26 Mayıs'01
Sayı: 10


  Kızıl Bayrak'tan
  Sınıf hareketi ve sendikal ihanet çetesi
  Türk-İş'in başındaki hain çete işçileri her zamanki gibi yine sattı
  TÜSİAD oligarkları yine "demokrasi istedi!
  Kamu emekçileri hareketi
  Direniş bayrağı cam işçisinin elinde
  İzmir Sümerbank'ta özelleştirme saldırısına karşı direnişte
  Ölüme, zulme, işkenceye karşın Ölüm Orucu Direnişi sürüyor!..
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/5
  Devrimci yayın organlarının ortak açıklaması:
  Düzenin zindan politikaları ve devrimci direniş
  Uluslararası hareket
  20 yıldır tutsak devrimci Mamia Abu-Jamal'in davası yeni bir aşamaya girdi...
  Ekim Gençliği'nden
  Paris Komünü: "Toplumsal devrimin şafağı"
  "Gestapo devleti"
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
20 yıldır tutsak siyah devrimci Mamia Abu-Jamal’in davası yeni bir aşamaya girdi...

 

“Hukuk devleti” ve kokuşmuş
polis örgütü


Bir polisi öldürdüğü iddiasıyla Aralık ‘81’den beri tutuklu bulunan ve 16 yılını ölüm hücresinde geçiren siyah gazeteci ve ırkçılık ile militan mücadelede bayraklaşmış Mamia Abu-Jamal’ın avukatları 4 Mayıs’ta bir basın açıklaması yaptılar. Bu basın toplantısında Temmuz ‘82’de Abu-Jamal’in suçsuz yere ölüm cezasına çarptırıldığını kanıtlayan belgeleri açıkladılar. Avukatlar yeniden şahitlerin dinlenmesine karar vermesi için, böylece yasal yolların açılması konusunda federal hakim W. York üzerinde basınç yapmak istiyorlar.

Yeni tanıklar/yeni belgeler

Basın açıklamasında, Abu-Jamal’in ilk kez yaptığı yeminli ifadesi açıklandı. Abu-Jamal iddia edilenin aksine polisi öldürmediğini, kendine savunma hakkının verilmediğini ve savunmasını yapacak avukatın mahkemece verildiğini, bunun hukuka uygun olmadığı için bugüne değin ifade vermediğini açıkladı. O gece taksi şöförü olarak çalıştığı sırada bir silah sesi duyduğunu ve kardeşini polislerin dövdüğünü görünce oraya doğru koştuğunu, ama kendisine açılan polis ateşinden sonra bir şey hatırlamadığını açıkladı.

Avukatların sundukları bir diğer belge, mesleği kiralık katil olan Beverly’nin polis memuru Faulkner’in öldürülmesi ile ilgili yeminli ifadesiydi. “Yeraltı örgütü tarafından bir başka kişi ile birlikte Faulkner’i öldürmek için kiralanmıştık. Faulkner hem yeraltı için, hem de rüşvet ve haraç toplayan polisler için sorun oluyor, illegal fuhuş kumar ve uyuşturucu ticaretinden aldıkları rüşvet paralarının akışını engelliyordu” diyor ifadesinde Beverly. Beverly ifadesinde ayrıca; Fulkner’in o sokağa geleceğinin ve çevrede birçok polisin kendilerine yardımcı olmak için bulunacağının daha önceden örgütlendiğini bildiğini; Faulkner’e diğer adamın ve kendisinin ateş ettiklerini, daha sonra Abu-Jamal’in olay yerine geldiğini gördüğünü, kendisinin ise planlandığı gibi polis yardımı ile oradan uzaklaştığını söylüyor. FBİ ajanı D. Hersing’in ifadesinin ise, Mayıs 1999’dan beri, davanın tekrar açılabilmesi durumunda mahkemeye verilmek üzere dosyada bekletildiği açıklandı.

Hersing; Mayıs ‘81-Kasım ‘82 yılları arasında, Philadelphia’da, polisin fuhuş ve yasadışı faaliyetlere göz yumarak yasa dışı yollardan para kazandığı, rüşvet ve haraç topladığı ile ilgili araştırma yapmak için FBİ ajanı olarak bölgede çalıştığını açıklayarak bir dizi isim söylüyor ve olayları sıralıyor. Bu anlattıkları bir yandan kiralık katilin ifadesi ile örtüşüyor, diğer yandan ve en önemlisi ise, Amerikan polisinin rüşvetçi haraççı zorba kimliğini, bunun en üst kademelere kadar uzandığını ve bunun yönetim tarafından bilindiğini gözler önüne seriyor.

Abu-Jamal’in özgürlüğüne kavuşması şimdi federal hakimin yeni şahitleri mahkemede dinleyip dinlememesine kalıyor.

