08 Eylül '01
Sayı: 25


  Kızıl Bayrak'tan
 "Küçülen Türkiye" ya da düzenin iflası

  5 Eylül ihanetine geçit yok!

  5 Eylül toplantısı aynasından...

  Türk Lirası'na iade-i itibar komedisi

  Yolsuzluk düzeni ve faşist parti
  Tersane işçilerinin eylemine azgın polis saldırısı
  Emekçilerin hak arama mücadelesi de "terörle mücadele" kapsamında!
  Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Bülteni'nden...
  Hülya Şimşek Ölüm Orucu'nun 286. gününde ölümsüzleşti

  1 Eylül'ün gösterdikleri ve Kürt sorunu

  "Dünya Barış Günü" eylemlerinin anlattıkları...
  Küresel ısınma/4
  İşkenceci devlet gerçeği
  Emperyalizmin "balkanlaştırma" politikası sürüyor

  Güney Afrika'da genel grev

  Dünya Irkçılıkla Mücadele Konferansı ve emperyalizmin ikiyüzlülüğü
  Tehditler devrimci yürüyüşümüzü engelleyemez!
  Ölüm Orucu Direnişi 324. gününde
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Sosyal hakları için eylemdeydiler...

Tersane işçilerinin eylemine azgın polis saldısı

Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde çalışan bin tersane işçisi, 3 yıldır aynı ücretle, sendikasız ve sigortasız çalıştırılmalarına yeter diyerek eyleme geçtiler. Sabah saat 7:30'da işçilerin bölgeye giriş yolunu tutarak bölgeye giriş-çıkışları engellemeleriyle başlayan eylem yaklaşık 3 saat sürdü. Tersane kapitalistlerinin korkularını artıran eylemin önünü almak için polis devreye sokuldu. Polisin coplu müdahalesiyle içerisinde Limter-İş Başkan ve yöneticilerinin de olduğu yaklaşık 30 kadar işçi ve sendikacı gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar daha sonra savcılığa çıkarılarak serbest bırakıldı, ama savcı işçilerin yükselttikleri bu eylemi cezalandırırcasına dava açma yoluna gitti.

Eylem, sabah erken saatlerinde az sayıdaki tersane işçisinin İçmeler-Aydıntepe tren istasyonunda yaptıkları eyleme katılım çağrısıyla başladı. Daha sonra burada toplanan işçilerle beraber Tersaneler Bölgesi'nin girişine gidilerek, yol giriş-çıkışlara kapatıldı. Burada ilk saatlerde yaklaşık 500 kadar işçi bulunuyordu. Ancak eylem kararlılığı ve burada da eyleme katılım çağrılarının sürmesiyle beraber bu sayı kısa sürede bine ulaştı. Alınan bilgiye göre tersanelerde çalışan işçilerin yaklaşık yüzde 80'i işbırakarak eyleme katıldı.

Bölge girişinde yaklaşık 2 saat boyunca bekleyen işçiler, burada sık sık tersane kapitalistlerini protesto ettiler, çalışma koşullarının düzeltilmesini ve ücretlerin yükseltilmesini talep ettiler. "Sigortasız, sendikasız çalışmaya hayır"-DİSK/Limter-İş pankartının açıldığı eylemde ayrıca, "Kölelik ücretine hayır!", "İMF defol, işçiler yönetime!", "Krizin yükü patronlara!" dövizleri taşındı. İşçiler eylem sırasında; "İşçiler birleşin, köleliğe son!", "Sendika, sigorta hakkımız söke söke alırız!" ve -özellikle polis barikatıyla engellendikleri sırada- "Direne direne kazanacağız!" sloganlarını attılar.

Eyleme direnişçi Aymasan işçileri de katılarak destek verdiler. Aymasan işçileri eylem alanına, "Yaşasın sınıf dayanışması!" ve "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!" sloganlarıyla girdiler. Eylemde coşkusun en yüksek olduğu anlardan biriydi bu.

Tersane işçileri protestolarını Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GSİAB) önünde sürdürmek ve burada bir basın açıklaması okumak üzere yürüyüşe geçmek istediler. Ancak polisin barikat kurarak işçileri engellemesi üzerine, eylem Tuzla Tersanesi önüne taşındı.

Tuzla Tersanesi önünde protesto gösterisi devam ederken, Limter-iş Genel Başkanı Kazım Bakış, basın açıklamasını yaptı. Çalışma koşullarını anlatan Kazım Bakış, "Gemileri yapan biz, sigortasız çalışan biz. Tefecilik, hortumculuk yapan onlar." dedi. Konuşma tersane işçilerinin mücadele kararlılığına vurgu yapılarak bitirildi.

Açıklama sonrasında, Tuzla İçmeler'de bulunan Limter-İş sendikasına yürümek isteyen işçilerin önü bir kez daha polis barikatıyla kesildi. Ama işçiler yürümekte kararlıydılar. Bunun üzerine polis işçilere coplarla saldırarak yürüyüşü dağıttı. Birçok işçi vahşice dövülerek gözaltına alındı.

