ARSIVANA SAYFA
 
21 Ekim '00
SAYI: 39
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan
Teslim olmaktansa ölmeyi yeğleriz
Sefaletin koyulaştırılması nın resmi belgesi
Kamu çalışanları üretimden gelen güçlerini kullanmak zorundadır
Sınıf politikasından yoksunluk
POAŞ’ta toplu işten çıkarma sert tepti
Kazanmak için grev silahından başka yol yok!
“İş güvencesi” yasa taslağı ve sendikalar
Ordunun Kürdistan basın turu ve turdan yansıyanlar
Sezer’e rektörler muhtırası
SES Genel Kurulu’nda devrimci çıkış
Birleşik Metal-İş Kongresi
Gün ölümüne bir kararlılıkla harekete geçme günüdür!
Hücre saldırısı ve yeni zindan direnişi
Öleceğiz ama hücrelere girmeyeceğiz
“Her türlü bedeli ödemeye hazır ve kararlıyız!”
Hücre saldırısı ve devrimci sorumluluk
Ümraniye’de provokasyonlar ve saldırı hazırlığı
Habip ve Ümit’i andık
Emperyalist barış politikası Filistin halkının özgürlük tutkusunu yokedemedi
Barış süreci çifte standarttan ibaret
Kıbrıs’ta TC’nin yıkım programına karşı genel grev
Burjuva basından seçmeler
Bir kitap: “Benden selam söyle Anadolu’ya!”
25 yıl önceki Ulucanlar’da ki vahşetin öyküsü
Ulucanlar davasına çağrı
Mücadele Postası
 
Tüm yazılar





 
 
POAŞ’ta toplu işten çıkarma sert tepti

İşçiler ülke çapında işyerlerini işgal ettiler


Özelleştirilen tüm KİT’lerde olduğu gibi POAŞ’ta da, işletmenin yeni sahibi İş Bankası-Doğan Holding ortaklığının ilk işi toplu işten çıkarma oldu. POAŞ’ı yok pahasına kapatmak bu aç gözlü kapitalistleri doyurmamıştı. Eski işçileri çıkarıp asgari ücretle, sendikasız-sigortasız yeni işçi almak suretiyle kârlarını daha da artırma yolunu seçtiler ve 1200 işçiyi bir gecede kapı önüne bırakmaya kalktılar.

Ancak bu kez evdeki hesap çarşıya uymadı.

Toplu tensikata işçilerin yanıtı toplu direniş oldu. Ülke çapında POAŞ işçileri işyerlerini işgal ederek direnişe geçtiler. Eylemin bu tarz başlatılması, özelleştirme ve işten çıkarmalara karşı bugüne kadarki direnişlerden nihayet ders çıkarılmaya başlandığını göstermektedir. Ve bu gelişme, sınıf hareketinin verili durumunda özel bir önem taşımaktadır. POAŞ işçilerinin işgal ve direniş eyleminde dikkat çekici ikinci özellik, daha ilk gün eylemli sınıf dayanışmasının başlamasıdır. Ki bu gelişme de, yine hareketin verili durumu açısından oldukça önemlidir.

Sınıf hareketinin verili durumu, saldırılar karşısındaki tepkinin çok cılız olması, daha da önemlisi, etkisiz biçimlerde ortaya konulmasıyla maluldü. Sınıf dayanışması alanında ise, sendika yöneticilerinin demeçleri ve temsili ziyaretleri dışında, sınıfın gücünü ortaya koyan bir gelişme kaydedilemiyordu.

POAŞ direnişinde ise, Petkim, TÜPRAŞ ve TÜGSAŞ işçileri aynı gün eylemli dayanışmaya geçtiler. Hem POAŞ işçilerinin direnişi ve hem de dayanışma eylemleri, tümüyle taban inisiyatifiyle gelişiyor. Bu işletmelerde örgütlü Petrol-İş özelleştirmeye karşı tutarlı bir bakış ve tutuma sahip değil. Yakın geçmişte yaşadığımız direnişlerin de gösterdiği gibi, sınıf dayanışmasını örgütleme gibi bir çabası da yok. Mutlu Akü, Polisan ve Kimya Teknik grevindeki tutumları biliniyor. Petrol-İş bu grevlerin hiçbirinde, örgütlü olduğu diğer işletmelerdeki gücünü harekete geçirmedi. Tüm “ilerici-demokrat” ya da “dürüst-namuslu” geçinen kadrolarına rağmen, bağlı olduğu Türk-İş’in geleneğine “ihanet” etmedi.

