19 Ocak '02
Sayı: 03 (43)


  Kızıl Bayrak'tan
  Boşa çıkan beklentiler
  ABD ile "stratejik ortaklık" ya da emperyalizme sınırsız uşaklık!
  Saldırı daha da derinleştirildi
  "Mezarda emeklilik" yasası basın açıklamalarıyla protesto edildi...
  Kapitalizmin kâr hırsı insan sağlığını hiçe sayıyor
  Rumsfeld'in emriyle katliam!
  Afgan savaş esirlerine karşı sınırsız vahşet ve barbarlık!
  İbretlik Amerikan ikiyüzlülüğü
  ABD emperyalizminin Avrasya hamlesi
  Teslimiyetçi platforma "samimiyet sınavı"
  Nazım Hikmet işçi sınıfının devrimin ve komünizmin şairidir!..
  Sermayenin ve liberallerin Nazım sevdası ve saldırılar
  Yazdık Nazım Nazım diye...
  Rosa Luxsemburg ve Karl Liebknecht anıldı
  Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye...
  Barikatları yarmak için öncülerin birliği şart
  Sefaların geleceği
   Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 
AÖİP’in "Sınıf hareketinin durumu ve taban inisiyatifleri" konulu paneli...

Barikatları yarmak için öncülerin birliği şart

Ankara Öncü İşçi Platformu sınıfın öncü güçlerini birleştirmek ve buna dayanarak taban inisiyatifini yükseltmek perspektifiyle yürüttüğü çalışmalarına devam ediyor. Geçtiğimiz hafta düzenlenen “Sınıf hareketinin durumu ve taban inisiyatifleri” konulu panel de bu çerçevede yapılan etkinliklerden biriydi. Amacımız sınıfın ileri ve öncü unsurlarını mevcut sorunlar ve çözüm yolları konusunda bir tartışma sürecine çekmek, bu zeminde öncü işçi platformları ihtiyacını ortaya koymaktı. Panele konuşmacı olarak Enerji-Yapı Yol Sen Genel Başkanı Cengiz Faydalı ve Platform’dan bir işçi katıldı.
Panel, Cengiz Faydalı’nın sınıf hareketinin sendikal sürecini tarihsel bir bağlamda ele alan, günümüzdeki çağdaş sendikacılık anlayışı biçiminde dünya ölçüsünde kendisini gösteren sendikal yozlaşmaya değinen konuşmasıyla başladı. C. Faydalı özellikle kamu emekçileri hareketinin yaşadığı süreci ele alarak, hareketin kapsamlı bir kuşatmayla yüzyüze olduğunu, bu kuşatmada reformist yönetimin büyük rol oynadığını belirtti. Taban inisiyatifinin yükseltilmesi ve alternatif bir sendikal örgütlenme modeliyle ortaya çıkılmasının önemini vurguladı.

Ardından panelin yöneticisi emekçi arkadaş, sınıfa dönük yoğunlaşan saldırıların tablosunu sunarak, bu saldırıların hayata geçmesinde sendika bürokrasisinin rolüne dikkat çekti.

Daha sonra AÖİP çalışanı işçi arkadaş söz aldı. Sınıf hareketinin son 20 yıllık tarihinin, açıktan ortaya koyduğu mücadele isteğiyle beraber buna uygun bir hazırlıktan yoksunluğun çarpıcı örnekleriyle dolu olduğuna dikkat çekti. Arkasından ‘89-91 süreci, ‘98 metal ve ‘99 Temmuz eylemlilikleri üzerinden sınıf hareketinin bu dönemlerdeki bilinç ve örgütlülük düzeyleri ile eylemlerin seyri arasındaki dolaysız bağı ortaya koydu. İşçi sınıfının bugün saldırıları püskürtmenin yolunu bir genel grev-genel direnişte gördüğünü, ama örgütsüzlüğünden dolayı hareketsizliğe mahkum edildiğini, bunun ise giderek bir çaresizlik ruh halini beslediğini belirtti. Bununla beraber sınıf hareketinin ve özelde de öncülerinin çaresiz olmadığını vurglayan konuşmacı, öncü işçi platformları yoluyla bir araya gelerek, “sınıfa karşı sınıf” ekseninde öncü işçilerin bu hareketsizlik tablosunu değiştirebileceğini anlattı.

