26 Mart 2005
Sayı: 2005/12 (12)


  Kızıl Bayrak'tan
  Yaklaşan 1 Mayıs ve sınıf hareketine
devrimci müdahale
  Newroz eylemlerinin gösterdikleri
  Düzen cephesinde şovenist histeri
  Vatan haini arıyorsanız
aynaya bakın!
  İstanbul’da yerellerde Newroz kutlamaları
  Newroz kutlamalarından
  Kürt halkının Newroz çoşkusu
  İşgalin ikinci yılında protesto eylemleri

  Sermaye çevrelerinden hükümete balans ayarı!

  Mücadele bayrağı
TEKEL işçisinde!
  Ulusal sorun ve Kürt hareketi/7: Ortadoğu’da yeni “uygarlık sentezi”
  Irak tartışmaları ve gerçekler
 Halklar emperyalist saldırganlık ve
savaşı lanetledi
BM emperyalist saldırganların
“güvenliğini” sağlamaya hazırlanıyor
 Filistin; Barış değil toprak gaspı!
 Emperyalistlerin kanlı eli Kırgızistan’da!
 Dünyada yılda 1.2 milyon çocuk alınıp
satılıyor...
17 sendika şubesi Kadırga Kültür
Merkezi’nde toplandı
İܒde soruşturma saldırısı protesto edildi
İzmir; “Demokrasi”yi bayrak edinenler demokratik saygıyı
öğrenmek zorundadırlar!
Bültenlerden...
Irak'lı işçilerin açıklama ve çağrısı: Bütün uygar insanlığa!
  Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın


 

İÜ'de soruşturma saldırısı protesto edildi...

Saldırıları püskürtmek için birleşik devrimci mücadeleye!

24 Mart günü İstanbul Üniversitesi'nde 14 öğrencinin okuldan atılması protesto edildi. Basın açıklamasına 100'ü aşkın öğrenci, avukat ve aile katıldı. Ayrıca EMO İstanbul Şubesi öğrencilere dayanışan ve okul yönetimini protesto eden bir destek mesajı iletti.

Avukatlar adına konuşma yapan Av. Kemal Aytaç, rektörlükçe düzenlenen idari işlemlerin hukuksuzluğuna ve anti demokratikliğine vurgu yaptı. “Bu çocukların sonuna kadar arkasındayız!” diyerek konuşmasını bitirdi. Aileler adına konuşma yapan bir anne ise; “Hukuk insanı yetiştiren, yasaların uygulanmasının eğitiminin verildiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yıllardır hukuk ihlalleri yapıyor. Ağzını açıp, iki cümle söyleyen gençler sokaklara terkediliyor. Eğitim hakları ellerinden alınıyor. Bu gençler ne yaptı? Ya şimdi ne yapsın? Gasp mı yapsın? Hırsızlık mı yapsın? Sokaklarda eroin mi kullansın? Barlarda sabahlara kadar içki mi içsin? Ebeveyn olarak hangisini tercih edersiniz? Polisten korkuyorsanız kendini ifade etmesin barda içki içsin, düşünmesin, konuşmasın, ileride birilerini dolandırıp hayatını kazansın. Aksi taktirde siz anne-baba olarak çok korkular yaşayabilirsiniz. Çünkü çocuğunuz düşünüyor, düşündüğünü söylüyor. İşte İstanbul Üniversitesi'nden atılan çocukların suçu bu!” diyerek atılan öğrencilerle övündüğünü, ancak bir eğitmen olarak, bu uygulamada payı olan eğitimcilerden utanç duyduğunu belirtti.

Basın metninin okunmasının ardından öğrenciler rektörlük binasına yürüyerek, rektörün ya da rektör yardımcılarının öğrencilerin yanlarına gelerek hesap vermesini istediler. Rektörlük binasının giriş kapısını kapatarak rektörün aşağı inmesi çağrısı yapan öğrencilere rektör bir yanıt verme gereği bile duymadı.

İstanbul Üniversitesi padişahlığı!

İÜ'de yaşanılan hukuksuzluk bunlarla sınırlı değil. Soruşturma karşıtı çalışmaların medyaya yansıması üzerine rektörlük yapılan eylemleri engellemek için “rüşvetler” teklif etmeye başladı. Önce atılan öğrencilerin okula girişlerine getirilen sınırlama kaldırıldı. Ardından ise rektör yardımcısı atılan öğrencilerin yanına gelerek, “Bundan sonra İÜ hiçbir sorunun yaşanmadığı demokratik bir okul olacaktır. Atılma sorununa dönük kararname çıkartıp sizleri vizelere yetiştirmeye çalışacağız. Yalnız yarın yapacağınız eylemi iptal edin...” vb. telkin ve rüşvetle eylemlerin önünü kesmeye çalıştı.

Rektörlük soruşturma ve atılma karşıtı başlatılan çalışmanın henüz başlangıç aşamasında sıkışmış durumda. Yine soruşturmalardaki hukuksuzluğun bir benzerini atılan öğrencileri “atılmalara karşı eylem yapmamak kaydıyla” “mağdur etmeyeceklerini ifade ederek göstermiştir. İÜ'de yaşananlar açık bir biçimde eski Osmanlı padişahlarını hatırlatmaktadır. “Padişah rektör” yalan, tehdit ve rüşvetle kendi hukukunu hiçe sayarak öğrencileri okuldan atmış, arkasından konunun medyaya yansıması üzerine de aynı rahatlıkla “okula döneceksiniz” vaadi ile ortaya çıkmıştır.

