ARSIVANA SAYFA
 
28 Ekim '00
SAYI: 40
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Zindanlardaki direnişe güç vermek için mücadeleyi her alanda yükseltelim!
Oyun bozuldu, katledilenler değil katiller yargılandı!
Ulucanlar katliamının ikinci perdesinde devlet terörüne karşı militan direniş
Ulucanlar davasına hazırlık çalışması
Ulucanlar’ın direniş geleneği yolunda yürüyoruz!
Yıldırım Doğan’ın Ulucanlar savunması
Adana’da SAG’a destek açıklaması
Sendikal ihanet nereye kadar?
Sınıf hareketinden kısa haberler
Cottarelli ve uşak takımını kovmak için sokağa, eyleme!
İnsanca yaşamaya yeten, vergiden muaf asgari ücret!
Direnişimizin nedenleri, anlamı ve talepleri
Bayrağımıza bir kez daha leke düşürmeyeceğiz!
Zindan direnişine yurtdışından güçlü bir destek örgütleyeceğiz!
Filistin İntifadası’nın ilk sonuçları
Ortadoğu’da anti-emperyalist mücadele dalgası
Seattle’ın izinde emperyalizme karşı yeni militan gösteriler!
Gençlik ateşi hücreleri yakacak!
YÖK’e karşı mücadeleye!
Bir anadan mektup
Basından seçmeler
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
Gebze Cezaevi’nden...

Bayrağımıza bir kez daha leke düşürmeyeceğiz!

Biz kazanacağız!


Sevgili yoldaşlar!
CMÖ tarafından kamuoyuna deklare edildiği gibi, 20 Ekim’den itibaren bir büyük direnişe daha başladık. Programımız gereği, Gebze ÖTC’nde 23 Ekim tarihinde, TKP(ML)’den siper yoldaşlarımızla birlikte sürece SAG ile katılıyoruz.

Bunlar kamuoyuna açıklanmış bilgiler. Ve daha ayrıntılı bir şekilde açıklama yapacağız. Burada daha çok, kamuoyu açıklamalarında yer almayan bazı duygu ve düşüncelerimizi, yoldaşlarımızla, siperdaşlarımızla, işçilerle, emekçilerle, gençlerle paylaşmak istiyoruz.

Kavga kardeşleri!
Ulucanlar direnişimizin üzerinden bir, ‘96 SAG-ÖO direnişimizin üzerinden 3,5 yıl kadar bir süre geçti. Bu zaman diliminde sermaye, “düşük yoğunluklu demokrasi” saldırısını seçmeli terör yöntemleriyle uyguladı, çıtayı yükseltti. Biz devrimci tutsakların payına da hücre (F) tipi cezaevleri düştü. Ve bizler yükselen çıtaya, canımızla, kanımızla yanıt verdik, faşist rejimin tüm saldırılarını püskürttük. Aynen hücre saldırısını püskürteceğimiz gibi!
Yeni mevzi savaşımızın arefesinde, tüm bunları açıkladık, sizlerle paylaştık. Sizler; sokak ortalarında, Cumartesi eylemlerinde, şehit cenazelerinde, faşist terörün tüm vahşiliğine rağmen sesimiz-soluğumuz oldunuz. Yüzümüzü ağarttınız, sizlerle gurur duyduk ve duyuyoruz.

Ve sizler; tutsak yakınları, işçiler, emekçiler, gençler, tüm yoksullar, siyasal kavgamızda bizleri yalnız bırakmadınız. Ölüm oruçlarında, Ulucanlar gibi soylu direnişimizde bizimle birlikteydiniz. Sizinle beraber faşizme zindanları dar ettik, sermayeye diz çöktürdük.

Ve bizler de; Cumartesi direnişlerinde, fabrikalarda, sokaklarda, alanlarda, grevlerde sizinle beraberdik. ON’lar oradaydı, Oniki’ler de!

Sosyalizm savaşımının yiğit neferleri!
Söz bitti, sıra artık eylemde! ON’ların başlattığı yürüyüşü, yükselttikleri kapitalizme karşı sosyalizm savaşımının bayrağını faşizmin burçlarına dikmek için, koşar adım tamamlıyoruz. Tüm yoldaşlarımız tereddütsüz ipi ilk göğüslemek için yarışıyorlar! Hepsinin yüzünde Ümit’in kahkahaları, gönüllerinde Habip’in düşmana duyduğu sınıf kini var.

Hücrelere karşı zaferi, bugünden en soylu direnişi örerek kazanıyoruz.
Partiyle kazanıyoruz!

ON’ların önünde and olsun ki; sınıfımıza, halkımıza, sizlere layık olacağız! Bayrağımıza bir kez daha en ufak bir leke düşürmeyeceğiz!

Varsa cesaretleri gelsinler! Analarımızı, yoldaşlarımızı saçlarından sürükleyerek işkence tezgahlarından geçiren düşmana diz çöktüreceğiz. Biz kazanacağız!
Kahrolsun kapitalizm ve faşist barbarlık!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!

