26 Mart 2005
Sayı: 2005/12 (12)


  Kızıl Bayrak'tan
  Yaklaşan 1 Mayıs ve sınıf hareketine
devrimci müdahale
  Newroz eylemlerinin gösterdikleri
  Düzen cephesinde şovenist histeri
  Vatan haini arıyorsanız
aynaya bakın!
  İstanbul’da yerellerde Newroz kutlamaları
  Newroz kutlamalarından
  Kürt halkının Newroz çoşkusu
  İşgalin ikinci yılında protesto eylemleri

  Sermaye çevrelerinden hükümete balans ayarı!

  Mücadele bayrağı
TEKEL işçisinde!
  Ulusal sorun ve Kürt hareketi/7: Ortadoğu’da yeni “uygarlık sentezi”
  Irak tartışmaları ve gerçekler
 Halklar emperyalist saldırganlık ve
savaşı lanetledi
BM emperyalist saldırganların
“güvenliğini” sağlamaya hazırlanıyor
 Filistin; Barış değil toprak gaspı!
 Emperyalistlerin kanlı eli Kırgızistan’da!
 Dünyada yılda 1.2 milyon çocuk alınıp
satılıyor...
17 sendika şubesi Kadırga Kültür
Merkezi’nde toplandı
İܒde soruşturma saldırısı protesto edildi
İzmir; “Demokrasi”yi bayrak edinenler demokratik saygıyı
öğrenmek zorundadırlar!
Bültenlerden...
Irak'lı işçilerin açıklama ve çağrısı: Bütün uygar insanlığa!
  Mücadele Postası

Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın


 

17 sendika şubesi Kadırga Kültür Merkezi'nde toplandı...

Perspektiften yoksun sonuçsuz bir toplantı

Türk-İş'e bağlı sendika şubelerinin organize ettiği toplantı 23 Mart'ta İstanbul'da yapıldı. Toplantı, düzenleyenlerin içinde bulunduğu ciddiyetsizliği, kararsızlığı, politika yoksunluğunu ve ruhsuzluğu ortaya koyan bir havada gerçekleşti. Elle tutulur en ufak bir sonuç ortaya çıkmadan da tamamlandı. Toplantı 17 sendika şubesinin imzasıyla yapılmıştı. Fakat bu şubelerin pek çoğunun ehven-i şer imza verdikleri, onun ötesinde bir çaba içerisinde olmadıkları, gerek katılımın bileşiminden, gerekse divan başkanının toplantının sonlarında bir soru üzerine verdiği “burda kaç şube başkanı var doğrusu bilmiyorum” yanıtından anlaşılıyordu. Toplantıya ağırlığı Belediye-İş, Tez Koop-İş ve onlar ölçüsünde olmasa da Petrol-İş üyesi 350 civarında sendika şube yöneticisi, işyeri temsilcisi ve işçi katıldı.

Önce divan başkanı olarak Belediye-İş 3 No'lu Şube Başkanı kısa bir açılış konuşması yaptı, toplantının amacını özetledi. Konfederasyona ve mevcut sendikal örgütlenmeye bir alternatif olarak hareket etmediklerini, sermaye adına politikalarla hareket eden yönetimi eleştirdiklerini, sendikaları işçilerin mücadelesine hizmet eder duruma getirmeyi istediklerini vurguladı. Fakat bunun nasıl yapılacağı, yola devam edilip edilmeyeceği konusunda net bir şey söylemedi, hatta bundan sonra ne olur hiçbir garanti veremem, herşey burada ortaya çıkacak sonuca bağlı olacak, neyi nasıl yapacağımıza burada ortaya konulacak görüşlere göre karar vereceğiz, dedi.

