18 Ağustos '01
Sayı: 22


  Kızıl Bayrak'tan
  İşbirlikçi düzen cephesinde iç dalaşma

  Ordu kim için kime karşı?

  Katil devletten hesap soralım!

  İki yılda deprem bölgesinde değişen hiçbir şey yok
  Grev yasaklamaları ve sendika bürokrasisinin ihaneti
  Devrimci tutsakların ortak açıklaması
  Yoldaşlarının kaleminden Osman Osmanağaoğlu
  Aymsan direnişine destek ve dayanışmayı büyütelim!
  Türk dış politikası üzerine/2
  Küresel ısınma/1
  Emperyalist-siyonist "barış süreci"nin dönülmez çöküşü
  Arjantin hükümetinin yeni tasarruf paketi
  "Filistinlilerin ayaklanması meşrudur"
  15 Ağustos, devrimci direnişin zirvesi...

  Açıklamalardan

  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Aymasan direnişine destek ve dayanışmayı büyütelim!

Direnişin sesine ses katalım!..

31 Mayıs'ta topluca kapı önüne konulan Aymasan işçilerinin direnişi '80'li günlere adım attı. Kavurucu sıcağın ve kimi zaman çadıra misafir olan şiddetli yağmurların altında gece-gündüz demeden direnen Aymasan işçileri uzun soluklu bir direnişi göze almışlar. Ta ki direniş çadırı zafer marşları ve türküleri ile sökülene, yani kazanana dek...

Aymasan işçileri, direnişe çıktıkları andan itibaret çeşitli eylemliliklerle seslerini duyurmaya, kamuoyu yaratmaya çalıştılar. Büyük Klüb'ün önüne gittiler. Fabrika önünde basın açıklaması, Çalışma Bakanlığı önünde faks çekme eylemi ve basın açıklaması, yine Kartal Meydanı'nda basın açıklaması ve sonucu gözaltılarla sonuçlanan patronun yalısı önünde basın açıklaması yaptılar. Yanısıra, yapılan basın açıklamalarına ve eylemlere topluca gitmekten, direnişin sesini haykırmaktan geri durmadılar. Önümüzdeki süreçte de dayanışma gecesi, kermes gibi etkinliklerle ve farklı eylemlerle direnişlerini sürdürecekler.

Aymasan direnişçilerinin seslerine ses katabilmek, bu sesi çoğaltmak ve fabrika fabrika, mahalle mahalle yankılatmak için dışarıdan örülecek destek ve dayanışmanın rolü büyüktür. Dışarıdan dayanışmayı örme noktasında direnişçi işçilere büyük görevler düştüğü gibi, sınıftan yana olan işçi ve emekçilere de büyük sorumluluklar düşmektedir. Özellikle topluca yapılan destek ziyaretleri daha da sıklaştırılmalıdır. Bu ziyaretler işçilere yalnız olmadıklarını hissettirdiği içindir ki, direnişin moral gücünü daima yüksekte tutar. Destekten alınan bu moral güç ile işçilerin motivasyonu artarak, birbirlerine daha sıkı kenetlenirler, direnişe daha sıkı sarılırlar. Farklı sektörlerden fabrika işçilerinin direnişi ziyaret etmesi süreklileştirilmelidir. Özelikle eylemli birliktelikler sağlanarak sermayenin saldırılarına karşı alanlarda buluşmalıdır.

Sümerbank işçilerinin Aymasan işçilerine gönderdikleri mesaj oldukça anlamlıdır: "Onları yürekten destekliyoruz. Beraber mücadeleyi devam ettirerek beraber kazanmak istiyoruz. Hep elele olmak istiyoruz. Yüreğimiz onlarla. İnanıyoruz ki, onlar da direndikleri durumda kazanacaklardır. Farklı gerekçelerle kapının önüne konulsak da kaderimiz ortak. Sonuçta onlar da biz de mücadele ederek kazanabiliriz. Alanımızı terk edersek yenildik demektir."

