parçalanması için gereken tüm koşullar yaratılmış oldu. UÇK tarafından işgal edilen bölgeler Arnavut bölgeleri olarak ayrılacak. Böylece Amerikan beslemesi UÇK barış anlaşması üzerinden iktidara giden resmi yolu bulacak. Barış anlaşması Arnavutlar'a bugüne kadar olduğundan daha fazla polis ve milise sahip olma izni veriyor. Aynı işlem Kosova'da BM idaresi altında yapılmış, UÇK çeteleri Kosova Koruma Gücü (KPC) adını almıştı.