27 Ekim '01
Sayı: 32


  Kızıl Bayrak'tan
 Amerikancı iktidar Türkiye'yi bataklığa sürüklüyor

  Borç ve savaş bütçesini sokaklarda yırtalım!

  Gençliğin savaş karşıtı hareketliliğinin anlamı ve önemi

  Dünyada emperyalist savaşa karşı protestolar sürüyor

  Savaşta yığınların manipülasyonu
  Brisa işçisinin ağır sorumluluğu
  Mevzileri korumak ve yenilerini kazanmak için etkin bir sınıf çalışması!
  Bir devrimci daha işkencede katledildi

  Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci görevler

  Görkemli direnişe zayıf destek!
  Şanlı Ölüm Orucu Direnişi'nin 1.yılında Galatasaray'daydık
  Mamak İşçi Kültür Evi açıldı
  Esenyurt İşçi Bülteni'nden...

  İsviçre Ekim Gençliği Kampı: "Başka bir dünya mümkün"

  Mülteciler Taliban'dan değl, bombalardan kaçıyor
 Hür dünya kimin dünyası?
  Emperyalist-gerici savaşlar ve kadın...
  Emperyalist savaşın gölgesinde Türkiy ve Küdistan
  Geleceğimiz için hücrelere karşı çıkalım!
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayının PDF formatınıdownload etmek için tıklayın




 

Bir devrimci daha işkencede katledildi

16 Ekim'de gözaltına alınan Yunus Güzel İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan'daki işkencehanesinde katledildi. İşkencecilerin Güzel'in ölümüne ilişkin açıklamaları ise öncekilere bile rahmet okutacak nitelikte. Güzel, sözde duvara dayadığı ranzaya çarşafla kendini asmıştır. Ranza boyu ile yanı boylarda olan Güzel'in katledilmesine getirilen izah ise, dizlerini kıvırması. Görüldüğü gibi, açıklamalar giderek daha da yüzsüzleşiyor.

İstanbul'da bu işkencehanenin hücrelerini tanımayan devrimci neredeyse yok gibidir. Ranzalar sabittir, çarşafın ise adı bile ortalıkta dolaşmaz. Battaniye sadece bazı adli vakalarda, o da nadiren ortaya çıkarılır. Gözaltındaki devrimcilere uygulanan klasik işkencelerden biri soğukla terbiyedir. Kışın hücre mazgallarını açık tutmak, tazyikli su ve sonrasında ıslak bekletmek bir emniyet klasiği haline gelmiştir.

Güzel'in de işkenceyle öldürüldüğünü düşünmek için kimse adli tıp raporunu beklemiyor. Burjuva basında bile Süleyman Yeter olayını hatırlatan, kuşku ve sorularını sıralayan yazılar yayınlanıyor. Güzel'in katli devletin işkenceci kimliğinin bir kez daha tezahürü olduğu gibi, Amerika liderliğinde oluşturulan yeni saldırganlık paktının iç tezahürlerinden biri olarak da görülmelidir. ABD'nin, "terörle mücadele" adı altında başlattığı uluslararası terörizmi, ABD'de ve yanında yer alan her ülkede hak ve özgürlüklerin ihlalini birlikte getiriyor. Böyle bir ortam, hak ve özgürlüklerin zaten adının bile anılmak istenmediği Türkiye gibi ülkelerde ise, doğrudan yaşam hakkına yöneliyor.Bu aynı süreçte Yargıtay'da Susurluk katillerinin cezalarının bozulmuş olması da, Türk devletinin savaş ortamından nasıl yararlanmak istediğini sergileyen bir başka gelişmedir. Eli kanlı katillerini sahiplenecek ki, yeni cinayetlerde kullanabilsin. Hem içerde, hem dışarıda ihtiyacı var onlara...

 


 

Gözaltına alınan herkes "canlı bomba"
ilan edilmeye başlandı

Devlet ne yapacağını şaşırmış durumda. F Tiplerini inşa etmekle ve yaptığı onca manevraya rağmen Ölüm Orucunu bitirememenin telaşı ile herkese saldırmaya başladı. Polis aldığı emri yerine getirerek gözaltına aldığı herkesi CANLI BOMBA ilan edip ya tutuklattırıyor, ya da bugün örneğini yaşadığımız gibi ÖRGÜT kılıfı büründürüp gözaltında katlediyor. Son olarak Yunus Güzel isimli bir kişi "DHKP-C örgütünün canlı bombası" olduğu iddiasıyla gözaltında katledilmiştir. Sonra da emniyet tarafından, her zamanki gibi "nezarette kendini astı" diye açıklama yapılmıştır.

Ülkemizde Gençlik dergisinde çalışan ve orada misafir olarak bulunan 9 kişi yine kendi bürolarından gözaltına alınmış, CANLI BOMBA oldukları iddiası ile tutuklanmışlardır. 22 Ekim 2001 tarihinde İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olan Esra İşgüzar ve Özgür Türk okul çıkışında gözaltına alınmış ve yine CANLI BOMBA oldukları iddiası ile tutuklanmışlardır. Muhalefet olmanın bedelini ödemenin yeni biçimi de canlı bomba olmakla suçlanmak oldu.

