7 Temmuz'01
Sayı: 16


  Kızıl Bayrak'tan
  Kamu emekçileri hareketinde yeni dönem
  "Sosyal patlama"lara karşı ehlileştirilmiş dinsel gericilik
  Belgelenen devletin katliamcı kimliğidir!
  "Faşist devlet, bir gün mutlaka bunun hesabını verecektir!"
  Ölüm Orucu Direnişi 261. günüde sürüyor
  Sınıf hareketi
  Satılmış sendika ağaları hesap verecek
  Sümerbank işçileriyle dayanışmayı yükseltelim!..
  Dönemsel durum ve partinin sorumlulukları
  2 Temmuz anma etkinlikleri
  Gençlik
  Yugoslavya'yı yöneten uşak takımı Milosevic'i kredi karşılığı sattı
   Uluslararası hareket
  Direnişçilerin kaleminden
  Açıklamalardan
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Ankara:

Sivas katliamını protesto mitingi

2 Temmuz Sivas katliamının 8. Yıldönümünde Ankara'da Abdi İpekçi parkında "Demokrasi ve Laiklik" mitingi yapıldı. Toplanma yeri Toros sokak olan eyleme 2500 civarında bir kitle katıldı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş-ı Veli dernekleri, Kızılırmak köy dernekleri, Divriği Kültür Derneği, TÜMTİS Ankara temsilciliği, TMMOB, Tüm-Bel Sen Çankaya tems., Eğitim-Sen, Nakliyat-iş, DİSK, Halkevleri, "Katliamlara ve hücrelere karşı örgütlü mücadeleye" pankartıyla Umut Kültür Derneği, "Kriz, katliam, tecrit, Faşizme boyun eğmeyeceğiz" pankartıyla A.Ü Öğrenci Koord., Tohum Kültür Merkezi, "2 Temmuz Sivas-19 Aralık Bayrampaşa, Diri diri yaktılar" pankartıyla TAYAD, İHD, Gıda-İş, Altındağ halkı, Mamak halkı, yasal sol partiler, bazı devrimci gruplar ve komünistler eyleme pankartlar açarak katıldılar.

Eylemde Eğitim-sen ve Tüm-Bel Sen pankartları arkasında yaklaşık 150'şer kişilik bir kitle vardı. TÜMTİS pankartı arkasında yine yaklaşık 150 işçi vardı. Bu kortejlerde sık sık "İçerde dışarda hücreleri parçala", "Sivas'ın hesabı sorulacak", "Faşizme boyun eğmeyeceğiz", "Faşizme karşı omuz omuza", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz","Katillerden hesabı emekçiler soracak", "Yaşasın ölüm orucu direnişimiz", "Kahrolsun İMF bağımsız Türkiye" sloganları atıldı.

Mitingin ön hazırlığının iyi örgütlenememiş olması, katılımın düşüklüğünde önemli bir etken oldu. Eylem için afişlerin son anda kullanılması bir bakıma durumu özetliyor olmalı. Katılımın zayıflığı ve coşkusuzluğu dikkat çekiciydi. Devrimciler de eylem öncesi ciddi bir hazırlık yapmamışlardı, kortejlerinin cılızlığı ve coşkusuzluğu da bunun bir yansıması idi.

Komünistler eyleme "2 Temmuz 1993-19 Aralık 2000 Diri diri yaktılar-Faili sermayenin kanlı iktidarıdır!-Kızıl Bayrak" ve "Düzenin karanlığına ve hücre duvarlarına teslim olmayacağız-Ekim Gençliği" pankartlarıyla katıldı. Belli araçların kullanıldığı ön hazılırlık çalışmasının sonucu iki pankart arkasında iki kortej halinde yüründü. Gerek pankartlar ve dövizler, gerek kullandığımız kuşlar, gerekse kortejlerdeki coşku ve disiplinimiz dikkat çekiciydi. Devrimci çevrelerin cılız ve coşkusuz katılımı, bizim çabamızı ve katılımımızı ayrıca anlamlı hale getirdi.

Mitingte Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Ali Balkız D.K.Ö'ler, Sendikalar ve Siyasi Partiler adına ortak basın metnini okudu.

Miting, Edip Akbayram’ın söylediği türkülerle sona erdi.

SY Kızıl Bayrak/Ankara




“Sivas’ı unutmak
yeni katliamlara zemin hazırlamaktır...”


