ARSIVANA SAYFA
 
8 Temmuz '00
SAYI: 25
İçindekiler
Kızıl Bayrak'tan...
Saldırıları püskürtmek için mücadelenin önündeki hain...
Büyük bir siyasal sınıf çatışmasına doğru
Sermayenin siyasal başarısının dayanakları...
ESK toplantısı ve Koç'ların şansı
Türkiye'de ve dünyada yoksullaşma
Belediye işçileri İstanbul'da üç belediyede grev ilanı astı
Çayırhan Termik Santrali 23 Haziran'da özelleştirildi
SES'e yönelik saldırılar sürüyor
2 Temmuz Ankara mitingi sonrasında yüzlerce kişi...
Asım Bezirci mezarı başında 2 Temmuz anması
ÇEAŞ soygunu
Bir dağıtımdan gözlemler
Programda tarım ve köylü sorunu/2
Murat Dil ölümsüzdür!
Burdur Cezaevi'nde katliam girişimi
ÇHD'nin Ankara yürüyüşü
Hiçbir güç devrimci iradeyi kırmaya yetmeyecektir
Hücre sistemi ölümdür, izin vermeyelim!
Otomobil İşçileri Danışma Konferansı Sonuç Bildirgesi
Rusya'da iktidarın manevra alanı daralıyor!
Exsa işçilerine mektup
Komünist militanlardan parti programı üzerine
Mücadele tarihimizden
Bir roman: O bir militandı
Mücadele postası
 
Tüm başlıklar





 
 
Bir kitap:

O bir militandı

Vietnam halkı uzun yıllar emperyalizme karşı başkaldırı ve direnişin sembolü olmuştur. Bu yiğit halkın mücadelesi, dünyanın her yanındaki devrimcilere esin kaynağı olmuştur. Che Guavera’nın “İki, üç daha fazla Vietnam!” şiarını devrim literatürüne hediye ettirmiştir. Şair Metin Demirtaş ise, “Her halka kurban olurum, Vietnam halkına iki defa” dizeleri ile Vietnam halkına duyduğu sempatiyi dile getirmiştir. Ve dünyanın bir çok yerinde nice ozanların, yazarların ve sanatçıların ürünlerine konu olmuştur bu halkın onurlu direnişi.

Bu halkın en seçkin evlatlarından olan Nguyan Van Troı, çocukluğunu yoksulluk ve yokluk içinde köyde geçirir. Geçim sorunu ve dağılmış bir aile ortamında barınma olanağı kalmayınca, yine yoksulluk içinde ailesini geçindirmeye çalışan abisinin yanına şehre gider. Ancak abisinin çocuklarını beslemekte bile zorluk çektiğini görünce, ona yük olmamaya karar verir. Abisine bir mektup yollayarak ondan habersiz Saygon’a (bugünkü Ho Chi Minh kenti) gider.

Saygon, ölümün ve ajanların kol gezdiği, ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerinin merkezidir. Sanayinin yeni gelişmekte olduğu bir liman kentidir. Genç Troı elektrik aletleri tamir eden bir fabrikada işe girip bir işçi ve Saygon’lu olarak yaşamını sürdürür. Bu arada bir pamuk işleme fabrikasında çalışan Phan Thi Kuyen’le tanışır ve bir süre sonra birbirlerini severler.

Ancak genç Troı sadece yaşamını sürdürmekle yetinmemekte, işgalciler ve işbirlikçilerine kin duymakta ve onlara karşı savaşmak istemektedir. Bu isteğini zaman geçirmeden hayata geçirir. Saygon’da illegal faaliyet yürüten gerilla örgütlenmesine katılır. Artık içi rahattır, halkına bunca zulmü, katliamı yapan düşmana karşı mücadele etmektedir. Troı’nin katılmak için can attığı bir eylem planı hazırlanır. Amaç Vietnam halkının en azılı kasaplarından biri olan Mc Namara’ya suikast yapmaktır. Planı yaşama geçirmek için kollar sıvanır.

Bu arada Troı ile Kuyen’in düğün hazırlığı tamamlanmış ve tarihi belli olmuştur. Troı düğünü ertelemek ister, ama eylemin gizliliğinden dolayı, bunu Guyen’e izah edemez. Bir yandan eylem hazırlığı devam eder, bir yandan düğünü yaparlar. Bu yoğunluktan dolayı Troı geleneksel görevlerini yerine getiremez (adet, düğünden hemen sonra bütün akrabaları ziyaret etmektir).

Artık Troı’nin düşünebildiği neredeyse tek şey eylemdir. Eşini ihmal eder. Ona yalan söylemek zorunda kalır ve bu duruma çok üzülür. Öyle ki Kuyen ondan şüphelenmeye başlar. Kendisine sadık kalmadığı endişesini bile taşır.

Bir cumartesi günü evinden çıkan Troı o gün eve gelmez, ancak ertesi günü, 7-8 polisin arasında ve tanınmayacak halde eve getirilir. Gayet sakin bir şekilde eşine tutuklandığını söyler. Şimdi Kuyen de herşeyi anlamıştır, suikast girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Artık düşmana karşı direniş düşmanın kendi ininde devam edecektir ve eder de. Düşmanın ne cellatları ne de papazları, Saygon’lu elektrikçi Troı’yi bir santim bile esnetemezler. Henüz deneyimsiz olan eşini ona karşı kullanmaya çalışırlar, ancak bir sonuç alamazlar. Kısa süre tutuklu kalan Kuyen, içerideki yoldaşlarının yardımlarıyla, bir devrimcinin eşine yakışır bir duruş sergilemeye başlar. Troı iki defa firar teşebbüsünde bulunur ancak başarılı olamaz. Düşman intihar etmek istediğini yaymaya çalışır (Troı, pencereden atlar ve bacağı kırılır), ancak Troı’nin yanıtı tek ve nettir: “Benim gibi devrimciler asla intihar etmez. Amacım daha çok Yanki öldürmektir.”