İşçilerin ortak talepler ve çıkarlar doğrultusunda mücadeleyi yükseltmesi, eylemli birliktelikler örmesi, direnişlerin başarıyla ulaşmasında, sınıf dayanışmasının sağlanmasında oldukça önemlidir. Patronlar sınıfının tek kabusu da işçilerin birlik ve dayanışma içerisinde olması değil midir? Onlar bu saldırı pervasızlığını gerçekten güçlü oldukları için göstermiyorlar. Onlar, işçi sınıfının dağınıklığından, bölünmesinden, birlik olmamasından güç aldıkları içindir ki, işçi sınıfına vahşice saldırıyorlar. İşçiler üretimden gelen güce sahip olduklarından dolayı, patronlardan daha güçlüdür. Ancak örgütsüz ve dağınık oldukları sürece patronlar saldırma gücünü kendilerinde bulacaklardır.

Aymasan işçilerinin direnişlerine maddi ve manevi destek sürekli kılınmalıdır. Direnişin yalnız bırakılması, direnişçi işçilerin umutsuzluğa sürüklenmelerine zemin hazırlayacaktır.

Yaşasın sınıf dayanışması!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Kartal'dan komünist bir işçi

 


 

Direnişteki Aymasan işçileriyle konuştuk...

"Birliği ve örgütlülüğü pekiştirmemiz gerekiyor!"

2.5 aydan beri direnişte bulunuyorsunuz. Bu direniş süreci sizde ne gibi değişiklikler yarattı?

1.işçi: En başta arkadaşlığı, paylaşmayı ve sıcaklığı öğrendim. Mücadelemizi kazanabilmek için sınıf bilincimizin olması gerekiyor. Ben de burada işçilerin sınıf bilincinin zayıf olduğunu öğrendim. Bu direnişte kafamı kaldırıp çevreme baktığımda artık daha geniş düşünebiliyorum. Önceden de bazı şeylere duyarlıydım. Ama şimdi daha çok sorguluyor ve araştırıyorum. Eğer birşeyi kazanmak istiyorsak sabırlı olmamız gerektiğini öğrendim.

2. işçi: İnsanların birbirine güvenmediğini öğrendim. Güven olmayınca hiçbir şey olmaz. Bu direnişin benim beynime kazıdığı en önemli şey güven. En başta birbirimize güvenmemiz gerekiyor. Birbirimize güvenip sırt sırta verirsek, ancak o zaman kazanabiliriz. Yaşanan olumsuz durumları unutarak bugüne bakmalıyız. Bugün direniş için neler yapabilirizi tartışmalıyız.

Bir direniş için sınıf dayanışmasının önemi nedir? Direnişinize gereken destek sunuluyor mu?

1. işçi: Direnişimizin daha kolay başarıya ulaşması için diğer işçi kardeşlerimizden destek ve dayanışma görmemiz önemli ve gereklidir. Bize de şu anda gereken destek sunuluyor. Tek isteğimiz maddi desteğin biraz daha fazla sunulması ve süreklileştirilmesi. Her türlü maddi ve manevi desteği sunacağız diyenlerin sözlerinin arkasında durmasını ve direnişimize destek sunmalarını istiyoruz.

2. işçi: Başından beri maddi ve manevi destek geliyor. Özellikle şeker, çay, erzak gibi yiyeceklerimiz hiç eksik olmadı. Şu anda da geliyor. Ancak bu destek devamlı olursa kazanırız. Bunun için de içimizdeki birliği ve örgütlülüğü pekiştirmemiz gerekiyor. Dışardan gelecek desteğin sürekliliği buna bağlı.

Direnişe çıkmadan önce diğer fabrikalardaki ve alanlardaki hak alma mücadelelerine destekte bulunuyor muydunuz? Sınıf dayanışması için neler yaptınız?

1. işçi: Destekte bulunuyorduk. Ben ve birçok arkadaşım önceki yıllarda olan birçok direnişe ilgisiz kalmadık. Örneğin Bilgi Mefar, Tuzla, Karyapsan ve Swiscard'daki grevlere gittik. Grev ve direnşilerle işte o zaman tanıştım. Bilgi Mefar'a her öğlen yemeğimizi alıp gidiyorduk. Karyapsan'a maddi destekte de bulunarak aramızda topladığımız parayı götürdük. Swiscard'a gittiğimizde, özellikle oradaki bayan işçilerin durumundan çok etkilenmiştim. Güneşin altında esmer ve kapkara olmaları beni çok etkiledi. Onların o zaman yaşadıklarının bugün benim başıma geleceği hiç aklıma gelmezdi. Oradaki bayanlar çok iyiydi.