Bugünkü hareket Petrol-İş’e rağmen gelişmektedir. Direnişin ve dayanışmanın olumlu yanlarından biri budur; sendika denetiminin dışından, tabandan gelişmesidir.

Eylemin, işgal gibi radikal bir çıkışla başlaması kadar, ülke çapında ve bir anda başlatılması da önemlidir. Bu yönlü gelişmenin ilk işaretlerini SEKA işçilerinin özelleştirme karşıtı eylemleri vermişti. İzmit SEKA’nın başlattığı direnişe SEKA’nın diğer illerdeki fabrikalarında çalışan işçilerin eylemli desteğiyle, işletmenin satışı geçici de olsa engellenebilmişti. Direnişi başlatma biçimiyle geçmişin derslerinden yararlandığını gösteren POAŞ işçileri, eğer başladıkları gibi devam edebilirlerse, SEKA’da yarım kalan zaferi sınıf adına tamamlayabilirler. POAŞ’taki tensikat saldırısının püskürtülmesi, satışı hazır durumdaki KİT’lerde özelleştirme karşıtı mücadelenin ateşini de tutuşturabilir.

POAŞ işçileri üzerine düşeni ilk elden yapmış, radikal bir yanıtla saldırının karşısına dikilmiş bulunuyorlar. Aynı şekilde, işgallerin yaşandığı bölgelerdeki kimi temel işletmelerden de ilk dayanışma eylemleri gerçekleştirilmiş durumda. Şimdi yapılması gereken, POAŞ işçisinin zaferini elbirliğiyle örmektir. Dayanışma eylemlerini diğer işletmelere de yaymak ve en azından işgallerin yaşandığı illerde, bu eylemi sınıf mücadelesini ateşlemek için bir imkana dönüştürmeye çalışmaktır.

İzmir:
POAŞ’ta işten atılan 1200 işçinin 200’ü İzmir Aliağa’daki tesislerde çalışıyor. Tensikatın açıklanmasının hemen ardından, 17 Ekim Salı akşamı, işyerini terketmeyerek direnişe geçen işçiler, ertesi gün de iş durdurarak işyeri önünde toplu eylem gerçekleştirdiler. İşyeri önündeki bu eyleme Petkim ve TÜPRAŞ çalışanları da destek verdiler.

İstanbul:
Ambarlı’daki dolum tesisleri önünde toplanan POAŞ işçileri de bir basın açıklaması yaparak işten atmayı protesto etti. POAŞ işçilerine, yine Petrol-İş’te örgütlü olan grevci Türker İlaç Kapsülleri işçileri, TEAŞ işçileri ve bazı sendika yöneticileri destek verdiler.

İzmit:
İşyeri işgallerinden biri de, POAŞ’ın İzmit Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. İşten çıkarılan işçilerden 70’inin bu işyerinde çalıştığını ve karar geri alınana kadar eylemi sürdüreceklerini açıklayan 365 POAŞ işçisi kendilerini işyerine kapatmış durumda.

Antalya:
Petrol Ofisi Antalya Bölge Müdürlüğü çalışanları ise üretimi ve dağıtımı durdurarak, 18 Ekim Çarşamba günü Bölge Müdürlüğü önünde bir protesto eylemi gerçekleştirdiler.

Samsun:
Samsun tesislerinde çalışan işçiler de işçi çıkarmaya karşı ilk tepkilerini, tesis önünde gerçekleştirdikleri protesto eylemiyle ortaya koydular. Daha sonra işyerini işgal eden POAŞ işçilerine en anlamlı destek ise TÜGSAŞ işçilerinden geldi. İşe topluca gittikleri treni POAŞ önünde durduran işçiler, trenden inerek POAŞ’a yürüdüler. Direnişe desteklerini bildirdikten sonra işlerine gittiler.







Trabzon’da Uzanlar’dan işçi kıyımı


Trabzon’da Uzanlar’ın sahibi olduğu çimento fabrikasına hammadde taşıyan Kara Nakliyat Ticaret ve Mavi Yol Taşımacılık şirketlerinde, 84 işçiden 70’inin TÜMTİS’e üye olması nedeniyle, önce iki işçi işten atıldı. Ardından diğer işçilerin tepki göstermesi nedeniyle bu iki işçi işe tekrar başladı. Fakat daha sonra iki şirket tamamen kapatıldı. Böylece 84 işçi işten atılmış oldu. Şirketlerin kapatıldığı günden itibaren direnişe geçen işçiler, Uzanlar’ın hukuk dışı yollarla işlerine son verdiğini belirterek, mücadelelerine işe alınana kadar devam edeceklerini söylüyorlar.

