7 Temmuz'01
Sayı: 16


  Kızıl Bayrak'tan
  Kamu emekçileri hareketinde yeni dönem
  "Sosyal patlama"lara karşı ehlileştirilmiş dinsel gericilik
  Belgelenen devletin katliamcı kimliğidir!
  "Faşist devlet, bir gün mutlaka bunun hesabını verecektir!"
  Ölüm Orucu Direnişi 261. günüde sürüyor
  Sınıf hareketi
  Satılmış sendika ağaları hesap verecek
  Sümerbank işçileriyle dayanışmayı yükseltelim!..
  Dönemsel durum ve partinin sorumlulukları
  2 Temmuz anma etkinlikleri
  Gençlik
  Yugoslavya'yı yöneten uşak takımı Milosevic'i kredi karşılığı sattı
   Uluslararası hareket
  Direnişçilerin kaleminden
  Açıklamalardan
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

Ulucanlar’daki faşist arsızlığın bir benzeri tekrarlanıyor...
Katliamı Bayrampaşa’da yaşayan tutsaklar yargılanıyor!..

“Faşist devlet, bir gün mutlaka
bunun hesabını verecektir!”

 

“19 Aralık günü Bayrampaşa Cezaevi C koğuşu 21. yüzyılın nazi kampları gibiydi. Arkadaşlarımız diri diri yakıldı...”

19 Aralık katliamı sırasında Bayrampaşa Cezaevi’nde bulunan tutuklu ve hükümlüler hakkında isyan çıkardıkları ve devlet malına zarar verdikleri gerekçesiyle açılan dava 4 Temmuz’da görülmeye başladı. İlk duruşması Eyüp 3. Asliye Ceza’da görülen davaya, bu arsızlığın sorumlulğunu üstlenemeye cesaret edemeyen hakimler çeşitli bahanelerle yan çizince, konuyla bir ilgisi olmayan sulh hukuk hakimlerinden Erdal Gözüaçık baktı. Salonların küçük olması nedeniyle 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen davaya gazeteciler alınmazken, az sayıda tutsak yakınının girmesinde de sorun yaşandı.

155 kişinin yargılandığı duruşmaya Edirne Cezaevi’nden yeni tahliye olan Hasan Demir ve Bakırköy Cezaevi’nde bulunan Münevver Kök, Songül İnce, Hülya Gülcan, Arzu Özdemir, Fatma Yıldırım, Mesude Pehlivan, Gülderen Hasçısan, Nursel Demirdöğücü, Sakine Altan, Ayfer Ercan, Sadegül Özdemir, Funda Davran, Gülizar Kesici, Hamide Öztürk, Gamze Bayran, Filiz Gencer, Münire Demirel ve Birsen Kars getirildi. Salonun küçük olması gerekçesiyle 6’şarlı gruplar halinde getirilen tutsaklar salona “Yaşasın Bayrampaşa Direnişimiz!”, “19 Aralık katliamının hesabını soracağız!”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!” sloganlarını atarak girdiler.

İddianamenin ellerine ulaşmadığını söyleyen tutsaklar, ayrıca tüm arkadaşlarıyla bir arada salona getirilmeden savunma yapmayacaklarını belirttiler. Daha sonra söz alan tutsaklar ifade vermemekle birlikte, 19 Aralık katliamına ilişkin sözlü açıklamalarda bulundular. Hakim tarafından her defasında açıklamalara müdahale edilmesine rağmen, tek tek söz alarak katliamı baştan sona anlatan tutsaklardan Münire Demirel, olay hakkında anlattıklarıyla katliam vahşetinin içyüzünü ortaya koydu:

“Kurşun yağmuru altında istesek de dışarı çıkamazdık. Tavana açılan deliklerden ve mazgallardan sürekli ateş ediliyordu, Sonra tavana delikler açıldı. Ve oradan gaz bombaları ile alev topları içeri atıldı. Üzerimize atılan bombalardan derilerimiz kavruluyor, etimiz ateşe atılan plastik gibi eriyor, saçlarımız yanıyordu. Ama elbiselerimiz yanmadı. Kimyasal silah kullanıldı. Hepimiz yanıyorduk. Kendimize siper edecek hiçbir şey yoktu. Yalnızca ıslak havlularımız vardı ama onlar da yeterli olmadı. Bir süre sonra koğuşun tamamını ateşe verdiler. Koğuş Hitler'in fırını gibiydi. Diri diri yanacağımızı anladık. Avluya kaçmaya çalıştık. Aramızda olmayan arkadaşlarımız olduğunu anlayınca geriye döndük, ama geç kalmıştık. 6 arkadaşımız diri diri yakılarak ölmüştü..."