2. işçi: Ben ve birçok arkadaşım sendikayı burada öğrendik. Sendikalı olmanın bilincini burada kavradık. Sendikalı olmadan hiçbirşey yapmıyorduk. Ancak sendikalı olduktan sonra destek ve dayanışmaya gitmeye başladık. Çeşitli grev ve direnişlere toplanıp gidiyorduk. Biz ilk direnişimizde şimdi bunu yaşıyoruz. Destek ve dayanışmanın önemini şimdi daha iyi anlıyoruz.

SY Kızıl Bayrak/Kartal

 


 

Öncü İşçi İnisiyatifi'nden Aymasan ziyareti

İşçi İnisiyatifi olarak, işçi sınıfının düzenin saldırlarına karşı mücadelesini örgütlemek, ortaya çıkan tepkileri (grev, direniş, protesto) desteklemek, yön vermek, düzene yönlendirmek, işçi sınıfının haklı mücadelesinin propagandasını yapmak gibi bir misyonumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle 11 Ağustos Cumartesi günü Öncü İşçi İnisiyatifi'ni temsilen direnişteki Aymasan işçilerini ziyarete gittik.

Aymasan işçilerini sendikalı olmasından dolayı işveren bu örgütlülüğü dağıtmak, bunun yerine sendikasız, sigortasız, asgari ücretle işçi çalıştırmak, daha ucuz işgücüyle daha fazla kâr elde edebilmek için işçilere tazminatlarını ve birikmiş maaşlarını vermeden fabrikayı kapatma kararı almış, bunun üzerine Aymasan işçileri de direnişe geçmiştir.

Aymasan işçisi yaşadığı direniş sonucunda, sınıflar arasındaki çelişkiyi bizzat yaşayarak görmüştür. İMF'nin, hükümetin, kanunların kimler için var olduğunu, polisin de bu düzenin bekçisi olduğunu bir bilinç sıçramasıyla kavramıştır. Aymasan işçileri yaptıkları direnişle halkın ve çevre fabrikalardaki işçilerin desteğini kazanmıştır.

Ziyaretimiz sırasında sermayenin saldırılarını ve buna karşı neler yapılabileceğini konuşma fırsatı bulduk. Ayrıca direnişteki işçilerin maddi sorunlarını bir parça çözmek için yürütülecek faaliyetlere (gece, kalem satışı, kermes) kendi bölgemiz üzerinden katkı sunacağımızı, elimizden geleni ortaya koyacağımızı belirttik.

Ziyaretimiz Öncü İşçi İnisiyatifi'nin hazırlamış olduğu metnin okunması ve Aymasan işçilerinin attıkları sloganlarla tamamlandı.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Destek olmanın yanında direnişlerdeki mücadele ruhunu kendi bölgelerimize, işyelerimize taşımak için de bu tür ziyaretleri gerçekleştirmeli, direnişçi işçilerle aramızdaki ilişkileri sıklaştırıp geliştirmeliyiz.

Onların bizim desteğimize ihtiyacı var. Ama bizim onlardan öğrenmeye daha çok ihtiyacımız var. Öğreneceğiz, öğreteceğiz ve sermayeye karşı birleşik mücadeleyi daha güçlü kuracağız. Başka yolu yok.

Yaşasın Aymasan işçilerinin direnişi!
Yaşasın sınıf dayanışması!

Avrupa Yakası Öncü İşçi İnisiyatifi'nden işçiler

 

 

 

Ziyaret sırasında okunan mesaj:

Direnen Aymasan ve Sümerbank işçilerini selamlıyoruz!..

Türkiye kapitalizminin içinde bulunduğu bunalım, İMF-TÜSİAD programları sayesinde emperyalistlerin, asalak ve işbirlikçi burjuvazinin kasalarını dolduruyor. Bu ise işten atmalar, düşük ücretler, yapılan zamlar, artırılan vergilerle işçi ve emekçilere fatura edilmeye çalışılmaktadır.

Vatanseverliği kimseye kaptırmayanlar vatanı bir avuç emperyaliste peşkeş çekerken; işçilerin, emekçilerin en ufak hak arayışında onların karşısına orduyu, polisi dikerek en faşizan yöntemleri çekinmeden kullanmaktadır.

Aymasan işçisi de benzer saldırılara maruz kalmış, burjuvaziye cevap olarak direnişi seçmiştir. Aymasan işçisi burjuvazinin bu saldırılarının ancak sınıf dayanışması ve örgütlülük içerisinde püskürtüleceğinin bilinciyle Sümerbank işçileriyle dayanışmasını sürdürerek Türkiye işçi sınıfına örnek olmuştur.

