20 Ağustos 2005
Sayı: 2005/33 (33)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sınıfa güven kazandıran bir çalışma
  Erdemir işçisi yağmacılara
karşı nöbette
   Özelleştirmeler ve uygulanmayan
mahkeme kararları
  Belediye Gelirleri Kanun Taslağı
yasalaşmayı bekliyor
  Özelleştirmeye karşı mücadele ve sorunları
İşsizliği kapitalizm üretiyor
Deprem öldürdü, kapitalizm
süründürüyor!
  KESK’in “eylem” takvimi!
  Görüşmelerden çekilip greve hazırlanılmalı!
  Tersanelerde iş cinayetleri biz sessiz
kaldıkça devam edecek!..
Örgütlenelim ve ayağa kalkalım!
  Kapitalist barbarlık bebeklerimizi de
katlediyor!
  Emekçi kadın özgürlük ve eşitlik, yani sosyalizm ister!
  Mamak II. Kültür ve Sanat Festivali
deneyimi (Orta sayfa).
  Başarılı ve coşkulu bir festival
  Siyonist işgalciler Gazze Şeridi’ni
boşaltıyor
  İran’a ABD-İsrail tehdidi

  İşgalcinin gölgesinde yapılan anayasa
pazarlıkları tıkandı

  Bush yönetimi “arka bahçe”deki askeri
yığınağı arttırıyor
  Bir gezi ve anlattıkları
  ODTܒde soruşturma saldırısına karşı
kampanya
  Taban inisiyatifleri üzerine /Kamu Emekçileri Bülteni
  Şoven gericiliğin
hizmetindeki aydınlar
  Genç İşçi Bülteni'nden
  Çernobil, kanser ve devlet gerçeği...
  Tekirdağ F Tipi'nde saldırılar
  Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın


 

Çernobil, kanser ve devlet gerçeği...

Katil devlet hesap verecek!

1986'da SSCB'de Kiev yakınlarında Çernobil'de bir patlama oldu. Radyoaktif parçacıkların oluşturduğu dev bir bulut Avrupa'nın içlerine, 2 bin kilometrelik bir uzaklığa yayıldı. SSCB'de 31 kişi öldü, 200 bin kişi evini terketmek zorunda kaldı. Ancak bilim insanları ölüm sayısındaki asıl artışın önümüzdeki on yıl içinde görüleceğini belirtmişti. Demir duvarların arasından sızarak yayılan zehir bulutlarının insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri ise cabası.

Her zaman olduğu gibi halk bu bilgilerden mahrum bırakılmış, açıklanan bilgiler ise bir toz bulutu gibi dağılıp gitmişti. Radyasyon ise Avrupa'nın birçok ülkesine dağıldı. En çok etkilenen Ukrayna, Almanya ve Doğu Karadeniz bölümü oldu. Çernobil faciasının Türkiye'de, başta Doğu Karadeniz olmak üzere, diğer tüm bölgelerde yarattığı olumsuz etki tam olarak bilinmemektedir. Bugüne kadar yapılan tüm bilimsel araştırmalar halkı aydınlatıcı olmamıştır. Çünkü o zamanlar herhangi bir açıklama yapılmasına engel olunmuş, TAEK Başkanı bile ‘bizim dışımızda kimse bir açıklama yapamaz' sözleriyle gözdağı vermeye çalışmıştı.

Bütün bu sır perdesinin arkasında oynanan oyunlar ise Doğu Karadeniz bölgesindeki çay üretimi üzerinde yoğunlaşan tehlike söylentileri ile ayyuka çıkmıştı. Doğu Karedeniz'de üretilen çayın radyasyondan etkilendiği iddiaları üzerine dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral medya karşısına çıkarak çay içmiş, hiçbir tehlike olmadığını ispatlamaya çalışmıştı. Aynı olay on yıl sonra İstanbul'daki içme suyunda koli basili olmadığını ispatlamak üzere devlet bakanı tarafından da sahnelenmişti. Bakan halkın karşısına çıkarak bardak bardak su içmiş, tehlikenin söylentiden ibaret olduğunu söylemişti.

Tüm gerçekler su yüzüne çıktığında ise halkın sağlığıyla çoktan oynanmıştı. Üretilen malın dış pazarda satılmaması üzerine (ABD'ye giden malların taraması yapıldığında kanserojen madde olduğu anlaşılmış ve geri gönderilmişti) tamamı iç pazarda tüketilmişti. İç piyasaya sürdükleri radyasyonlu mallarla halkın yaşamını hiçe sayan kan içici sermaye binlerce insanın hayatıyla oynadı.

Aradan 13 yıl geçti. Bugün hala yaşanan ölüm ve sakat doğumların, kanser vakalarının Çernobil'den kaynaklanmadığını iddia etmelerine rağmen emperyalizmin uşaklarının çirkin yüzü bir kez daha gözler önüne seriliyor. Yaşanan bunca olaya rağmen TAEK, Türkiye'de nükleer santral yapılması için ciddi bir lobi yürütüyor. Nükleer santrale karşı çıkılmaması için kirli yalanlar ortalığa saçılıyor.

