26 Temmuz'03
Sayı: 29 (119)


  Kızıl Bayrak'tan
  Irak'ta ABD jandarmalığına hayır!
  Hükümet ve ordu ABD ile anlaştı...
  Demokratikleşme oyununda 7. perde açıldı...
  İMF ile 5. gözden geçirme görüşmeleri tamamlanmak üzere...
  Kürt halkına karşı yeni kirli oyunlar...
  AB'den ekonomik, sosyal ve demokratik haklar beklenemez...
  Birleşik Metal-İş genel kurulları ve metal işçilerinin görevleri
  Kamu TİS'leri ihanetle sonuçlandı!
  Kamu emekçileri hareketine acil müdahale zorunluluğu
  Çırpındıkça batacaklar
  Emperyalist güçler İran üzerindeki baskıyı artırıyor
  Abbas hükümeti ABD-İsrail dayatmalarına boyun eğiyor...
  Saldırılara karşı örgütlü/birleşik mücadele!
  Genç İşçi Bülteni'nden...
  Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Platformu Bülteni'nden...
  Eğitim hakkımız gaspediliyor...
  Polkima'da TİS süreci, lokavt ve grev aşamaları
  Irak'ta yeni tuzak
  Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Abbas hükümeti ABD-İsrail dayatmalarına
boyun eğiyor...

Emperyalistlere bağlanan umutlar
Filistin direnişini boğma sonucuna çıkıyor

Bir süre önce El Fetih Merkez Komitesi’nden ayrılmak için istifasını sunan, ardından başbakanlıktan da istifa etme tehdidinde bulunan Mahmut Abbas, şimdilerde amacına ulaşmış görünüyor.

Abbas hükümetinin attığı tüm adımları desteklemeye başlayan Arafat, basına yaptığı açıklamalarla Abbas’ın arkasında olduğunu ilan ediyor. Arafat, ABD-İsrail tarafından fiilen devre dışı bırakılmasına rağmen Abbas’ın Kasap Şaron ve ABD emperyalizmi ile yaptığı görüşmelere de tam destek veriyor. İsrail Filistin halkının sorunlarının çözümü konusunda hiçbir somut adım atmazken -üstelik Arafat’ın bizzat kendisi bir yıldan beri Ramallah’ta kuşatma altından tutulmasına karşın-Filistin yönetimi tarafından teslimiyet yönünde atılan adımlar emperyalizme güvenmenin ne tür sonuçlar üreteceği konusunda ibret verici bir fikir vermektedir.

Siyonist işgale karşı direniş “yasadışı” oldu

Mahmut Abbas yönetimi eliyle Filistin direnişini tasfiye etmek için yoğun çaba harcayan Bush-Şaron çetesi, “yol haritası”nın uygulanabilmesini baştan beri direnişçi örgütlerin etkisizleştirilmesi şartına bağlamışlardı. Filistin’de iç çatışma yaratma planları dahil olmak üzere her araca başvurarak bu kirli amaçlarına ulaşmanın yollarını aradılar. ABD-İsrail taleplerini El Fetih’e dayatan Abbas, örgüt içinde tepkiyle karşılandı. İstifa şantajıyla bu tepkileri etkisizleştiren Abbas, Arafat’ın desteğini de yanına alarak Filistin direnişine karşı yasal önlemler almaya başladı. Daha önce ateşkese uymayanların tutuklanacağını ilan eden Abbas, attığı yeni adımla, İsrail işgaline karşı her türlü silahlı direnişi yasadışı ilan etti.

