25 Ağustos '01
Sayı: 23


  Kızıl Bayrak'tan
 " Ulusal güvenlik" ve ordu yalakalığı
  Kapitalizm savaş demektir, barış sosyalizmle gelecek!

  Sermaye ve sendika ağalarının ortak saldırısı...

  İHD Raporu'ndan: "işkence ve keyfi uygulamalar yoğun şekilde devam ediyor"
  ESK ve sendikalar: "Toplumsal uzlaşma mı, suç ortaklığı mı?"
  Deprem gerçeği, devlet gerçeği
  Sınıf hareketi
  Küresel ısınma/2

  Türk dış politikası üzerine/3

  Hacıbektaş Şenliği'ne devrimci müdahale...
  Emperyalistlerin Balkanlar'daki kirli oyunları sürüyor...
  Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu Direnişi ile dayanışma etkinlikleri
  PKK-DÇS: "Ulusal güvenlik" tartışmaları...
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Emperyalist dünya "barış günü" kutlamalarına
yine patlayan bombalarla hazırlanıyor

1 Eylül "dünya barış günü" yaklaşırken, dünyanın dört bir yanından emperyalist yayılmacılık ve saldırganlığın kanıtı silah patlamaları ve masumların haykırışları yükseliyor. Barış ve savaş, hep olageldiği gibi, politikanın farklı araçları olma işlevini sürdürüyor. Tabii ki, ikiyüzlü, sahtekar, yalan ve demagoji üzerine kurulu burjuva politikasının...

ABD emperyalizminin Ortadoğu bekçisi İsrail devleti, kasap Şaron'un liderliğinde siyonist yayılmacılığını bir kez daha Filistin halkının katliamı üzerine inşa etmeye çalışıyor. Efendi ABD'nin ve tüm dünyanın gözleri önünde, günbegün, İsrail tankları Filistin topraklarında ilerlemeyi, İsrail bombaları Filistinlilerin evlerini başlarına yıkmayı ve Filistinlileri katletmeyi sürdürüyor.

Ama İsrail ve bugünkü şefi Şaron, tüm bu saldırganlığını ve katliamcılığını, "barış görüşmelerine hazırız" aşağılık yalanıyla süslemeyi de ihmal etmiyor.

Oysa İsrail'in dünyaya duyurduğunun aksine Filistin kaynakları İsrail'in tüm diyaloğu kestiğini belirtiyorlar. ABD patentli barışın Ortadoğu'ya barış getiremeyeceği baştan biliniyordu ve daha ilan edildiği gün iflas etmiş bir projeydi bu. Bunun böyle olduğu bugün çok daha açık biçimde gözler önünde.
Ortadoğu'da silahlar, sadece İsrail tarafından ve sadece Filistin'e karşı kullanılmıyor.

İkide bir Irak'a bomba yağdıran ABD uçakları, Demokles'in kılıcı gibi Ortadoğu semalarından eksik olmuyor. Bu dünya jandarmasının Ortadoğu'daki en büyük üssü ise Türkiye'de bulunuyor. Irak'ın İncirlik'ten kalkan uçaklar tarafından bombalandığını artık gizleme ihtiyacı bile duymuyorlar.

Duymuyorlar, çünkü Türk devletinin ABD'nin peyki ve maşası olduğunu dünya alem biliyor. Artık gizlemiyorlar, hatta işi bu uşaklıkla övünme seviyesine indirdiler. ABD-İsrail-Türkiye suç ittifakı şimdi gizli anlaşmalarla değil, alenen gerçekleştiriliyor.

Filistin halkının katlinden, en az İsrail kadar İsrail ile stratejik ittifaka giden Türk devleti de, her ikisinin arkasında duran ve bu bölgedeki çıkarları gereği barut fıçısını ateşleyen ABD de sorumlu bulunuyor.

Emperyalist dünya 1 Eylül'ü Makedonya'da da bombalar ve mermilerle karşılıyor. Bugünlerde Makedonya işgalini sürdüren NATO'nun sözde "barış kuvvetleri", büyük olasılıkla bu ülkeyi de Kosova gibi bölme planları yapıyor. Bu saldırganlığın adı ise yine "barış planı" oluyor.

Ortadoğu ve Makedonya başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında emperyalizmin silahları halklara kan kusturuyor, bölgesel çatışmaları kışkırtıyor. Ancak daha önemlisi, daha büyük çatışmaların zeminini hazırlayan silahlanma yarışının kızıştırılması. Emperyalist devletler bir yandan kendi silah teknolojilerini geliştirmek için yarışırken, diğer yandan geri kalmış ülkelerin uydu devletlerine teknoloji artıklarını pazarlıyor, buraları her an patlamaya hazır silah depoları haline getiriyorlar.

