İçindekiler:

10 Şubat 2026
Sayı: KB 2026/02

Savaşa ve sömürüye karşı mücadeleye!
Kürt sorunu, emperyalizm ve Rojava dersleri
Rojava'yı tasfiye planları
Ulusal sorun ve sınıf mücadelesi
Büyük kıyımın sorumluları hala iş başında
Yine "Torba yasa" yine saldırganlık!
AKP'nin iki yüzlü Filistin politikası
Talana devam!
Sefalet dayatması ve sınıf mücadelesi
Migros işçileri kazanırsa, işçi sınıfı kazanır!
İşçi sınıfı daha güçlü Greif'ler yaratacaktır!
Sendikal haklar için mücadeleye!
Greif direnişi, işçi sınıfı hareketinin devrimci geleceğidir!
ABD'nin saldırganlığı artıyor
Netanyahu'nın "savaş histerisi"
İran'da rejim değişikliği senaryosu
İran'da kitle hareketi ve Trump'ın tehdidi
Trump'ın Gazze'de işgal ve rant planı
SDG ve HTŞ yeni bir anlaşma imzalandı
Ukrayna müzakereleri
ver.di'nin mücadele dalgası
Bir baskı aracı olarak üniversite
Kayyım düzeninizi direnişimizle yeneceğiz!
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Trump’ın Gazze’de işgal ve rant planı

 

Gazze’de iki yıl boyunca süren yıkım, kapitalist-emperyalist sistemin barbarlığını gözler önüne seren bir olay olarak tarihe kazındı. İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımın sorumlusu sadece Tel Aviv’deki ölüm çetesi değil. Zira ,ABD öncülüğündeki emperyalist blokun doğrudan desteğiyle gerçekleştirilen kolektif bir suçtur söz konusu olan. Buna “Müslüman” devletlerin doğrudan ya da dolaylı suç ortaklığını da eklemek gerek. 20 binden fazlası çocuk, 100 bine yakın kişinin öldürüldüğü Gazze’de yaşananlar, modern çağın en büyük insanlık suçlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze şahsında insanlığa karşı işlenen suçun (önceki ABD Başkanı Joe Biden ile birlikte) bir numaralı failidir. Hal böyleyken Trump, Gazze için komisyonlar oluşturuyor. Yani Washington’daki gangster takımı, Filistin halkının kıyımında oynadığı rolden dolayı utanç duymak bir yana, Gazze’yi “yeni jeopolitik ve ekonomik fırsatlar” alanı sayıyor.

Kapitalist küstahlık: Cesetler üzerine “Riviera” 

Trump’ın Gazze’yi bir “Riviera” yapma söylemi, kapitalist emperyalizmin ahlaki iflasının kanıtıdır. Soykırıma uğratılmış bir halkın toprağını gasp edip turistik bir yatırım alanı olarak pazarlamak; vahşi sömürgeciliğin 21. yüzyıldaki görünümüdür. Bu zihniyete göre Gazze, Filistin halkının yaşadığı bir yer değil; emlakçı gangsterlerin rant projelerinin hayata geçirileceği boş bir arazidir. 

Bu söylemlerde Filistin halkının adının dahi anılmaması tesadüf değil. Çünkü emperyalist barbarlık için insanlar değil kaynaklar; yaşam değil kâr esastır. Trump’ın çocuk cesetleri üzerinde yükselecek “yeniden inşa” projeleri, “uygar batı” diye pazarlanan yapının insani/ahlaki çöküşüne tutulan aynadır. 

Sömürgecilerin “barışı” ve “Müslüman” paryalar

Trump, Gazze’yi idare edecek bir “Barış Kurulu” ve “Gazze Yürütme Kurulu” oluşturduğunu ilan etti. Gazze’nin yakılıp yıkılması için Amerikan savaş makinesinin tüm imkanlarını Netanyahu’ya sunan Trump, “Barış Kurulu” adını verdiği oluşumun başkanı olduğunu ilan etti. “Yakıp/yıktık, soykırım yaptık. Şimdi Gazze’yi Riviera yapamaya geliyoruz” mesajı veren Trump, yanına damadı Jared Kushner, Tony Blair gibi Siyonizm uşağı ve savaş suçlusu kişileri yardımcı atıyor. “Barış Kurulu” adı, Gazze’nin emperyalist sömürgeciler tarafından talan edilmesinin ideolojik kılıfı olarak kullanılmaktadır. 