Onun ardından Çetin Yelken 17 şube adına söz aldı. O da Hüseyin Ayrılmaz'ın söylediklerinden çok farklı olmayan sözler etti. Bu arada Tez Koop-İş'ten katılan eski bir şube yöneticisi ayağa kalkarak, son günlerde Tez Koop-İş içinde tartışılan görevden alma ve atama olayını salona taşıdı. Bundan sonra salona bir karışıklık hakim oldu. Konuşan kişi, Tez Koop-İş 1 No'lu Şube adına bildirgeye imza atan yönetimin sendika genel merkezi tarafından atanan bir yönetim olduğunu, eski yönetimin mücadeleci kimliğinden dolayı görevinden alındığını, tepeden yönetilen birinin katılımıyla oluşan bir girişimin mevcut sendikal yapıya eleştiri yöneltmesinin samimi olmadığını ifade etmeye çalıştı. Doğrudan doğruya girişimi tartışmalı duruma düşüren bu eleştiri karşısında divanın ve Çetin Yelken'in tutumu, bu sizin iç sorununuzdur, gidin bu meseleyi sendikanızda tartışın diye geçiştirmeye çalışmak oldu. Fakat Tez Koop İş'ten gelenler itirazlarından vazgeçmediler, uzun süre de söylediklerinin öncelikle tartışılması gerektiğinde ısrar ettiler. Bundan dolayı salondaki hava önemli ölçüde değişti. Bu tartışma katılımcıların asıl gündemi durumuna geldi. Nihayet belli bir zaman geçtikten sonra panel başlatılabildi.

İlk panelist Volkan Yaraşır Paris Komünü'nden bu yana sınıfın mücadele tarihindeki belli başlı olaylara değinerek sözü neo-liberal saldırılara, sosyal devletin ortadan kalkışına getirdi ve konuşmasının ilk bölümünü bu şekilde tamamladı. Daha sonra söz alan Petrol-İş eğitim uzmanı Süleyman Üstün çok da konuyla alakalı olmayan, daha ziyade ‘60 ve ‘70'lerdeki eylem ve direniş anılarıyla süslenmiş uzun bir konuşma yaptı. Konuşmasına ancak divanın uyarısıyla son verdi. Daha sonra konuşmak isteyenlere söz verildi.

Bazıları dışında konuşmalar toplantının açıklanan amaç ve içeriğiyle çok da uyumlu değildi.

Kürsüye çıkan bir Lider Kargo işçisi yaşadıkları baskı ve saldırıları ifade ettikten sonra destek çağrısında bulundu.

Belediye-İş 2 No'lu Şube'den bir işçi (Halil Çatalkaya) sermayenin bir sendikacılık sektörü yarattığını vurguladı, bunlar içimizdeki sermaye ajanlarıdır dedi. Bürokratlaşma konusunda 17 şube başkanının kendilerine özeleştirel bir biçimde bakmaları gerektiğini söyledi. İş saatlerinin düşürülmesi, mevcut istihdam olanaklarının çalışabilecek nüfusa eşit pay edilmesi gibi talepler öne sürülebileceğini ifade etti. Özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı bir mücadele programı oluşturma zorunluluğundan söz etti ve yayın çıkartma önerisinde bulundu.

SEKA'dan bir işçi (Hakan Tamer) kaybetmediklerini, mücadelelerinin sonuçlanmadığını, üretime geçene kadar çabalarının süreceğini, bu amaçla yeniden bir örgütlenme içerisinde olduklarını anlattı. Salondakilere bir de tavsiyede bulundu; size dönük saldırıları fabrikanızda göğüsleyin, sorunu orada çözün, sakın ola ki Ankara'ya gitmeyin. Çünkü orası bir kurt kapanı ve oraya giden bambaşka birileri olup geliyor dedi. Bu söz salondan alkış aldı.

Belediye-İş 3 No'lu Şube'den İsmail Taşkın konuştu ve tabandan örgütlü olunmadığı koşullarda yukardakileri denetlemenin mümkün olmadığını ifade etti. SSK ilaç fabrikasından Kadir Gümüştekin söz alarak yaşadıkları sorunları dile getirdi. Konuşmasını, hiçbiriniz işçi olduğunuzu unutmayın, sendikanıza güvenin, tabanın sesine kulak veren sendikacılara sahip çıkın diyerek noktaladı. Kültür Bakanlığı'nda çalışan Tez Koop İş üyesi Mehmet Yıldız da söz alarak kendi işyerlerindeki TİS süreci üzerine düşüncelerini söyledi. Türk-İş bize sahip çıkmalıdır, evlatlarına eşit muamele etmelidir, yoksa bizler onu uyarmasını biliriz şeklinde konuştu.