 


 

Sessizlik ortamında anlam yüklü bir eylem

Ağır sömürü, vahşi çalışma koşullarının hüküm sürdüğü Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde tersane kapitalistlerinin sistemli çabalarıyla işçilerin sendikada örgütlenmeleri engellenmiştir. Bunun için birçok işletmede olduğu üzere taşeronlaştırma temel bir yöntem olarak kullanılmıştır. Limter-İş'in örgütlülüğü yok denecek kadar zayıftır. Buna karşın çalışma koşullarının ağırlığı işçileri örgütlü davranmaya zorlamıştır. Burada sendika ve daha önemlisi öncü işçilerin kullandıkları inisiyatif belirleyici olmuştur.

Tuzla Tersane işçilerinin yaptıkları bu eylem, sınıf hareketi cephesinde tam bir sessizliğin boy verdiği bir dönemde oldukça önemlidir. Eylem her ne kadar yerel sorunlar üzerinden yapılmış sınırlı bir eylem olsa dahi, özellikle öncü işçilerin inisiyatifinin nasıl sonuçlara yolaçabildiğinin çarpıcı bir örneğini oluşturmuştur. Sendikal plandaki örgütsüzlüğe karşın, işçiler bölgede örgütlenmeye çalışan Limter-İş sendikasıyla beraber hareket ederek tersane kapitalistlerine karşı eylemli bir güç ortaya çıkarmışlardır. Oysa bugün birçok sendikalı işçi benzer ağır sorunlarına karşı ya sendikanın harekete geçmesini bekleyerek edilgen kalmakta, ya da kendisini çaresizliğe mahkum etmektedir. Tersane işçileri bu anlamıyla da sınıfa örnek olmuşlardır, tutulması gereken yolu göstermişlerdir.

Tersane işçilerinin eyleminin ortaya koyduğu diğer bir gerçek ise, sermayenin işçi hareketinin önünü almak için oldukça bilinçli davranmasıdır. Uygulanan polis terörünü de bu çerçevede anlamak gerek. Açıktır ki, mevcut durgunluğu bir nebze olsun değiştirecek, sınıfın moral mevzilerini güçlendirecek bir eylem, arkasının gelmemesi için ezilmek istenmiştir.

Tuzla tersane işçilerinin bu saldırıya karşı yanıtları, eylemliliklerini yükseltmek, örgütlülüklerini güçlendirmek olmalıdır. Başta bölgedeki işçiler olmak üzere, sınıfın öncü unsurları bu saldırıya karşı Tuzla Tersane işçileriyle elele vermelidirler. Uygulanan polis terörü ve eylemcilere açılan dava protesto edilmeli, beraberinde acil ve ortak talepler çerçevesinde güçlerini birleştirmelidirler.

 


 

İnşaat Mühendisleri Odası işçilerinden eylem

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası'na bağlı çalışan işçiler Sosyal-İş Sendikası'nda örgütlendiler. Toplusözleşme yetkisini alan Sosyal-İş Sendikası, İMO yönetimini toplusözleşme görüşmelerine çağırdı. Ancak bu çağrıdan sonra İMO Genel Merkez yönetimi, Genel Merkez'de çalışan tüm sendikalı işçileri işten attı. Bunun üzerine 4 Eylül Salı günü İMO Genel Merkezi önünde bir basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklamasına yaklaşık 50 kişi katıldı.

Okunan basın metninde şunlar söylendi: "İşten çıkarılanlar işlerinin başına dönene, işten çıkarılma işlemi yok sayılana kadar uzlaşma sağlanmayacaktır. Yasal hakkımız olan hizmet üretiminden gelen gücümüzü, yani grev hakkımızı kullanmak için toplu iş sözleşmesi prosedürünü en hızlı şekilde devam ettirilecek ve grev ilan edilecektir. O güne kadar da işyeri önünde bekleme, işyerini terketmeme yani direniş hakkımızı kullanacağız."

İşçiler TMMOB'un da bu yapılanlara sessiz kalmayacağına inandıklarını belirttiler.

"Yaşasın sendikal mücadelemiz!", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!", "İşçi kıyımına son!" sloganlarının atılmasının ardından basın açıklaması sona erdi ve işçiler İMO Genel Merkezi önünde oturma eylemi yaptılar.

SY Kızıl Bayrak/Ankara

 


 

"Krizin faturasını kapitalistler ödesin!"


Panel


"İşgüvencesi yasası ve
kıdem tazminatının gaspı"


Konuşmacılar:


DİSK Sosyal-iş Ankara Şube Başkanı
Barış Karakuş (işçi)


Yer: Bil-der, Kumrular sok. no:4/9 Kızılay
Tarih ve saat: 08-09-2001 Cumartesi 16:00


Ankara Öncü İşçi Platformu