Asıl kepazelik ise Türkiye, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi “Müslüman” diye anılan devletlerin Trump’ın arkasında sıraya girmeleri ve “Gazze Yürütme Kurulu” denen ucube yapıya katılmayı kabul etmeleridir. Bu devletler, iki yıl devam eden soykırıma kayada değer tek bir itiraz yükseltmediği gibi, sorumluların yargılanmasını da istemediler. Oysa çetenin başı Netanyahu, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçlusu olarak aranmaktadır.

Bu devletler, güya Gazze’de varılan ateşkesin de garantörleri. Oysa İsrail Gazze’de her gün katliam yapıyor. “Dünya lideri” AKP şefi Erdoğan dahil, Trump’ın paryalarının İsrail’in devam eden katliamlarına dair bir itirazları da yoktur. Bu zevat, ayalar sonra İsrail’in ateşkes ihlallerini “kınadığını” açıkladı. Trump’ın düşkün paryaları, İsrail’i kınayarak güya görevlerini yerine getirdiler. 

Bu devletlerin hiçbiri Tel Aviv’deki soykırımcı çeteden hesap sorulmasının lafını etmiyor. Bir koro halinde soykırımı unutturmaya çalışıyorlar. Bunların tutumu pasiflik değil, aktif suç ortaklığıdır. Gazze’nin sömürgeleştirilmesine hizmet etmek için Trump’ın arkasında sıraya girenlere ancak bu alçaltıcı tutum yakışır.   

“Halksız barış” sahtekarlığı

Trump-Netanyahu ikilisi ile işbirlikçilerinin hedefleri nettir: Irkçı-siyonist işgale karşı direnişi tasfiye etmek, Filistin halkını tamamen devre dışı bırakmak. Nitekim Gazze’deki Filistinliler, bu süreçte ne muhatap alınmakta ne de bir taraf kabul edilmektedir. Emperyalist “barış” planları, her zaman olduğu gibi halkların iradesini çiğneyerek uygulanmak isteniyor. 

Sömürgeciliğin tarihinde “halksız toprak” söylemi her zaman kullanılmıştır. Çünkü sömürgeciler işgal ettikleri ülkelerin halklarını yok sayarlar. Irkçı-siyonist hareket ise, “Yurtsuz halka, halksız toprak” sahtekarlığına dayalı propaganda yaparak Filistin’i işgal etme planını hayata geçirmeye baldı. Soykırım kurbanı Filistin halkını yok sayan Trump da o iğrenç sömürgeci kodlarla hareket ediyor. 

Filistin halkı direnişten vazgeçmiş değil

Tarihte eşi-benzeri görülmemiş bir barbarlığa maruz bırakılan Gazze halkı ve Filistinli örgütler ne teslim oldu ne direnişten vazgeçti. Soykırımın yarattığı ağır yıkımlara rağmen topraklarını tek etmediler. Bu bilindiği halde Trump-Netanyahu ikilisi ile paryaları bu gerçeği yok sayıyor ya da öyle bir izlenim vermeye çalışıyorlar.  

 Trump ile etrafına topladığı düşkün zevatlar, öyle olduğunu var saysalar bile Filistin halkının direnişten vazgeçtiğine dair hiçbir emare yok. Aynı şey direnişçi örgütler için de geçerlidir. Yaralı ve yorgun olsalar da topraklarını 21. Yüzyılın vahşi sömürgecilerine terk etmeyeceklerini hatırlatıyorlar. Dolayısıyla Trump’ın “Riviera” hayalinin kursağında kalması da olasılık dahilindedir.