25 Ağustos '01
Sayı: 23


  Kızıl Bayrak'tan
 " Ulusal güvenlik" ve ordu yalakalığı

  Kapitalizm savaş demektir, barış sosyalizmle gelecek!

  Sermaye ve sendika ağalarının ortak saldırısı...

  İHD Raporu'ndan: "işkence ve keyfi uygulamalar yoğun şekilde devam ediyor"
  ESK ve sendikalar: "Toplumsal uzlaşma mı, suç ortaklığı mı?"
  Deprem gerçeği, devlet gerçeği
  Sınıf hareketi
  Küresel ısınma/2

  Türk dış politikası üzerine/3

  Hacıbektaş Şenliği'ne devrimci müdahale...
  Emperyalistlerin Balkanlar'daki kirli oyunları sürüyor...
  Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu Direnişi ile dayanışma etkinlikleri
  PKK-DÇS: "Ulusal güvenlik" tartışmaları...
  Mücadele Postasi

 Tüm yazilar

Bu sayinin PDF formatini download etmek için tiklayin



 

Direnişçi Aymasan işçilerine...

"Kazanmak için birbirimize
sıkı sıkıya kenetlenerek
kararlılıkla direnmemiz gerekiyor"

Sermaye düzeninin yıkım programlarından toplumun tüm ezilen kesimleri nasibini alıyor. Sektörler, fabrikalar, alanlar farklı olsa da, krizin faturasını ödettirme noktasında dayatılan saldırılar hep aynı: Toplu tensikatlar, sosyal hakların gaspı, düşük ücretler, sigortasız, sendikasız çalıştırma, ücretsiz izinler, vb...

İşten atılarak bu saldırılardan payına düşeni alan Aymasan işçileri üç aydır direnişteler. Aymasan işçilerinin direnişi, bölgede uzun zamandır devam eden işçi kıyımlarına karşı örgütlü bir karşı koyuş ve tepkidir. Sınıf hareketinin durgunluğu gözönünde bulundurulursa, her anlamlı tepkinin sınıfın kazanması yolunda işçileri tabandan birleştirip mücadeleye çekmek için bir araca çevrilmesi gerekiyor. Aymasan işçileri mücadelelerini bu bilinçle sürdürmeli, direnişi kendi sınırlılıkları içerisine hapsetmemeli, attıkları adımın sınıf adına olduğunu unutmamalıdırlar. Kazanım da kayıp da sınıfa mal olacaktır. Direnişin kazanılması işçilere güven ve güç aşılayacak, kaybedilmesi ise sermaye sınıfının pervasız saldırılarını daha da azgınlaştıracaktır.

Direnişin zaferle sonuçlandırılması için en büyük görev en başta Aymasan işçilerine düşüyor. Şu anda belli bir kamuoyu yaratılmış durumda. Tüm sınıfın gözü direnişin üzerinde. Bunda kamuoyu yaratılması için ilk günden beri yapılan eylemliklerin payı olduğu gibi, işten atma saldırısına karşı bölgede ilk karşı koyuş olması da rol oynuyor. Aynı zamanda işçilerin direnişi kendi dışına taşırma perspektifiyle hareket etmeleri, yeterli olmasa da böyle bir çabaya girişmeleri de kamuoyu yaratma ve direnişe destek sağlamada etkili olmuştur.

Güçlü bir sınıf dayanışmasının örülmesi ve süreklileştirilmesi direnişin başarısının olmazsa olmaz koşuludur. Ancak destek ve dayanışma tek başına yeterli değildir. Bir direnişin başarısı herşeyden önce iç örgütlülüğün, birlikteliğin oturtulması ve disiplinin sağlamlaştırılmasına bağlıdır. Birliktelik ve beraberlik zayıfladığı noktada, direniş dağılma ve kaybetme ile yüzyüze kalacaktır.