Deri-İş Tuzla Şube Başkanı gündem dışı söz alarak bugün Tuzla'da işçilerin jandarma komandoları tarafından abluka altına alındığını, amacın TİS öncesi gözdağı vermek ve sindirmek olduğunu, eğer abluka kalkmazsa yarından itibaren Tuzla'da üretimin durdurulacağını bildirdi ve tüm emek güçlerinden Tuzla işçisiyle dayanışma içinde olmalarını istedi.

Bundan sonra panelin ikinci turuna geçildi. Yeniden söz alan Volkan Yaraşır, Türk-İş'in tarihsel işlevi sınıf hareketin önünde barikat oluşturmaktı, bunun için kuruldu tespitini yaptı ve Malcom X'e gönderme yaparak, onun “iyi nişan alacaksın, kuklayı değil, kuklacıyı vuracaksın” sözünü hatırlattı. Türk-İş'i sermayenin kullandığını, o nedenle mücadelenin asıl hedefinin bürokratlar değil sermaye olması gerektiğini vurguladı. Ne yapacağız, yıkıp yeniden yapacağız diye konuştu. Sendikaların işsizlere ve kayıt dışı çalışan sınıfın geniş kesimlerine dönük politikalar üretmesi gerektiğini söyledi ve Arjantin, Filipinler ve Güney Kore'de yaşanan farklı mücadele deneyimlerinden söz etti. Bugün emekçilerin sadece ekonomik anlamda saldırılarla karşı karşıya olmadığını, sermayenin aynı zamanda onların ruhlarına saldırdığını, bu nedenle de asıl önemli olanın ruhların silahlandırılması olduğunu vurguladı.

Volkan Yaraşır'dan sonra Süleyman Üstün yeniden söz aldı ve çok kısa konuştu. Gene konuyla ilgisiz, genel birlik beraberlik vurgularıyla süslü bir konuşma yaptı. Peşinden yeniden isteyenlere söz hakkı verilmeye başlandı. Bazı dinleyiciler konuşmaların toplantının içeriğiyle örtüşmediğini ifade ettiler. Daha önce konuşmasıyla ortalığı karıştıran eski Tez Koop İş yöneticisi yerinde ayağa kalkarak konuştu ve esasta bu toplantının kendi dile getirdikleri meseleyi tartışması gerektiğini, aksi takdirde mevcut sendikal anlayışı, bürokrasiyi eleştirmenin hiçbir anlamının olmadığını ifade etti.

Bu eksende yaşanan birkaç kısa konuşmanın ardından Hüseyin Ayrılmaz sürenin bittiğini ifade ederek toplantıyı bitirdi. Konuşmalarda ifade edilen görüşler üzerinden bir sonuç bildirgesi hazırlanacğını ve bunun işyerlerinde bildiri olarak dağıtılacağını zaten önceki konuşmasında söylemişti. Bu nedenle toplantı aynen başladığı gibi bitti.

-------------------------------------------------------------------------------------

Zonguldak'ta AB üzerine seminer

Zonguldak Ekim Gençliği olarak 19 Mart günü AB konulu bir seminer gerçekleştirdik. Semineri bir ay öncesinden kararlaştırarak hazırlandık. Seminer konuları AB tarihi,17 Aralık Zirvesi, eğitimin AB'ye uyum süreci üzerinden şekillendi. Bu ara başlıklar üzerinden gerçekleştirilen sunumlar ilgiyle dinlendi. Sunumlar esnasında ve sonrasında birçok katılımcı sorular sordular, konuşmalar yaptılar. Ayrıca Kürt hareketinin AB'ye bakışı, beklentileri üzerine anlamlı tartışmalar yapıldı. Seminer sonrasında bir değerlendirme yapıldı. Herkes ilk olmasından kaynaklı belli eksikliklerin olmasıyla birlikte oldukça faydalı geçen bir seminer olduğunu belirtti. Seminerlerin belli zaman aralıklarında yapılmasına karar verildi. Önümüzdeki günlerde yapılacak ikinci seminerin konusu tartışıldı ve konu belirlendi.

Ekim Gençliği/Zonguldak