09 Şubat '02
Sayı: 06 (46)


  Kızıl Bayrak'tan
  ABD'nin Ortadoğu macerası, Türk devleti ve Kürt liberalleri
  Emperyalizme kölelik ve düzenin çözümsüzlüğü
  Kamu işçisinin direnişi örme sorumluluğu
  Yıkıntıların altından kapitalist düzenin vahşi yüzü çıktı!
  Demokratikleşme yalanı ve burjuva ikiyüzlülüğü
  "Sendika yönetiminin ihanetine uğradık"
  Her düzeyde parasız eğitim!
  Emperyalizmin çıkarları için kardeş halkların kanı akıtılmak isteniyor
  KESK genel kurulları sürüyor...
  "Başka bir dünya mümkün" ve zorunlu!..
  Hükümet vizesi için uşaklık sınavı
  Üniversite-sermaye işbirliği üzerine
  Almanya: Faşist NPD'nin kapatılması davası...
  Emperyalist savaşın yeni halkalarından biri: Filipinler
  Teslimiyet, ihanet ve tasfiyecilik çizgisi...
   "Anadilde eğitim" kampanyası ve TC!..
   F tipi sağlığa zararlıdır!
   Tecrit ve tredmana bağlı olarak Sincan F Tipi Cezaevi'nde yaşananlar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
Kırşehir Eğitim-Sen Genel Kurulu...

Devrimci bir program çerçevesinde anlamlı bir çalışma

İlimizde gerçekleşen Eğitim-Sen 5. Olağan Genel Kurulu sürecinde yürüttüğümüz pratik faaliyet, KESK’teki mevcut reformist-uzlaşmacı sendikal anlayışla kısmen de olsa bir hesaplaşmayı sağladı.

Genel Kurul öncesi yürütülen tartışmaların temel konusu, reformist-uzlaşmacı sendikal anlayışın yarattığı tahribattı. Genel Merkez politikalarıyla ve bu anlayışın yereldeki uzantılarıyla ilgili olarak süreçler ele alındı. Tartışmalarda esas olarak bu anlayışların uyguladığı mücadele yöntemlerinden köklü bir kopuşun gerekli olduğu vurgulandı. Bu sürecin bir sonucu olarak eylemlere katılımın sadece sendikanın diri unsurları tarafından gerçekleştirildiği, KESK’in politikaları sonucu kamu emekçileri hareketinin artık savunma konumunda dahi olmadığı, ülke gündemindeki ekonomik-sosyal olaylara KESK’in artık taraf olmadığı vurgulandı.

Bizim açımızdan değerlendirilmesi gereken bir diğer nokta ise, “yasallaşan” sendikaların bürokratizme gittiği, bu gidişin engellenmesi gerektiğinin kamu emekçileri tabanında dile getiriliyor olmasıydı. Bunun ancak fiili-meşru temelde mücadeleyi benimseyen, işyerlerinden kopuk olmayan, tabanın söz ve karar hakkının canlı tutulduğu bir sendikal anlayışla gerçekleşeceğinin ifade de edilmesi olumlu bir gelişmenin ifadesiydi.

Kırşehir’deki seçimlere sınıf devrimcisi kamu emekçileri olarak bir programla çıkışımızın iki önemli hedefi vardı. Birincisi devrimcilerin yönetime girmesi, zihinlerde oluşan devrimci profilini (sürekli eleştiren, konuşan ama pratikte yaşam bulmayan) yıkmaktı. İkincisi, sınıf devrimcilerinin kamu emekçileri sendikalarına nasıl baktığı, sendikal anlayışın ne olması gerektiği, kamu emekçilerinin mücadelesinin hangi temelde ayakta durabileceği ve kazanımlarla sonuçlanacağı noktasında politik bir açıklık yaratmaktı.

Hedeflerden ilkini gerçekleştirememiş olsak da, devrimcilerin sendikalarda hangi temelde ve araçlarla çalıştıkları, kararlılıkları ve ilkeli duruşları görülebildi. Bu bizim açımızdan politik bir kazanım oldu.

Seçim sürecine yönelik hazırladığımız program ve böyle bir programın gerekliliği üzerine yürüttüğümüz tartışmalar, kamu emekçilerini ve mücadeleyi ciddiye alışımız, kararlı ve net tavrımız, önümüzdeki süreçte yeni olanakların varlığını gösterdi. Konuştuğumuz kamu emekçileri, seçim süreçlerinde grupçuluk anlayışları ve pazarlıklar yerine programların tartışılması gerektiğini, mücadele programlarındaki anlayışların ortaya koyduğu platformların tartışılmasının örgütlülüğümüzün asıl ihtiyacı olduğunu, sürecin eleştirisi ve yeni döneme ilişkin olanaklar ve görevlerimizin bu çerçevede ortaya konulabileceğini ifade ettiler.

