Yine “Torba yasa” yine saldırganlık!
Reform iyileştirme demektir. Sermayeyi koruyan AKP iktidarı ise ekonomik, sosyal ve siyasal alanda devreye soktuğu her türlü saldırıyı “reform” söylemiyle gündeme getiriyor. Reform adıyla pazarladığı düzenlemelerle işçi sınıfının ve emekçilerin haklarını yok etmekte ve geleceklerini karartmaktadır. Yaptığı sözde reformlarla sadece asalak kapitalistleri ekonomik olarak mutlu etmektedir.
AKP iktidarı iş yasasında yaptığı değişiklikleri de “reform” diye sunmuştu. Oysa 4857 sayılı İş Yasası’nın içinden işçiler payına kölelik koşullarında çalışma çıktı. Sosyal Güvenlik reformu dediler; emeklilerin, emekçilerin ve işçi sınıfının haklarını gasp ettiler. Sağlıkta büyük reform dediler; içinden “paran kadar sağlık” çıktı. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı reformu dediler; iş cinayetlerinde Türkiye’yi dünyada ilk sıralara taşıdılar.
AKP’nin reform ambalajlı saldırıları kapitalistleri ihya etti. İşçi sınıfı, emekçiler ve emekliler ise hep kaybetti. Emekçilere kaybettiren sözde reformlardan nemalananlar sermaye sınıfı ve onun hizmetindeki AKP-MHP rejimi oldu. Rejimin emek düşmanı reformları üzerinden sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi alanlar piyasalaştırıldı.
AKP-MHP iktidarı durmuyor. Kapitalistleri güçlendiren, emeğin toplumsal kesimlerini ezen yeni sözde reform paketini de gündeme getirdi. Güya birtakım düzenlemelerle emeklilik sisteminde “reform” yapacaklarmış. Böylece emekli maaşlarının düşük olması sorununu çözeceklermiş. Orta Vadeli Programı güçlendirecek, “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi”ne dair reformla emeklileri rahatlatacaklarmış. Vatandaşlık maaşı reformuyla geniş toplumsal kesimleri mutlu edecekmişler!
Bugün emekliyi rahatlatacak reformdan bahseden AKP iktidarı, kısa bir süre önce emekliye 20 bin TL maaş vermekle övünebilecek derecede küstah bir tutum sergileyebildi. AKP iktidarı, tam bir pervasızlıkla emeklilerin yüzde 90’ını açlık sınırının altında kalan maaşa mahkum etti. Emeklilerin sadece yüzde 10’u 25 bin TL’nin üzerinde aylık alabilir hâle geldi. Emekliye bu derin sefaleti reva görenler, kapitalistlerin hizmetine devasa zenginlikleri sunarken “kaynak yok” demiyorlar.
Uyguladığı ekonomi politikalarıyla emekli maaşlarının erimesinin baş faili olan AKP, emekliyi yük sayan anlayışın en acımasız siyasi temsilcisidir.
***
2016’ya kadar emekliler ortalama olarak asgari ücretin yüzde 20 fazlası maaş alırken, şimdi ise asgari ücretin yüzde 60’ını alabiliyor. 2000 yılı öncesine göre aylık bağlama oranlarında da hızlı bir düşüş oldu. Emekli maaş bağlama oranları 2000 öncesinde 9 bin iş günü için yüzde 76, 7 bin 200 gün için yüzde 69, 5 bin gün için yüzde 60 olarak uygulanıyordu. AKP iktidarı eliyle aylık bağlama oranı yüzde 27’lere kadar geriledi.
Tablo böyleyken, Torba Yasa’da OVP kapsamında emeklilik sistemine ilişkin kimi düzenlemeler de yer alıyor. Buna göre, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) diye bir sözde reform gündeme getiriliyor. Bu düzenleme ile kıdem tazminatı gasp edilmek isteniyor. Kapitalistleri, işçinin canının yongası olan kıdem tazminatı “yükünden” kurtarmak istiyorlar. “Kıdem Tazminatı Fonu” oluşturma saldırısı yeniden gündeme taşınıyor. Hedeflenen, kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasıdır; kamusal emeklilik sisteminin sonlandırılmasıdır.