Vietnam’da dost düşman Troı’yi tanımaktadır. Devrimcilere esin kaynağı olmakta, düşmanlara ise korku salmaktadır. Saygon hükümeti idam kararını verir. Gazete manşetlerinde duyurulur haber. Saygon’da satılmayan gazete kalmaz. Bu haber emekçilerde bir yandan üzüntü yaratır, öte yandan düşmana olan nefreti arttırır. Kırlardaki gerillalar bile yoldaşlarının hesabını sormak için eylemlerini yoğunlaştırırlar.

Kuyen ise bir yandan pamuk işleme fabrikasında çalışıp düğün borçlarını ödemenin, bir yandan eşiyle görüşmenin, ona bakmanın koşuşturmacası içindedir. İdam kararını engellemek için (Troı’nin karşı çıkmasına rağmen) avukat tutar.

Tam bu aşamada enternasyonalist dayanışmanın güzel bir örneği sergilenir. Venezuella’nın gerilla hareketi, bir ABD albayını rehin alır, karşılığında Troı’nin hayatını kurtarmak isterler. Önce talep kabul edilir. Bu haber Saygon gazetelerinde bomba gibi patlar ve o gece Saygon emekçileri sevinçle yataklarına girerler. Ancak emperyalistlerin kalleşliği kendini bu olayda da gösterir. ABD’li albay serbest bırakılınca, Troı’yi kurşuna dizerler.

Yaşayan da sen olmalısın...


Sendin pencereme konan
O minik serçe
Sendin kulaklarıma melodi fısıldayan
O ılık rüzgar
Sendin kış aylarını süsleyen
O kardelen
Sendin dağları şenlendiren
O kır çiçeği
Sendin dünyamı aydınlatan
O güneş
Sendin gecelerime ışık tutan
O ay
Sendin uykularımı süsleyen
O güzel rüya
Sendin bana hayatın zorluklarını anlatan
Sendin barikatlara siper olan
Sendin kurşunlara meydan okuyan
Sendin faşizme karşı direnen
Sendin düşmanına boyun eğdiren
Sendin yaşayacağım diye haykıran
Yaşayan da sen olmalısın

***

Ben ölürsem, ben ölürsem
ağlamayın ey dostlar
Düşmanımı, düşmanımı
sevindirmeyin yoldaşlar
Karaları, karaları
bağlamayın ey dostlar
Yumrukları, yumrukları
indirmeyin yoldaşlar
Kavgamızı, kavgamızı
unutmayın ey dostlar
Yolumuzda, yolumuzda
ilerleyin yoldaşlar
Davamızı, davamızı
kazanalım ey dostlar
Faşistlere, faşistlere
korku salın yoldaşlar
Bayrakları, bayrakları
biz dikelim ey dostlar
Sosyalizmi, sosyalizmi
biz kuralım yoldaşlar

Habip Gül’ün ablası

Düşman, ölüm mangası önünde Troı’nin zayıflık gösterebileceğini sanarak gazetecileri getirir. Ancak tersi olur. Genç devrimci ölüm mangası önünde sakin, kendinden emin bir şekilde dimdik durur, gözlerinin kapatılmasını engeller. Pişman olup olmadığını soran gazetecilere, bir tek şey için üzüldüğünü söyler, Mc Namara’yı öldüremediğine! Hakkında olumsuz malzeme toplamak amacıyla gelen gazetecilerin bile bir kısmı, bu kararlılık ve cesaretten etkilenirler. 15 Ekim 1964’te Troı kurşuna dizilir. Düşman genç devrimciyi kurşuna dizerek, kaçınılmaz olan sonunu biraz daha yakınlaştırır. Bu sayede birçok genç gerilla saflarına katılır.

Saygon’lu gençler, öleceksek tıpkı Troı gibi ölmeliyiz demeye başlarlar birbirlerine, işkenceye götürülenlere ise yoldaşları, Troı gibi direnmelisin derler.

Saygon’lu genç elektrikçi, tutuklandığında çok sevdiği eşiyle henüz 19 günlük evliydi. Dinamit için fitil gerektiğinde parası yoktu. Yoldaşlarına ulaşma imkanı kalmamıştı. Eşinin aldığı düğün hediyesi yüzüğünü satıp fitil aldı. Cezaevine ziyaretine gelen eşine bir yoldaşının kendisine sosyalizmi anlattığını, insanların ancak böyle bir düzende mutlu olabileceğine yürekten inandığını ve bir sosyalist gibi yaşayıp dövüşmek istediğini söylediğinde, idamına az bir süre kalmıştı.

O bir militandı, idam mangasının önüne 20 yaşında dimdik çıktı. Yoldaşlarına teslim ettiği bayrak bir yıldız lekesi bile bulunmayan gökyüzü kadar temizdi.

Kuyen kararını vermişti. Senin yaşadığın gibi Troı...

M. Dağlı

(O bir militandı, Tran Dinh Van, Oda Yayınları)