Bu tarz bir programla çıkışın yarattığı etki üzerinden diri, dinamik emekçilerle ilişki kurabilmenin olanaklarını gördük. Reformizmin etkisindeki unsurların dahi dikkatini çeken, onlara söyleyecek söz bırakmayan, kamu emekçileri hareketine sınıf bakışaçısıyla yaklaşmamız temelinde gelişen devrimci politik duruşumuz, Kırşehir öznelindeki kamu emekçileri hareketini tabandan gelen bir güçle etkileyecek zemini yarattı.

Önümüzdeki süreçte hedefimiz, işyeri örgütlülüğünü temel alan bir taban çalışması, bunu birimlerden yönetime doğru bir basınç alanına dönüştürmeye yönelik bir çalışmayı hayata geçirmektir.

Kırşehir’den kamu emekçileri



Mücadelenin sorunları yerine koltuk kapma mücadelesi...

KESK genel kurulları sürüyor...

BES 3 No’lu Şube...

Büro Emekçileri Sendikası (BES) İstanbul 3. No’lu Şube Olağan Genel Kurulu 2 Şubat’ta yapıldı. Alınteri, Atılım, Devrimci Mücadele ve Kızıl Bayrak okurları tarafından desteklenen devrimcilerin listesi ile ÖDP-HÖP ittifakına dayanan liste yönetime aday oldu. EMEP ve HADEP’in ittifak arayışı Genel Kurul’un başlangıcına kadar devam etti. EMEP devrimcilere getirdiği ittifak önerisini yineledi, ancak bu öneri reddedildi. Böylece devrimciler tarafından desteklenen listenin karşısına ÖDP-HÖP ve EMEP-HADEP ittifakıyla şekillenen iki ayrı liste çıkmış oldu.

Devrimciler daha başından, genel kurul süreçlerinin sendikalara hakim olan bürokratik-uzlaşmacı sendikal anlayışların teşhir edildiği süreçler olarak yaşanması gerektiği; yönetimlere girip-girmemekten bağımsız olarak, genel kurulun, giderek daha da belirginleşen iki çizgi arasında, fiili-meşru mücadele çizgisi ile bürokratik-uzlaşmacı çizgi arasında yaşanacak hesaplaşmaya hizmet etmesi gerektiği öngörüsüne sahiptiler.

Ne var ki kongre kürsüsü bu çerçevede kullanılamadı. Konuşmacıların birçoğu taban örgütlerinin yaratılması, karar süreçlerinin tabana yayılması, işyeri komitelerinin örgütlenmesi gibi istemleri ileri sürerken; fiili-meşru mücadele zeminini tahrip eden bürokratik sendikal anlayış ciddi bir eleştirinin konusu edilmedi.

Bu noktada en ileri eleştiri HÖP adayı tarafından yapıldı. HÖP adayı, sahte sendika yasasının gündemde olduğu dönemlerde eylem kararlarının iptal edilmesini eleştiri konusu etti. Fakat bu konuşma, eylem kararlarının iptalinde başrolü oynayan ÖDP ile ittifak yapma tutursızlıkları nedeniyle yine kendilerini vurmuş oldu. Devrimci listeden aday olan Kazım Doğan ise EMEP’li adayları samimiyetsizlikle eleştirdi; EMEP’lilerin her kongre sürecinde klasikleşmiş bir biçimde işyeri komitelerinden söz ettiklerini, ancak pratikte buna uygun bir tutum almadıklarını belirtti.

Genel Kurul’a yalnızca devrimciler tarafından önerge sunuldu. “Baroların üç kapı-üç kilit önerisinin desteklenmesi”, “Ortak çalışanlar yasası için mücadele edilmesi” ve “Ulusların, kültürlerin ve dillerin tam hak eşitliği talebinin demokratik mücadele talepleri arasına alınması ve kararlılıkla savunulması” önergeleri oylanarak karar altına alındı.

Yapılan seçimler sonucunda ÖDP-HÖP listesinden 3, EMEP-HADEP listesinden 3, devrimcilerin listesinden bir kişi yönetime girdi. ÖDP ile ittifak yapan HÖP’ün adayı yönetime seçilemedi.

