1 Haziran'02
Sayı: 21 (61)


  Kızıl Bayrak'tan
  AB tartışmaları ve düzenin aldatıcı manevraları
  Denetim tamam, saldırıya devam!
  5 Haziran'da iş bırakarak alanlara!
  Grev yasağı ve sendikal ihanet
  Lastik-İş bürokratlarına işçilerden yoğun tepki
  Kıbrıs üzerine AB pazarlıkları
  Türkiye'de siyaset yapmanın zorluğu ve kolaylığı
  KESK bölge mitingleri...
  Kürdistan'ın öteki parçalarıyla ilişkiler
  Nazım Hikmet 100 yaşında!..
  "Farklı tutum"un sahiplerinin pratiği
  "Ticarethane değil üniversite istiyoruz!"
  Anadolu Yakası Liseli Gençlik Platformu Bülteni'nden...
   Anadolu Yakası İşçi-Emekçi Platformu Girişimi Bülteni'nden...
   Emperyalist "şer cephesi"nin başı Bush'un Avrupa turu
   Yurtdışı eylemlerinden...
   Emperyalist dünya ve ABD-Rusya ilişkileri
   Sorun çözümün ta kendisi
   Ankara Öncü İşçi-Emekçi Platformu'nun Gökçesu maden işçilerini ziyareti...
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Nazım Hikmet: Sınıfsız, sömürüsüz,
sınırsız bir dünyanın adıdır

Nazım Hikmet... Kızıl atlılar gibi geçen bir zaman ve atların köpüklü boyunlarına yatmış, beyaz atlıların ardından kılıç oynatan bir yürek... Yaşamını işçi sınıfının sosyalizm kavgasına, dünya halklarının özgürlük mücadelesine ve komünizm davasına adamış bir şair... Emeğin sanatını, alınterinin kültürünü dünya emekçilerine, mazlum halklara taşımış edebiyat ustası...

Kendini ve sanatını proletaryaya ve onun soylu davasına adıyor. Gericilik yıllarında yazdıklarıyla beyinleri, yürekleri aydınlatıyor. Bu nedenle Nazım’ın ne vatan hainliği kalıyor, ne orduyu silahlı ayaklanmaya teşviki, ne de ezilenleri devlete karşı isyana kışkırtması. Oysa Nazım hem hapislerde hem de sürgünde geçen yıllarında memleketine olan sevdasını yazıp duruyor. Memleketin emperyalistlere teslim edilmesini hazmedemiyor. “Beyler bu vatana nasıl kıydınız” diye soruyor.

Dönemin ABD başkanının bir sözü varmış; “NATO’da en ucuz asker Türk askeridir. Değeri 23 sent” diye. Emperyalistlerin 23 sentlik değer biçtikleri asker için şiir yazmıştır Nazım usta. Fabrikada kolunu makinaya kaptıran işçi Memed’e de... Nazım usta yaşamıyla, sanatıyla, eylemiyle emperyalizme ve onun kaynaklık ettiği her türlü gericiliğe karşı savaşmıştır. İşte Nazım’ı Nazım yapan da budur. Bunların toplamıdır. Bunlardan birisi eksikse, orada Nazım usta yok demektir. Tıpkı bugün yapılmaya çalışılan gibi. Nazım ustayı da zaten bu yüzden sevmezler. Sevmeyenlerin tümü de bu sömürü çarkının dönmesini isteyen asalaklardır. Bu ülkeyi emperyalist efendilerine teslim edenlerdir. Nazım ustayı da kölelerinin davasına kendini adadığı, onları bilinçlendirdiği, yol gösterdiği için sevmiyorlar. Elbette sevmeyecekler. Zten Nazım usta da onları sevmiyordu. Nazım ustanın özlemini duyduğu dünyayı sevmiyorlar. Nazım usta her milliyetin, her ırkın insanıydı çünkü. Onların sevinçleri, üzüntüleri oluyordu. Afrikalı çocuk da oluyordu, Ekim Devrimi’nin neferi bir işçi de...

Bugün dünya kan gölüne dönmüşse, bu, Nazım ustanın savaştığı düzenin suçudur. Bugün insanlar açlıktan, hastalıktan, soğuktan ölüyorsa bu düzenin suçudur. Nazım usta işte bu zorbalığa karşı savaşmak için yaşamını ezilenlerin davasına adadı.

Ve biliyordu ki, partisiz olmazdı kurtuluş. Ve bugün Nazım usta halen sınıfın partisiyle beraber yine beyaz atlıların ardından kılıç oynatıyor. Yine yol gösteriyor, yine kendi gibi komünist sanatçılara yol gösteriyor, yine devrimin bayrağını taşıyor. O proletaryaya partili olmasını, örgütlenmesini, devrim yapmasını öğütlüyor. O bu düzenden makinada kolu kalan işçi Memed’in diyetini istiyor. O bombalanan dünya halklarının özgürlük savaşında en önde savaşıyor.