Devlet ne yaparsa yapsın Ölüm Orucunu bugüne kadar bitiremedi. Yine bitiremeyecektir. Haklılığımıza inandığımız güçle biz de bugüne kadar olduğu gibi sonuna kadar çocuklarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Devlet, işkence ve katliam yapmaktan vazgeçmeli, taleplerimizi kabul etmelidir. Taleplerimizde kabul edilemeyecek hiçbir şey yoktur.

Taleplerimiz kabul edilene kadar Ölüm Orucu eylemimiz devam edecektir.

TAYAD'lı Aileler

 


 

Yunus Güzel gözaltında katledildi!

Yunus Güzel'i 16 Ekim'de keyfi olarak gözaltına aldılar ve işkenceli bir şekilde sorgularken katlettiler! Yalanları hazırdı. Yunus GÜZEL DHKP-C'nin canlı bombasıydı.

Devlet katleder ve daha sonra teröristti, canlı bombaydı vs. yalanlarını söyler.

Türkiye'de baskılara, işkencelere, açlığa, zulme karşı çıkmak suçtur. Bedelini canın ile ödersin ve bir de terörist ilan edilirsin.

Türkiye topraklarında yaşayan insanlara bu sahneler yabancı değil.

Yıllardır insanlar gözaltlarında katlediliyor kaybediliyor, işkencelerden geçiriliyor. Bunlardan bir kaç örnek:

Yıl 1980 Hayrettin Eren Gözaltına alındı, hala kayıp.
1991 Yusuf Erişti gözaltına alındı, hala kayıp.
1995 Düzgün Tekin gözaltına alındı, hala kayıp.
İrfan Ağdaş 1996'da Kurtuluş gazetesi satarken Alibeyköy'de onyedi yaşında sokak ortasında katledildi.
Neslihan USLU, Mehmet Ali MANDAL, Hasan AYDOĞAN, Metin ANDAÇ 31 Mart 1998 de İzmir polisi tarafından Çeşme Alaçatı'dan kaçırılıp kontr-gerillaya ait binalarda sorgulu işkencelerden geçirildikten sonra İzmir Seferihisar kenti kıyısında bir teknenin içinde bombalanarak katledildiler. Erdinç ARSLAN 5 Ekim 1999'da Adana'da gecenin bir yarısı evinde, aynı tarihte Mustafa BEKTAŞ isminde bir işçi de evinde sorgusuz sualsiz infaz edildiler. Erdinç ARSLAN ile Mustafa BEKTAŞ'ın daireleri karıştırılmış ve polis yanlış kişiyi katletmişti.

Şükrü SARITAŞ 29 Ekim 2000'de Yaşadığımız Vatan dergisi satarken Bir Mayıs Mahallesi'nde sokak ortasında katledildi.

İsmail KARAMAN Temmuz 2001'de Avcılar'da sokak ortasında katledildi.

Bunlar sadece birkaç örnek, yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Bu tablodaki katledilen, kayıp edilen insanların arasında fazla bir farklılık yok, hemen hemen hepsi aynı şekilde katledilmiş ve kayıp edilmiş. Tek farklı olan senelerin, günlerin farklı olması. Bu da bize katliamların, işkencelerin, yargısız infazların yıllardır sürdüğünün ve bir devlet politikası olduğunun göstergesidir. Hükümetler değişiyor, ama katliamlar, katletmeler, işkenceler değişmiyor.

Yüzlerce insanımız kaybedildi, katledildi.
Tüm demokratik kurumlar, demokrasiden yana olan herkes gözaltında katletme, politikasının karşısına çıkmalıdır.

Yusuf Güzel 2001 Türkiye'sinde gözaltında katledildi!
Gözaltında katliamlara, işkencelere son verilsin!

İzolasyona Karşı Mücadele Komitesi
Hamburg/25 Ekim '01

 


 

Emniyet'teki yaratıcı intiharlar

Emniyet müdürlüklerinin nezarethaneleri "intihar yaratıcılığını" artırıyor. Can güvenliği devlete ait olan "gözaltı" uygulamalarında insanlar kendi kendilerine ölüveriyorlar!!!

En son Yunus Güzel isimli genç adam, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde intihar etti. Resmi açıklamaya göre Güzel, ranzanın tahtalarından birinin vidalarını söktü... 1.90'lık tahtayı duvara dayadı, çarşafı boynuna geçirdi... Bir de dizlerini büktü, ağırlığını boynuna verip ölmeyi bekledi.

Güzel, kurgu-bilim filmi gibi güzel güzel ölüyor. Bu film sık sık vizyona giriyor.

Emniyet intiharlarının bu mükemmeliyeti Avrupa'da kuşkular yaratıyor:

- Acaba yine işkenceyle mi öldürüyorsunuz?

Böyle bir şey olabilir mi? Bizde işkence yapmak Anayasa ile yasaklanmıştır. Sadece küçük bir sorun var: Anayasa'yı her zaman ve her yerde uygulama imkanı olamıyor. Türkiye'nin "özel durumu" var.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde işkenceden çok sayıda mahkumiyet alan bir ülkenin güvenlik birimleri ha deyince bundan vazgeçemiyor.
İşte o nedenle Emniyet intiharları, Köprü intiharlarıyla yarışıyor.

Nazım Alpman
Bizim Gazete/25 Ekim 2001