Destek ve dayanışmanın sürekli kılınması işçilere moral ve motivasyon sağlıyor. Direnme gücü ve azmi aşılıyor. Ancak destek ve dayanışmanın süreklileştirilmesi de iç örgütlülüğün ve birlikteliğin gücünden geçiyor. Bir direnişin başarısının önündeki en büyük engel iç zayıflık, dağınıklık ve kolektif bir beraberlikten yoksunluktur. İşçilerin dağınık ve disiplinsiz olması direnişin zayıflamasına yolaçar, dökülmeler kendini göstermeye başlar.

Direnişin kazanılması için işçilerin birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenmeleri, tek vücut, tek ses, tek yumruk olmaları zorunludur. Sataşmalar, bölünmeler patronlar cephesine güç vermekten başka bir işe yaramaz. Atılan her olumsuz adım, her dağınıklık, her gruplaşma hep geriye düşmemize neden olacak ve her geçen gün çadırdan bir çivinin sökülmesine hizmet edecektir. En ufak kazanımımız için bile birbirimize sıkı sıkıya kenetlenerek kararlılıkla direnmemiz gerekiyor. Açlığa ve işsizliğe mahkum olmamak için, çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için işimize geri dönmekten başka şansımız yok. İşsizler ordusunun her geçen gün büyüdüğü bir ülkede tazminatlarımızı alalım diye kaygı duymamalıyız. Diyelim ki tazminatlarımızı aldık, bu neyi çözecek! Sefaletin ve yoksulluğun batağında debelenmekten kurtaramayacak bizi aldığımız üç kuruş. Kaybedeceğimiz neyimiz var ki? Ama direnerek, mücadele ederek haklarımızı alırsak kazanacağımız çok şey var.

Direniş çadırının harcı sınıf kavgamızın kazanılacağına olan ortak umut ve inancımızın gücü ile karılmıştır. Ortak çıkarlar ve amaçlar için, güzel günler ve gelecek için direniş ateşi yakıldı. 24 saat boyunca ekmeklerin, umutların, yer yer acıların, mutlulukların paylaşılmasının amacı da kurtuluşumuzun birbirine bağlı olması değil mi? Kaderlerimiz kavgamızda ortaklaşıyor. O halde kişisel çekişmelerin, didişmelerin, bireysel ve keyfi tutumların bu kavgada yerinin olmaması gerekiyor. İşçi sınıfının bir parçası olarak sınıfımıza yakışır tarzda disiplinli şekilde davranmamız gerekiyor. Sınıfın disiplinine ve kültürüne yabancı olumsuz davranışlar direnişi bölmeye, dağıtmaya, zayıflatmaya yolaçar, patronlar sınıfının çıkarlarına güç katar. O halde tüm işçilerin en sıkı birlikteliği sağlanarak bütün enerji ve inisiyatif direnişin başarısı için yoğunlaştırılmalıdır. Bunun için de direniş komitesine büyük görevler düşmektedir.

Direniş komitesi, tüm işçilerin birliğini sağlayan, iç örgütlülüğünü güçlendiren, işçileri disipline eden bir kaldıraç işlevi görebilmelidir. Dışarıda desteği ve dayanışmayı örmeye çabaladığı gibi, asıl olarak içerideki birlikteliği sağlamaya, disiplini ve işleyişi oturtmaya önem vermelidir.

Direniş komitesi, direnişin başarısı için fikirlerin üretildiği, gelişen süreçlerin sağlıklı ve verimli şekilde tartışıldığı, eylemlerin ve dayanışmaların örgütlendiği bir işleve sahip olmalıdır. Ama herşeyden önce sağlıklı bir karar mekanizmasına, işleyişe ve disipline sahip olması gerekiyor. Disiplinden, iç denetimden, kavrayıştan ve bilinç açıklığından yoksun bir komiteden sağlıklı kararlar alması beklenemez. Kararlar alınsa bile ayakları havada kalır. Komite bu bilinç ve açıklıkla yeniden değerlendirilmez ve kurulmazsa, direnişin zayıflığının ve dağınıklığının önüne geçmek mümkün değildir.
Komite, işçilerin dağılmasının, parçalanmasının, umutsuzluklarının önüne geçecek bir çalışmayı oturtmalıdır. Boşluklar doldurulmadığı zaman sabırlar tükenmeye, umutlar erimeye, moraller bozulmaya, dirençler kırılmaya başlar. Bunun önüne geçilmediği taktirde, direnişten kopmalar engellenemez, direniş dağılma tehlikesiyle yüzyüze kalır.

