30 Haziran'01
Sayı: 15


  Kızıl Bayrak'tan
  Konya Tatbikatı aynasından yansıyanlar
  ABD-İsrail-Türkiye ittifakı...
  Ek vergiler krizin yeni taksididir..
  Fazilet Partisi kapatıldı
  Sivasın katili sermaye devletidir
  Kamu emekçileri hareketi
  Sınıf hareketi
  Ölüm Orucu ile dayanışma etkinlikleri
  Kriz ve devrimci sınıf çizgisi/9
  PKK-DÇS: Teslimiyet ve tasfiye süreci derinleştiriliyor
  Otadoğu
  Kapitalizmin kadın sağlığına genel etkileri
   Uluslararası hareket
  Ölüm Orucu direnişçilerinden mektup
  Müzik ve politik mücadele
  Politik çıkmaza doğru sürüklenen ÖDP
  Mücadele Postası

  Tüm yazılar

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

İzmir Hücre Karşıtı Platform’un açıklaması...

“Tecrit ve izolasyon varolduğu sürece haykıracağız”

İzmir Hücre Karşıtı Platformu’nu 17 Haziran 2000’de sendikaların (Limter-İş, Bank-Sen, Genel-İş, Belediye-İş) önerisi; İHD ve diğer DKÖ’nin girişimi ile kamuoyuna deklare ettik. Amacımız hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini, anti-demokratik uygulamaları ve hücre (F) tipi hapishanelerin ne olup olmadığını tüm kamuoyuna duyurmaktı. Bir yıldır çeşitli vesilelerle; çeşitli yerlerde etkinliklerimizle herkesi bilgilendirmeye çalıştık. Ve devam etmekteyiz.

Kişi, kurum ve kuruluşlarla devam ettirdiğimiz süreç, özellikle SAG ve ÖO döneminde yeni bir ivme kazanarak devam etmiştir. “Görüşmeler başlatılsın, çözümler bulunsun” ekseninde sürdürdüğümüz bu süreçte, 19 Aralık operasyonu ile siyasi tutuklu ve hükümlüler F tipi hücrelere atılmıştır. Operasyon sonrası 30 insanımız hayatını kaybetmiş, onlarcası da yaralanmıştır. Fakat ÖO daha da artarak devam etmiş, şimdiye kadar 24 insanımız hayatını kaybetmiştir.

Dışarıdaki ürkütücü sessizliğe rağmen, bizler 50-100-150-250 insanın katılımı ile eylemlerimizi sürdürdük. 8 ayı aşkın süren süreç, tüm herkesi sınamış, pratikteki durumlarını, tutumlarını ve duruşlarını ayrıştırarak netleştirmiştir. Birçok kurum bunun dışında kalmış, birçoğu arada bir görünmüş, fakat bizler birçok eksikliğimize rağmen hep varettik kendimizi.

Onların sesi ve çığlığı olduk. Ailelerin acılarını ve öfkelerini paylaştık. Kısacası dostlar, hapishanelerin insan sağlığına ve onuruna yaraşır bir tarzda düzenlenmesi için mücadele ettik ve etmekteyiz. Hakkımızda onlarca soruşturma ve mahkemelerde davalar açıldı. Gerçi bu ülkede demokrasi mücadelesinin de bir bedeli vardır. Önemli değil, ama herkes bilsin ki, tecrit ve izolasyon varolduğu sürece biz ilericiler, demokratlar ve sosyalistler olarak, demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanarak, tüm kamuoyuna çığlığımızı haykıracağız.

23 Haziran 2001
İzmir Hücre Karşıtı Platform adına
Orhan Saygınar




Antakya’da reformist-liberal güçlerin geldiği yer:

Devrimci çalışmaya düşmanlık...


Hücre saldırısı ve ÖO Direnişi gibi şiddetli çarpışmaların yaşandığı bir dönemde saflar daha bir netleşmekte, reformistler daha fazla düzenin girdabına sürüklenmektedir. Dahası bu dönemde bazı kurum ve kuruluşların tepesindeki reformist yönetimler, sahte demagojik söylemler kullanarak, bir vicdan rahatlaması içerisine girmektedirler. Bu gerçeği reformist teslimiyetçi platformların somut pratikleri üzerinden ortaya koymak istiyoruz.

Devrimci faaliyete düşmanlık

Şoven bir Arap milliyetçi akım olan Güney Uyanış, ‘90’lı yılların ikinci yarısında ÖDP’ye yamanmasının ardından, gerici bir ruh haliyle devrimcilere pervasız bir saldırı başlattı. Küfür, hakaret, devrimci çalışmayı engellemeye çabası, bu şarlatan takımının marifetleri arasında.

