27 Ekim '01
Sayı: 32


  Kızıl Bayrak'tan
 Amerikancı iktidar Türkiye'yi bataklığa sürüklüyor

  Borç ve savaş bütçesini sokaklarda yırtalım!

  Gençliğin savaş karşıtı hareketliliğinin anlamı ve önemi

  Dünyada emperyalist savaşa karşı protestolar sürüyor

  Savaşta yığınların manipülasyonu
  Brisa işçisinin ağır sorumluluğu
  Mevzileri korumak ve yenilerini kazanmak için etkin bir sınıf çalışması!
  Bir devrimci daha işkencede katledildi

  Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci görevler

  Görkemli direnişe zayıf destek!
  Şanlı Ölüm Orucu Direnişi'nin 1.yılında Galatasaray'daydık
  Mamak İşçi Kültür Evi açıldı
  Esenyurt İşçi Bülteni'nden...

  İsviçre Ekim Gençliği Kampı: "Başka bir dünya mümkün"

  Mülteciler Taliban'dan değl, bombalardan kaçıyor
 Hür dünya kimin dünyası?
  Emperyalist-gerici savaşlar ve kadın...
  Emperyalist savaşın gölgesinde Türkiy ve Küdistan
  Geleceğimiz için hücrelere karşı çıkalım!
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayının PDF formatınıdownload etmek için tıklayın




 

Mülteciler Taliban'dan değil, bombalardan kaçıyor

Robert Fist

(...) Sivil kayıplar artmaya başladı. Kandahar'dan her gün yıkıntılar altında gömülü kalan sivillerle ve Amerikan bombalarının parçaladığı çocuklarla ilgili korkunç haberler geliyor. Taliban, Batılı gazetecilerin sivil kayıplarla ilgili haberleri doğrulamak için ülkeye girmesine izin vermiyor. (Burada Amerikalıların topluca oh çekmeleri gerek). Birkaç televizyon ekibi bir hafta kadar önce Celalabad yakınındaki Horum'da 18 taze mezar bulunca, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld 'gülünç' tanımını kullanarak ölümlerle alay etti. Ama bu çok uzun süremeyecek.

'Ebedi Adalet' ve 'Sonsuz Özgürlük' için yapılan tüm savaşlarımızın alameti farikası birbirine benziyor: Hava üstünlüğü saçmalıkları, 'kumanda ve kontrol merkezleri'nin baskı altına alınması, radar yetenekleri... 1999'da NATO, Kosovalı Arnavut mültecilerin evlerine dönüşünü sağlamak için savaş başlattığını iddia etti. (Gerçi savaş başladığında mültecilerin çoğu zaten evlerindeydi). Sırbistan'a yaptığımız bombardıman, evlerini kaybetmelerine yol açtı. Etnik temizliğin tüm suçu açıkça Slobodan Miloseviç'e ait olsa da, Sırplar bize, NATO'nun düşmanlıkları tekrar açması durumunda neler olacağını söyledikleri için, çekilen acılarda büyük sorumluluğumuz var.

NATO'nun kaçış maddesi de bu sefer işe yaramayacak. Binlerce Afgan mülteci sınırlara dayandıkça, Taliban'dan değil bombalarımızdan ve füzelerimizden kaçtıkları açıkça belli oluyor. Taliban, kendi Peştun nüfusuna etnik temizlik uygulamıyor. Bombalarımız şehirlerine düşerken, mülteciler, duydukları korkudan bahsediyorlar. Bu insanlar 'teröre karşı savaş'ımızdan korkuyorlar. Bu savaşın kurbanları, 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'nde ölen insanlar kadar masumlar. Nerede duracağız?

Bu önemli bir soru, çünkü, Afganistan'da kış fırtınaları başladıkça, hiçbir propaganda uzmanının engellemeye gücünün yetmeyeceği bir trajedinin başlangıcı yaklaşıyor. Açlıktan ya da soğuktan ölen binlerce kişinin Taliban'ın sabit fikirliliğinin ya da Taliban'ın 'terörizmi' desteklemesinin veya Taliban'ın insani yardımları çalmasının kurbanı olduğunu söyleyeceğiz.

İtiraf etmeliyim, İsrail'in her bir Filistinlinin işgalcilere taş atışında 'terör' kelimesini kullanmasının da etkisiyle, 'terörizm' kelimesinin kendisini ırkçı ve yapmacık bulmaya başladım. Tabii ki, her ne kadar BBC ve CNN birbirinden kopya çeker gibi 'terörizme karşı savaş' terimini kullansa da, öyle bir şey yok. Tamil Kaplanları'nın intihar komandolarına, ETA'ya, gerçek IRA'ya, Kuzey Iraklı Kürt gerillalara saldırmayı planlamıyoruz. ABD, Latin Amerika'daki teröristleri (kontragerillaları) desteklemek için çok zaman harcadı. Şu an Afganistan'da bombalananlardan bahsetmiyorum bile... Daha önce de dediğim gibi, bu, Amerika'nın düşmanlarına karşı bir savaş. 11 Eylül tarihi ikon statüsüne gelirken, New York ve Washington'daki insanlık suçlarına misilleme yapıyoruz. Fakat sorumluları yargılamak için mahkeme kurmuyoruz.

