18 Mayıs'02
Sayı: 19 (59)


  Kızıl Bayrak'tan
  Sermayenin işçi sınıfı hareketi içindeki ajanları
  Yakıcı sorunlar karşısında yasak savma tutumu
  Göstermelik eylem işçilerin basıncı karşısında zamanından önce bitirildi
  Lastik işçisi grev hakkına sahip çıkmalıdır!
  Kamuda çalışan binlerce işçi ve emekçinin tasfiyesi gündemde
  Kamu bankalarında büyük tasfiye
  Yonca Teknik işçisi greve devam ediyor
  16. Geleneksel İTÜ Şenliği ve devrimci tavır
  Paralı Eğitim Karşıtı Öğrenci Platformu Bülteni'nden...
  Platform çalışmasının güncel sorunları
  Düzen siyasetinin açmazı ve iflası
  AB tartışmaları, yoksulluk ve demokrasi...
  Siyonizm ve uluslararası emperyalizm/2
   Hollanda parlamento seçimlerinde politik deprem
   Türkiyeleşme" politikasının içyüzü ve birleşik mücadelenin gerekleri
   Filistin kazanacak!..
   Kadın hakları için ayağa kalkın!..
   Faşizmin işkencehanelerinde ser verip sır vermedi!..
   Ezilen halklarla dayanışmayı yükseltelim!
   Mücadele postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Lastik sektöründe grev kapıda... Lastik patronları
geçen sözleşme dönemindeki oyunları yinelemeye hazırlanıyor...

Lastik işçisi grev hakkına sahip çıkmalıdır!

Lastik sektöründe işverenlerin katı tutumu nedeniyle grev aşamasına gelindi. Goodyear, Brisa ve Pirelli’de bundan bir süre önce toplusözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanmış ve her üç işyerine de sendika tarafından grev kararı asılmıştı.

Grev kararının fabrikalara asılmasını takip eden günlerde de işverenler anlaşmaya yanaşmadılar. Bunun üzerine Lastik-İş Sendikası 23 Mayıs’ta Brisa’da üretimin durdurulacağını ve grev uygulamasına başlanacağını açıkladı.

Geçen toplusözleşme döneminde hükümetin lastik grevlerini yasaklaması sonucunda ciddi hak kayıpları yaşandı. Şubat krizinden sonra sendikanın uzlaşmacı tutumu nedeniyle sözleşme bir protokolle delindi. Bu nedenle hak kayıpları daha da arttı.

Bundan cesaret alan lastik patronları şimdi daha da geri bir sözleşmeyi sendikaya dayatıyorlar. Önümüzdeki iki yıllık dönem için 6 aylık dilimler halinde enflasyon oranının yüzde 80’i oranında zam teklif eden patronlar, bir taraftan da olası bir grevi erteletmek için Ankara’da siyasilerle görüşmeler yapıyorlar.

Lastikte hak kayıpları

2000-2001 dönemi boyunca lastik işçileri önemli bir ekonomik kayba uğradılar. İşçilerin brüt ücretleri reel olarak 100’den 70’e, sosyal yardımlar ise 100’den 46’ya geriledi. İşgücü maliyetleri aynı dönemde yüzde 38 oranında aşağı çekildi. Daha önce bir işçinin işverene yıllık maliyeti 26 bin dolarken, bu rakam 16 bin dolara düştü.

Geçen yıl Şubat krizinden sonra imzalanan ve sözleşmeyi geçersiz kılan protokol yeni hak kayıplarına neden oldu. Protokol nedeniyle 2001 yılında ücretlere yüzde 28, sosyal yardımlara ise sadece yüzde 12 zam uygulandı. Oysa aynı yıl enflasyon yüzde 70’ler civarında oldu. Bu da lastik işçisinin önemli ölçüde gelir kaybına uğraması demekti.