Panelistlerin konuşmasından sonra soru ve yanıtlara geçildi. Konunun güncelliği ve panele katılanların sorunu güncel örnekleriyle birlikte tartışmaları, panelin canlı bir atmosferde geçmesini sağladı. Yapılan konuşmalarda, mevcut sürecin işçilerin taban inisiyatiflerini yükseltmeleri, fabrika fabrika örgütlenmeleriyle değiştirilebileceği ortak fikirdi.

Panele katılım hedeflediğimiz düzeyde gerçekleşmedi. Bunun en önemli nedeni ön hazırlık çalışmalarını kısa bir süreye sıkıştırmış olmamızdı. Hazırlık çalışmaları belli noktaların ve sendikaların afişlenmesi, çevremizdeki işçi arkadaşlarımızın davet edilmesiyle sınırlı kaldı. Sonuç farklı işkollarından sınırlı sayıda işçi ve emekçinin katılımı oldu. Bu açıdan katılım belli bir zenginliği ifade etse de, çok daha fazla emekçiye ulaşmak mümkündü, yapılamayan bu oldu. Panelden sonra platform çalışanları olarak bir değerlendirme yaparak, eksikliklerimizi ortaya koyduk.

Bir platform çalışanı



İsrail’den yeni bir saldırı

Filistin’de çatışmalar bitmiyor. Ardı ardına gerçekleşen ihtihar saldırıları ve peşinden İsrail’in kapsamlı operasyonları nerdeyse rutinleşmiş bulunuyor. Her operasyon Filistin halkı için açık bir işgal ve katliam demek. İntihar saldırıları ile İsrail’in operasyonları ve uluslararası baskılar arasında sıkışan Özerk Filistin Yönetimi her geçen gün büyüyen bir açmaz yaşıyor.

Son olarak Filistinli bir militanın İsrail’in Hadere kentinde bir düğün salonuna düzenlediği saldırıda 7 kişi öldü. Olayın hemen ardından İsrail F-16 uçakları Betı Şeria’daki Filistin yönetim binalarını bombaladı. Bu saldırılarda 1 kişinin öldüğü, onlarca yaralının olduğu bildiriliyor.

Öte taraftan çok sayıda tank ve zırhlı araçtan oluşan bir saldırı birliğinin Ramallah kentine girmek üzere olduğu ve Arafat’ın karargahına yöneldiği ifade ediliyor. İsrail’li yetkililer çok büyük, boyutlu bir misillemede bulunulacağını açıkladılar. İsrail Başbakanı Ariel Şaron ise, “Arafat’ın yapamadığını biz yapacağız, ister Filistin yönetminin kontrolünde olsun, ister Filistin yönetimine yakın olsun, bütün teröristleri yakalayacağız” diye konuştu. Bu açıklamalar İsrail siyonizminin Özerk Filistin Yönetimi’ni devre dışı bırakarak kendi çözümünü katliamlarla ve baskılarla dayatma politikasını tırmandıracağı anlamına geliyor.

Bu gelişmelerin ardından İsrail’in yeni ve kapsamlı bir operasyona girişeceği açık. Özerk Filistin yönetimi bu gelişmeler karşısında uluslararası güçlere acil müdahale çağrısında bulundu. Böylece de çözümsüzlük çıkmazına sürüklenmiş olan Filistin sorunu bir kez daha uluslararası emperyalist güç odaklarının müdahalesine açılıyor. Yani Filistin yönetimi İsrail politikasına güç katacak bir müdahale zeminini kendi elleriyle döşemiş oluyor. Bütün bunlar sonuçta, İsrail siyonizminin ve emperyalistlerin Filistin üzerindeki planlarını daha kolay hayata geçirmesine imkan tanıyor. Filistin’in fedakar halkının saldırılara karşı geliştirdiği direniş de bizzat bu yaklaşım nedeniyle heba edilmiş oluyor.