***
Torba’da “Vatandaşlık Maaşı” diye pazarlanan düzenlemenin gerçek maaşla ilgisi yok. Zira Torba’da yer alan aslında “Asgari Gelir Desteği”dir. Açlık ve yoksulluk girdabındaki ailelerin çok küçük bir bölümüne, deyim yerindeyse cep harçlığı verilmesi zihniyetiyle hazırlanmıştır.
Torba kanunlar, özelde Türkiye sermaye sınıfının, genelde emperyalist tekellerin kârlarını artırmak için hazırlandı. Bu nedenle uluslararası ve işbirlikçi tekelci burjuvazi Saray rejimine tam destek veriyor. MÜSİAD’ı, TOBB’u, İTO’su, İSO’su ve adliye koridorlarında dolaştırılan TÜSİAD patronları bile… Yani tüm sömürücü asalaklar sınıfsal çıkarları gereği AKP-MHP rejimine destek veriyorlar.
Böylesine kokuşmuş bir rejimin, emekçilerin insanca çalışma ve yaşam koşulları taleplerine kulak vermez. Tersine, rejim çıkardığı her yasayla, açtığı her torbayla, yaptığı her icraatla emekçilerin tepesine daha çok binmektedir. Zira bu mafyatik rejimin esas işi budur. Dolayısıyla bu gözü dönmüş din istismarcısı rejimi, işçi sınıfının örgütlü, meşru-militan mücadelesi dışında durdurabilecek bir güç bulunmuyor. Hem bu güncel saldırıya hem hak kayıplarına neden Saray rejiminin politikalarına karşı işçiler, emekçiler ve emekliler mücadeleyi ortaklaştırmalıdır. Unutulmamalıdır ki, bu gözü dönmüş sermaye uşaklarının saldırganlığı, ancak topyekun mücadele ile püskürtülebilir.
H. Yağmur
“Sefalete hayır”
2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi üyeleri düzenlediği basın açıklamasında kendilerine dayatılan sefalet koşullarına itiraz edip haklarını talep etti.
Eylemde yapılan açıklamada şunlar söylendi:
“Emekliler geçinemiyor, barınamıyor, sağlıklı beslenemiyor. Emekliler yalvarmıyor, ağlamıyor, sadaka istemiyor. Emekliler ülkemizin bugün ulaşmış olduğu toplam zenginliğe yaptıkları katkıların hakça paylaşılmadığını görüyor ve hem tek tek hem de topluca, örgütlü olarak itiraz ediyor.”
Açıklamanın sonunda ise talepler şöyle sıralandı:
“*Derhal yasal düzenleme yapılarak Emekli sendikalarının toplu sözleşme yapma hakkı tanınmalıdır.
*Bizler yarına sabredecek hâli kalmayanlarız. Derhal dul ve yetimlerimiz ile 65 yaş üstü güvencesiz vatandaşlarımızın gelirini açlık sınırı üzerine çıkarın.
*En düşük emekli aylığını 39 bin TL’ye yükseltin.
*Memur emeklilerine ödemediğiniz seyyanen zamları derhal ödeyin.
*Tüm emeklilere hak kayıplarına göre orantısal zam yapın.
*Önümüzde Ramazan ayı ve bayramı var. Bizler harçlık istemiyoruz. Tüm emeklilere birer aylık tutarında ve yılda dört kez olan ikramiye istiyoruz.
*Kirada oturan tüm emeklilere kira yardımı istiyoruz
*Bizler kimseden sadaka istemiyoruz. Sabredecek halimiz, dayanacak takatımız kalmadı. Hak edişimizi istiyoruz. Alana kadar da sokaklardan ayrılmayacağız.”
Kızıl Bayrak / Mersin
|