SES Bakırköy Şubesi...

SES Bakırköy Şubesi’nin Olağan Genel Kurulu 3 Şubat günü Hava-İş Sendikası Genel Merkezi’nde yapıldı. Emek ve demokrasi mücadelesinde şehit düşenler için yapılan saygı duruşuyla başlayan genel kurul, şube sekreterinin yaptığı açılış konuşmasıyla devam etti. Ardından divan seçildi ve örgütlenme sekreteri tarafından geçmiş yönetimin faaliyet raporu okundu. Rapor kuru ve mücadele ruhundan uzaktı.

Ardından SES eski genel başkanlarından Veysi Ülgen söz alarak, faaliyet raporunun yazım tekniğini ve içeriğini eleştiren bir konuşma yaptı. Ülgen konuşmasında sendika içi demokrasi eksikliğinden bürokratizme kadar bir dizi konuya yer verdi. Daha sonra söz alan şube yönetim kurulu adaylarından Başaran Dala ise KESK’in geldiği yere ilişkin kaygılarını dile getirdi. Yönetim kurulu üyesi Ejder Yıldırım eleştirilere yanıt vermek için kısa bir konuşma yaptı. Mali raporun okunup aklanmasının ardından iki delege daha söz alarak geleceğe ilişkin temennilerini dile getirdiler. Adayların divana başvurularını yapmalarının ardından seçimlere geçildi. Seçimlere 80 civarında delege katıldı.

Genel kurul ne kamu emekçilerinin sorunlarının tartışıldığı bir platform olabildi, ne de örgüt içerisinde yaşanan sorunların aşılmasına katkı sağladı. Anlamlı olan tek şey, emekçilerin katılımının önceki kongrelere göre daha yoğun olmasıydı.

Liste savaşlarının, kulis faaliyetlerinin gölgesinde geçen seçimler sonucunda ÖDP, Vatan, Alınteri ve Devrimci Demokrasi çevrelerinin ittifak halinde hazırladıkları liste seçimleri kazandı. HADEP çevresi yönetimin dışında kaldı.

Eğitim-Sen 5 No’lu Şube...

Eğitim-Sen 5 No’lu Şube Olağan Genel Kurulu 3 Şubat günü yapıldı. 4 ayrı listenin yönetime aday olduğu genel kurul, diğer şube kongrelerine oranla sendikal sorunların tartışıldığı bir atmosferde geçti.

ÖDP tarafından desteklenen DSD, yapılan ittifak görüşmelerinden sonra seçime tek başına girdi. EMEP, HADEP, Atılım ve Devrimci Demokrasi çevresi ise ortak bir liste oluşturdu. CHP ve İP’in desteklediği Sendikal Birlik ile kendilerini bağımsızlar olarak tanımlayan 2 ayrı liste daha yönetime aday oldular.

Çalışma raporunun okunmasının ardından söz alan delegeler, Türkiye’nin genel tablosunun yanısıra KESK’in içinde bulunduğu durum, toplu görüşmelerde izlenecek tutum, 26 Mayıs eylemi vb. konularda düşüncelerini ortaya koydular. Hiçbir delege çalışma raporunun değerlendirmesini yapmazken, komisyonların çalışmaları, üye kampanyası, Kartal Demokrasi Platformu ile Eğitim-Sen 5 No’lu şubenin ilişkileri değinilen konular arasındaydı. Ana dilde eğitim kampanyası ve F tipi hücrelere ilişkin baroların önerdiği “3 kapı 3 kilit önerisi” değinilen diğer konular oldu.

Genel Kurul’da genel merkeze öneri niteliğinde birçok önerge kabul edildi. Özellikle kendini bağımsız liste olarak tanımlayan adaylar, kadın sorunundan F tiplerine, sendika içi tüzük maddelerinden toplam kalite uygulamasına kadar birçok konu hakkında önerge verdiler. Önergelerin hepsi kabul edildi.

Adayların kendilerini tanıtmasının ardından seçimlere geçildi. Yeni yönetim kuruluna DSD listesinden 3, ittifak listesinden 4 aday seçildi.

Eğitim-Sen 8 No’lu Şube...

Genel Kurul 3 Şubat’ta Eğitimciler Lokali’nde yapıldı. Divan Kurulu’nun oluşturulmasının ardından geçen yılın değerlendirmesi yapıldı. Daha sonra önergeler sunuldu. Önergeler arasında “3 kapı 3 kilit”e destek verilmesi de vardı.

