25 Ağustos '01
Sayı: 23


  Kızıl Bayrak'tan
 " Ulusal güvenlik" ve ordu yalakalığı

  Kapitalizm savaş demektir, barış sosyalizmle gelecek!

  Sermaye ve sendika ağalarının ortak saldırısı...

  İHD Raporu'ndan: "işkence ve keyfi uygulamalar yoğun şekilde devam ediyor"
  ESK ve sendikalar: "Toplumsal uzlaşma mı, suç ortaklığı mı?"
  Deprem gerçeği, devlet gerçeği
  Sınıf hareketi
  Küresel ısınma/2

  Türk dış politikası üzerine/3

  Hacıbektaş Şenliği'ne devrimci müdahale...
  Emperyalistlerin Balkanlar'daki kirli oyunları sürüyor...
  Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu Direnişi ile dayanışma etkinlikleri
  PKK-DÇS: "Ulusal güvenlik" tartışmaları...
  Mücadele Postası

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Mamak'ta devrimci potansiyel

Mamak Ankara'nın kenarında nüfusu 700 binin üzerinde olan bir ilçe. Ankara'nın en fakir ilçesi. Büyük çoğunluğu gecekondulardan oluşuyor. Nüfusun büyük çoğunluğu ise işçi ve emekçi. Devrimci mücadelenin ülke çapında geliştiği yıllarda Mamak da sınıfsal karakterinden dolayı binlerce devrimci yetiştirdi. Halen cezaevlerinde F tipi hücrelerde yüzlerce Mamaklı devrimci bulunuyor ve onlarcası Ölüm Orucu Direnişi'nde.

Tabii ki devlet 1980 sonrası her alanda uygulamaya çalıştığı yoz burjuva kültürünü, düşünüp sorgulamayan, sadece itaat eden insan tipini burada da geliştirmeye çalışıyor. Bunu bir ölçüde başardığını söyleyebiliriz.

İnsanlar eskisi gibi sorunlarına sahip çıkmıyor. Halkın önemli bir kesiminde '80 yenilgisinin etkisi hala sürüyor. Devrimcilere ve devrimci örgütlere bakışaçısı; "terörist", "bölücü" şeklinde olmasa da, "herşey boşuna, hep ölüyoruz, katlediliyoruz kimse bir şey yapamıyor" şeklinde oluyor. Bu kadar olumsuzluğun yanında halen mücadeleye katılan insanlar da var. Orta yaş ve üzeri reformist partilere yakın olsa da, Mamak gençliği hala devrimci örgütlere sempati duyuyor. Mamak devrimci örgütlere insan kaynağı olmaya devam ediyor.

Mamak'taki en önemli sorunlardan biri de işçi sınıfına, emekçilere ve gençlere alternatif kültürün verilebileceği yerlerin olmaması. Sınıf kültürünün verilemediği, sınıf sanatının, müziğinin vb. yapılamadığı yerlerde, doğal olarak bu boşluğu burjuvazinin yoz, bireyci kültürü dolduruyor. Her alanda olduğu gibi bu konuda da sınıf devrimcilerine büyük görevler düşüyor.

Bütün bu eksikliklere rağmen Mamak Ankara'nın en politik ilçesi. Mamak'ın eski günlerdeki gibi devrimcilerin kalesi olması mümkün. Tabii ki bunu yıllardır ilçede çalışma yürüten küçük-burjuva devrimcilerinin veya reformist partilerin yapamayacağı açık. Mamaklı işçi ve emekçileri ancak işçi sınıfı devrimcileri etkileyerek mücadeleye katacaklardır.

Mamak'tan bir SY Kızıl Bayrak okuru

 


 

Örgütlü gücümüzle krizin faturasını kapitalistlere ödettirelim!

Ben plastik işkolunda çalışan bir işçiyim. Sınıfa yöneltilen saldırıların hepsi çalıştığım fabrikada da geçerli. Sendikasız, sigortasız çalışma, iş güvencesinin olmayışı, prim sistemiyle rekabeti artırma, bu saldırıların sadece birkaçı.

İşveren krizi bahane ederek bir yandan maaş, mesai ve primlerin üzerine yatarken, bir yandan da işsizler ordusuna yeni neferler katmaya çalışıyor. Sıfır zam vererek sözde krizde olduğunu ve eğer beğenmiyorsak işten çıkabileceğimizi söylüyor. Oysa işçilerine ödemediği maaşlarla tatil köylerinde villalar yapıyor. İşverenin bu kadar rahatça yalan söylemesinin ardında şüphesiz ki örgütsüz halde çalışan işçiler var. Biz 150-200 işçi tek ses olabilseydik, üretimden gelen gücümüzle patrona elbette geri adım attırabilirdik.