Mahmut Abbas-Ariel Şaron arası görüşmeler Kudüs’te devam ederken, silahlı direnişi suç sayan bir kararname kamuoyuna açıklandı. Yaser Arafat tarafından hazırlandığı belirtilen kararnamede, “şiddeti özendiren, güç kullanarak değişim sağlamak konusunda halkı harekete geçiren yasadışı örgütlerin hedef alınacağı” belirtiliyor. Yani İsrail karşıtı her türlü direniş dolaysız bir şekilde hedef tahtasına yerleştiriliyor. ABD-İsrail tarafından “terörist örgütler” listesinde gösterilen Filistin direniş örgütleri, bu kararname ile Filistin yönetimi tarafından da aynı muameleye tabi tutulmuş oldu. Koşulları oluşursa eğer, Abbas ile ekibinin bundan sonraki adımı direnişi silahsızlandırmak olacaktır.

Kararname ilan edilmeden önce Cenin valisi Haydar Erşad, El Fetih’in silahlı kanadı El Aksa Şehitleri Tugayı tarafından kaçırıldı. 5 saat rehin tutulan vali, El Fetih yetkililerinin devreye girmesiyle serbest bırakıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan bir örgüt yetkilisi, Cenin valisinin İsrail’le işbirliği yaptığını, adamlarını El Aksa üyelerini öldürmek için gönderdiğini, bu nedenle kaçırıldığını söyledi.

Bu arada El Aksa Şehitleri Tugayı Arafat’tan, başbakan Abbas’la içişleri bakanı Muhammed Dahlan’ı görevden alıp ABD baskısıyla kurulan hükümeti feshetmesini, Filistin-İsrail güvenlik işbirliğinin sona erdirilmesini talep etti. Oysa Arafat, bir yandan Abbas/Dahlan ikilisi ile el ele verip direnişi tasfiye etmenin çarelerini ararken, öte yandan Abbas’ın ABD/İsrail egemenleriyle yürüttüğü görüşmelerde benimsenecek tavır konusunda ortak formül üzerinde anlaşarak (basına verdiği bir demeçte, “Yaser Arafat’la Mahmut Abbas aynı kişidir” ifadesine yer verdi), El Fetih’in silahlı kanadını boşa çıkarmış oldu.

Siyonistlerin bilinen küstah tavrı devam ediyor

Filistin yönetimi ABD-İsrail dayatmaları karşısında ardarda tavizler verip, direnişi tasfiye etmek için yoğun çaba harcarken, siyonistler bildiklerini okumaya devam etmekte bir mahsur görmüyorlar. Filistinli tutsakların serbest bırakılması beklenirken, bu amaçla tutsaklar dönüşümlü açlık grevi, mülteci kamplarında binlerce kişi mitingler yaparken, İsrail zindanları birer işkence kampı olmaya devam ediyor. ACRI (İsrail Temel Hak ve Özgürlükler Birliği), yayınladığı son raporla siyonist vahşeti tüm boyutlarıyla yeniden belgeledi.

El Fetih’in direnişçi kimliği ile tanınan lideri Marvan Barguti’nin bırakılması talebine karşın İsrail, 15 aydan beri Barguti’yi hücreye kapatıp ailesi ile görüşmesine bile izin vermeyerek tecrit altında tutuyor. Filistin-İsrail arasında yapılan anlaşmada geçişlerine izin verileceği söylenmesine rağmen, iş bulmak amacıyla İsrail’e geçmek isteyen Filistinli işçiler İsrail askerlerinin silahlı saldırılarına maruz kalıyor. Bunun son örnekleri Gazze ve Refah kentlerinin geçiş noktalarında yaşandı, askerlerin açtığı ateş sonucu bir işçi ölürken, çok sayıda işçi yaralandı. Mahmut Abbas, Arafat’a seyahat özgürlüğü tanınmasını talep ederken İsrail, Arafat’ı tutuklayabileceğini ya da sürgüne gönderebileceğini açıkladı vb.