Sivas-Madımak katliamının üstünden sekiz yıl geçti. Herşey hâlâ dün gibi belleklerimizde. Ne şeriatçı güruhun güya “Allah adına” can almaya bilenmiş hallerini unuttuk, ne de güya onları engellemekle görevli güvenlik güçlerinin “nazik” tavırlarını... Ne Pir Sultan Abdal heykelinin Sivas caddelerinde sürüklenişini unuttuk, ne de yangına 20 dakika kala, otel kapısına 20 metre kadar gelmişken çekip geri giden Tugay Komutanını...

Ne Belediye Başkanı’nın “Gazanız Mübarek Olsun” kutlamalarını, ne de itfaiye hortumlarını kesen itfaiye erlerini; Ne siyasilerin aymazlıklarını unuttuk, ne de medyanın çarpıtmalarını...

Sivas’ı unutmadık.

Madımak’ın karanlık koridorlarındaki uzun bekleyişi, umutların tükenişini, dışarıdan gelen slogan seslerini, otelin camlarında patlayan kaldırım taşlarını, o yangın anını; herşeyi yutup yakan o kızgın canavar dilini, giderek susan canları ve tam da bu sırada bir şeriatçının “Yak ula yak...” nidasını unutmadık.

Sivas’ı unutmak ihanettir.

Sivas’ı unutmak yeni katliamlara zemin hazırlamaktır.

Şeriat ve faşizm halkların, emekçilerin, düşmanıdır ve onu geriletmek emekçilerin birleşik mücadelesinden geçer.

Faşizmi, Şeriatı ve her türlü gericiliği içinde yaşadığı pis bataklığın içine gömmek bizlerin elindedir. Bizlerin bilincindedir.

Ve bunun bir tek yolu vardır: O da örgütlenmektir. Hayatın her alanında örgütlü olmalıyız: Fabrikada, atölyede, tarlada, okulda, mahallede örgütlü olmalıyız. İşçiler, emekçiler, memurlar, köylüler, öğrenciler örgütlü olursak eğer; bir daha Madımak Katliamları, Çorum, Maraş, Gazi, Ulucanlar, F tipi katliamları yaşamayız.

Örgütlü olursak eğer; Sivas’ın hesabı divana kalmaz. Irkçılık ve şovenizm hayat bulamaz, çok kültürlülük çerçevesinde Alevi kimliği anayasal güvence altına alınmış olur.

Örgütlü olursak eğer; Alevi-Sünni, Kürt-Türk kardeş olur. Kimse konuştuğu dilden, yaşadığı bölgeden dolayı potansiyel tehlike sayılmaz. Halklar kardeş olur, halk düşmanları kahrolur. Her türlü farklılığımız zenginliğimiz olur.

Ülkemiz topraklarında Halklarımız barış içerisinde yaşar.

Örgütlü olursak eğer; IMF’ciler TAHKİM’ciler, her türden emperyalistler ve yerli işbirlikçileri ülkemiz zenginliklerini kolayca talan edemezler. (...)

(Ankara mitingini Düzenleme Komitesi açıklamasından...)




Gülsuyu’nda 2 Temmuz anma eylemi...

Sivas ne ilk ne de son katliamdır!”


2 Temmuz 1993’te Sivas’ta katledilen 37 aydını anmak, Ölüm Orucu Direnişi’nin sesini duyurabilmek ve ülke genelinde yaratılması gereken bir hareketlilik sürecini kendi bulunduğumuz yerden örebilmek bakışıyla, 2 Temmuz’da, Gülsuyu Mahallesi’nde bir eylem gerçekleştirdik.

Eylemin hazırlıklarına 1 hafta öncesinden başladık. Eylemin kitlesel ve coşkulu geçmesi için ciddi bir kitle çalışması ve devrimci çevrelerle ortaklaşmak gerekiyordu. Atılım ve Vatan okurları eylem önerisine olumlu karşılık vermediler. İşçi-Köylü okurlarıyla en başta ortaklaşıldı. Alınterimiz okurları ise eylemin hemen öncesinde gündeme getirdikleri anlamsız istemler reddedilince, eylem başlamadan 2 dakika önce eylemden çekildiler.