Diğer tutsaklar da;“Burada yargılanan biz değil, bu katliamı gerçekleştirenler olmalıdır. Ve bu mahkeme halka açık şekilde yapılmalıdır. Ancak o zaman yaşadığımız katliamın boyutu ve gerçekler açığa çıkartılabilir. Onlarca arkadaşımızın gözlerimizin önünde diri diri yakılarak katledilmesinin ardından, bizler de bu katliamın izini hala üzerimizde taşırken arkadaşlarımızı öldürmekten yargılanıyoruz. Faşist devlet, bir gün mutlaka bunun hesabını verecektir. İşte o zaman bizim de söyleyecek çok sözümüz olacak ve 19 Aralık katliamını katiller değil, katledilenler yargılayacak. Yargılama yerleri bir tek sizin mahkemeleriniz değil. Yaşananları herkes unutsa bile, bizler asla unutmayacağız. Ve asıl duruşma, tüm dünya önünde bu katliamın gerçek sorumlularının yargılanacağı zaman olacaktır” dediler.

Katliam anına ilişkin sözlerin ardından Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Genel Kurmay Bakanlığı, JİTEM ve katliamın yaşandığı Bayrampaşa Cezaevi’nde bulunan müdür ve askerler hakkında tekrar suç duyurusunda bulunan tutsaklar yine sloganlarla salondan çıkarıldılar.

Tutsakların ardından söz alan avukatlar, duruşmada usule uygun davranılmadığını ve bir sonraki duruşmaya kadar iddianamenin cezaevlerine ulaştırılmasını, katliam sırasında çekildiği iddia edilen video kasetlerinin mahkeme heyetiyle birlikte izlenmesini, duruşmanın daha uygun koşullarda yapılabilmesi için büyük bir salona ihtiyaç olduğunu belirttiler. Mahkemeyi yöneten hakim, avukatların talebini dikkate alacağını belirterek duruşmayı 3 Ekim 2001 tarihine erteledi.

19 Aralık katliamıyla onlarca devrimci tutsağı katleden, yüzlercesini de yaralı ve sakat bırakarak hücrelere kapatan devlet, tıpkı Ulucanlar katliamı sonrasında olduğu gibi tutsaklara dava açarak katliamın üstünü örtmeye çalışıyor. Ancak yaptıkları hiçbir şey karşılıksız kalmayacak ve bugüne kadar yaşanan tüm katliamların hesabı mutlaka sorulacaktır.




Otopsi raporlarından katliam gerçeği

 

Bayrampaşa Kapalı Cezaevi

Nilüfer Alcan: Duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Gülser Tuzcu: Yanma, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Seyhan Doğan: Yanma, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Şefinur Tezgel: Yanma, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Özlem Ercan: Yanma, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Yazgülü Güder Öztürk: Yanma, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Aşur Korkmaz: Kendini yaktı. Ölüm nedeni yanık, duman soluması ve karbonmonoksit zehirlenmesi.
Murat Ördekçi: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı gelişen iç kanama.
Ali Ateş: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar delinmesinden gelişen iç kanama.
Mustafa Yılmaz: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar delinmesinden gelişen iç kanama.
Cengiz Çalıkoparan: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı etraf kemik kırıklarıyla mütefarık büyük damar delinmesinden gelişen dış kanama. Yanı sıra vücudun çeşitli yerlerinde darp ve cebir izleri ile kesik yaraları da mevcut.

Ümraniye Cezaevi

Rıza Poyraz: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç kanama. Yanı sıra vücudunda darp ve cebir izleri bulundu.
Ercan Polat: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı büyük damar delinmesinden gelişen dış kanama.
Alp Ata Akçayöz: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama.
Umut Gedik: Akciğer ödemine bağlı solunum yetmezliği sonucu zehirlenerek ölüm.
Ceyhan Cezaevi'nde Halil Önder kendisini yakması sonucu öldü.
Uşak Cezaevi'nde Yasemin Cancı ile Berrin Bıçkılar, kendilerini yakmaları sonucu öldü.
Bursa Cezaevi'nde Murat Özdemir ve Ali İhsan Özkan kendilerini yakmaları sonucu öldü.
Çankırı Cezaevi'de Hasan Güngörmez kendisini yakması sonucu öldü.

Çanakkale E Tipi Cezaevi

İlker Babacan: Başa soldan giren göz yaşartıcı gaz bombasının kafatasını kırması ve beyin kanaması.

Fahri Sarı: Ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç kanama.

Sultan Sarı: Muhtemelen 4 cm. çaplı künt bir cismin süratle göğüs ön duvarına vurulması sonucu göğüs kafesinin kırılması.

Fidan Kalşen: Kendini yakması sonucu öldü.