31 Mart '01
Sayı: 02


  Kızıl Bayrak'tan
  Örgütlü birlik tehditleri boşa çıkarmanın biricik yoludur!
  Ölüm Orucu Direnişi'nin yeni evresi...
  DHKP-C, TKP(ML), TKİP dava tutsalarının açıklaması: Taleplerimiz değişmedi!..
  Ölüm Orucu Direniş'i sürüyor!
  Sınıf hareketi
  Hükümet, TÜSİAD ve Genelkurmay Washington'da!
  Düzenin krizi'in liberal sol reçeteler/1
  Yeni bir hayat"a işçi sınıfının devrimci programıyla ulaşılacak!
  Sınıf hareketi ve görevlerimiz
  Newroz etkinlikleri...
  Uluslararası hareket
  Yurtdışında ÖO'yla dayanışma faaliyetleri...
  "Direnişin zerresine bile gölge düşürmemek boynumuzun borucudur"
  Düş yola...
  Gençlik
  Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın



 

-Düş yola-

Cengiz Soydaş’ın şahsında tüm Ölüm Orucu şehitlerine...

    1-
    Sırları dökülmüş bir kalp
    gibi yükseliyor bezgin güneş.
    Solmuş sararmış ay parçaları,
    düşüyor cebinden gecenin.
    Yıldızlar batmış karnına uzayın.
    Yitirmiş gözlerini ışıklar,
    yitirmiş tılsımını.

    Zaman, haylaz çocuğu evrenin
    koparmış ipini
    dolanıp duruyor sonsuz boşluğu.

    Aşağıda kentler
    Sapından koparılmış üzüm taneleri
    gibi dağılmış
    evler.
    Toprağından sökülmüş çiçekler
    gibi solgun
    insan suretleri,
    savrulmuş sokaklara.
    Bir tedirginlik
    kemiriyor içten içe
    iskeletini kentlerin,
    bir bekleyiş!

    2-
    Ne amansız ve soluksuz bir koşudur bu,
    Kaç rüzgar yoruldu, kaldı geride.
    Kaç hayat eskidi,
    Kaç yol-kaç yolcu!
    Ağzı köpüklü kaç at çatladı
    Kaç civan yürek!
    Ve ne çok kadırga çürüttü sular
    ne çok yelken.

    Ve düşenler
    -ki elbet
    yıkandılar son kez
    kendi ılık kanlarının anaforunda.

    Atları eğerle
    Yelkenler Fora!
    Kılıçları bile!
    Tüfekler omza!

    Sür yüreğini yokuşlara uçurumlara!
    Sür atını kararmış ufuklara!

    3-
    En önde meşaleliler
    Gözler sarrafı olmuş
    her an tetikteki ihanetin.
    Ortada, bando mızıka takımı,
    göğüsler davul-bilekler tokmak.
    Düşler mızıka,
    Yürekler bayrak
    Yürekler dalgalanarak karışıyor kızıllığına yeni şafakların
    Bayraklar elden ele çoğalıyor
    Bayraklar kan burçlarından yükseliyor.

    Arka sırada sen varsın canım kardeşim
    Bir sevdayı taşıyorsun
    Mağrur dudaklarının arasında,
    Bir düş,
    bir ışık.
    Kucağında koca bir dünya.
    Elini çabuk tut,
    Yolun açık olsun.
    Düşersen kefenin bulut
    Mezarın gümüş yakamozlu sular.
    Atlas gökyüzünden anıt taşın
    ışıyacak daima şu söz:
    kırılır en koyu karanlığın da beli
    bir küçük kıvılcımla!

    4-
    Ölüm suskunluğu demirlemiş gözbebeklerine zamanın
    Ölüm suskunluktur!
    Ölüm suskunluk!
    Ölüm suskun!
    Ölüm sus!

    Susun ey yapma çiçekler
    Ölü yıkayıcılar, parlak sözler!
    (.....) gözlerini oyacak bu çocukların
    boğazında düğümlenen her bir harf
    Yarım kalan her bir söz
    birer kurşun olup saplanacak utancınıza
    birer kurşun tarihin kara bahtına.

    Zorlu bir geçidinde kavganın
    etini bir meşale gibi tutuşturanların
    Savruldu külleri çoktan uzak sulara.

    Düştür şimdi onlardan geriye kalan
    Bir de yol- henüz gidilmemiş sonuna kadar
    Bir de sevda- kör kuyularda sınanmış.
    Bir de kavga daha kazanılmamış.
    Düştüler yola
    Düştüler
    Işıktılar
    Işıdılar.

    5-
    Mavi göğün göğsünden emdik biz bu ışığı
    çağlar boyu taşıdık elden ele
    taşıdık, yüreğimizin gürzünde taşıdık
    sönmeye yüz tutunca
    nefesimizi kattık, acı tütün ve zakkum kokan.
    Örs ve çekicin,
    Umut ve bilincin ölümsüz tezgahına yatırdık.
    Katık yaptık tuzun ve şekerin ölümsüz tadına

    Bir ağaç büyüyecek bu ışık altında
    kucağını yemişle dolduracak
    canım yemişlerini balla.
    Bir ana, süt sağacak ışıktan çocuğuna
    Bir çocuk uçurtmasına ip yapacak ondan,
    göğe salacak düşlerini
    Bir kelebek kanatlarını dokuyacak ışıktan
    bir gelincik tenini.
    Ve elbette milyonlar
    çalınan düşlerine kavuşacak yeniden
    Yola ilk düşenlerin ışığıyla
    Yolda ilk düşenlerin ışığında
    sonsuza varmadan önce
    mutlaka!

    Haydi
    Atları eyerle!
    Yelkenler Fora!
    Kılıçları bile!
    Tüfekler omza!
    Sür yüreğini yokuşlara, uçurumlara,
    Harmanlansın bereketi toprağın.
    Sür atını kararmış ufuklara,
    emek uyansın uykudan
    aydınlansın içi gözlerinin dünyamızın...
    Düş yola: Haydi!

Resul Ayaz
TKİP dava tutsağı/
Ölüm Orucu direnişçisi