Kurul’da ÖO direnişçisi Mustafa Doğan kürsüye çıkarak konuşma yaptı. Rahatsızlığından dolayı fazla konuşamadı, ancak yoğun bir alkış ve destekle karşılandı.

İşçi Partisi’nin içinde bulunduğu Sendikal Birlik, ÖDP ve HADEP’in listesi olmak üzere 3 ayrı liste ile seçimlere gidildi.

Konuşma yapan adaylar bir-iki cümleyle kendilerini tanıttılar. Süreci değerlendiren bir konuşma yapılmadı. Önden yapılmış “ittifak”lar kurula rengini verdi. Coşkusuz, heyecansız bir kurul yaşandı. Oy kullanan delegeler sonucu beklemeden salonu terkettiler.

Zonguldak Eğitim-Sen ...

2 Şubat günü gerçekleşen genel kurulda 4 liste yönetime aday oldu. 2300 üyenin 230 delege ile temsil edildiği genel kurulda eski yönetim aklandı. Eski yönetimde de etkin olan ÖDP’nin listesi yönetime yeniden seçildi.

EMEP, HADEP, TKP ve Atılım çevresi Devrimci Yurtsever Emekçiler adı altında ortak liste ile seçimlere girdiler. Diğer bir liste YÖN’cüler tarafından oluşturulmuştu. Son liste ise CHP’ye aitti. YÖN ve CHP listelerinin çok az oy aldığı genel kurulda, ÖDP’nin en yakın rakibi Devrimci Yurtsever Emekçilerin listesiydi. ÖDP belli bir farkla yönetimi, üst kurul ve disiplin kurulunun tamamını aldı.

Eğitim-Sen nispeten ilerici unsurların etkisi ile diğer sendikalara kıyasla daha ilerici bir misyona sahipti. Bugün yönetime gelen listenin sarı rengi ve reformist teslimiyetçi duruşu herkes tarafından biliniyor. Ülkemizin emperyalizmin savaş arabasına koşulduğu, ekonomik krizin giderek derinleştiği, Ölüm Orucu Direnişi’nin devam ettiği bir dönemde, Eğitim-Sen Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda, birkaç istisna dışında, bu sorunlara hiç değinilmedi. Gerek Eğitim-Sen üyelerinin gerekse diğer sendika ve kitle örgütlerinin kurula ilgisi oldukça zayıftı.

Kayseri Eğitim-Sen...

Kuruldan önce hummalı bir çalışma süreci yaşandı. Bugüne kadar tabana yönelik bir çalışma yapmayanlar bu süreçte yoğun bir kulis çalışması yürüttüler. Sendikamızı nasıl ileri taşırız, saldırıları nasıl göğüsleriz tartışmaları yapılmadı, herkes kendi listesine oy toplama kaygısıyla hareket etti.

Kongreye toplam 296 delege katıldı. Divanın oluşturulmasından sonra gündeme geçildi. Sendikanın faaliyet raporu okundu. Daha sonra konuşmalara geçildi. Rapor ve konuşmalara ilgi yok denecek kadar azdı. Bunun nedeni ise kulislerin hala devam etmesiydi.

Birkaç aday dışında çoğu birbirlerini eleştiren konuşmalar yaptılar. Yönetime giren adaylardan biri konuşmasında, “Her sorun sokakta çözülmez, ilkem uzlaşma ve mücadeledir” ifadesini kullandı. Konuşmalar mücadele geleneği olan sendikaların düştüğü uzlaşmacı konumu gözler önüne serdi.

Kendilerini Sendikal Birlik ve Memurların Devrimci Birliği olarak tanımlayan grubun listesi yönetime seçildi.

SES Kayseri-Niğde Kongresi...

3 Şubat günü yapılan seçimlerde bir önceki yönetimde yeralan Orhan Karakaya ve ekibi tekrar seçildi. Kayseri ve Niğde’nin ortaklaşa yaptığı seçimde toplam 72 delege oy kullandı. Kayseri SES Şubesi binasında yapılan seçime Harb-İş, Eğitim-Sen, Enerji-Yapı Yol Sen, BES başkanları da katıldılar.

Yönetime aday üyeler yaptıkları konuşmalarda, sınıf sendikalarına önemli görevler düştüğünü, birlikten güç doğacağı inancıyla hareket etmeleri gerektiğini söylediler. SES şube yönetimine aday olan üyeler 12 yıllık deneyimleri olduğunu ve sorunların çözümünün SES’e ses katmaktan geçtiğini dile getirdiler.