Türkiye işçi sınıfının gerçek kurtuluşunun burjuvaziye ve onun düzen bekçiliğini yapanlara karşı örgütlü birleşik mücadeleden geçtiğinin bilinciyle hareket eden ve böyle bir misyonu sahiplenen öncü işçilerden oluşan Öncü İşçi İnisiyatifi Aymasan ve Sümerbank işçilerinin direnişini selamlar.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Yaşasın işçilerin mücadele birliği!

 


 

Aymasan direnişine desteğe gözaltı saldırısı

Aymasan işçilerinin direnişine destek sunmak amacıyla İstanbul Avrupa yakasından toplanarak yola çıkan yaklaşık 50 kişilik grup 12 Ağustos Pazar günü Kartal girişinde gözaltına alındı. Sermayenin faşist kolluk güçlerinin en ufak bir destek ve dayanışma hareketine bile tahammül edemedikleri bu son gözaltı olayıyla bir kez daha görüldü.

SES Bakırköy Şubesi, TUYAB, BEKSAV, DMP, Şair Ruhan Mavruk, Sosyolog Pınar Selek, HADEP, Barış Anneleri, ÖDP, EKB, İmge Tiyatro Ekibi ve Grup Vardiya'nın biraraya gelerek oluşturduğu yaklaşık 50 kişilik grup, Aymasan işçilerine destek amacıyla direniş çadırında etkinlik sunmak için bir otobüsle yola çıktılar. Otobüstekilerin hepsini gözaltına alarak bir süre Yakacık karakolunda tutan polis, böylelikle işçilere destek ve dayanışmanın önünü kesmeye çalışıyor. Tıpkı Küçükarmutlu'daki Ölüm Orucu direnişçilerine sunulan desteğin önüne geçmek istedikleri gibi. Aynı zihniyetle, Aymasan direnişine desteğin önünü de destekçileri gözaltına alarak kesmeye çalışıyorlar. Küçükarmutlu'yu abluka altına aldıkları gibi, Aymasan direnişçilerinin çadırını ve bölgeyi de abluka altına alıyorlar. Amaç, yalnızlaştırma ve moralleri bozma. Gözaltına alınanlar akşam geç saatlerde çadıra gelerek sınırlı zamanda etkinliklerinin bir bölümünü sundular.

Tüm işçi ve emekçilerin direnişe destek sunması, toplu ziyaretler yapması, düşmanın inadına işçileri yalnız bırakmaması gerekiyor. Onlara en iyi cevap ancak işçilerin yanında olmakla verilebilir. Desteğe gelenlerin gözaltına alınması sırasında Ümraniye Reha Tekstil işçilerinin bir otobüsle işçileri ziyarete gelmesi sermayenin kolluk güçlerine iyi bir cevap olmuştur. Ne ablukalar ne de gözaltılar direnişin gücünü kırmaya, destek ve dayanışmının önünü kesmeye yeter.

Aymasan işçlerini yalnız bırakmamak ve polisin oyunlarını boşa çıkarmak için direnişe destek ve dayanışmayı sürekli kılalım. Direnişe sahip çıkalım.

Aymasan işçisi yalnız değildir!
Yaşasın sınıf dayanışması!

SY Kızıl Bayrak/Kartal

 


 

Sümerbank direnişi en kritik safhasında

Fabrikalarının kapatılmasına karşı Sümerbank işçilerinin direnişi ayları devirerek devam ediyor. Yüzlü günlere dayanan direniş en kritik safhasına gelmiş durumda.

Direnişin ilk günlerinde işçilerin önüne Sümer Holding tarafından üç seçenek sürülmüştü. Bunlardan birincisi emekliliği dolanların emekli edilmesi, ikincisi çalışmak isteyenlerin Sümerbank'a bağlı başka işyerine gönderilmesi (Antalya, Manisa, Bergama vb.), üçüncüsü ise çıkışını isteyenlere çıkış verilmesi idi.