Yol-İş, Tek Gıda-İş, Basisen, Tes-İş, Haber-İş, Belediye-İş, Liman-İş, BASS, direnişteki işçilere her türlü desteği sunacaklarını bir açıklamayla duyurdular.

84 işçinin işten atılması 14 Ekim’de 300 kişilik bir katılımla fabrika önünde düzenlenen bir eylemle protesto edildi.

Eylemde bir konuşma yapan TÜMTİS Karadeniz Bölge Temsilcisi; “İşçilerin sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atıldıkları bilirkişi raporları ile de belirlendi. İşçiler günde 20 saat çalıştırılıyor, hiçbir sosyal hakları bulunmuyor, ayda 147 milyon lira ücret alıyorlar... Yasalara göre bu durum suçtur.” dedi.





Adana’da TEKEL işçilerinin eylemi


İşçi-emekçi düşmanı hükümetin İMF-TÜSİAD direktifleri doğrultusundaki saldırılarının başında özelleştirme geliyor. Peşkeş çekilecek KİT’lerden biri de TEKEL. Devlet TEKEL’i özelleştirmeye çalışırken, TEKEL işçilerinden de karşı ses yükselmeye başladı.

Tek Gıda-İş Sendikası, örgütlü olduğu TEKEL’e bağlı fabrikalarda basın açıklamaları ve yemek boykotları düzenliyor. Adana’daki TEKEL Sigara Fabrikası işçileri, 15 Ekim’de yemek boykotu yaptılar ve basın açıklaması düzenlediler. Eylem ve basın açıklamasında, “Emek düşmanı hükümet istifa!”, “KİT'ler bizimdir, bizim olacak!”, “TEKEL halkındır, satılamaz!” yazılı dövizler taşıyan işçiler, sık sık “İşçiler el ele, genel greve!”, “Yaşasın işçilerin birliği!” sloganlarını attılar.





Ceyhan Belediyesi'nde işten atmalar


Adana Ceyhan Belediyesi’nde 18 Nisan ‘99 seçimlerinden sonra işçiler üzerinde baskı ve işten atmalar yoğun bir şekilde sürüyor. Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, göreve geldiğinden bu yana işçileri zorla sendikadan istifa ettirmeye çalışmış, istifa ettiremediği işçileri ise işten atmış ve yerine kendi yandaşlarını almıştı.

Bu gelişmelere ilişkin olarak, 15 Ekim’de Ceyhan Belediyesi’nde örgütlü olan Genel-İş Sendikası Ceyhan Şubesi Başkanı Seyit Akkuş bir açıklama yaptı. Açıklama özetle şöyle: “Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü göreve geldiğinden bu yana, 350 kişiyi işten attı. 150 işçi de yönetimin baskısıyla sendika üyeliğinden istifa etti. Ceyhan Belediyesi’nde sendikamızın yalnızca 30 üyesi kaldı. İşten çıkardığı işçilerin yerine yandaşlarını yerleştirdi. Yerel seçimlerden önce Ceyhan Belediyesi'nde 530 işçi çalışıyordu. Bunlardan 350’si işten atıldı, 150'si ise yönetimin baskısıyla sendika üyeliğinden istifa etti. Başkan Sözlü'nün yaptığı, tam anlamıyla bir işçi kıyımıdır.





Samet Kalıp fabrikasında işçi kıyımı


Kıraç-Hayrıbey’de kurulu bulunan Samet Kalıp fabrikasında geçtiğimiz hafta 305 işçi işten çıkarıldı. 3 vardiya tek vardiyaya indirildi. İşçiler belli sosyal hakları olduğunu, patronun taşeron firmalarla üretimi daha ucuza mal ettiğini, kendilerinin bundan dolayı işten çıkarıldığını söylüyorlar. 305 işçinin aynı anda atılmasına hiçbir tepki gösterilmemiş. Bu daha çok işçilerin birbirine olan güvensizliğinden kaynaklanıyor.

İşçiler sendikaya karşı oldukça tepkililer. Çünkü daha önce birkaç kez sendikal çalışma yapmalarına rağmen sonuç alamamışlar. İşçiler, Türk Metal Sendikası’nın kendilerini 20 milyara sattığını söylüyorlar.