TKİP davası tutsakları/Gebze Cezaevi
23 Ekim ‘00





“Sınıfımıza, halkımıza, sizlere layık olacağız, bayrağımıza asla leke düşürmeyeceğiz!”


(Bu metin, Gebze Cezaevi’nde 23 Ekim günü, tüm ziyaretcilerimizin ve
dostlarımızın katıldığı bir anmada/resmi açıklama töreninde okunmuştur.
)


Ailelerimiz, dostlarımız, siper yoldaşlarımız;
Bugüne kadar, katliamlarda, barikatlarda, SAG ve ÖO direnişlerimizde bizi hiç yalnız bırakmadınız. Faşist devletin barbarlık sınırlarını zorlayan terörüne dişinizle, tırnağınızla, canınızla set oluşturmaya çalıştınız. Zindanlardaki devrimci tutsakların, haklı mücadelelerini ve taleplerini anlatmak için sesimiz soluğumuz oldunuz.

Ulucanlar direnişinin üzerinden 1, ‘96 SAG-ÖO direnişimizin üzerinden 4,5 yıl kadar bir süre geçti. Bu zaman diliminde faşist rejim, işçi-emekçi sınıflara, yoksul köylülüğe, gençliğe, Kürt halkına karşı topyekûn bir saldırıya geçti. Emperyalizmin koşulladığı düşük yoğunluklu demokrasi saldırısını, seçmeli terör yöntemleriyle uyguladı çete devleti. Ve biz devrimci tutsakların payına da F tipi denen, hücre saldırısı düştü. Teslim almak, katletmek için yeni tabutlukların, hücrelerin adı bu kez “F tipleri” olarak konulmuştu.

Başarabilecekler mi peki? Ezilenlerin egemenlere karşı, haklılığının zorbalığa karşı, proletaryanın burjuvaziye karşı, devrimci iktidarın çürüyen düzenlerine karşı mücadelesini temsil eden, onurun, adaletin, namusun, eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, sevginin simgesi olan devrimci tutsakları teslim alabilecekler mi? Bizi tanıyan herkesin verdiği yanıt, “elbette ki hayır”dır!

Devrimciler ne zaman teslim oldular ki? Sormak lazım, Clinton’un çanak yalayıcısı ahmaklara. Mahir’i, Deniz’i, İbo’yu teslim alabildiler mi? Peki ya 12 Eylül’de bizi teslim alabildiler mi? Buca’da, Ümraniye’de katliamlarla bizi teslim alabildiler mi? Diyarbakır’da 10 devrimci tutsağı vahşice katlettiler. ‘96 SAG-ÖO direnişimizde olduğu gibi 6-8-10 Mayıs genelgeleriyle, Eskişehir tabutluğu ile bizi teslim alabildiler mi? Ulucanlar’da, Burdur’da bizi teslim alabildiler mi? İşkencehanelerde, zindanlarda, DGM’leriyle yürüttükleri yargı terörüyle devrimcileri ne zaman teslim alabildiler, sosyalizm inancımızı ne zaman yenebildiler? Haklılığından, meşruluğundan, halkından güç alan devrimciler faşist diktatörlüğe diz çöktürmediler mi? İşkencehaneleri, zindanları karanlığın cellatlarına dar etmediler mi?

Halkın kardeşleri, yoldaşlar;
Söz bitti, sıra artık eylemde! Devrimci tutsaklarda gördüğünüz sınıf kini, artık düşmanın suratına SAG-ÖO direnişiyle patlayacaktır. Tüm yoldaşlarımız tereddütsüz ölüme koşar adım giderken, Ulucanlar’da başlatılan yürüyüşü tamamlamanın onurunu taşımaktadırlar. Hücrelere karşı zaferi, bugünden en soylu direnişi örerek kazanıyoruz.
Ve bu süreçte de ailelerimizin, yoldaşlarımızın çeteleşen devlet çürüyen düzenden hesap sorarak, direnen devrimci tutsakların taleplerine eylemli destekleriyle katılacaklarını, bedenlerini dahi ortaya koyacaklarını biliyoruz. Bu anlamda, yarın Ankara’daki Ulucanlar davasına kitlesel katılımınızı bekliyoruz.

Şehitlerimizin önünde and olsun ki; sınıfımıza, halkımıza, sizlere layık olacağız, bayrağımıza asla leke düşürmeyeceğiz!

Varsa cesaretleri gelsinler! Analarımızı, yoldaşlarımızı saçlarından sürükleyerek işkence tezgahlarından geçiren düşmana diz çöktüreceğiz!
Biz kazanacağız, biz kazanacağız!
Öleceğiz ama hücrelere girmeyeceğiz!
Yaşasın genel direnişimiz!
Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadelemiz!
Yaşasın devrimci dayanışma!

TKP(ML) ve TKİP tutsakları