İşçi-Köylü okurlarıyla birlikte eylemi başlattık. Önde “Sivas ne ilk ne son katliamdır!” yazılı bir pankart taşıdık. 60’a yakın bir kitleyle başlayan yürüyüşe Dolmuş Cd.’ne girildikten sonra semt gençliğinden ve emekçilerinden katılımlar oldu. “Sivasın katili sermaye devleti”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “İçerde dışarda hücreleri parçala!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Direniş sürecek, saldırı püskürtülecek!”, “Dün Sivas’ta, bugün zindanda, çözüm faşizme karşı savaşta!” vb. sloganlar atıldı. Yürüyüş boyunca evlerin camlarından alkışlar, zafer işaretleri ve yer yer de sloganlarla destek geldi.

Yürüyüş, Dolmuş Caddesi, Heykel, Pazar Caddesi ve Özgürlük Parkı güzergahında yapıldı. Özgürlük Parkı’nda 15 dakika kadar beklendi. Sivas ve Ölüm Orucu şehitleri şahsında tüm devrim şehitleri için saygı duruşu yapıldı. Zılgıtlar eşliğinde halaylar çekildi. Avusturya işçi marşı ve “Ege Denizi” parçası hep birlikte söylendi. Bir süre daha Ölüm Orucu ve Sivas’la ilgili slogan atıldıktan sonra eylem bitirildi.

Eylem gençliğin ağırlıklı katılımıyla yapıldı. Özgürlük Parkı’nda toplanıldığında, semt emekçilerinin de katılımıyla eylem 100 civarında bir kitleyi buldu. Eyleme SY Kızıl Bayrak ve İşçi-Köylü okurlarının dışında, Devrimci Demokrasi okurları da katıldılar.

Kendi cephemizden eylemin kitlesel geçmesi için belli bir çaba harcadık. Yapılan eylemlerde yeterli kitleselliğin yakalanamamasında önden ciddi bir hazırlık yapmamış olmak temel bir zaaftır. Fakat asıl sorun bu tür gündemlerle kitlelere gidip siyasal bir çalışma yapmanın anlam ve önemini kavramamakla ilgilidir. Kendi içinde bile birlikte davranamayan devrimci hareket gidip kitlelerden hangi desteği isteyecek? Devrimci hareket dar grupçu kaygılarını bir kenara bırakmadığı sürece, kendi bugünkü alabildiğine dar kitlesiyle başbaşa kalmaya mahkumdur.

SY Kızıl Bayrak Okurları/Gülsuyu




Sivas katliamı birçok kentte lanetlendi...


Sivas’ta kitle örgütlerinin katıldığı anmaya 100 kişi katıldı. Madımak oteli önünde gerçekleşen anmada, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” yazılı yelekler giyildi. Karanfiller otelin camlarına yapıştırıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sorumlusu Ali Timurtaş Özmen yaptığı konuşmada şunları söyledi:“Olayların görünen sorumlularından 31’inin idamı onaylandı. Ceza, kamu vicdanının rahatlattı mı diye sormadan geçemiyorum. Kamu vicdanı rahatlatsaydı, bugün bizler burada olmazdık.”

Daha sonra katliamda yaşamını yitiren Hasret Gültekin’in mezarı ziyaret edildi.

İstanbul’da yapılan anma ise, ozan Nesimi Çimen ile yazar Asım Bezirci’nin mezarları başında yapıldı. Karacaahmet Cemevi önünde toplanan kitle, üzerinde ölenlerin isim ve fotoğrafları bulunan büyük bir pankartla Karacaahmet Mezarlığı’na kadar yürüdü. Çimen’in kabrine kırmızı karanfiller bırakıldı.

Pir Sultan Abdal Derneği Kadıköy Şube Başkanı Kaya Uluyılmaz burada yaptığı konuşmada; “Dönemin Sivas Valisi, hala konuşmamışır. Savcılar, birçok bulguyu Madımak Oteli’nin külleri arasında kaybetmiştir” dedi. Anmaya katılan 300 kişilik grup Asım Bezirci’nin Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabrini de ziyaret etti.

İHD İstanbul Şubesi de 2 Temmuz 2001 akşamı bir eylem düzenledi. Eyleme yaklaşık 300 kişi, ellerinde mumlarla katıldı. Şube Başkanı Eren Keskin yaptığı konuşmada katliamın sistem tarafından desteklendiğini söyledi. Suavi ve katliamda yaşamını yitiren Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen de birer konuşma yaptılar. Daha sonra saygı duruşunun ardından sloganlarla eylem sona erdi.

