18 Ağustos '01
Sayı: 22


  Kızıl Bayrak'tan
  İşbirlikçi düzen cephesinde iç dalaşma

  Ordu kim için kime karşı?

  Katil devletten hesap soralım!

  İki yılda deprem bölgesinde değişen hiçbir şey yok
  Grev yasaklamaları ve sendika bürokrasisinin ihaneti
  Devrimci tutsakların ortak açıklaması
  Yoldaşlarının kaleminden Osman Osmanağaoğlu
  Aymsan direnişine destek ve dayanışmayı büyütelim!
  Türk dış politikası üzerine/2
  Küresel ısınma/1
  Emperyalist-siyonist "barış süreci"nin dönülmez çöküşü
  Arjantin hükümetinin yeni tasarruf paketi
  "Filistinlilerin ayaklanması meşrudur"
  15 Ağustos, devrimci direnişin zirvesi...

  Açıklamalardan

  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Ölüm orucu/açlık grevi/operasyon sürecinde sağ kalanların tedavisi için!..

TİHV'den "Dayanışma çağrısı"

Onlar, açlık grevleri/ölüm oruçları/operasyon sürecinden şimdilik sağ çıktılar. Ancak yaşamlarını sürdürebilmeleri, gerektiği gibi tedavi edilmelerine bağlı. Tedavilerini üstlenen Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın bu hizmeti sürdürebilmesi için acil desteğe ihtiyacı var.

Adalet Bakanlığı, uzun süreli ölüm orucu/açlık grevi sonucu ağır sağlık sorunları yaşayan tutuklu ve hükümlüleri beşer onar, geçici olarak tahliye ediyor. 19 Aralık 2000 cezaevleri operasyonundan sağ kurtulan ve aralarında ağır yanık vakalarının da bulunduğu 19 kişi de tahliye edilenler arasında.

Büyük çoğunluğunun tutuklu ya da mahkûm statüsü devam eden ve bu nedenle yaşamları devlet güvencesinde olması gereken bu kişilerin tedavisi Adalet Bakanlığı'nın görevidir. Bakanlık ise onları deneyimli uzmanlar ve doğru yöntemlerle tedavi etmek yerine kaderlerine terk ediyor.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), uzun süreli açlık grevi/ölüm orucu/operasyon sonucunda sağlığı bozulduğu için tahliye edilen tutuklu ve hükümlülerin tedavisini yürütüyor. Vakfa bu konuda bugüne değin yapılan başvuruların toplam sayısı 214. Bunların 156'sı İstanbul Temsilciliği'ne yapılan başvurular. Her gün de yenileri ekleniyor.

Başvuru sayısının bu kadar yüksek olmasının nedeni, 1990 yılından bu yana toplam 6 binden fazla işkence gören kişinin tedavisini gerçekleştiren TİHV'nin, bu durumdaki kişilerin tedavisi konusunda bugüne kadar biriktirdiği bilgi ve deneyimin yanı sıra konuya yaklaşımıyla da başvuranlarda ve ailelerinde uyandırdığı güvendir.

Uzun süreli açlık sonucu başta merkezi sinir sistemi tahribatının yol açtığı işitme, görme ve yürüme yetilerinin kaybından, geçici ya da kalıcı bellek kaybına kadar uzanan çeşitli işlev bozuklukları, bağışıklık sisteminin tahribatı sonucu enfeksiyonları içeren ciddi sağlık sorunları, özel bir bir tedavi gerektiriyor. Örneğin merkezi sinir sistemi tahribatına işaret eden ilk belirtiler gereğince tedavi edilemezse kişi, kendisini ömür boyu 5 yaşında bir çocuğun beynine, işlevsiz bir belleğe mahkum eden ve yaşamak için başkalarına muhtaç bırakan bir "Wernicke-Korsakof" vakasına dönüşüyor. Özel bir özen, titizlik ve uzmanlık gerektiren tedavi süreci bu nedenle yaşamsal bir öneme sahip.

Bugün tedavi için yeterli deneyim birikimi var, ancak bu tedavi büyük mali kaynaklar gerektiriyor. Sağlık alanındaki vakıf gönüllülerinin özverilerine karşın, bir kişinin tedavi maliyeti ortalama 1.500.000.000 TL.'yi buluyor. Yanık vakalarının tedavisi için gereken miktar ise, bugün için 15 milyar TL.

Gerek tahliyelerin, gerekse cezaevlerinde açlık grevlerinin/ölüm oruçlarının devam etmesi nedeniyle daha aylarca, belki yıllarca sürecek olan bu çabaların maliyeti TİHV'nin kaynaklarını kat kat aşacak boyutta. Vakıf bu nedenle 19 Temmuz tarihli bir "Dayanışma Çağrısı" yayımladı.

Biz vakıf gönüllüleri, yeni acılara seyirci kalmak istemeyenlerin bu çağrıya kulak vereceğine inanıyor; hayatta kalanları yaşatmak, yeni Wernicke Korsakoff vakalarına izin vermemek için, yaşamdan yana olan herkesi TİHV'le dayanışmaya çağırıyoruz.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Gönüllüleri

 


 

Zorla müdahale sürüyor

Armutlu'da polis ablukası yoğunlaştırılmıştır...

Yeni 19-22 Aralık operasyonu Armutlu'da yaratılmaya çalışılmaktadır...

Ölüm Orucu eylemi içerde dışarda tüm baskılara rağmen devam ediyor.