6 bin rakamı, 11 Eylül'ün hemen ardından olduğu gibi, yine korkunç bir rakam. Peki ya bizim sorumlu olduğumuz ölümler aynı rakama yaklaşırsa ne olacak? Pakistan sınırındaki mülteciler bana, Afganistan'daki bombalarımızın onlarca, hatta yüzlerce ölüme yol açtığını söylüyorlardı. BM görevlilerinin açlık, yoksulluk ve bombalarımızdan kaçarken ölenlerin detaylarını vermeleriyle birlikte, 6 bine ulaşmak çok uzun sürmeyecek. Yetecek mi? Taliban ya da Usame bin Ladin'le ilgisiz 12 bin kişinin ölümü bizi yatıştıracak mı? Ya da 24 bin? Eğer bu hileli 'terörle savaş'ta amaçlarımızı bildiğimizi düşünsek bile, oran hakkında bir fikrimiz var mı?

Tabii ki gelecekteki trajediler için Taliban'ı suçlayacağız. Aynı uyuşturucu ihracatı için suçladığımız gibi. Tek yapmamız gereken, BM Uyuşturucuyla Mücadele Programı'nın, Afganistan'daki afyon üretiminin, Taliban'ın koyduğu yasaktan beri yüzde 94 oranında düştüğü yolundaki açıklamasını unutmak. Afganistan'ın şu anki afyon üretiminin çoğu (evet, doğru tahmin ettiniz) Kuzey İttifakı'ndaki dostlarımızdan geliyor.

Bay Bush'un dediği gibi, bu savaş, diğerlerine benzemeyecek, ama onun düşündüğü anlamda değil. Adalet ya da özgürlük getirmeyecek. 11 Eylül'deki insanlık suçlarını dahi gölgede bırakacak ölümlerle sonuçlanacak. Bu konuda bir planımız var mı? 'Teröre karşı savaş'ın yanlışlığını, Usame bin Ladin'le hesaplaşma gününü erteleme pahasına da olsa açlık ve kuraklığa karşı bir savaşa dönüştürebilecek miyiz? (23 Ekim 01/Independent)

 


 

Batının tecavüzcü ve katil "müttefikler"i

Robret Fisk

Buna CNN'de "Amerika'nın Yeni Savaşı" diyorlar. Ve elbette her zamanki gibi yanlış yapıyorlar. Çünkü geçen ay New York ve Washington'daki insanlık suçlarını planlayan uğursuz insanları "adalet önüne çıkarma" arzumuzu gerçekleştirmek için ünlü tecavüzcü ve katilleri kiralıyoruz.

Eski savaş

Bu eski bir savaş. Geçtiğimiz otuz yıl boyunca dünyanın her yerinde gerçekleştire geldiğimiz sıradan bir uygulama. Amerikalılar Vietnam'da daha fazla kayıp vermekten kaçınmak istiyorlardı, bunun için Güney Vietnam ordusunu fedaileri olsunlar diye eğitip silahlandırdılar. İsrailliler Güney Lübnan'da Filistinliler ve Hizbullah'la savaşması için haydut Lübnan milislerini kullandılar. Falanj ve sözde "Güney Lübnan Ordusu" İsrail'in fedaisi olacaktı. Başaramadılar. Ama bu zaten taşeronlarla verilen savaşların doğasında var. Kosova'da da KLA (Kosova Kurtuluş Ordusu) fedailiğimizi yaparken biz tam teçhizatlı NATO birliklerimizin kılına zarar gelmemesini sağladık.

"Bizim teröristler"

Şimdi de yüzümüz şu kadar olsun kızarmadan Afganistan'daki sözde "Kuzey İttifakı"yla anlaşıyoruz. Amerikan gazeteleri lafı hiç dolaştırmadan bunların Usama bin Ladin'i ve Taliban'ı avlama/adalet önüne çıkarma/yakıp kül etme/tasfiye savaşımızda bizim "fedailerimiz" olacaklarını yazıyorlar.

"İttifak"taki katillerin tüm kanlı, ırz düşmanı tarihini ezbere bilen ABD yetkilileri yürek ferahlığıyla Afganistan'a demokrasi getirmemiz ve Taliban'ı ülkeden sürüp çıkartmamız için yardımcı olacak olanların bunlar olduğunu söylüyorlar. İşin aslı bir terörist çeteden kurtulmak için başka bir terörist çeteyi, kendi teröristlerimizi, kiralıyoruz biz. Acaba, New York ve Washington'da hayatlarını kaybedenler buna ne derlerdi.