Türkiye Yazarlar Sendikası da aynı gün saat 17: 00’de sendika merkezinde bir etkinlik düzenledi. TYS Genel Başkanı Cengiz Bektaş açılış konuşmasını yaptı. Ardından katliamın tanıkları olan Cengiz Gündoğdu ve Sadık Albayrak birer konuşma yaptılar. Nihat Ateş ve Arife Kalender, öldürülen şairlerin şiirlerini okudular. Anma, Sadık Gürbüz ve Muzaffer Özdemir’in müzik dinletisiyle sona erdi.

Sivas katliamı Eskişehir’de de yapılan etkinlikle anıldı.




İzmir’de 2 Temmuz anmasına bin kişi katıldı


Sivas katliamının bu yılki anma etkinliği Konak/Sümerbank önünde kitlesel bir basın açıklaması ile yapıldı. 2 Temmuz Pazartesi günü Saat 18.00’de yapılan eylemin organizasyonu 2 Temmuz Platformu (Hacı Bektaş Veli Kültür ve tanıtma Derneği, PSA İzmir Şubesi, Alevi Bektaşi Tanıtma Derneği) tarafından yapıldı. Yaklaşık1000 kişinin katıldığı eyleme İHD, EMEP, ÖDP, Enerji Yapı Yol-Sen, TÜMTİS, Nakliyat-iş, TMMOB, KESK ve Hücre Karşıtı Platform pankartları ile katıldı. PSA temsilcisi, 2 Temmuz Platformu adına hazırlanan basın metnini okumaya; “Merhaba Maraş, merhaba Gazi, Çorum merhaba, merhaba Ulucanlar, merhaba Madımak, merhaba Sivas...” diyerek başladı. Basın metninde sürmekte olan hücre saldırısı ve ölüm oruçlarına, özelleştirmelere değinildi.
“Sivasın hesabı sorulacak!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Sivasın ışığı sönmeyecek!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Susma sustukça sıra sana gelecek!”, “Çeteler halka hesap verecek!”, “Yaşasın ölüm orucu direnişimiz!”, “Gün gelecek devran dönecek katil devlet hesap verecek!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!” vb. sloganlar atıldı.

SY Kızıl Bayrak/İzmir




Sivas’ın katili sermaye devleti!..

Esenyurt İşçi Evi’nde katliama karşı etkinlik


Esenyurt İşçi Evi’nde, Sivas katliamında katledilen 33 ilerici aydın ve sanatçının anısına bir etkinlik düzenledik. Etkinliğin yapıldığı salonda hazırladığımız panonun üst tarafına, büyük puntolarla yazılmış “Sivas’ın katili sermaye devleti!” yazısını astık. Panonun ortasına da 30 Haziran tarihli SY Kızıl Bayrak’ın arka kapağını kesip astık. Kapakta “Diri diri yaktılar” üst başlığıyla 2 Temmuz 1993 Sivas ve 19 Aralık 2000 cezaevleri katliamları arasında paralellik kuran bir düzenleme vardı. Onun da altına “Katliamların hesabını soralım!” başlıklı yazı asıldı.

Bir arkadaşımız, Sivas katliamından yola çıkarak uzun bir değerlendirme konuşması yaptı. Soru ve katkılar üzerinden Sivas’ın bir devlet provokasyonu olduğuna ilişkin maddi kanıtlar tartışıldı. Bu katliamla 19 Aralık katliamı arasında paralellik kuruldu. Her iki katliamın gerçek failinin de aynı sermaye devleti olduğu vurgulandı.

Ardından sahneye müzik grubu çıktı. Sivas katliamını lanetleyen kısa bir konuşmanın ardından Sivas’a dair yakılan türküleri seslendirdiler. Etkinliğimiz böylelikle sona ermiş oldu. Katılımcılar sonuna kadar etkinliği büyük bir dikkatle, sessiz ve disiplinli bir şekilde takip etttiler. Etkinliğimize 50 civarında devrimci ve emekçi katıldı.

Esenyurt İşçi Evi’nden emekçiler




Bütün katliamların arkasında sermayenin
kontra devleti ve CİA vardır


Sivas katliamının 8. yılında sermaye devleti katliam listesine 57 devrimci ekledi. Ve bu katliamlara yenileri her an eklenebilir.