Siyonistler görüşmelerde de aynı tavrı takınıyor. İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz’la görüşen Muhammed Dahlan’ın talepleri İsrailli bakan tarafından reddedildi. Filistin tarafının isteklerini reddeden siyonist bakan, “Barış sürecinin devam etmesi için Filistin yönetiminin radikal örgütlere karşı en kısa sürede harekete geçmesi gerektiğini” söyleme yüzsüzlüğünde bulundu. Şaron ise Abbas’la yaptığı görüşmede, daha çok Filistinli mahkumun serbest bırakılmasıyla ilgili taleple, Batı Şeria ile Gazze’deki yol barikatlarını kaldırma konusunda -alay edercesine- sadece “düşünme” sözü verdi.

Görüldüğü üzere İsrail hükümeti Filistin halkı üzerindeki ablukayı kaldırmayı düşünmüyor bile. Bu alanda şimdiye kadar hiçbir somut adım atmadığı gibi, adım atmaya da niyetli görünmüyor. Her zamanki saldırgan, küstah tutumu ile Filistin yönetiminden biran önce direnişi ezmesini talep edip duruyor. Aksi halde “barış” sürecinin devam edemeyeceği tehdidini savuruyor. Sanki ortada gerçekten bir barış varmış gibi.

Emperyalist diplomasiye bağlanan umutlar

Filistin yönetimi izlediği uzlaşmacı/teslimiyetçi çizgiye rağmen, Şaron hükümetinin “yol haritası”nın gereklerini yerine getirmeyeceğini biliyor. Bundan dolayı diplomatik alana ağırlık veriyor. Diplomasi ile İsrail’e basınç uygulayabileceğini uman Abbas/Arafat ikilisi “dörtlü” diye tabir edilen ABD, AB, BM, Rusya gibi emperyalist güçlere çağrı üzerine çağrı yaparak sorunla daha yakından ilgilenmelerini talep ediyorlar.

İlk ziyaretini Mısır’a yapan Mahmut Abbas, Kahire’de Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’le görüştü. Abbas’a destek veren Mübarek, baştan beri “yol haritası”nın uygulanması için çaba harcıyor. Mısırlı diplomatlar da Filistin direnişinin tasfiyesi için aktif bir rol üstlenmiş durumdalar. Mısır’da yaptığı açıklamada “yol haritası”nın uygulanması için “dörtlü”nün desteğini isteyen Abbas, bu desteğin büyük önem taşıdığını belirtti.

Abbas Mısır ziyaretinin ardından Washington gezisine çıkarken, Türkiye’yi ziyaret eden Filistin Dışişleri Bakanı Nebil Şaat ise, Türkiye’den “İsrail’i Ortadoğu barışı için ikna etmesini” istedi. Bu arada Şaat, AB’nin kendilerine barış süresince garanti verdiğini, buna güvenlerinin tam olduğunu vurguladı. Abbas’ın Washington ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Arafat da, ABD’nin Ortadoğu barış sürecinde temel bir rolü ve sorumluluğu olduğunu iddia etti. AB’ye de çağrıda bulunan Arafat, “Müdahalelerine acil ihtiyacımız var, çünkü daha ilk etap gerçekleşmedi” ifadesini kullanarak, “yol haritası”nda pek bir mesafe alınmadığını vurguladı.

Tarihte emperyalistlerin halkları barışa ve özgürlüğe kavuşturduğuna tanık olunmamıştır. Silahlı çatışmaların geçici bir süre bitirildiği kimi bölgelerde -örneğin eski Yugoslavya- yaşayan halklar ise, emperyalist güçlerin kölesi haline getirilip, maddi/manevi çürümeye mahkum ediliyor. Filistin halkı da sorunlarını çözecek bir barışa elbette özlem duymaktadır. Ama bu barışa ABD-İsrail gibi insanlık düşmanı güçlerle ulaşılabileceğini sanmak gafletten başka bir anlam taşımaz. Böyle bir barış vaat eden Abbas yönetimi, şimdiden Filistin halkının direnişini tasfiye etmeye çalışarak çürümeye zemin hazırlama derdinde. Ancak nafile, özgürlük tutkunu Filistin halkının direnişi zincirlerini kırıp er ya da geç zafere ulaşacaktır.