Nazım özgürlüktür, Nazım devrimdir. Sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız bir dünyanın adıdır. Benim ise alınterim, yüreğim ve nasırlı ellerimdir. Çünkü Nazım usta benimdir. Benim davamın, benim sınıfımın neferidir. Bizlere düşen de onun yaşam felsefesine bağlı kalmaktır. Yüreğinden, düşlerinden ve sanatından eksik etmediği, özlemini duyduğu dünyayı kurmaktır. Nazım ustayı anlamak ve yaşatmak budur.

K. Boran



İsviçre/Basel’de Nazım Hikmet etkinliği...

“Dövüşmek yeni bir alem için!”

BİR-KAR ve Gökkuşağı olarak “Dövüşmek yeni bir alem için” şiarı altında ortak bir Nazım Hikmet etkinliği düzenledik. Etkinlikle ilgili çıkardığımız afişleri derneklere, iş yerlerine, kahvelere ve çeşitli kurumlara astık. Aynı afişi çağrı bildirisi ebadında çoğaltarak posta kutularına dağıttık ve ev gezileri düzenledik. Etkinliğimize Server Tanilli ve Erdoğan Egemenoğlu davetliydi. Fakat bizi aşan ve şair dostumuzdan da kaynaklanmayan bir nedenden dolayı, Erdoğan Egemenoğlu etkinliğimize katılamadı.

Yaklaşık 100 kişinin katıldığı etkinlik devrim şehitleri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardında BİR-KAR ve Gökkuşağı adına hazırlanan ortak konuşma metni okundu.

Konuşmada özetle; 100. doğum yılı vesilesiyle düzen cephesinde yürütülen Nazım’ı sahiplenme kampanyasının arka planı ve neyi amaçladığı anlatıldı. Nazım’ı ideallerinden ve siyasal kimliğinden arındırma çabasının sonuç vermeyeceğine, komünist bir şairi düzene uydurmanın olanaksızlığına dikkat çekildi. Nazım’ın bir bütün olarak devrim ve sosyalizme ait olduğu ve onun idealerinin günümüzde devrimcilerin ellerinde bir bayrak gibi dalgalandığı dile getirildi.

Server Tanilli, bu paralelde ve bunu tamamlayan bir konuşma yaptı. Nazım’ın komünist bir şair olduğu ve idealleri uğruna yaşadığı, ölünceye kadar da bunları koruduğunu dile getirdi. Konuşmasını Nazım’dan okuduğu şiirlerle süsleyip zenginleştirdi. Etkinlik şiir resitali biçiminde yapıldığı için Server Tanilli programını konuşma ve şiir okuma biçiminde sürdürdü. Başarılı bir program sundu, konuşma ve şiirleriyle hem coşku yarattı hem de coştu. Mücadeleyi ve emekçilerin davasını öne çıkardı. Kapitalizmin bir geleceği olmadığını, umutlu olmak gerektiğini anlattı. Konuşmasını “Güzel günler göreceğiz çocuklar” şiiriyle bitirdi ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna ve o güzel günlerin geleceğine olan inancını dile getirdi.

Etkinliğimiz katılımcı kitle tarafından dikkat ve ilgiyle izlendi.

BİR-KAR/Basel



Okan Külekçi sonsuzluğa uğurlandı...

7. ekipten girdiği ölüm orucu eyleminin 240. gününde şehit düşen TİKB dava tutsağı Okan Külekçi 26 Mayıs Cumartesi günü Sarıgazi Mezarlığı’na gömüldü.
Önce Sarıgazi Cemevi’ne getirilen Okan Külekçi’nin cenazesini yaklaşık 250 kişilik bir kitle bekliyordu. 2-3 saat boyunca durmadan sloganlar atan ve marşlar söyleyen kitle buradan otobüslere binerek Sarıgazi Mezarlığı’na gitti. Atılan sloganlar arasında "Yaşasın Ölüm Orucu direnişimiz!", "Yaşasın devrim ve sosyalizm!", "Devrim şehitleri ölümsüzdür!", "Devrim için düşenler kavgamızda yaşıyor!", " Bedel ödedik bedel ödeteceğiz!", "Direne direne kazanacağız!" vardı.

Okan Külekçi yoldaşlarının eşliğinde örgütünün bayrağına sarılarak gömüldü. Mezarı başında hayatını ve mücadelesini anlatan bir konuşma yapıldı. Sevdiği bir şiir okundu. Ardından TUYAB’lı bir ana mücadeleyi ve direnişi sahiplenmeye çağıran bir konuşma yaptı. Mezarlıkta TUYAB "3 kapı 3 kilit açılsın ölümler son bulsun", ÖMP’de "Ölüm Orucu şehitleri ölümsüzdür" yazılı bir pankart açtı. Marşlar söylenirken jandarma cenazenin bir dakika içerisinde bitirilmesi gerektiğini, yoksa müdahale edeceğini söyledi. Bunun üzerine gergin bir ortamda otobüslere binildi. Otobüsler jandarma takibi altına alındı. Otobüslerin yavaşladığı bir anda otobüslerden aşağı atlayan iki kişi jandarma tarafından gözaltına alındı.

SY Kızıl Bayrak/İstanbul