Ama önce her şeyi sıraya koyalım. 11 Eylül saldırıları insanlığa karşı bir suçtu. Bu kitle katliamını planlayan uğursuz insanların adalet önüne çıkarılmaları gerekiyor, tekrar ediyorum, gerekiyor. Bu, Suudi usulü "adalet"leriyle kol, bacak kesen, kadınları idam eden Taliban'ın sonu demek olacaksa ne ala. Afganistan'ın kuzey köşesini ellerinde tutan savaş ağaları, milliyetçiler, ırz düşmanları ve işkencecilerin Kuzey İttifakı çok açık ki ABD'deki 7000 masum sivili katletmiş değillerdir (tekrar ediyorum değillerdir). Hayır, aralarındaki katiller katliamlarını kendi bahçelerinde Afganistan'da yapmışlardır. Tıpkı Taliban gibi. (...)

"Kudretli eşkıya Dostum"

Böylece örneğin İttifak'ın en kudretli eşkıyasından Abdül Reşid Dostum'un adamlarının doksanlarda Kabil'in dış mahallelerinde nasıl ırza geçerek ve katliam yaparak ilerlediğini görmezden geliverdik. Bunlar genç kızları zorla adamlarıyla nikahlıyor, ailelerini katlediyor, ve hepsini Mesud'un gözleri önünde yapıyorlardı. Dostum durmadan saf değiştirirdi. Rüşvet verirlerse Taliban'ın tarafına geçer ve Afganistan'da iktidarı elinde tutan Vahhabi eşkıyasının katliamlarına katılır, birkaç hafta sonra İttifak saflarına dönerdi.

"Sayaf'ın seks köleleri"

Dostum'un ardından Resul Sayaf'a gelelim. Başlangıçta "Afganistan'ın Özgürlüğü İçin İslami Birlik"in lideri olan Sayaf bir Puştiydi. Ama adamları, 1992-96 arasında işledikleri insan hakları ihlalleri sırasında Şii ailelere işkence etmiş, kadınları seks kölesi olarak alıkoymuşlardı. Sayaf'ın İttifak'ın 15 liderinden yalnızca bir olduğuna kuşku yok ama bu canilerin Amerika'nın yeni fedaileri olduğunu bilmek bile Kabil'in dehşet içindeki halkını iliklerine kadar titretmeye yetiyor.

"Zahir Şah'ın demokrasiyle ne ilgisi var?"

Amerikalıların ısrarıyla İttifak'ın oğlanları yağlı ve hasta eski Afgan Kralı Muhammed Zahir Şah'la görüşmeler başladılar. Elbette onun krallığı ihya etmekle ilgilenmediğini söylüyor olması saygıdeğer bir davranış, ama belli ki hırslı torununun Afganistan için başka planları var. "Afganistan Milli Birlik Yüksek Konseyi"nin kurulmasının ardından bir geçici hükümet seçmek üzere bütün aşiretleri bir araya getiren bir "loya cerga" (yüksek meclis) oluşturulacağı söyleniyor. Bundan sonra da demokrasinin çöküşü ve komünizmin ülkeyi yıkışı öncesindeki güzel günlerin hatırasına ulusal birlik simgesi olarak yaşlı kral Afganistan'a getirilecek. Bunun için de, şahsen hoş ve Taliban'ın yanında evliya gibi bir insan olan Kral Zahir Şah'ın demokrasiyle herhangi bir ilgisinin olmadığını unutmamız gerekecek. (...)

ABD'de 7 bini aşkın masum öldürüldü ama 1980'den bu yana katledilmiş olan 2 milyon Afganistanlının bunun yanında esamisi bile okunmuyor. Bu açlıktan kırılan ülkeye insani yardım göndersek de göndermesek de Taliban'ı devirmemize ve bin Laden'i bedavadan ele geçirmemize yardımcı umuduyla bir avuç eşkıyayı silahlandırmak için daha fazla silah yağdırdığımız ortada.

Karanlık gelecek

Bütün bunlardan sonra geleceğin karanlık olacağını düşünüyorum. "Kuzey İttifakı" bizim için çalışacak. Bizim için ölecek. Onlar çalışıp ölürken biz Taliban'ı bölmeye ve onların daha az katil olanlarıyla anlaşmaya ve müstakbel hükümette İttifak'taki düşmanlarının yanında bir sandalye elde etmelerine çabalayacağız. Öteki Talibanlar, Kraliçenin şilinine ve Bush'un dolarına tamah etmeyecek olan Talibanlarsa dağlardaki keskin nişancılarıyla adamlarımızı vuracak, jetlerimizi düşürecek, Ladin olsa da olmasa da Batıyı yeni saldırılarla tehdit etmeyi sürdürecekler. (...) (The Independent/12 Ekim 2001)