Aymasan direnişinin başarısı için zaman geçirmeden gerekli müdahale yapılmalıdır. İç örgütlülüğün ve birlikteliğin sağlanması ve güçlendirilmesi, disiplinin oturtulması, zayıflıkların ve dağınıklıkların aşılması için, komitenin sağlıklı işlemesi son derece önemlidir.

Aymasan işçilerinin önemli bir mücadele birikimine ve deneyimine sahip olmaları, Deri-İş Sendikası'nda örgütlü bulunmaları, bugüne kadar kendi sorunlarına olduğu kadar sınıfın sorunlarına da ilgisiz kalmamaları, direnişin kazanılması için önemli avantajlardır. Bu avantajlar değerlendirilerek iç örgütlülük ve birliktelik sağlamlaştırıldığı, direnişe destek ve dayanışma süreklileştirildiği ölçüde, Aymasan direnişinin kazanmaması için de bir neden kalmayacaktır.

Yaşasın Aymasan işçilerinin onurlu direnişi!
İşçi sınıfı savaşacak, sosyalizm kazanacak!

D. Ceren

 


 

Direnişçi Aymasan işçilerinden DİTAŞ işçilerine...

"Bu örnekler çoğaldıkça gelecek
işçi sınıfının olacaktır!"

Ülkemizde bir sürü olumsuzluklar yaşanmaktadır. Sömürü olabildiğince yoğunlaşmış, sermaye alabildiğince saldırganlaşmıştır.

Emperyalist güçler sömürüyü İMF ve DB aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Son zamanlarda Kemal Derviş adında bir şahsiyeti de başımıza bir sömürge valisi olarak atamıştır. Sözümonu o bizim kurtarıcımızdır. Bugünkü sürecin yaşanmasında biz emekçilerin payı da olmuştur. Çünkü bugüne gelinceye kadar yapılan yanlışlıklara karşı bir duruş sergilenmemiş, bu olumsuzluklar kadermiş gibi kabullendirilmiştir. Bu yanlış ve kötü gidişe dur demenin tek yolu örgütlenmeden geçer. Ancak örgütlü bir mücadele sağlıklı bir sonuç verir.

DİTAŞ işçileri de anayasal hakkı olan sendikalı olma hakkını kullanmak istemişlerdir. Fakat sermayenin ülkemizi "ucuz işgücü cenneti"ne dönüştürme amacının önündeki en büyük engel örgütlü işçidir. Bu nedenle işçilerin anayasal hakkı olan sendikalaşmaya tahaammül edememişlerdir. DİTAŞ işçileri de haklı mücadelelerinden dolayı kapıya konulmuşlardır. Mücadelelerini birlik ve beraberlik içerisinde devam ettirerek başarıya ulaşmışlardır. DİTAŞ işçilerinin bu mücadelesi işçi sınıfı adına örnek teşkil etmektedir. Bu örnekler çoğaldıkça gelecek işçi sınıfının kazanımı olacaktır.

Biz Aymasan direnişçileri olarak DİTAŞ işçilerini, vermiş oldukları onurlu direnişlerini kazanımla sonuçlandırdıkları için işçi sınıfını adına kutluyoruz. Bundan sonraki mücadelelerinde başarılar diliyoruz. Mücadelenizi örnek alıyor ve kazanımınızı kazanımımız olarak görüyoruz. Aymasan işçileri olarak çocuklarımıza eşit, güzel ve onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Gelecek bizlerin ellerindedir.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Zafer direnen emekçinin olacak!
Direne direne kazanacağız!
Örgütlüysek herşeyiz, örgütsüzsek hiçbir şeyiz!

Aymasan direnişçileri