Bize dönük saldırılarda muhatabımız ÖDP yönetimi oldu. ÖDP yönetimi beklediğimiz tutumu sergileyerek, “sorununuz onlarla, biz karışmıyoruz” gibi bir yaklaşımda bulundu. Ve bu kişiler hala ÖDP yönetimindeler. İskenderun’daki 2000 yılı 1 Mayıs’ında Hatay temsilcimizin kürsüden kitleyi selamlayıp “1 Mayıs kızıldır kızıl kalacak!” sloganını attırdıktan sonra, Uyanış (ÖDP) takımı harekete geçerek sloganı ÖDP’li gençlere şöyle açıklıyor: “Alacaksın silahları eline, tarayacaksın bütün polisleri, her taraf kan (kızıl) olacak”! Bu insan sloganın anlamını bilmeyecek kadar aptal değil kuşkusuz. Bunun gerisinde sinsi bir düşmanlık var.

Gelelim birçok kurumla direk bağlantısı olan dersrhanelere. Hücre saldırısı ve Ölüm Oruçlarıyla ilgili yürüttüğümüz faaliyet alanlarından biri de dershaneler oldu. Bunlardan birisi Gelişim Dershanesi. Bu dershanede EMEP’lisinden ÖDP’lisi’ne, bir yığın dershane kurucusu ve öğretmen var. Bunlar yürüttüğümüz faaliyetleri engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Özellikle Ölüm Orucu Direnişi’ne karşı. Önce SY Kızıl Bayrak kuşları tehlikesine karşın her kata adam yerleştirdiler, cezaevi kapılarını andıran kapılar koydular. Ancak bu materyallerimizin dershaneyi süslemesine engel olamadı. Çözümü bizimle diyalogda buldular ve büromuza gelerek anlaşmak istediler. Başaramayınca okurlarımızı dershaneden attılar. Buna rağmen faaliyetimizi engelleyemediler. Bu kez faaliyetlerimizi engellemek için dışarıdanbasınç uygulamaya çalıştılar. Diğer dershane öğretmenleri, reformist parti temsilcileri ve KESK bizimle görüşerek, faaliyet yürütmemiz konusunda diyecek bir şeyleri olmadığını, ancak materyal dağıtmamamız gerektiğini söylediler. Bu da kâr etmeyince, her faaliyetimizde (hemen hemen her gün) dershane öğretmenleri olağanüstü toplantılar yaptılar. Öğrencilerine bildik vaazları &ccedl;ektiler. İşi bildirilerimizi okuyan öğrencileri dersten atmaya vardırdılar. Dershaneye devam eden arkadaşlarımız bir komployla tutuklandıklarında rahat nefes alacaklarını sandılar, ancak yine olmadı.

Bu dönemde KESK yönetimi de farklı bir tavır sergilemedi. 1 Aralık iş bırakma eyleminde KESK şube başkanı büromuza gelerek, ÖO Direnişi’yle ilgili slogan atmamamızı istedi. Buna rağmen eylemde slogan attığımız için provakatör ilan edildik.

İskenderun’da Newroz!

2001 Newroz kutlamalarında Atılım’dan bir arkadaş bildiri dağıtırken polis gözaltına almaya çalıştı. İlk olarak biz müdahale ettik. Arkadaşı polisin elinden alabilirdik, ancak HADEP görevlileri kolkola girerek önümüze barikat kurdular. Barikata yüklendik, fakat aşamadık. Kürsüye yöneldik, ancak oradaki barikatı da aşamadık. Sloganlarla orta sahaya yöneldik, ancak tekme ve yumruklarla karşılandık.

HADEP İskenderun İlçe Başkanı, emniyet müdürüyle görüştü ve “bildirileri inceleyecekler, eğer toplatma kararı yoksa bırakabilirlermiş” dedi. Biz komünistler bu açıklamanın boş olduğunu, arkadaşımız bırakılana kadar burada inisiyatif sahibi olduğumuzu açıkladık. Bunun üzerine küfür etmeye başladılar. SY Kızıl Bayrak temsilcisi sahanın dışına atılmaya çalışıldı, ki bu polise teslim etmek anlamına geliyordu. Ama kitle sahiplendi.

Demokrasi Platformu’nun tutarsızlıkları

Bu platform (EMEP, ÖDP, ÇSA, HADEP, KESK, MKÜ-ÖDER, İHD, CHP) devrimcilere saldırgan bir tutum içinde. 2001 yılı başından itibaren SY Kızıl Bayrak’a tavır aldık dediler. Ancak daha sonra 4 Şubat’ta yapılan “Demokrasi ve insan hakları” mitinginin toplantısı için bizi de çağırdılar. Mitingte tavır değişmedi ve tüm sosyalist basına tavır alındığını açıkladılar.

14 Nisan’da yapılacak miting için tekrar toplantıya çağırıldık. Bu kez biz katılmadık. Çünkü 4 Şubat mitingi toplantısında olduğu gibi pazarlık için çağırıyorlardı; şu slogan atılır bu atılmaz, şu pankart taşınır bu taşınmaz, vb. 14 Nisan mitinginden sonra tekrar tavır aldılar.

Tüm bu tavırlar düşman saldırılarıyla birleşiyordu. Ancak ne reformistler engelleyici tutumları ne de düşman saldırıları bizi ÖO Direnişi’nin ruhuna uygun bir duruştan vazgeçiremedi, vazgeçiremeyecek.

SY Kızıl Bayrak/Antakya