Hükümet grevi ertelemeye hazırlanıyor

Hükümetin tıpkı geçen sözleşme döneminde olduğu gibi bu kez de lastik grevini “milli güvenlik” gerekçesiyle ertelemesi (yani yasaklaması) bekleniyor. İşverenler hükümet üyeleriyle bu konuda gereken görüşmeleri yaptılar. İşverenlerin yaptığı bir açıklamada da “Lastik üreticisi 3 şirketin ülke ekonomisi içindeki önemi yadsınamaz. Bu sektördeki olumsuzluklar ülke ekonomisini doğrudan etkiler.” denilerek, bir yerde hükümete ülke ekonomisini düşünüyorsan bu grevleri ertele çağrısı yapılmış oldu. Henüz resmen açıklanmadı, ama hükümetin de grevi ertelemeyi düşündüğü, bu düşüncelerini bizzat kendilerini ziyarete gelen sendikacılara uygun dille ilettikleri biliniyor.

Hükümetin grevi yasaklama gerekçesi elbette gene “milli güvenlik” olacaktır. Ülkenin en büyük, en stratejik tüm kuruluşlarını, Telekom’undan Petrol Ofisi’ne kadar emperyalistlere ve sermayeye peşkeş çekenlerin, bütün ülkeyi onların ayakları altına serenlerin “milli güvenlik” adına grev ertelemeleri tek kelimeyle alçakça bir ikiyüzlülüktür.

Lastik işçisi bu tehdide boyun eğmemelidir

İşverenler lastik işçisinin ekonomik ve sosyal kayıplarını karşılayacak bir sözleşmeye yanaşmıyor, hükümet ise işçileri grevi ertelemekle tehdit ediyor. Sermaye cehpesinden işçilere dönük tam bir abluka söz konusu. Böylece lastik işçisini çaresiz bırakmayı, ne verilirse onunla yetinmeye razı etmeyi planlıyorlar.

Lastik işçisi bu tehdide boyun eğmemelidir. Grev ertelemesi sadece ekonomik ve sosyal hak kayıpları anlamına gelmeyecektir. Daha da kötüsü grev hakkının gaspı söz konusudur. Hükümet sürekli olarak grevleri erteleyerek kağıt üzerinde var görünen grev hakkını gaspetmektedir. Sadece lastikte değil başka sektörlerde de bu böyle olmaktadır. Cam ve belediye grevleri de yakın zaman önce sudan gerekçelerle yasaklanmıştır. Lastik işçisi grev hakkına sahip çıkma sorumluluğuyla da karşı karşıyadır.

Halihazırda grev kararları alınmıştır ve süreç işlemektedir. Sendikacıların uzlaşmacı ve işveren yanlısı tutumları son iki yıldır lastik işçisine çok şey kaybettirmiştir. Sendikacılar bu kez tabanın güvenini kazanmak gibi bir sorunla karşı karşıyadır. Fakat grev ertelendiği takdirde (ki bu neredeyse kesin gibidir) sendikacıların fiili bir mücadeleyi örmeye kolayından yanaşmayacaklarından, işçileri yüzüstü bırakacaklarından emin olmak gerekir. En fazlasından bir takım hukuksal süreçleri işletmeye çalışacaklar, bu da pratikte işçileri oyalamanın bir başka biçimi olacaktır.

Grev hakkı grev yaparak kazanılır

Grev hakkına ve toplusözleşme görüşmelerinde ortaya konulan taleplere sahip çıkmak esas olarak lastik işçisinin görevidir. Bunun için grev yasaklanıp işbaşı çağrısı yapıldığında, lastik işçisinin buna yanıtı fiili eylemleri hayata geçirmek olmalıdır. Yapılabiliyorsa grev fiilen devam ettirilmeli, eğer bu yapılamıyorsa iş yavaşlatmadan fabrika işgaline kadar koşulların ve gücümüzün uygun olduğu her türlü eylem biçimi devreye sokulmalıdır.

Grevin ertelenmesi hemen hemen kesin olduğuna göre, lastik işçisi şimdiden buna göre hazırlanmalıdır. İşyerlerindeki örgütlülüğünü buna göre düzenleyip güçlendirmelidir Başta Kocaeli olmak üzere her yerde, başka fabrikalardan sınıf kardeşlerinin desteğini örgütlemek için çaba göstermelidir.

Grev hakkına dönük saldırıyı püskürtmek sadece lastik işçisinin sorunu değildir. O nedenle diğer sektörlerdeki öncü işçiler de lastikte yaşanacak gelişmelere şimdiden hazır olmak, dayanışmayı güçlü tutmak için ellerinden gelen çabayı ortaya koymak durumundadırlar.