‘93’ün 2 Temmuz’unda 33 değerli aydının diri diri yakılmasını televizyonlardan milyonlarca insan izledi. Devletin bu katliama nasıl seyirci kaldığını da...

Katliam, faşist dinci çeteler ile kontr-gerilla işbirliği halinde, günler öncesinden hazırlanan plan dahilinde uygulandı. Daha aydınlar Sivas’a Pir Sultan şenliklerine gelmeden imamlar camilerde, kontra elemanları kahvelerde, tüm toplanma mekanlarında halkı kışkırttılar, bildiriler dağıttılar. Artık geriye fitili ateşlemek kalmıştı. Ve katliam milyonların gözü önünde, tüm topluma gözdağı vermenin bir vesilesi olarak gerçekleştirildi.

Bu tür kirli provokasyonları devlet her dönem gerçekleştirdi. Kimi yerde dinci gericiler, kimi yerde sivil faşist beslemeler kullanıldı. Planlama ve organizasyonu gerçekleştiren ise devletin kontr-gerilla merkezi ve CİA’ydı.

Devlet Sivas’ta 33 canın diri diri yakılmasını islamcı örgütlerin üzerine yıkarak kendini aklama telaşına düştü. Aziz Nesin’in olayları tahrik ettiği, halkın dini inançlarıyla alay ettiği propagandasını sermaye medyası her seferinde tekrarladı. Böylece suç ortaklığı yapan medya, gerçekleri hep gizledi. Ordunun laikliğin yılmaz bekçisi olduğu iddia edilirken, bu dinci örgütlerin nasıl da kontra devlet tarafından el altından palazlandırıldığı, özel eğitim verildiği ve daha sonra cinayetlerde kullandığı ortaya çıktı. Hizbullah PKK’nin teslimiyet süreciyle deşifre edildi. Oysa Hizbullah bu cinayetleri işlerken kontr-gerilla ve CİA’nın yönlendirmesiyle hareket ediyordu.

O dönem saldıranların başında belediye başkanı RP’li Temel Karamollaoğlu vardı. Bu kişi daha sonra milletvekili oldu. Oteli yakanların avukatlığını ise RP’li Şevket Kazan yaptı. 37 aydının yakılması davası yıllarca ilden ile sürüklendi, her defasında ölenlerin yakınları güçlükle mahkemeleri izleyebildiler, her mahkeme çıkışı ya gözaltına alındılar ya da coplandılar. Mahkeme 7 yıl 10 ay sürdü. Her seferinde değişik kararlar verildi, bunlar temyizden döndü. 6 ay önce verilen 33 idam kararından 31’i onaylandı. Sermaye devletinin idam kararı onu temize çıkaramayacaktır. Dersim, Maraş, Çorum, Gazi, Ulucanlar, 19 Aralık katliamlarını unutmadık, hesap soracağız.

A. Engin




Berlin’de Sivas katliamını protesto yürüyüşü


2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’da devlet destekli gericiler tarafından katledilen aydın ve sanatçılar Berlin’de de yürüyüş ve mitingle anıldılar. Anadolu Alevi Kültür Derneği’nin düzenlediği yürüyüşe 1500’ün üzerinde kitle katıldı. Yürüyüşte katliamın teşhirinin yanı sıra, başta Hürriyet gazetesi olmak üzere Avrupa’daki Alevi örgütlüklerine dönük yürütülen karalama kampanyası da teşhir edildi.

BİR-KAR olarak biz de düzenlenen yürüyüşe katıldık. Sivas katliamını teşhir eden ve Ölüm Orucu direnişini sahiplenmeye çağıran bildirimizi yaygın biçimde dağıttık. Miting alanında tertip komitesinden bir konuşma yapma talebinde bulunduk. Talebimiz önce olumlu karşılandı, fakat daha sonra Ölüm Orucu ile ilgili olarak kendileri bir konuşma yaptılar. Sanatçı Onur Akın da Ölüm Orucu ile ilgili bir konuşma yaparak, kitleyi direnişe sahip çıkmaya çağırdı. Konuşması kitle tarafından coşkuyla karşılandı.

Miting alanında SY Kızıl Bayrak okurları gazete satışı gerçekleştirdiler. Yürüyüş ve miting kültürel programın ardından bitirildi.

BİR-KAR/Berlin