Başlangıçta bu belgelere dördüncü bir şık ekleyip, "işimize geri dönmek istiyoruz, fabrikamızda çalışmak istiyoruz" yazan işçilerin bu tavrı, daha sonra müdürlerin baskısı ve geri bilinçli bazı işçilerin el altından bazı belgeleri doldurup vermeleriyle zayıfladı. Bunun üzerine işçiler, "mahkeme kararı aleyhlerine sonuçlandığı taktirde" şeklinde not düşerek, bunlardan herhangi birini tercih etmişlerdi. Bugün mahkeme Sümerbank işçisinin aleyhine sonuçlanmış durumda.

Mahkeme kararının hemen ardından, Sümer Holdig Genel Müdürlüğü'nden İzmir Basma Sanayi İşletmesi'ne, diğer işyerlerine nakil edilecek işçilerin listesiyle, işçilerin demokratik yasal haklarını hiçe sayıp gaspetmeye dönük bir dizi direktif iletildi.

Nakiller yoluyla işçiler ülkenin dört bir yanına dağıtılmak isteniyor.. Direnişin başını çeken birçok işçi ilk tercihlerinin dışındaki yerlere naklediliyorlar. Nakiller şöyle; Manisa'ya 194, Bergama'ya 101, Antalya'ya 47, Adıyaman'a 1, Aksantaş'a 2, Sarıkamış'a 2, Sidaş'a 1, Tercan'a 2 işçi.

Sümer Holding'in İzmir Basma Sanayi İşletme Müdürlüğü'de uygulanmasını buyurduğu maddelerden birkaçı ise şöyle:

"Madde (1) Yazımız ekinde yer alan listelerdeki işçilerden, arada geçen süre içinde emeklilik süresini doldurmuş olanlar var ise bunların nakillerinin bahse konu özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı gereğince yapılmaması ve bunların emekliliğe hak kazanan işçilerin listesine dahil edilmesi ve bunların ad ve soyadlarının Genel Müdürlüğü'müze bildirilmesi gerekmektedir.

"Madde (4) Sözkonusu işçilerden bu nakil işlemi sebebi ile harcırah talep etmeyeceklerine ve naklen gidecekleri işyerinde kendilerine verilecek işi yapacaklarına dair bir belge alınarak dosyalarına konulacaktır.

"Madde (5) Söz konusu işçiler en geç bir hafta içinde belirtilen işyerinde göreve başlayacaklardır."

Sümerbank işvereni bu ve benzer saldırılarla bir yandan tasfiye sürecini hızlandırırken, diğer yandan hiçbir yasal prosedürü ve halen devam eden sözleşmeyi tanımadığını açıktan ilan etmektedir. Ayrıca çıkışını ya da emekliliğini isteyen işçilere, paralarını istedikleri zaman vereceklerine, bu süre içinde ise dava açmayacaklarına dair kağıt imzalatılmaya çalışılmaktadır. Böylece parayı istedikleri gibi işletebilecekler ve aylar sonra faizsiz ödeyeceklerdir.

Bu maddeler kazanılmış hakları tırpanlamaya dönüktür. Kamu işletmelerinde yasal olarak zorunlu emeklilik yokken, "Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı" ile işçiler zorla emekli edilmek istenmektedir.

Nakillere ilişkin maddeler ise tam bir arsızlık örneğidir..Hem bir işçiyi Antalya'ya ya da Tercan'a nakledeceksin, sonra da harcırah istemeyeceğine dair kağıt imzalatacaksın. Bir işçinin yıllardır yaşadığı yeri terkedip gitmesinin zorlukları bir yana, sadece evini başka bir ile taşıması (ev bulması, depozito, eşyaların taşınması vs.) yüz milyonlarca lira para gerektirmektedir. Ve tüm bu işlerin harcırahsız halledilip bir hafta içinde işbaşı yapılması buyurulmaktadır.

İzmir Sümerbank işletmesinin kendine özgü koşulları mevcut. Birçok işçinin emeklilik yaşının gelmiş olması, '86'dan bu yana yeni işçi alımının olmaması, kararlılık noktasında sorunlar yaratıyor. Bunun dışında, sınıf hareketinin durumu, sermaye iktidarının İMF politikalarını hayata geçirmedeki pervasızlığı etkili oluyor.

Sonuç olarak, böyle bir direnişte elbette kazanımlar kadar kayıplar da olacaktır. Önemli olan öncü bilinçli işçilerin yenilgi ruhhalini yaşamamaları, sürecin derslerinden yararlanarak bundan sonraki mücadelelere hazırlanmalarıdır.

SY Kızıl Bayrak/İzmir