Bütün işçiler krizi kimin yarattığını biliyor. Ancak faturayı ödetecek gücün kendi güçleri olduğunu şimdilik göremiyorlar. Biz öncü işçilerin en temel görevi, diğer sınıf kardeşlerimize bu bilinci taşımaktır. Benim çalıştığım fabrikada bugün için işçi kıyımını ve sıfır zammı engelleyemedik. Ancak ileriki süreçler için şimdiden kollarımızı sıvadık. Biliyoruz ki bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır.

Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

Esenyurt'tan bir plastik işçisi

 


 

Sınıfın kültür ve sanat cephesini örmeliyiz

Hacı Bektaş Şenlikleri bir anmadan ziyade kültür ve sanat etkinliği şeklinde gerçekleşmektedir. Bizlerin sanat üretme konusundaki zayıflığı şenlikler nezdinde bir kez daha kendini ortaya koymuştur. Şu çok açıktır ki, sanat gibi bir aracı tam anlamıyla kullanamamakla beraber, alternatif bir sanat cephesini oluşturamamaktayız. Bunun sonucu olarak, kendi yoldaşlarımız da dahil olmak üzere birçok insan o eleştirdiğimiz sanat anlayışına yöneliyorlar.

Elbette ki böyle bir alanı doldurmak bazı vasıflar istiyor. Kuşkusuz herkesin müzisyen, tiyatrocu veya şair olması beklenemez. Ama bu alanda bazı vasıflara sahip yoldaşların bu konuda gerekli çabayı sarf etmediklerini görüyoruz. Bunu şenliklerde de açık olarak gördük.

Farklı illerden birçok yoldaş şenliklere geliyor. Gelen illerden bazı vasıflara sahip yoldaşlar, bu alanda yapabileceklerini bir müzik dinletisi, tiyatro veya şiir dinletisi gibi katkılara dönüştüremiyorlar. Bu tür etkinliklere müdahale, Hacı Bektaş Şenlikleri'nde görüldüğü üzere, sanki bir ildeki yoldaşların görevi gibi görülüyor. Böyle olunca, şenliklere sanat gibi bir araçla müdahale gerçekleştirilemiyor.

Sanat yalnızca şenliklere müdahalede değil, birçok etkinliklere müdahalede de araç olabilmek durumunda. Mesela bir grev çadırını müzik etkinliği ziyaret etmek veya kendi politikalarımızı bir tiyatro oyununa konu etmek farklı etkiler bırakacak müdahale biçimleridir. Bunun için bu alanda yetenekli yoldaşlara büyük görev düşüyor. Şenliklerden çıkaracağımız sonuçlardan biri de, sınıfın kültür ve sanat cephesini örmektir.

Kayseri'den bir SY Kızıl Bayrak okuru

 


 

Gülsuyu'nda deprem eylemi

17 Ağustos depreminde ölenleri anmak ve ölümlerin sorumlusu olan devleti teşhir etmek için bir eylem yapıldı. Saat 21:00'de Gülsuyu Parkı'na doğru meşaleli yürüyüşle başlayan eylem saygı duruşundan sonra bir arkadaşın günün önemine ilişkin bir açıklama yapmasıyla sona erdi.

Eylemde "Felaket deprem değil, kapitalizmdir" yazılı imzasız bir pankart açıldı ve sıkça "Hücrelere değil depreme bütçe!", "Deprem, kriz, ordu bu abluka dağıtılacak!", "Felaket deprem değil kapitalizmdir!", "Yaşasın ÖO Direnişimiz!", "Devrim şehitleri ölümsüzdür!", "Hücreleri parçala tutsaklara sahip çık!" sloganları atıldı.

SY Kızıl Bayrak, Alınteri, Partizan'ın ortak düzenlediği, Atılım ve Vatan dergisi okurlarının da destek verdiği eyleme 50'ye yakın katılım oldu.

SY Kızıl Bayrak/Kartal

 


 

Tuzluçayır'da deprem protestosu

Onbinlerce canın beton bloklar altında ölüme terkedildiği 17 Ağustos depreminin sorumlusunun devlet olduğunu haykırmak için, Tuzluçayır'da 17 Ağustos akşamı bir eylem düzenlendi. Eyleme katılan kitle, Feyzullah Çınar Parkı'ndan meşalelerle ve "17 Ağustos-2 Temmuz- 19 Aralık'ı unutmadık, unutmayacağız!/Mamak Halkı" imzalı pankartla yürüyerek Çiçek İş Merkezi önünde geldi.

Yaklaşık 50 kişinin katıldığı eylemde Vatan ve Kaldıraç okurları imzalı metinler okundu. SY Kızıl Bayrak okurları olarak eyleme destek verdik.
Eylemde, "Deprem sarsar, öldüren devlettir!", "Ölüm Orucu şehitleri ölümsüzdür!", "Yaşasın Ölüm Orucu direnişimiz!", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!" sloganları atıldı.

Tuzluçayır'dan bir SY Kızıl Bayrak okuru