Ölüm Orucu eylemi 301.günü doldururken Küçük Armutlu da Ölüm Orucu eylemini sürdüren Yıldız Gemicioğlu ailesi tarafından kaçırılarak Cerrahpaşa Hastanesi'ne götürülmüştür.

Hastanede zorla müdahale işkencesine tabi tutulan Yıldız Gemicioğlu sakat bırakılmak isteniyor. Günlerdir Armutlu'yu ablukaya alan polis, Yıldız Gemicioğlu'nun ailesinin tutumunu fırsat bilerek ablukasını daha da çoğaltmıştır. Yani 19 Aralık katliamının zeminini yaratmaktadır.

Şu an Armutlu'nun girişine asker yığınak yapmış, ambulanslarla, itfaiye araçlarıyla operasyon için hazırlık yapılmaktadır. Polis, direnişçilerin, herhangi bir müdahale karşısında, zorla müdahale edildiği takdirde, direniş evlerine zorla girildiği takdirde "Kendilerini yakacakları" açıklamasını daha önce basına ve tüm demokratik kamuoyuna açıklama yapmalarına rağmen operasyon girişiminde bulunmaktadır.

Armutlu'ya operasyon yapılması demek, yakınlarımızın katledilmesi demektir. Polis, bu tavrı ile yeni 19-22 Aralık operasyonu yaratmaktadır. Yıldız Gemicioğlu'nun ailesi basına, zorla tutulmadıklarına ve polisin operasyon için kendilerini kullandıklarına dair açıklama yapmıştır. Bu açıklamaya rağmen abluka daha da yoğunlaştırılmıştır.

Ölüm Orucu eylemini kendi iradeleri ile sürdüren yakınlarımızın talepleri kabul edilmek yerine, en demokratik talepler için yakınlarımız katledilmektedir. Yakınlarımızın direnişi talepleri kabul edilene kadar devam edecektir. Her koşulda yakınlarımızın Ölüm Orucu direnişi devam edecektir.

Armutlu'daki polis ablukası kaldırılsın!..
Zorla müdahale işkencesine son verilsin!..

TAYAD'lı Aileler
16 Ağustos 2001

 


 

Gerçekleri yazmanın, İMF'ye karşı olmanın bedeli

Genel Yayın Yönetmeni'miz tutuklandı...

Yıllardır Vatanımız üzerinde eşi benzeri görülmemiş terör estirenler;
Halkımızın emeğini, alınterini İMF'cilere peşkeş çekenler;
Vatan topraklarını parça parça satanlar,

Sırf bu işbirlikçilerine, baskı ve zulümlerine karşı çıktılar diye halkın evlatlarını katletmek için "1000 Operasyon" düzenleyenler, geçtiğimiz hafta dergimizin teknik hazırlığı işini yürüten Anadolu Yayıncılık'ın Şişli'de bulunan bürosunu basarak, aralarında Genel Yayın Yönetmeni'miz ve muhabirlerimiz ile birlikte, TAYAD Genel Sekreteri Tekin Tangün ve misafirlerimizi kapıları, duvarları kırarak, vahşice döverek gözaltına almışlardı...

Yıllardır sadece gerçekleri yazdığımız için;
Adalet istediğimiz için;
Hak ve özgürlüklerimizi savunduğumuz için;
Baskılara, zulme, sömürüye karşı direndiğimiz için;

Toplatıldık, geceyarıları bürolarımız basıldı, yıkıldı, bombalandı, gözaltına alındık, işkencerden geçirildik, tutuklandık, onyıllara varan cezalara çarptırıldık, infaz edildik, katledildik...

Bu ülkede hak ve özgürlükleri istemenin, gerçekleri yazmanın bedeli bunlardı...

Bu bedeli ödemek, tüm vatanseverler için boyun borcuydu, ödedik, ödeyeceğiz de...

8 Ağustos 2001 geceyarısı gözaltına alınan Genel Yayın Yönetmeni'miz Metin Yavuz TAYAD Genel Sekreteri Tekin Tangün ve Ankara TİYAD Eski Başkanı Ercan Gökoğlu 13 Ağustos 2001 günü çıkarıldıkları DGM tarafından tutuklandılar...

12 gün önce, sadece o gün geçerli olmak üzere alınan mahkeme kararı gerekçe gösterilerek, yasaları, hukuku çiğneyerek yapılan baskın, gözaltı ve tutuklamalar "Kontrgerilla Cumhuriyeti'nin "Ulusal Güvenlik" gerçekliğidir...

Onların "Ulusal Güvenlik" dediği, İMF'nin, Dünya Bankası'nın, ABD'nin, AB'nin çıkarlarının güvenliğidir...

Onların "Ulusal Güvenlik" dediği, Koç'ların, Sabancı'ların, hortumcuların çıkarlarının güvenliğidir.

Onların "Ulusal Güvenlik" dediği, işkencecilerin, katliamcıların zalimlerin güvenliğidir...

Hak ve özgürlüklerini isteyen işçiler, memurlar, köylüler, esnaflar, yoksul gecekondu halkı, öğrenciler, aydınlar, yazarlar, sanatçılar, serbest meslek sahipleri sözün kısası bu soygun düzenine muhalif kim varsa, onların güvenliği yoktur. Yoksul halkın iş güvenliği, öğrenim güvenliği, can güvenliği yoktur.

İşte bunun için gerçekleri yazıyor, haykırıyor, susmuyoruz...
Bağımsız bir vatan, özgür bir halk olana kadar susmayacağız..
VATAN SUSMAYACAK!..

Yaşadığımız Vatan Dergisi