Türkiye bütçesinden en büyük pay TSK'ya silah alımları için ayrılıyor. Sınır komşularından bir tekiyle bile "dostane" ilişkileri bulunmayan, kendi nüfusunun üçte birine karşı onyılları bulan bir kirli savaş yürüten, "iç düşman" hobisiyle kontralaşan Türk devleti, İsrail ile birlikte bölgenin en büyük barut fıçılarından birini oluşturuyor. Bu durum, ABD emperyalizminin uyduluğuyla birlikte düşünüldüğünde, Ortadoğu ve Asya'ya yönelik ABD tehdidinin boyutları görülebilecektir.

1 Eylül dünya barış gününü karşılayan son MGK toplantısının sonuç bildirisine bakılırsa, Türk devleti yine "iç ve dış düşman" sendromunu masaya yatırmış görünüyor. Bildiri, "... ülke güvenliğine yönelik yasadışı irticai, bölücü ve yıkıcı faaliyetlerle" mücadele sonuçlarının ve "dönemin önem arzeden ve Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendiren dış politik gelişmelerin" değerlendirildiğini duyuruyor. Bu aynı süreçte çeşitli çevrelerin (özelde HADEP'in) yürüttüğü 1 Eylül dünya barış günü etkinlikleri kovuşturuluyor, engelleniyor, yasaklanıyor.

Sonuç olarak, Türkiye'de ve dünyada kapitalizmin sahte barış havariliği, bizzat kapitalist-emperyalist devletlerin kışkırttığı, yürüttüğü savaşlar tarafından teşhir ediliyor.

Görülmektedir ki, dünyada halkların kardeşliği üzerine kurulu kalıcı bir barışın önündeki tek engel emperyalist-kapitalist yayılmacılık ve saldırganlıktır. Halkların kardeşliği ve kalıcı barışının tek imkanı ve güvencesi ise sosyalizmdir. "Ya barbarlık içinde çöküş, ya sosyalizm!" şiarı bugün çok daha acil bir mücadele çağrısı olmayı sürdürmektedir.

 


 

TSK Bakü'de gövde gösterisi yapacak

Türk devletinin ABD ve İsrail ile geliştirdiği saldırgan ittifakın meyveleri ardardına gelişiyor. Yıllardır Kuzey Irak'ı (Güney Kürdistan) taciz eden Türk ve Amerikan savaş uçakları, şimdi de Azerbaycan'da gövde gösterisi yapacak.

Tümüyle bölgedeki ABD çıkarlarına hizmet ettiği açık olan bu girişim, Azerbaycan'la Hazar petrolleri üzerinde paylaşım sorunu yaşayan İran kadar, bölgedeki diğer halklar (özellikle "ev sahibi ülke" Azerbaycan halkı) üzerinde ciddi bir tehdit unsurudur.

Sözde Azeri Harp Okulu'nun mezun törenlerine katılmak üzere davet edilmiş olan Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu ve 10 adet F-16 jeti, aslında, emperyalizme köleliği baştan kabullenmiş Azerbaycan devletiyle işbirliği halinde, Azeri halkının kaderini savaştan yana tayin edecek bir kışkırtıcılık faaliyeti için gidiyor. Savaş kışkırtıcılığının sergileneceği kutlamalar ise tam da dünya barış günü 1 Eylül arifesine rastlıyor.

Türk jetlerinin planlanan gövde gösterisine ilk tepki İran'dan geldi. İran Dışişleri yetkililerinin politik bir dille, "Gelişmeleri yakından ve en üst derecede hassasiyetle takip edeceğiz" şeklinde ifadelendirdiği bu tepkinin, hangi ittifaklar üzerinden hangi ülkelerde yankı bulacağını ise önümüzdeki günlerde izleyeceğiz.

Türk devletinin ve ordusunun, ABD güdümünde, komşu halklara karşı bu tür saldırgan ve savaş kışkırtıcısı tutumu, sadece komşu halklar için değil, Türkiye halkları için de büyük bir tehdit unsurudur. Türkiye halkları kaderini emperyalizmin ellerine teslim eden bir hükümetin (son Osmanlı hükümeti) ırkçı Kafkas macerasının cezasını bir kez çok ağır ödedi. Neredeyse bir asıra yaklaşan bir zamandır söylenegelen ve bir türlü unutulmayan Sarıkamış ağıtları, Enveri Paşa'nın Kafkas macerasında kırdığı binlerce gencimizi anlatmaktadır.

Türkiye'nin işçi ve emekçileri Osmanlı paşalarının bu marifetini asla unutmamalı ve Cumhuriyet paşalarının yeni maceralarına, yeni kırımlarına göz yummamalıdır.