18 Ağustos '01
Sayı: 22


  Kızıl Bayrak'tan
  İşbirlikçi düzen cephesinde iç dalaşma

  Ordu kim için kime karşı?

  Katil devletten hesap soralım!

  İki yılda deprem bölgesinde değişen hiçbir şey yok
  Grev yasaklamaları ve sendika bürokrasisinin ihaneti
  Devrimci tutsakların ortak açıklaması
  Yoldaşlarının kaleminden Osman Osmanağaoğlu
  Aymsan direnişine destek ve dayanışmayı büyütelim!
  Türk dış politikası üzerine/2
  Küresel ısınma/1
  Emperyalist-siyonist "barış süreci"nin dönülmez çöküşü
  Arjantin hükümetinin yeni tasarruf paketi
  "Filistinlilerin ayaklanması meşrudur"
  15 Ağustos, devrimci direnişin zirvesi...

  Açıklamalardan

  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Kızıl Bayrak'tan

Hacı Bektaş şenlikleri başladı. Ve daha şenliğin ilk gününde Hacı Bektaş'ta devlet "boy gösterdi".

1. Şenlikte bildiri dağıttıkları gerekçesiyle 8 kişi gözaltına alındı.

2. Devletin Sünni kimliği, bizzat Başbakanı ve Cumhurbaşkanı şahsında Alevi şenliğine baskın düzenledi.

Laik-demokrat ve Fethullahçı Bülent bey, mutat demagojisine prim verilmemesi ve Alevi asimilasyonuna ilişkin soru yöneltilmesine çok bozuldu. Ve bir daha da ortalıkta boy göstermedi.

Hukukçu Sezer'in konuşmasında ise ne laiklik hukukundan ve ne de Alevi haklarından eser yoktu. Anlaşılan, laik devletin din ve mezhep sahibi olması, farklı din ve mezhebe sahip yurttaşlarını asimilasyon, baskı ve hatta katliama tabi tutması, onun hukuk kitabına uygun düşüyordu.

Hacı Bektaş şenliklerinin bu ilk günü, stand görevlilerinin toplantıya çağrılarak polis tarafından tehdit edilmesiyle noktalandı. Polis, açılışta gerçekleştirilen F tipi protestosunu kastederek, "slogan atılırsa standları dağıtırım" uyarısında bulundu.

***

Aynı devlet, aynı gün, Armutlu'da sürdürdüğü tacize yeni bir halka daha ekledi. Ölüm Orucu eylemcisi Yıldız Gemicioğlu, Adana'dan getirilen 20 civarında bir "sözde" akraba grubunun direniş evine silahlı baskınıyla kaçırılarak "zorla tedavi işkencesi"ne alındı. Burjuva medyanın olayı "ailesi tarafından kaçırıldı, aileden iki kişi terör örgütü mensupları tarafından zorla alıkonuldu" şeklinde duyurması üzerine, Yıldız'a refakat eden anne ve ağabeyi basına bir açıklama yaparak, evde zorla tutulmadıklarını, kızlarının geri getirilmesini istediklerini söylediler. Böylece, katil devletin bir komplosu daha boşa çıkarılmış oldu.

***

Artık her gelişme, devlete suçüstü niteliği taşımaya başladı.

17 Ağustos'un yıldönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikler, yapılan açıklamalar, yayınlanan araştırma raporları, yıkımdaki en büyük sorumluluğun devlete ait olduğunu bir kez daha ortaya seriyor. Ama devlet sadece yaşanmış olan felaketlerin sorumlusu olmakla değil, yeni felaketler hazırlamak suçuyla da itham ediliyor. Ve bu suçlamayı getirenler, hiç de, "bölücü-yıkıcı-terörist" örgütler değil. Devrimciler baştan beri devletin suçunu teşhir etmekle birlikte, bugün, depremzedeler başta olmak üzere, ilgili mesleklerin örgütleri ve bilim adamları bu gerçeği görmüş, bu fikri sahiplenmiş durumda.

Medyaya yansıyan tepkiler, raporlar, açıklamalar meslek birliklerinden, demokratik kitle örgütlerinden, jeofizik ve yapı mühendislerinden geliyor.

***

Ülkedeki bu yıkım ve şiddet tablosu, diğer yandan, devrimci örgütlenme ve mücadelenin yakıcı önemine de ışık tutuyor.