İÜ'de yaşanan bu son olay kapitalist eğitim sistemindeki çürümenin düzeyini çok açık bir biçimde gözler önüne sermektedir. Çürüme o boyuttadır ki, üniversitelerin başına çöreklenmiş bu uşak takımı kendilerini üniversitelerin padişahı olarak görmektedirler. Akademisyen kılıklı bu sermaye uşakları tıpkı asalak patronlar gibi yalan, tehdit, şantaj ve rüşvet gibi aşağılık yöntemlere başvurmaktadırlar.

Saldırıları karşı saldırıya dönüştürmek bir zorunluluktur!

Ancak şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki, rekrörlük tüm bu zorbaca ve aşağılık yöntemlerinde başarılı olamayacaktır. Yapılan 2 basın açıklaması daha çalışmanın başlangıcı sayılmalıdır. Bu çalışmalar güçlenerek birleşik bir mücadele zeminine kavuştuğu zaman bu zorba takımına hak ettiği yanıt da verilmiş olacaktır. Zorbalık, yalan ve rüşveti sermaye sınıfı ve uşakları herkese karşı kullanbilirler, ancak devrimci siyasal irade karşısında bunların hiçbirinin hükmü yoktur. Devrimci gençlik güçleri İÜ'de açılan bu soruşturmaları daha güçlü bir mücadelenin imkanlarına dönüştürecektir.

Saldırıları püskürtmek için birleşik devrimci mücadeleye!

Ekim Gençliği/İstanbul Üniversitesi

---------------------------------------------------------------------------------------

İstanbul Üniversitesi'nde Newroz kutlaması...

Samimiyetsizlik ve sorumsuzluk çıkar yol değildir!

Her sene olduğu gibi bu senede İÜ'de Newroz kutlaması için hazırlıklar yapıldı. Yapılan toplantıda her siyasetin kendini ifade etme özgürlüğü olduğu, pankart asabileceği, kısa olmak koşuluyla konuşma yapabileceği kararlaştırılmıştı. Bu toplantılarda BAGEH'in bu süreci ortaklaştırmak istemediğini de belirtelim.

19 Mart'ta biz de kutlamaya katılmak için merkez kampüsteki çalışmalarımıza başladık. Afişleri yaygın yaptıktan sonra toplantıda çıkan karar doğrultusunda günün anlam ve önemine yakışır bir özenle hazırladığımız pankartımızı havuzun olduğu kutlama yerine astık. Yarım saate yakın bir süre asılı kalan pankartımız hemen birilerini rahatsız etmeye başladı. BAGEH'ten iki arkadaş gelerek pankartı indirmemizi ve alanın dışına asmamızı istedi. Nedenini sorduğumuzda ise “biz aslında ortaklık istemiyorduk” türü şeyler söylediler ve ardından “açıkçası eylemi BAGEH değil de Ekim Gençliği yapıyor sanki” dediler. Bundan rahatsız olduklarını da sözlerine eklediler. Ortak alınan kararlar karşısında sergiledikleri bu samimiyetsizlik ve sorumsuzluk tutumu fazla bir söze gerek bırakmıyor.

Bir anlaşmazlık yüzünden kararların yeteri kadar anlaşılmaması ve bu şekliyle BAGEH'e anlatılamaması bizim eksikliğimiz. Fakat Edebiyat'ta “bayrak” olayı sonrası hareketlenen faşist güruhun düzenlediği eylem ve yaşanan gerginliği gözeterek sağduyulu davranmamız sorumluluğumuzun bir gereği oldu. İlerleyen günler bu tarz samimiyetsizce tavırların cevapsız kalmayacağına tanıklık edecektir. Her siyaset sorumluluğunun bilincinde olmak ve sorumsuzluklarının da özeleştirisini yapmak zorundadır.

Ekim Gençliği/İÜ

------------------------------------------------------------------------------------------

“Halepçe ve Beyazıt katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!”

Ege Üniversitesi'nde 17 Mart günü Halepçe ve Beyazıt katliamları protesto edildi. Ekim Gençliği, SGD, BAGEH, YDG, Emek Gençliği, DGD ve DGH'ın örgütlediği eyleme Öğrenci Koordinasyonu, İzmir Gençlik Derneği, DPG ve Öğrenci Muhalefeti de destek verdi. Eylem öncesinde yaygın olarak afiş yapıldı, el ilanları dağıtıldı.

“Halepçe ve Beyazıt katliamını unutmadık, unutturmayacağız!/E.Ü Öğrencileri” imzalı pankartın açıldığı eylem Edebiyat Fakültesi önünden yürüyüşle başladı. Yaklaşık 100 kişinin katıldığı eylem E-Kafe'nin önüne gelindiğinde yapılan konuşmalar ve okunan basın açıklaması ile sürdü. Ardından tekrar Edebiyat Fakültesi'ne doğru yürüyüşe geçildi. Fakültenin önünde yapılan konuşmaların ardından eylem sona erdi.

Eylemde sık sık “Halepçe'yi unutma, unutturma!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Direnen halklar kazanacak!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Beyazıt'ı unutma, unutturma!”, “Sermaye defol, üniversiteler bizimdir!”, “Soruşturmalar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz!” sloganları atıldı.

Ege Üniversitesi/Ekim Gençliği

------------------------------------------------------------------------------------

16 Mart'ı, Halepçe'yi unutmadık!

Üniversitemizde yaptığımız bir basın açıklamasıyla 16 Mart Beyazıt ve Halepçe katliamlarını lanetledik. “16 Mart'tan bugüne katliamların sorumlusu devlettir!” yazılı imzasız pankart açtığımız eylemde 16 Mart, Gazi ve Halepçe katliamlarını teşhir ettik. Katilamların sorumlusunun devlet ve sistem olduğunu vurguladık. Eylemde “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Katil devlet hesap verecek!” sloganları atıldı. (Ekim Gençliği/ÇÜ)