Sermayenin sömürü ve yıkım saldırıları ancak işçi ve emekçilerin birleşik militan mücadelesiyle püskürtülebileceğine göre, lastikte atılacak bir adımı güçlendirmek ve genelleştirmek ortak bir sorumluluk demektir.

İMF-TÜSİAD programlarına, hak gasplarına, grev ertelemelerine karşı direniş!



Sınıf hareketinden kısa kısa...

Modkar işçisinin direnişi sürüyor

Sendikaya üye oldukları için işten atılan Modkar Ambalaj Fabrikası işçilerinin direnişi devam ediyor. Patronun türlü oyunları ve jandarmanın yoğun baskısına rağmen işçiler fabrika önünden ayrılmıyorlar.

Çorlu’da bulunan Modkar fabrikasında yaklaşık 150 işçi çalışıyordu. 150 işçiden 104’ü bundan bir süre önce Selüloz-İş Sendikası’na üye oldu. İşyerinde sendika istemeyen Eren Holding sahibi 80 işçiyi işten attı. Bunun üzerine işten atılan işçiler fabrika önünde direnişe geçtiler. Direnişe içerde çalışmaya devam eden işçiler de destek veriyorlar. Bu çerçevede fabrika yemekhanesinden yemek almıyor ve servislere binmiyorlar.

İşimizi ve sendikamızı istiyoruz diyen ve 1 Mayıs mitingine İstanbul’da katılan Modkar işçisi tüm sınıf kardeşlerinin aktif desteğini bekliyor.

Türk Traktör’de işçi kıyımı

Ankara’da Koç Holding’e bağlı Türk Traktör Fabrikası’ndan 160 işçi kriz bahanesiyle işten atıldı. Fabrikada örgütlü Tük Metal Sendikası’nın yöneticileri 10 Mayıs günü yemekhanede bir toplantı yaparak işçilere 160 işçinin çıkarıldığını açıkladılar. İşçilerin işten çıkartılmasını engellemek yerine işverenin avukatlığına soyunan faşist sendikanın yöneticileri patronun zorda olduğunu, sipariş alamadığını bu nedenle de işçi çıkarmak zorunda kaldığını söylediler. Ayrıca utanmadan daha fazla işçi çıkartılmasını da kendilerinin engellediğini belirttiler.

Türk Traktör Fabrikası’nda yaklaşık 650 işçi çalışıyor. İşveren yıllardır belli aralıklarla ücretleri yükselmiş kıdemli işçileri toplu olarak işten atıp yerlerine düşük ücretle yeni işçi alıyor. İşveren işçi atacağı dönemler fabrikadaki üretim kapasitesini bilinçli olarak düşürüyor. Günlük 80-90 traktör üretme kapasitesine sahip olan fabrikada, son zamanlarda günde ancak 25 traktör üretiliyor. Bu durumu da patron sipariş yok diye gerekçelendiriyor. Oysa ki işçiler işverenin ABD ile 20 bin traktörlük yeni bir anlaşma yapmak üzere olduğunu söylüyorlar.



Esnek çalışma üzerine SASA işçileriyle görüştük:

“Esnek çalışmaya karşı grevde kararlıyız”

- Esnek çalışma saldırısına karşı grev kararı aldınız. Sizce bu saldırıyı püskürtmek için neler yapılmalı?

1. işçi: Esnek çalışma saldırısına karşı tek çözüm grev. Şu günkü konumda başka yolun olmadığı gözleniyor. Tabii ki tüm sendikaları, partileri, demokratik kitle örgütlerini ve kuruluşları gezeceğiz ve destek isteyeceğiz. Destek veren verir. Hiç kimse destek vermese dahi bizler SASA işçileri olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu saldırı karşısında duruşumuz net ve bunda kararlıyız.

2. işçi: Esnek çalışma demek boynuna ipi takıp, kendi sonunu hazırlamak demektir. İşçiye, işverenin istediği zaman “çalış”, istediği zaman da “çalışma” demesidir. Ve bunu kabul etmek kendi geleceğimizi ve çocuklarımızın geleceğini karartmaktır.