Hemen yanıbaşımızdaki Küçükçekmece'de Nükleer Santral Araştırma Merkezi atıklarının Küçükçekmece Gölü'nü günden güne zehirlediğini, insan yaşamının hiçe sayılarak etrafa yayılan hastalıkların habercisi olduğunu görmezden gelmeleri insanlık dışı bir davranış. Yatağan'daki Termik Santrali ise anlatmaya bile gerek yok. Bu kadar çok örnek Türkiye'de güvenli bir nükleer santralin kurulmasının ne kadar imkansız olduğunu göstermiyor mu'
Dönemin yetkili ağızlarını dikkate alan halk şimdi kanserin pençesinde kıvranıyor. Bu Karadeniz insanı için bir felaket. Ortalama vatandaşın tek görebildiği ailesinden ya da yakın çevresinden birisinin kansere yakalanması ve hayata veda etmesidir. Karadeniz'in doğa harikası Çamlıhemşin'de Fırtına Vadisi'ne yapılması planlanan nükleer santral de kansere yolaçacaktır. Bölgede iş imkanı yaratılacağı vaadleriyle halkı kandırarak sağlığımızı tehdit ediyorlar.

Karadeniz bedel ödüyor. Kazım Koyuncu da bedel ödeyenlerden sadece birisiydi. Çernobil gerçeğini gözler önüne seren Kazım Koyuncu, "Karadeniz'de her ailede kanser hastası olması tesadüf değil, adamlar pişkin pişkin çay içti karşımızda. Bunu yapan insan ya geri zekalıdır ya da çıkar gruplarına hizmet ediyordur. Eğer bu insanlar karşımızda çay içeceklerine erken teşhis için bir takım çalışmalar yapsalardı, sonuç farklı olurdu. Şimdi bunlar cinayet değil mi?" dedikten yaklaşık dört ay sonra aramızdan ayrıldı.

Halk katilleri ellerini kollarını dolaşarak ortalarda dolaşıyor. Artık Karadeniz halkı daha çok şey biliyor, gerçekleri görüyor. Sıra katil devletin hesap vermesinde.

Kızıl Bayrak okuru/Küçükçekmece

-----------------------------------------------------------------------------------

Kapitalizmin eseri: Küresel ısınma

Kapitalizmin zararları sadece ekonomik ve siyasal alanda değil. Kapitalizm yaşadığımız gezegeni de yaşanmaz hale getirdi.
İnsan soğuk bir kış gününde birkaç derecelik ısınmanın o kadar kötü olmadığını düşünebilir. Ancak dünyanın insanlığı tedirgin edecek haberleri var.

Şu anda Alaska'dan And Dağları'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana 0,6 santigrat derece arttı, ancak en soğuk, en uzak noktalar daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de içaçıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor. Değişiklikler genelde gözden ırak oluyor ancak akıldan ırak olmamalı, çünkü bunlar geleceğimizi etkiliyor.
Kapitalist sistemin gözü kârdan başka bir şey görmediği için doğayı ve çevreyi kirleten hiçbir şey onun umrunda değil. O sadece parayı nasıl kazanacağını düşünüyor. Kapitalist sistem, yüzyıllardır ormanları kesiyor, kömür, petrol ve benzin kullanıp hiçbir önlem almadan atmosfere büyük bir hızla bitkilerin ve okyanusların soğurabileceğinden fazla karbondioksit yayıyor. Atmosferdeki karbondioksit düzeyi bugün yüzbinlerce yıl önce olduğundan çok daha yüksek.

Bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda kaygılı. Daha şimdiden atmosfere gezegenin önümüzdeki on yıllar boyunca ısınmasına neden olacak miktarda sera gazı pompalanmış durumda. ABD 4 yıl önce Kyoto Sözleşmesi'ne imza atmayı reddetti. Tekellerin kârı için insanları öldüren ya da insanların ölmesine neden olan emperyalist ABD çevreyi ve doğayı ne kadar düşünebilir'
Ancak Kyoto Sözleşmesi'nin dahi ısıyı tutan gazların artışını yavaşlatma konusundaki etkisi çok az. Küresel ısınma artık kaçınılmaz bir son. Binlerce insan ölecek, bazı yerler sular altında kalacak, binlerce tür yokolacak ve dünya bir kaosun içine gidecek, bu kapitalist barbar sistemin eseridir ve önlem alınmazsa geri dönüşü yoktur.

İLGP'den bir öğrenci/Küçükçekmece

 

İnsanın tüylerini ürperten 2004 tablosu:

* 2004 bu asrın en sıcak 4. yılı oldu.
*Ani sıcaklık artışının yarattığı zarar 34 milyar dolar.
* Arap denizinde 5 hortum oldu.
* Atlantikte 8 kasırga felaketi yaşandı, önceden yılda ortalama 6 kasırga olurdu.
* ABD, Afganistan, Çin ve Hindistan'da aşırı sıcak yazlar kuraklığa yolaçtı.
* Avusturalya son 50 yılın en büyük kuraklığını yaşadı.
* Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde ilk kez kar yağdı ve kar fırtınaları meydana geldi.
* ABD'nin Teksas eyaletine ilk kez Aralık ayında kar yağdı.
* Bazı ülkelerde yaşanan sel felaketlerinde 30 bin insan öldü.
* Sahra çölünde sağnak yağış görüldü.

 

Atmosfere karbondioksiti en fazla yayan ülkeler:

ABD 5 milyar ton
AB 3.3 milyar ton
Çin 2.8 milyar ton
Rusya 2.3 milyar ton
Japonya 1.1 milyar ton
Hindistan 1 milyar ton