Devrimci kimliğine karşı kirli komplo

Abu-Jamal, ‘81 yılının Aralık ayında tutuklanana değin, Philadelphia eyaletinde yaptığı radyo yayını ile adından sıkça behsettirmiş devrimci bir gazeteciydi. Bu yayınlarda korkunç boyutlarda süren ırkçılığı, bölge polisinin kullandığı şiddeti, rüşvetçi kimliğini ve vahşetini sık sık konu ediyordu. Bu ise devlet kademelerindeki bazılarını zor durumda bırakıyor, Abu-Jamal’e karşı öfkelerini körüklüyordu. Örneğin Vali Rizzo gibileri, kameraların önünde apaçık biçimde onu tehdit etmişti. Abu-Jamal tutuklanmadan önce, Siyah Panter Örgütü’nün (Blacak Panther Party) kurucusu olarak biliniyor, militan ve dili sivri gazeteciliğinden dolayı devlet düşmanı olarak tanınıyordu.

Abu-Jamal davası başlı başına bir hukuk skandalı

Mahkemede Abu-Jamal’in polislere ateş ettiğini gördüğünü anlatan fahişe White’in durumu buna bir örnek. White’in verdiği bu ifadenin karşılığı olarak kendine açılan davaların kapandığı ve mesleğini polisin koruması altında sürdürme ile mükafatlandırıldığı, 1996 yılında ortaya çıktı. Yine ilk ifadesinde olay yerinden kaçan iki kişiyi gördüğünü açıklayan bir şahit ise, polisin tehditleri sonucu ifadesinden vazgeçtiğini daha sonraki yıllarda açıklayacaktı.

Olayı araştıran savcı ilk soruşturmasında Giordano isimli bir polisin de ifadesini almıştı. Bu polis olay gecesi tesadüfen orada olduğunu ve Abu-Jamal’in yaralı iken kendisine polisi vurduğu silahı arabanın yanına attığını söylediğini anlatmış, ama bu zat mahkemeye çıkarılmamıştı. Çünkü onun Abu-Jamal hakkında kararın açıklanmasından bir gün sonra rüşvet ve haraç almaktan meslekten atıldığı ortaya çıkacaktı. Polis memuru Giordano’nun şefi ise, özel tim şefi olarak Abu-Jamal’i Blacak Panther Party döneminden beri izliyordu. O ve yardımcısının olay gecesi orada bulunduklarını söylemeleri ise ayrıca ilginç bir durumdu.

Philedelphia polisinin sicili kirli

1973 yılında bir Amerikan mahkemesi Philedelphia kentinde polis saldırılarının sistemli olarak yapıldığına karar vermişti. 1978 yılında yapılan bir araştırma sonuçlarına dayanan bir Pensylvania milletvekili, Philadelphia’da polis saldırılarının öldürücü boyutlar aldığını açıklamak zorunda kalmıştı. Açıklamada, 1970-74 yıllarında 143’ü silahsız 226 kişiye ateş edilmiş, bunlardan 80’i ölmüştü. 1974-78 arası ise bu sayı 290 olarak açıklanıyor.

1979 yılında, Amerika tarihinde ilk kez Amerika Adalet Bakanlığı’nca, artan ırkçı polis saldırılarına gözyummaktan Philadelphia valisi Rizzo hakkında dava açıldı. Araştırmalar polisin rüşvet aldığı, haraç topladığı, yalancı şahitliğe zorlama ve şahitlere zor kullanma ve tehdit vb. marifetlerini su yüzüne çıkardı. Philadelphia yüksek mahkemeye giderek itiraz etti. Mahkemede, Philadelphia’da polisin davranışının diğer yerlerden biçim ve kapsam olarak daha farklı olmadığına karar verdildi.

İnsan hakları örgütlerinin 1972-93 raporunda ise, polisin gözaltına aldıklarını sistematik olarak döverek, boğmaya çalışarak ve elektrik vererek, işkenceden geçirdiği yeralıyor.

Sorun Abu-Jamal’in suçsuzluğunu ispat etmekten çıkmıştır

Mamia Abu-Jamal’in davası bir hukuk skandalıydı. Ama gelinen yerde açıklanan son belgeler, olayın bir başka perdesini daha aralıyor. FBİ’nin (Federal polisin) gizli arşivlerinde, Amerikan polis kurumunun tehdit ve zorla rüşvet almak ve haraç toplamak, yeraltı dünyasının faaliyetlerine ve fuhuşa iltimas geçmek gibi bir sürü gerçeğin kayıtlı olduğu ortaya çıktı.

Ve yeni avukatlarla birlikte, Abu-Jamal’in özgürlük mücadelesi politik bir havaya girdi. Artık sorun onun suçsuzluğunu ispat edip etmemeyi aştı. Mamia Abu-Jamal, o mücadeleci kimliğiyle, bugün kendi davası ile rüşvet ve yalan çukurunun üstünü açmak istiyor.