Bu fabrikalar işçilerin emeğiyle meydana geldi ve onların emeğiyle ayakta duruyorlar. Tüm bu değerleri yaratanlara, işveren “bugün git, yarın gel” deme hakkını nereden buluyor? Bu sorun ancak grev ile çözülür. Biz işimizin sürekli olmasını istiyoruz. Elbette fabrikamızın büyüyüp diğer işyerleriyle rekabet etmesini istiyoruz, ama bunun yanında işimizin olmasını ve alacağımız ücretlerin insanca yaşamaya yetecek kadar olmasını istiyoruz.

Düşünün aç bir toplum nasıl hareket eder, sağlıklı karar verebilir mi? Onun için biz esnek çalışmayı istemiyoruz. Esnek çalışma bize siyasi otoritenin bir dayatmasıdır.

Orman işçilerinden örnek vereyim. Yetkililer ormanlar için bu ülkenin can damarı derler ama, ormanda çalışan işçileri de 3 ya da 4 ay çalıştırıyorlar. Peki diğer aylarda ne yapıyor bu işçiler? Ayrıca orman işçileri bir yangın çıktı mı söndürmeye giderler. Can güvenliği olmadan çalışırlar. Bu insanlar ne yiyor, ne içiyor, hiç sormazlar bile. Arka planda çalışanlara ise kadro verirler. Yani esnek çalışmaya karşı yapılacak tek şey grev.

3. işçi: Bence esnek çalışmayı tek başımıza püskürtemeyiz. Çünkü daha önce Marsa işçisi esnek çalışmayı kabul etti. Çimento fabrikalarında esnek çalışma zorla kabul ettirildi. Çünkü işçiler yalnız bırakıldı. Şimdi biz de eğer yalnız kalır ve diğer fabrikalardaki arkadaşlarla dayanışmayı sağlayamazsak, esnek çalışmayı biraz zor püskürtürüz.

SY Kızıl Bayrak/Adana



Harb-İş’in basın açıklamasına 500 işçi katıldı...

Salonlarda değil alanlarda mücadele!

10 Mayıs günü Harb-İş Sendikası, kıdem tazminatına, zorunlu emekliliğe ve İMF reçetelerine karşı 500 işçinin katıldığı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Saat 16:30’ da Harb-İş Ankara Şubesi önünde toplanan işçiler halaylar, sloganlar ve ıslıklarla İMF ve siyasi iktidarı protesto ettiler.

Basın açıklamasını Şube Başkanı Mehmet Çelik okudu. Çelik; bu ülkede İMF direktifleriyle talan bütçesinin hazırlandığını, bakan ve bürokrat atamalarının yapıldığını, batık banka operasyonlarının düzenlendiğini, emekçilere sıfır zam dayatıldığını, insanlar göçük altında canlarıyla uğraşırken mezarda emekliliğin geçirildiğini ve şimdi de çalışma hakkının ellerinden alınarak zorla emekli edilmeye çalışıldıklarını belirtti. Bu sorunların ne zaman emek ve emekçi örgütlerini ilgilendireceğini, göstermelik olmayan eylemlerle ne zaman alanlara inileceğini merak ettiğini söylerek, hem Türk-İş’i hem de diğer emek örgütlerini salonlara değil alanlara davet ettiklerini vurguladı. 15 Mayıs’ta çeşitli partileri ziyaret ettikten sonra Güvenpark’ta sabahlayacaklarını, 16 Mayıs’t da TBMM’yi ziyaret ettikten sonra Güvenpark’ta sabaha kadar oturma eylemine devam edeceklerini söyleyerek, tüm işçi ve emekçileri Harb-İş ile birlikte olmaya çağırdı.

Eylem boyunca çoşkulu bir duruş sergileyen işçiler sık sık şu sloganları attılar: “Direne direne kazanacağız!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “İMF uşağı hükümet istifa!”, “Satılmış Türk-İş, suskun Türk-İş istemiyoruz!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Yaşasın işçilerin birliği!”, “İşçiler el ele genel greve!” Atılan sloganlar ve çekilen halaylardan sonra saat 17:30’da eylem sona erdi.

SY Kızıl Bayrak/Ankara